Kılıçdaroğlu: Mustafa Kemal'e verilmeyen yetkiler 21. yüzyılda bir kişiye verildi

Kılıçdaroğlu: Mustafa Kemal'e verilmeyen yetkiler 21. yüzyılda bir kişiye verildi

Kılıçdaroğlu: Mustafa Kemal'e verilmeyen yetkiler 21. yüzyılda bir kişiye verildi
04 Eylül 2019 - 13:20

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sivas Kongresi'nin 100. yılında CHP Parti Meclisi'ni Sivas'ta topladı. Kılıçdaroğlu, hükûmete 5 ana başlık altında çağrıda bulundu. Cumhurbaşkanı makamında oturan kişinin tarafsız olması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Mustafa Kemal'e verilmeyen yetkiler 21. yüzyılda bir kişiye verilmiş" diye tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu'nun hükûmete yaptığı çağrıda diğer başlıklar ise; güçler ayrılığı ilkesine uyulması, devlet yönetiminde şeffaflık, ekonomik sosyal konseyinin toplanması ve dövizle verilen garantilerin Türk Lirası'na çevrilmesi oldu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Sivas Kongresi'nin özelliklerini kısaca ifade edeyim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önemli, bir aktör olarak ortaya çıktığı kongre Sivas'tır. Mondros burada reddedilir

"TBMM Başkanı'na bir çağrı yapmak isterim, her seçim sonrası milletvekili arkadaşlara bir beyanname verilecekse 1920'de TBMM'nin beyannamesi verilmesi gerekir. TBMM'nin Milli Kurtuluş Savaşı sırasında izlediği rota burada açıkça belli edilmiştir. Cumhuriyet kurulmuş ve yeni yönetimi büyük sorunlar beklemektedir."

"Tıbbiyeli Hikmet'i de anıyoruz; o Mustafa Kemal'e 100 yıl önce 'Mandayı kabul edecek olanları şiddetle reddederiz. Manda düşüncesini siz bile kabul etseniz, sizi de reddederiz. Sizi vatan batırıcısı olarak ilan eder; karşı koyarız' demiştir."

"1930 Merkez Bankası'nın kuruluşu. Gazi'nin döneminde ne oldu diyorlar. CHP'nin dikili ağacı var mı, bu ülkeye hizmet ettiler mi diyorlar! İnsaf denen bir şey var. Ve bütün bunların planlı olması gerektiğini söylüyorlar. Hatırlarsınız 2019'da bir dönem TC'nin kalkınma planı yoktu. 21. yüzyıldan bahsediyorum. Kalkınma planı olmayan bir devletimiz vardı."

"14 Ağustos 1934 Seka Kağıt Fabrikası. Şimdi kapandı, dünyanın sayılı kağıt fabrikalarından biriydi kurulduğu yıllarda. Kayseri'de uçak fabrikasının temelini attılar 1925'te. 9 yıl sonra Kayseri'de üretilen uçak Ankara'ya indi. Türkiye uçak üreten bir devlettir, sanayi devrimini yakalayan bir devlettir artık. Yoksulluk içinde her kuruşun hesabını vererek bunu yaptılar."

"CHP'nin dikili ağacı var mı' diyorlar; insaf denilen bir şey var. 1925'te uçak fabrikasının temeli atıldı, 1933'te birinci 5 yıllık sanayi planı devreye konuldu, 1934'de SEKA'yı kurduk, sanayi devrimini yakalayan bir devlet kurduk."

"1937'de ilk Türk denizaltısının omurgasının yerleştirme törenini yaptık, hem uçak yaptık hem denizaltı; hani bizim tek dikili ağacımız yoktu; bunlar CHP iktidarında yapıldı. Bunu söyleyenler tarih bilmiyorlar."

"Çiftçiyi üretemez hale getirdiler. Her şeyi ithal ediyoruz. Etten tutun mercimeğe kadar! Rezalet! Her vatandaşın düşünmesi lazım. Cumhuriyet tarihini çok iyi anlatabilirsek çok şey kazanmış oluruz. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye ekonomik olarak sıkıntıdadır. Bir krizin ortasındayız. Biz yine CHP olarak krizin daha başında 13 Ağustos'ta bir basın toplantısı yaptık. Bu krizden şöyle çıkabiliriz dedik, dinlemediler. 'Kriz yok' dediler. Bugün kendileri krizin olduğun söylüyorlar. Bugün Türkiye'nin dış politikada da ciddi sorunları var. Bugün pinpon topu gibi Amerika ile Rusya arasında gidip gelen bir Türkiye var. "

Kılıçdaroğlu'ndan iktidara çağrı

"Bize düşen bir görev var. Belli konularda çağrı yapıyoruz; 

1 - Kesinlikle cumhurbaşkanı tarafsız olmalı. Cumhurbaşkanları devletin sigortasıdır. Bir cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı olamaz. Siz bütün devleti bir kişinin iki dudağına bağlamışsınız. Mustafa Kemal'e verilmeyen yetkiler 21. yüzyılda bir kişiye verilmiş.

2- Güçler ayrılığı ilkesine mutlaka uyulmalı. Dünyada sağlıklı işleyen bütün devletlerde güç kontrol edilir. Güç baskı aracıdır. Neyle kontrol ediyorsunuz gücü yasama, yargı organıyla ama bunlar birbirlerini denetliyorlar. Şimdi hatayı telafi edecek makam yok. Devlet şimdi eski devlet değil. Bir saray devleti bir de Türkiye Cumhuriyeti devleti. Nerede Dışişleri Bakanı? Yok. Saray'da başka bir dışişleri bakanı var. 

3- Devlet yönetiminde şeffaflık. Devleti yönetenler tüyü bitmemiş yetimlerden de vergi alırlar. Dünyanın bütün demokrasilerinde yöneticiler toplanan vergileri harcar ama hesap verirler. Şunu  buraya harcadım derler. Şehir hastanelerini kaça yaptın?  Havaalanını kaça yaptın? Sır. Elin oğlunun bildiği şey bizim vatandaşımız için neden sır oluyor? Sayıştay dünya standartlarına göre denetim yapmalıdır. Sayıştay'ı kontrol ediyor, rapor yazma diyorsanız, olmaz arkadaşlar.

4- İşten çıkarmalar yaşanıyor. Saray'da kriz yok mutfak dolu. İşsizliğin ne olduğunu onlar bilmezler. O zaman yapılması gereken çağrımız şudur; ekonomik sosyal konseyi topla. Dertli insanları bir topla dinle bakalım ne diyecekler. Ben dinlemem diyor. O zaman bu Anayasa değişikliğini neden yaptık biz? Diyeceksiniz ki Anayasa mı var bu ülkede? E usulen de olsa bir Anayasa var. Bu konsey Anayasa'da var. Üç ayda bir toplanması lazım, en son 2009'da toplanmış. Peki bu vatandaşın derdini nereden öğreniyorsunuz? Damat mı söyleyecek sana? Damadın başka işleri var.

5- Dövizle verdiğin garantileri Türk Lirasına çevirin. Faturayı vatandaşlar ödüyor. Kim ödedi? Emekliler, işçiler, işten atılanlar, sanayiciler. Sen yaşanan krizin adil dağılmasını istiyorsan dolar bazında verdiğin ihaleleri TL bazına çevireceksin."