Milli Mücadele'nin kadın kahramanları

Milli Mücadele'nin kadın kahramanları
16 Şubat 2020 - 09:28

Vatanın kurtuluşuna kendilerini adayan Aydınlı kadın efeler, kaçmak yerine erkeklerle omuz omuza çarpıştı. Anneliklerini, kadınlıklarını ikinci plana atıp ülkenin kurtuluşuna katkı sağladılar...

Birinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından Osmanlı Devleti'nde başlayan işgaller, namusunu ve toprağını korumak için Türk halkını silaha sarılmaya teşvik eder. Mücadele küçük direnişlerle başlar, ardından İzmir'in Yunanlılar tarafından işgaliyle tüm yurda yayılır ve bir Kurtuluş Savaşı haline gelir. Aydın ili Milli Mücadele'de Kuvayi Milliye'nin kurulduğu yerdir. Aydın, kadınıyla erkeğiyle çete savaşlarına katılarak ilk direniş hareketlerini burada başlatır. Ölüm kalım mücadelesinde erkeğinin yanında yer alan Türk kadınlarından bir kısmı çetelere katılırken, bir kısmı birliklere komuta eder ve bu sebepten dolayı birtakım rütbeler alırlar.

EFELERİ HAREKETE GEÇİREN BALTA KÖYLÜ ARSIN TEYZE
Aydın'da ilk Kuvayı Milliye müfrezesini kuran ve Kurtuluş Savaşı'nda, milis kuvvetleriyle, ilk defa düzenli orduya katılan, diğer efe ve zeybeklerin Milli Mücadele'ye katılmasına öncülük eden Yörük Ali Efe'yi, dağlarda gezmekten vazgeçiren Balta köylü Arşın Teyze'dir. Arşın Teyze'nin Yunan bayrağını kast ederek "Cami minaresinde mavi bayrak dalgalandıktan sonra sen efe olsan ne yazar, olmasan ne yazar" sözleri Yörük Ali Efe'yi Milli Mücadele'ye sevk eder. Yörük Ali Efe'ye bağlı olarak düşmanla çarpışanlar arasında kadınlar da vardır. Özellikle İmamköylü Çete Ayşe, zeybekler arasında cesareti, yamanlığı ve iyi nişancılığıyla ün yapmıştır. Emire Ayşe, Ayşe Çavuş diğer adıyla Mehmet Çavuş ve Çiftlikli Kübra ise zeybek elbisesi giyerek silaha sarılan Aydın'ın kahraman kadınlarıdır.


ÇETE AYSE LAKAPLI EMİRE AYŞE ALİYE

Çete Ayşe 1894 Aydın doğumludur. Eşi Çanakkale Cephesi'nde şehit düşen Emire Ayşe Aliye, iki çocuğu ve babasıyla yaşar. Yunanlıların 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal etmesiyle Aydın'a doğru ilerlediği haberi tüm yörede yayılır. Bu haber üzerine tedirgin olan Aydınlılar, Menderes'in diğer tarafına geçmeye çalışır. Bu sırada iki arkadaşını nehirde boğulan Efe Ayşe, kendisini kötü hisseder ve köyüne döner. Bu olay onun tarihe altın harflerle yazılan kahramanlığının başladığı gündür. Vatanını ve köyünü düşman işgalinden kurtarmak için şehit eşinden kendisine kalan tek mirası altın küpelerini satar ve mavzer ile bir kolon mermi alır. Komşusundan tüfek kullanmayı öğrenir. Efelerin Yunanı sürdüğü haberini alınca Salavatlı'dan Halil İbrahim Efe ile Sancaktarın Ali Efe'ye katılır. Ayşe Efe'nin gayretini öğrenen Kuvay-i Milliyeci efeler, Ayşe Efe'nin emrine on kişi vererek Milli Mücadele içine katarlar ve Çete Ayşe ismini verirler.

AYSE HANIM, ERKEKLERİN TAKTIGI İSİMLE MEHMET ÇAVUS
Ayşe Efe, genç yaşta bir çocuğuyla dul kalır. Kardeşi Aydın içinde Yunan askerlerince işkenceyle öldürülür. Yörük Ali'nin geleceğini ve çetesinin içinde kadınların da olduğunu duyunca Fırka kumandanı gelene kadar çeteye yazılır. Aydın'da 58 saat savaşır, asker elbiseli Ayşe Efe, Tabaklar Mahallesine girer, mahalle yanmaktadır. Ayşe Efe, yedi yaşındaki oğluna burada kavuşur. Koçarlı'da ve iki kere de Menderes'te savaşır.



AYDINLI AYŞE ÇAVUŞ
Ayşe Hanım, aslen Kırımlıdır. Göç ederek Prizren'e, Balkan Savaşı sırasında Bursa'ya ve oradan da İzmir'e yerleşmişlerdir. Eşini Balkan Harbi'nde kaybetmiş, dördü erkek biri kız beş çocuk anasıdır. Yunanlılar'ın İzmir'i işgali üzerinde "ölüm var, kurtuluş yok" diyerek Uşak'a çocuklarını gönderir. Damadı ve büyük oğlu ile birlikte çarıkları çeker, eline bir sopa alarak dilenci kıyafetiyle Aydın'a geçerler. Bu süre içerisinde mahalle delikanlılarını vatanı kurtarmak için çalışmaya ikna eder. Muhtar bir filinta ile 200 fişek verir, civar köylerden de 280 delikanlıyı ikna ederek kasabaya doğru yola çıkarlar. İki saatlik muharebeyle kasabayı alırlar. Yunanlıların Demirci'ye girdiği haberi üzerine süvari olarak Demirci'ye gider. Ani gece baskınıyla 400 kişilik Yunan kuvveti yenilir. Başarıları üzerine Ayşe Hanım, Ayşe Çavuş olur.

SELANİKLİ BİNBASI AYŞE HANIM
Aslen Selanikli olan Ayşe Hanım, I. Dünya Savaşı sırasında evlendiği Binbaşı eşinin Kafkasya cephesinde yaralanarak hastanede şehit düşmesi üzerine, eşinin intikamını almak için yemin eder. Ayşe Hanım, İzmir'in Yunanlılarca işgali üzerine ilk mukavemet hareketine katılır, ancak Yunanlılar İzmir'e hakim olunca Aydın'a geçer. Eşiyle evlenirken kendisine verilen her türlü ziyneti paraya çevirir, mavzer alarak Aydın'da Köpekçi Nuri'nin çetesine katılır. Aydında adını kahramanlıklarıyla duyurur. Çetelerle beraber olmak kadınlar için zordur. Osmanlı Türk Ordusu'nda bir subayın karısı olduğunu unutarak çete bireyleriyle kardeşleri gibi hareket eden Selanikli Ayşe Hanım destanlaşır. Gönüllü olarak resmen Kuvayi Milliye birlikleri arasına katılan Ayşe Hanım, çetelerin dağılmaya başlamasıyla ordunun yöredeki kurumlarına resmen müracaat ederek ordunun resmi askerleri arasına katılır katılmaz Kuvayi Milliye'de yaptığı hizmetler nedeniyle üsteğmenliğe atanır.

ŞERİFE ALİ KÜBRA DİGER ADI İLE ÇİFTLİKLİ KÜBRA
Tıknaz, kısa boylu, yakalandığı sıtmanın etkisiyle sararmış bir yüze sahiptir ve henüz 17 yaşındadır. Yüzünde Yunana karşı bir kin ve öfke vardır. Sadece babası vardır. Düşman Aydın'da iken nişanlıdır Şerife Efe. Bir gün kan ter içinde uyanır uykusundan. Babasına rüyasında Çete Ayşe'yi gördüğünü ve onunla birlikte savaşa katılmak istediğini söyler. Babasının kıyafetini giyerek evden çıkmak üzere iken babasının itirazına şu cevabı verir: "Ülkem düşman işgalindeyken ben nasıl evlenip çocuk sahibi olabilirim. Şimdi düşmanı kovma vakti, sağ kalıp geri dönersem evlenirim, çocuklarım olur." Bunun üzerine Çete Ayşe ile daha sonra Yörük Ali Efe ile düşmana karşı savaşır. Yörük Ali'nin 3. kızanı olarak tarihe geçer.

İHSAN KARATAŞ-Yeni Asır