Yılmaz Ateş: "Kasım 2013'teki ABD gezisinde FETÖ terör örgütü üst düzey yöneticileriyle görüşüldü, pozlar verildi!"

Yılmaz Ateş: "Kasım 2013'teki ABD gezisinde FETÖ terör örgütü üst düzey yöneticileriyle görüşüldü, pozlar verildi!"
23 Mayıs 2020 - 15:54 - Güncelleme: 23 Mayıs 2020 - 23:40



Y- CHP'liler tarafından atılmış olsa da, içindeki "CHP"ye olan sevgi ve saygısını kimselerin kazıyamacağı Yılmaz Ateş'ten, bayram öncesi deyim yarindeyse "yaylım ateşi" geldi!

Başta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına nasıl bir kumpasla getirildiğini tarih tarih alıntılarla tekrar hatırlatan Ateş, Ermenistan'ın ilk başbakanı tarafından dahi ağıza alınmayan "24 Nisan" düzmecesinin CHP'liler tarafından 2011 yılından beri ağıza alındığını, pilav gibi ısıtılıp ısıtılıp kamuoyuna sunulduğunun altını çizdi.

Türkçesi, Yılmaz Ateş yaptığı açıklamada Kılıçdaroğlu şürekâsının fotoğrafını çekip, Y-CHP'leştirilerek CHP'yi içler acısı duruma sürükeleyenlerin görünmeyen yüzlerini deşifre etti...

Öte yandan Kılıçdaroğlu'nun 2013'teki ABD gezisinde FETÖ'cülerle nasıl bir araya gelip pozlar verdiğinin altını çizen Ateş, ironi yapmadan Kılıçdaroğlu'nun o gezide ABD'li yetkili olarak altı üstü bir senetörle görüşebildiğini ve ABD dönüşünde de "Başbakan yurtdışına kaçacak. Getirip yargılayacağız" dediğini hatırlattı.

Ateş, yazılı açıklamasının son cümlelerinde de "Şimdi bu kumpas hesabının görülmesi zamanıdır" diyerek isim vermeden Kılıçdaroğlu'nun "yolcu" olacağının işaretini veriyordu.

İŞTE ATEŞ'İN KILIÇDAROĞLU İLE CHP'NİN NASIL Y-CHP YAPILDIĞININ VE GELİNEN NOKTANIN ÖZET FOTOĞRAFI:   

                                                 DARBE VE İŞGAL

 Yılmaz ATEŞ  (CHP eski Genel Başkan Yardımcısı)

“Çıkarlarımız için Deniz Baykal CHP’nin başından gitmelidir.” (ABD Ankara Büyükelçisinin
Waşington’a gönderdiği rapor-2008)

“Baykal’ın yerine Kemal Kılıçdaroğlu getirilebilir mi? Arkadaşları ve çevresini araştırıp bildiriniz.”
(ABD Dışişleri Bakanı bayan Clınton’un Ankara Büyükelçisine gönderdiği mesaj- 2008)
 Bunları Wikiliks belgelerinden öğrendik.

“CHP’nin batılı anlamda sosyal demokrat parti olması için Baykal istifaya zorlanmalı Kılıçdaroğlu
genel başkan olmalıdır. Kılıçdaroğlu gelirse parti politikaları değişir.” (Silkort Enstitüsü Raporu-2009)

“Kurultaya yakın CHP’de bir deprem olacak, Baykal istifa edecek Kılıçdaroğlu genel başkan
olacak.” (22 Mart 2010- Muhsin Akıl Anayurt Gazetesi)
 
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasının üzerinden tam 10 yıl geçti. Seçildiği ilk
kurultayda Kılıçdaroğlu, “Bana izin verin kadromla geleyim ilk seçimde %40 oyla tek başımıza iktidar
olalım. Size ilk seçimde iktidar sözü veriyorum. Bu söz Kılıçdaroğlu sözüdür.”demişti. Parti içi
demokrasiyi eksiksiz uygulayacağını, her kademede önseçim yapacağı taahhüdünde de bulunmuştu.
Sonraki açıklamalarında da bu iddiasını sürdüren Kılıçdaroğlu, yüzde 40 oy almazsa istifa edeceğini
söylemişti.


İstediği kadrosunu kurmuştu ama 2011’de yapılan ilk genel seçimde yüzde 25, son yapılan 2018
milletvekili seçiminde %22,65 oy alınmıştı. 2019’daki son yerel seçimde de (30 Büyükşehir
Belediyesi’nden 11’ni aldığımız) belediye meclis oyumuz % 29,36’ydı. Bugünlerde yapılan kamuoyu
yoklamalarına baktığımızda oy oranımız % 17,7-25 aralığında görünüyor. 2010 Nisan ayındaki
kamuoyu yoklamalarına göre CHP’nin oyu %28-30 bandındaydı.

Parti içi demokrasi ise sizlere ömür: Kurulduğu günden bu yana Parti politikalarının, seçimlerin
değerlendirildiği, vizyon belgelerinin oluşturulduğu seçimsiz Küçük Kurultay, Onur Kurulu bir kez dahi
toplantıya çağrılmadan tüzükten kaldırıldı. İlçe-İl kongreleri tek aday dayatması ile işlevsiz kılınarak
yönetimler ve delegasyon genel merkez tarafından belirlendi. Gurup Başkanvekillerinin seçimi fiilen
ortadan kaldırıldı.

Bugün önseçimle gelmiş bir tek milletvekili ve belediye başkanı yok; tamamı genel merkez
tarafından atandı. Yani Kılıçdaroğlu’nun verdiği sözlerin ve taahhütlerin hiç biri bu 10 yılda yerine
getirilmedi veya getirilemedi ama Uluslararası güçleri rahatsız eden politikalar tek tek değiştiriliyor.

Politikalardan önce, bu güçleri rahatsız eden kadrolar önce etkisiz hale getirildi, sessizliği bozanlar
partiden atıldı.

Ermenistan ilk başbakanının dahi ağzına almadığı “soykırım” kelimesi 2011’den itibaren CHP’nin
genel merkez yetkilileri tarafından her 24 Nisan’da tekrarlanır oldu.

Yunanistan’nın Ege Denizi’ndeki tezleri büyük bir gayretle genel başkan yardımcısı tarafından
milletvekillerine dikte edildi. Hem de genel başkanın 4 ay önceki görüşü çiğnenerek.

Kasım 2013’te üst düzey yöneticileri ile görüşmek için ABD’ye giden genel başkan ancak bir
senatörle görüşebildi. Ama bu gezide Fetö terör örgütünün ABD’deki üst düzey yöneticileriyle bir
araya gelindi.
Toplantıdan sonraki ortak açıklamayla iki eş değer kurum görüntüsü verdirildi. Dönüşte,
“Başbakan yurt dışına kaçacak, getirip yargılayacağız.”dedi.

Parlamentoyu bombalayan, 2500 gazi, 251 vatandaşımızı şehit eden Fetö Terör örgütüne üyelik
veya yardım-yataklık yapmaktan hüküm giyen 5 kişinin genel başkan danışmanı olarak yer alması,

aynı şekilde bu darbe girişimine destek verdikleri gerekçesiyle tutuklanan gazeteciler için mitinğ
düzenlenip alkışlattırılması halen izah edilemedi.

15 Temmuz’dan sonra askeri okullardan atılan öğrencilerin mağduriyetleri dile getirilirken, bu terör örğütünün kumpasları ile alın terleriyle girdikleri aynı okullardan atılan, işkence gören binlerce öğrencinin mağduriyetinden söz edilmemektedir.

Demokratik Laik Sosyal Hukuk Devleti’ni kuran partinin bazı yöneticilerinin, bu devlet sistemine
düşman, ortadan kaldırmaya ant içmiş, yargıda hüküm giymiş hareket mensuplarını himaye etmesine,
Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı söylemlerine anlam verilememektedir.

İstifasından bir gün sonra Sayın Baykal’ın evinde 4 üst düzey yöneticiyle yapılan değerlendirmede,
“Bu komplo genel başkanın şahsında CHP’ne kurulmuştur. Buna direnmeliyiz.”demiştim. 15
Temmuz’da daha açık görüldü ki, bu komplo demokrasiye ve Türkiye’ye kurulmuştu. Emperyalist
güçlerin 1 Mart’ta Türkiye’yi işgal planı önündeki engel CHP’ydi, Baykal’dı. 15 Temmuz’da Türkiye’yi
işgal planının önündeki engel Recep Tayip Erdoğan’dı. Her iki hamlede boşa çıkarıldı, Türkiye işgal
edilemedi.

Şimdi bu kumpas hesabının görülmesi zamanıdır. Kumpasın 10.cu yılında birinci mahkemenin
halen sonuçlanmaması ayıbını Türkiye daha fazla taşıyamaz, taşıyamamalıdır.
 (22.05.2020)





Not: Kılıçdaroğlu, "aday değilim" dedikten 23 saat geçtikten sonra adayım demiş, 22 Mayıs 2010'da yapılan kurultayda CHP Genel Başkanı olmuştu.