İŞTE ERKAN KAARSLAN'IN FETÖ'DEN KABUL EDİLEN İDDİANAMESİNİN TAM METNİ!

İŞTE ERKAN KAARSLAN'IN FETÖ'DEN KABUL EDİLEN İDDİANAMESİNİN TAM METNİ!
28 Şubat 2017 - 18:17 - Güncelleme: 28 Şubat 2017 - 18:35

işte Erkan Karaarslan'ın FETÖ/PDY'den kabul edilen iddiamesi:

 

T.C.
MERSİN
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
(Terör, Organize ve Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu)
TUTUKLU 
SORUŞTURMA NO    : 2016/34689 
ESAS NO        : 2016/14445
İDDİANAME NO        : 2016/1530

İ  D  D  İ  A  N  A  M  E
MERSİN 7. AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NE

DAVACI    : K.H.
MÜŞTEKİ  : 1- HASAN DÜNDAR, NİYAZİ Oğlu ELİFE'den olma, 15/05/1965 doğumlu, Mahmudiye Çağ İş Hanı K.3 /16 Bolrak İnşaat  Akdeniz/ MERSİN ikamet eder.
         2- YAŞAR CELAL ARSLAN, ÖMER ABDUL FARUK Oğlu SELVİ'den olma, 01/01/1952 doğumlu, Turgut Reis Mahallesi 4101 Sokak N.12   Akdeniz/ MERSİN ikamet eder.
        3- MUSTAFA GARS, CEMİL Oğlu İSMİNAZ'den olma, 20/05/1965 doğumlu, Viranşehir Mah. Cengiz Topel Cad. No:17C İç Kapı No:9  Mezitli/ MERSİN ikamet eder.
ŞÜPHELİ : 1- FATİH AYDIN, MUHTEREM  Oğlu HATİCE'den olma, 15/04/1981 doğumlu, MERSİN ili, TARSUS ilçesi, KADELLİ köy/mahallesi, 125 cilt, 14 aile sıra no, 108 sıra no'da nüfusa kayıtlı Limonluk Mah. 24135 Sk. No:5A İç Kapı No:4  Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ: Av. HİBE GÖKALP, MERSİN
 Mahmudiye Mah. 4810 Sokak No 67 Deniz İşh. Kat 4/11 Akdeniz/Mersin (Adliye Güney Girişi Karşısı) 33070 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ: 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)

ŞÜPHELİ:  2- HÜDAVERDİ AYDOĞDU, KAMİL  Oğlu SANİYE'den olma, 19/05/1981 doğumlu, MERSİN ili, YENİŞEHİR ilçesi, BAHÇELİEVLER köy/mahallesi, 3 cilt, 978 aile sıra no, 3 sıra no'da nüfusa kayıtlı Akkent Mah.23108 Sk.Mavi Işık Apt N:14/20 Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ: Av. ONUR CAN ADAK, MERSİN
      Mahmudiye Mah. Bahçeler Cad. No:19 Palamut Plaza Kat:5/69-70 Akdeniz / MERSİN
      Av. MURAT AKIN, MERSİN
      Mahmudiye Mah. Bahçeler Cad. No:19 Palamut Plaza Kat:5/69-70 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarih 2016/646 sayılı kararı
TAHLİYE TARİHİ     : 16/11/2016
ŞÜPHELİ    : 3- ERKAN KARAARSLAN, İBRAHİM Oğlu  FATMA'den olma, 17/09/1975 doğumlu, NEVŞEHİR ili, MERKEZ ilçesi, GÖRE/HACIİBRAHİMAĞA köy/mahallesi, 28 cilt, 11 aile sıra no, 65 sıra no'da nüfusa kayıtlı Osman Temiz Mah. Dikmen Cad. No:313 İç Kapı No:51  Çankaya/ ANKARA ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. ARZUMAN AZAFLI, ANKARA
      Menekşe 2 Sokak No 16/11 Kızılay Çankaya / ANKARA
      Av. MESUT BARAN AKGÜN, İZMİR
      Adalet Mah. 1593/1 Sk. No:63 Hasdemirler İşm. D:24 Bayraklı / İZMİR
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 11/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 11/08/2016 - 18/08/2016 (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ    : Mersin 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 18/08/2016 tarih 2016/592 sayılı kararı.
ŞÜPHELİ    : 4- MEHMET ÖZGÜR SANAL, AYHAN  Oğlu ÜMMÜHAN NURGÜN'den olma, 31/05/1977 doğumlu, İSTANBUL ili, KADIKÖY ilçesi, CAFERAĞA köy/mahallesi, 4 cilt, 1318 aile sıra no, 10 sıra no'da nüfusa kayıtlı Pirireis Mah. İsmet İnönü Bulvarı No:190 İç Kapı No:12  Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. İSA GÖK, MERSİN
      Kuvayi Milliye Cad. Gökdelen İş Merkezi Kat:15/315 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ       : 09/08/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarih 2016/646 sayılı kararı
TAHLİYE TARİHİ     : 09/09/2016
ŞÜPHELİ    : 5- MUSTAFA YALIN, HÜSEYİN  Oğlu RAHİME'den olma, 10/09/1972 doğumlu, MERSİN ili, YENİŞEHİR ilçesi, ÇİFTLİK köy/mahallesi, 53 cilt, 18 aile sıra no, 26 sıra no'da nüfusa kayıtlı Viranşehir Mah. 34325 Sk. No:14B İç Kapı No:16  Mezitli/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. BEKİR YILMAZER, MERSİN
      Çankaya Mah. Silifke Cad. Armağan İşh. Kat:2 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 09/08/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarih 2016/646 sayılı kararı
TAHLİYE TARİHİ     : 09/09/2016
ŞÜPHELİ    : 6- SERDAR ARSLAN, RASİM  Oğlu FİTNET'den olma, 30/11/1966 doğumlu, MERSİN ili, ERDEMLİ ilçesi, MERKEZ köy/mahallesi, 5 cilt, 58 aile sıra no, 8 sıra no'da nüfusa kayıtlı Akdeniz Mah. Şehit Üsteğmen Sk. No:12 İç Kapı No:3  Erdemli/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. HASAN DOYDU, MERSİN
      Gmk Bulvarı Aydınlıkevler Mah. 2004 Sok. Erdinç 2 Apt.No:2 Kat:2/3 33140 Yenişehir / MERSİN
      Av. YUSUF ŞAHİN, MERSİN
      Merkez Mah. Türbe Cad. Özmenler İşh. Kat:1 Erdemli / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
ŞÜPHELİ    : 7- HALUK TUNÇSU,  HÜSEYİN  Oğlu SAHİRE'den olma, 01/06/1955 doğumlu, MERSİN ili, AKDENİZ ilçesi, İHSANİYE köy/mahallesi, 14 cilt, 455 aile sıra no, 5 sıra no'da nüfusa kayıtlı Fatih Mah. 30014 Sk. No:6C İç Kapı No:34  Mezitli/ MERSİN ikamet eder.

MÜDAFİİ    : Av. BURAK CANLI, MERSİN
      Mesudiye Mah. 5124 Sokak No:Çevik Apt. Kat:1/2 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016  MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 09/08/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarih 2016/646 sayılı kararı

ŞÜPHELİ    : 8- HÜSEYİN VURAL, MEHMET ALİ  Oğlu ÜNZÜLE'den olma, 30/12/1966 doğumlu, MERSİN ili, TARSUS ilçesi, ULAŞ köy/mahallesi, 193 cilt, 21 aile sıra no, 31 sıra no'da nüfusa kayıtlı Fevzi Çakmak Mah.1711. Sk.No:17/2 Tarsus/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. SELDA AMİL, MERSİN
      Çankaya Mah. İstiklal Cad. Elmas  Apt. 55/5 Merkez / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 27/09/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 27/09/2016 - 04/10/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 04/10/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 04/10/2016 tarih 2016/793 sayılı kararı
ŞÜPHELİ    : 9- ALİ SELÇUKOĞLU, DURHASAN  Oğlu NASİBE'den olma, 09/03/1974 doğumlu, MERSİN ili, TARSUS ilçesi, GİRNE köy/mahallesi, 19 cilt, 92 aile sıra no, 3 sıra no'da nüfusa kayıtlı Akdeniz Mah. Fatih Cad. No:18B İç Kapı No:17  Mezitli/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. HİCABİ ÖKSÜZ, MERSİN
      Y.Şemsettin Mh. 3905 Sk. No: 2 Kat : 1(Eski Ankara Yolu Yeni Adliye Civarı Şelale Kavşağı Krş) Tarsus Tarsus / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)

ŞÜPHELİ    : 10- İLKNUR DEĞER DUMAN, İBRAHİM  Kızı ZÜBEYDE'den olma, 03/10/1955 doğumlu, HATAY ili, ANTAKYA ilçesi, PAŞAKÖY köy/mahallesi, 134 cilt, 206 aile sıra no, 2 sıra no'da nüfusa kayıtlı Deniz Mah. 49232 Sk. No:11G İç Kapı No:9  Mezitli/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. ASLAN KÜÇÜK, MERSİN
                  aslan.kucuk@hs01.kep.tr
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)

ŞÜPHELİ    : 11- YASİN ÜNAL, OSMAN  Oğlu SERPİL'den olma, 06/02/1986 doğumlu, MERSİN ili, ERDEMLİ ilçesi, KÜSTÜLÜ köy/mahallesi, 56 cilt, 24 aile sıra no, 42 sıra no'da nüfusa kayıtlı Limonlu Mah. Ecevit Sok. No:23 İç Kapı No:1 Erdemli/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. SELAHATTİN ATABEY, MERSİN
      Mahmudiye Mah. Bahçeler Cad. Matiat İş Merkezi Kat:4/28 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)

ŞÜPHELİ    : 12- CAHİT TAŞ, HALİL  Oğlu GÜLAY'den olma, 08/01/1959 doğumlu, MERSİN ili, MEZİTLİ ilçesi, DENİZ köy/mahallesi, 120 cilt, 3 aile sıra no, 90 sıra no'da nüfusa kayıtlı Deniz Mah. Portakal Cad. No:7 İç Kapı No:2  Mezitli/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. SEMRA KABASAKAL, MERSİN
      Cengiz Topel Cad.Tısoğlu Pasajı K: 4 No: 404 33400 Tarsus / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 27/09/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 27/09/2016 - 04/10/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 04/10/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 04/10/2016 tarih 2016/793 sayılı kararı

ŞÜPHELİ    : 13- MUSTAFA ŞAHİN,  HALİT  Oğlu SEYYARE'den olma, 01/01/1962 doğumlu, MERSİN ili, SİLİFKE ilçesi, ATAYURT köy/mahallesi, 29 cilt, 310 aile sıra no, 10 sıra no'da nüfusa kayıtlı İnönü Mah. 1408 Sk. No:26A  Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. ASLAN KÜÇÜK, MERSİN
      aslan.kucuk@hs01.kep.tr
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 05/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 05/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (5 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 09/08/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarih 2016/646 sayılı kararı

ŞÜPHELİ    : 14- SAMİ YALDIZ,  ALİ  Oğlu HADİCE'den olma, 01/01/1971 doğumlu, MERSİN ili, AKDENİZ ilçesi, GÜNDOĞDU köy/mahallesi, 141 cilt, 340 aile sıra no, 7 sıra no'da nüfusa kayıtlı Gündoğdu Mah. 5744 Sk No:8 Merkez/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. HÜSEYİN EVİNDAR GÜLER, MERSİN
      Mahmudiye Mah. 4820 Sokak Soylu Business Kat:6 No:85 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 27/09/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 27/09/2016 - 04/10/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 04/10/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 04/10/2016 tarih 2016/793 sayılı kararı

ŞÜPHELİ    : 15- HASAN SERKAN  SARI, FEYZİ  Oğlu SAİME'den olma, 08/11/1978 doğumlu, MERSİN ili, SİLİFKE ilçesi, ÇALTIBOZKIR köy/mahallesi, 24 cilt, 135 aile sıra no, 72 sıra no'da nüfusa kayıtlı Yukarıyurtçu Mah. Evliya Çelebi Cad. No:43B İç Kapı No:20  Etimesgut/ ANKARA ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. MUSTAFA YASİR ŞENER, MERSİN
      İhsaniye Mah. 4901 Sokak Acenoğlu Apt. No:2/4 3300 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 28/09/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 28/09/2016 - 04/10/2016 tarihleri arası (7 Gün)

ŞÜPHELİ    : 16- TEVFİK DİNÇER, TALAT YILMAZ  Oğlu ALİME'den olma, 21/03/1979 doğumlu, KARAMAN ili, MERKEZ ilçesi, MANSURDEDE köy/mahallesi, 27 cilt, 59 aile sıra no, 57 sıra no'da nüfusa kayıtlı Limonluk Mah. 24127 Sk. No:3A İç Kapı No:10  Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. RAFET ÖZER, MERSİN
      Çankaya Mah. 4738 Sk Özberk Apt.Kat:7 D: 19 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 09/08/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarih 2016/646 sayılı kararı

ŞÜPHELİ    : 17- SİNAN YILDIRIM, HARUN  Oğlu GANİMET'den olma, 01/04/1982 doğumlu, MERSİN ili, ERDEMLİ ilçesi, ÇİFTEPINAR köy/mahallesi, 24 cilt, 5 aile sıra no, 50 sıra no'da nüfusa kayıtlı Yeni Mahalle Kelveli Caddesi Konak Apt. Sitesi N.8 İç Kapı No:5 Mezitli/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. HASAN DOYDU, MERSİN
      Gmk Bulvarı Aydınlıkevler Mah. 2004 Sok. Erdinç 2 Apt.No:2 Kat:2/3 33140 Yenişehir / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 (8 Gün)

ŞÜPHELİ    : 18- MUSTAFA KORAY GÖKÇÜL, NAYİM  Oğlu SERPİL'den olma, 21/02/1981 doğumlu, MUĞLA ili, MİLAS ilçesi, KAPIKIRI köy/mahallesi, 72 cilt, 14 aile sıra no, 51 sıra no'da nüfusa kayıtlı Barbaros Mah. 2103 Sk. No:7 İç Kapı No:15  Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. HÜLYA TOL, MERSİN
      Barış Mah. Bahçeler Cad. Eroğlu Plaza No:30 Kat:5/19  Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
ŞÜPHELİ    : 19- FUAT KURT,  HÜSEYİN  Oğlu CEYHAN'den olma, 27/08/1962 doğumlu, ADANA ili, CEYHAN ilçesi, ELMAGÖLÜ köy/mahallesi, 43 cilt, 83 aile sıra no, 5 sıra no'da nüfusa kayıtlı Menteş Mah. 2507 Sk. No:27 İç Kapı No:7  Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. BURCU ERTAN AYCAN, MERSİN
      Mahmudiye Mah. 4812 Sk Kuriş Plaza No:  A Blok 1/2 33040 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 09/08/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarih 2016/646 sayılı kararı

ŞÜPHELİ    : 20- SAADEDDİN YAŞAR AKSOY, DURDU MEHMET  Oğlu FERUZE'den olma, 01/12/1967 doğumlu, KAHRAMANMARAŞ ili, GÖKSUN ilçesi, KAYABAŞI köy/mahallesi, 1 cilt, 84 aile sıra no, 12 sıra no'da nüfusa kayıtlı Limonluk Mah. 24104 Sk. No:7 İç Kapı No:8  Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. SEMRA KABASAKAL, MERSİN
      Cengiz Topel Cad.Tısoğlu Pasajı K: 4 No: 404 33400 Tarsus / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 09/08/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarih 2016/646 sayılı kararı
ŞÜPHELİ    : 21- MEHMET TÜRKMEN, ALİ ASLAN  Oğlu FADİME'den olma, 27/09/1980 doğumlu, MERSİN ili, TARSUS ilçesi, SAĞLIKLI köy/mahallesi, 168 cilt, 12 aile sıra no, 95 sıra no'da nüfusa kayıtlı Akbelen Mah. 84066 Sk. No:30 İç Kapı No:18  Toroslar/ MERSİN ikamet eder.
SUÇ    : Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 09/08/2016 MERSİN
YAKALAMA KARAR TARİHİ    : 09/08/2016

ŞÜPHELİ    : 22- AŞKIN GÜNAY, NUH TUFAN  Oğlu GÜLENDAM'den olma, 13/01/1971 doğumlu, MERSİN ili, AKDENİZ ilçesi, KİREMİTHANE köy/mahallesi, 16 cilt, 685 aile sıra no, 4 sıra no'da nüfusa kayıtlı Eğriçam Mah. 7 Cad. No:7B İç Kapı No:11  Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. RECEP GÜRBÜZ, MERSİN
      Camiişerif Mah. 5229 Sok. No:17-Kanoğlu İşhanı Kat:2/3   Merkez / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 09/08/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarih 2016/646 sayılı kararı

ŞÜPHELİ    : 23- MURAT TÜRKİLİ, ŞAHİN Oğlu MÜŞERREF'den olma, 27/01/1979 doğumlu, MERSİN ili, TOROSLAR ilçesi, TOZKOPARAN köy/mahallesi, 25 cilt, 402 aile sıra no, 5 sıra no'da nüfusa kayıtlı Tozkoparan Mah. 87051 Sk. No:11 İç Kapı No:6  Toroslar/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. KAZIM YÜKSEL, MERSİN
      Mahmudiye Mah. 4820 Sokak Soylu İş Merkezi No:2 Kat:4/55 33070 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)

ŞÜPHELİ    : 24- HÜSEYİN OZAN ÇETİN, İHSAN SEFA  Oğlu TAMAM SEVAL'den olma, 06/04/1985 doğumlu, MERSİN ili, AKDENİZ ilçesi, NUSRATİYE köy/mahallesi, 20 cilt, 875 aile sıra no, 13 sıra no'da nüfusa kayıtlı Akkent Mah. 23162 Sk. No:10A İç Kapı No:11  Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. İBRAHİM HAKKI KOÇ, MERSİN
      Mahmudiye Mah. Bahçeler Cad. No:19 Ali Palamut Plaza K:6 D:83-84 33070 Akdeniz / MERSİN
      Av. ALPER YEŞİLOVA, MERSİN
      Mahmudiye Mah. 4820 Sokak No:2 Soylu Business Kat:3/40 Akdeniz / MERSİN
      Av. RAFET ÖZER, MERSİN
      Çankaya Mah. 4738 Sk Özberk Apt.Kat:7 D: 19 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)

ŞÜPHELİ    : 25- HÜSEYİN NAMLI, İBRAHİM  Oğlu ARZI'den olma, 02/04/1971 doğumlu, MERSİN ili, TOROSLAR ilçesi, ARSLANKÖY köy/mahallesi, 36 cilt, 86 aile sıra no, 25 sıra no'da nüfusa kayıtlı Çiftlikköy Mah.3233 Sk. Tuval Line St.A/3/6 Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. RAMAZAN ÜNDAR, MERSİN
      Mahmudiye Mah. Hastane Cad. 4819 Sk Fehi Şahman İşh. Kat:4/31 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)

ŞÜPHELİ    : 26- MAHMUT CANATAN, ZİYA  Oğlu DÖNE'den olma, 25/06/1984 doğumlu, MERSİN ili, TARSUS ilçesi, GÜLEK köy/mahallesi, 108 cilt, 95 aile sıra no, 180 sıra no'da nüfusa kayıtlı Kavaklı Mah. Şht.Halil Sarı (2417) Sk. No:14  Tarsus/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. HASAN PEKGÖZ, MERSİN
      İhsaniye Mah. K.Milliye Cad. No:169 Şaman İşhanı Kat:4/23 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)

ŞÜPHELİ    : 27- DALYAN YALÇIN, İBRAHİM Oğlu RAZİYE'den olma, 05/02/1965 doğumlu, ADANA ili, KOZAN ilçesi, KARACAÖREN köy/mahallesi, 78 cilt, 23 aile sıra no, 63 sıra no'da nüfusa kayıtlı Çağdaşkent Mah. 93108 Sk. No:3 İç Kapı No:43  Toroslar/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. EMRAH ÇİMEN, MERSİN
      Mesudiye Mah. 5111 Sk. No: 72 Ziya Şıhman İşhanı Kat: 4/25 Akdeniz / MERSİN
      Av. TUNCAY ZENGİN, MERSİN
      Merkez Mah. Türbe Cad. Özmenler İşhanı Kat:1 No:12  Erdemli / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)
TUTUKLAMA TARİHİ     : 09/08/2016 Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2016 tarih 2016/646 sayılı kararı

ŞÜPHELİ    : 29- MAHMUT İLKER CEYLAN, GÜNDÜZ  Oğlu GÜLŞEN'den olma, 29/11/1971 doğumlu, ELAZIĞ ili, MERKEZ ilçesi, HARPUT köy/mahallesi, 88 cilt, 384 aile sıra no, 13 sıra no'da nüfusa kayıtlı Menteş Mah. 2555 Sk. No:4B İç Kapı No:17  Yenişehir/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. HASAN HÜSEYİN KÜPELİ, MERSİN
      Şehit Mustafa Mah.3512 Sokak Asutay İş Hanı Kat:1/4 33 Tarsus / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)

ŞÜPHELİ    : 30- SAİT KORALP ÖZKUT, KAYAALP  Oğlu TÜLİN'den olma, 01/03/1979 doğumlu, ŞANLIURFA ili, BİRECİK ilçesi, CUMHURİYET köy/mahallesi, 1 cilt, 102 aile sıra no, 39 sıra no'da nüfusa kayıtlı Akdeniz Mah. Yaşar Doğu Cad. No:1 İç Kapı No:20  Mezitli/ MERSİN ikamet eder.
MÜDAFİİ    : Av. SERTAÇ YAŞAR, MERSİN
      İhsaniye Mah. Zeytinli Bahçe Cad. No:120 Mehmet Atar İşh. Kat:5/20 33070 Akdeniz / MERSİN
SUÇ    : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 02/08/2016 MERSİN
GÖZALTI SÜRESİ    : 02/08/2016 - 09/08/2016 tarihleri arası (8 Gün)

ŞÜPHELİ    : 31- HABİBİ KÜÇÜK,  MEHMET  Oğlu HATİCE'den olma, 09/04/1963 doğumlu, MERSİN ili, TOROSLAR ilçesi, ARSLANKÖY köy/mahallesi, 36 cilt, 143 aile sıra no, 25 sıra no'da nüfusa kayıtlı Mithat Toroğlu Mah. 88054 Sk. No:2 İç Kapı No:3  Toroslar/ MERSİN ikamet eder.
SUÇ    : Tehdit
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 19/09/2016 MERSİN

ŞÜPHELİ    : 32- CAN KÜÇÜK,  MEHMET  Oğlu HATİCE'den olma, 25/05/1965 doğumlu, MERSİN ili, TOROSLAR ilçesi, ARSLANKÖY/MERKEZ köy/mahallesi, 36 cilt, 143 aile sıra no, 26 sıra no'da nüfusa kayıtlı Mithat Toroğlu Mah. 88054 Sk. No:2 İç Kapı No:2  Toroslar/ MERSİN ikamet eder.
SUÇ    : Tehdit
SUÇ TARİHİ VE YERİ    : 19/09/2016 MERSİN
SEVK MADDELERİ    : Her şüpheli için ayrı ayrı değerlendirme kısmına eklenmiştir.

DELİLLER    : 
1-Müşteki ifadeleri
2-Bilgi Alma tutanakları,
3-TC.İç İşleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün terör raporu 
4-Tanık beyanları, Gizli tanık beyanları,
5-Şüpheli beyanları,
6-Arama ve El koyma kararı ve tutanakları,
7-Yakalama ve gözaltına alma tutanağı,
8-Üst arama tutanakları,
9-Temin edilen dökümanlar ve internet sitelerine ait  çıktılar
10-Bylock  program kullanıldığına ilişkin belgeler
11-FTÖ/PDY terör örgütüne bağlılığı gösteren kimlik tanımlaması olarak görülen 1 Amerikan Doları
12-Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/46239 SR.sayılı şüpheliler;Haluk TUNÇSU, Tevfik DİNÇER ve Erkan KARAASLAN'ın "ihaleye fesat karıştırma ,edimin ifasına fezat karıştırma"eylemlerine ilişkin soruşturma dosyasının onaylı örneği.
13-Nüfus ve sabıka kayıtları ve tüm dosya kapsamı

SORUŞTURMA EVRAKI İNCELENDİ:
    Ülkemizde 15/7/2016 gecesi, TSK içerisinde örgütlenmiş olan bir grup tarafından demokratik anayasal düzeni cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırma teşebbüsünde bulunulmuştur. 
     Darbe teşebbüsü, egemenliğin kaynağı olmayan ve milletin egemenliği kullanmak üzere yetkilendirdiği organlar arasında bulunmayan bir grubun zorla demokratik anayasal düzeni ortadan kaldırmaya veya değiştirmeye kalkışmasıdır. Darbenin gerçekleşmesi hâlinde demokratik anayasal düzen ve milletin iradesinin üstünlüğü ortadan kalkmakta, demokratik düzende millete -dolayısıyla onu oluşturan her bir bireye- ait olan egemenlik bir grup zorbanın eline geçmektedir. Bu durumda demokrasiden ve hukuk devletinden söz etmek mümkün değildir. Doğal olarak böyle bir düzende bireylerin temel hak ve hürriyetlerini güvence altına alacak bir mekanizma da olmayacaktır.
     Darbe teşebbüsü, iradesini ve egemenliğini milletin elinden almaya teşebbüs edenlerin demokratik anayasal düzene ve insan haklarına yönelik tehditlerinin büyüklüğünü somut olarak ortaya çıkarmıştır. Teşebbüs sırasında egemenliğin kayıtsız şartsız kaynağı olan millete, egemenliği millet adına kullanan organlara, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan basın yayın kuruluşlarına ve meşru demokratik otoritenin emir ve talimatları doğrultusunda hareket eden güvenlik güçlerine saldırılmıştır. Bu kapsamda egemenliğine ve iradesine sahip çıkmak için sokaklara çıkıp darbeye karşı gösteri yaparak temel haklarını kullanan silahsız bireyler -silah ve bombalarla- katledilmiş ve yaralanmış, bu suretle başta yaşam hakları olmak üzere temel hak ve hürriyetleri yaygın bir şekilde ihlal edilmiştir.
    Bütün bu değerlendirmeler birlikte ele alındığında, darbe teşebbüsünün sadece demokratik anayasal düzen yönünden değil, bununla sıkı bağı olan “milli güvenlik” yönünden de mevcut ve ağır bir tehdit oluşturduğu anlaşılmaktadır. Milli güvenlik, Anayasa’da ve insan haklarının korunmasına ilişkin birçok uluslararası belgede, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması sebepleri arasında sayılmıştır. Özgürlük-güvenlik dengesinin sağlanması modern demokrasilerin en önemli amaçlarından biri hâline gelmiştir. Çünkü güvenliğin olmadığı yerde demokratik düzeni sürdürmek ve özgürlükleri hayata geçirebilmek mümkün değildir.
    Açıklanan nedenlerle şimdiden Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz darbe teşebbüsünün demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine ve milli güvenliğe yönelik en ağır saldırılardan biri, belki de en ağırı olduğu sonucuna varmak gerekir.
    “15 Temmuz 2016 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kümelenmiş ve Milli Güvenlik Kurulu Kararıyla da terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu, asker elbisesi giymiş hainler ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine darbeye teşebbüs etmek suretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirilmiştir.
    667 sayılı KHK’nın genel gerekçesinde darbe teşebbüsünün FETÖ/PDY mensupları tarafından gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Darbe teşebbüsü sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında bu teşebbüse katıldıkları iddia edilen bazı şüphelilerin ifadelerinde kendilerinin ve anılan teşebbüsün FETÖ/PDY ile bağlantısının olduğuna dair itirafta bulundukları kamuoyuna yansımıştır.
    FETÖ/PDY mensupları tarafından yapılan kalkışma hareketiyle, cebir ve şiddet kullanılarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü demokratik hukuk düzeni ortadan kaldırılmaya ve yerine totaliter bir düzen getirilmeye çalışılmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi yok edilmeye ve Gazi Meclisin görevlerini yapmasının önüne geçilmeye cüret edilmiş, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ortadan kaldırılmaya ve görevlerini yapması engellenmeye teşebbüs edilmiş, masum sivillerin ve görevlerini yapan güvenlik güçleri ile kamu görevlilerinin canına kast edilmiş ve halkın oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanına suikast girişiminde bulunulmuştur.
    FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirildiği değerlendirilen darbe teşebbüsünün tamamen sonlandırılması ve benzer bir müdahale teşebbüsünün tekrarlanmaması, genel olarak FETÖ/PDY’nin demokratik anayasal düzen ile temel hak ve hürriyetlere yönelik tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması, bu kapsamda yapılacak mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi amaçlanmıştır.
    Bu amaç doğrultusunda FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen eğitim kurumları, sağlık kuruluşları, sendikalar, vakıflar ve dernekler gibi tüm kurum ve kuruluşların kapatılması; terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensupları dâhil tüm kamu çalışanlarının meslekten veya kamu görevinden çıkarılması; bazı suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların etkililiğinin artırılması yönünde tedbirler öngörülmüştür.(Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı)
SOSYAL ÇEVRE ARAŞTIRMASI: Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu gerekçesiyle, AYM’nin yukarıda belirtilen kararında vurgu yaptığı "sosyal çevre araştırması" yapılmasının gerekliliği ortaya konulmuştur.
    
    **Yaklaşık yarım asırdır Türkiye'nin sosyo-politik gündeminde sözde dini referanslar üzerinden kendisine toplumsal ve kamusal bir varlık ve meşruiyet zemini inşa eden, sosyolojik bünyesi itibariyle sıkı bir cemaatsel dokuya sahip olan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü,müntesiplerini ilgili yapıya tümden sadakat ilkesi çerçevesinde doktrine etmiş, yapı mensuplarının ahlâk ve hukuk dışı her türlü eylemlerini mübah görmüştür. Mistik bir otoriteye (mehdîlik) inanmışlıkla, yandaşları için merkezi sınavlarda soru çalma, masumiyet karinesini çiğneyerek,haklarındaki suçlamayı dahi bildirmeden insanları yıllarca ceza infaz kurumunda tutarak hürriyetlerini kısıtlama şeklindeki eylemlerinde olduğu gibi kişi haklarını pervasız biçimde ihlal etme, kayırma, yalan söyleme, delil uydurma, iftirada bulunma gibi ahlâk ve hukuk dışılıkları gerçekleştirmekte ve hedefleri uğruna suç işlemekte herhangi bir beis görmemişlerdir.
    Talimatlar yoluyla kollektif bir şekilde mobilize olan, kamu erkinin kritik bürokratik alanları başta olmak üzere, kamusal alanı ele geçirme refleksi ile hareket eden, mülkiye, adliye,emniyet, eğitim ve ordu içerisinde kendi özel hiyerarşisi ile illegal şekilde kadrolaşan, devletin tüm kurumlarına yerleştirdiği örgüt üyeleri ile devlet teşkilatını kendisine hizmet eder hale getiren ve adeta devlet içinde ayrı bir devlet yapısı oluşturan örgütte, sözde lider Fetullah GÜLEN tarafından verilen;"-Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!; bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!
    -Türkiye’deki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım, erken sayılır.
    -Adliye, mülkiye veya başka hayati bir müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti öyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. Bir ölçüde onlar bizim varlığımızın teminatıdır.
    -Arkadaşlarımız o sahada kabiliyetlerini geliştirmeli, müktesebatlarını geliştirmeli esas ve zannediyorum iki yanlı olmaları itibariyle de sergileyecekleri performansta da daima takdir toplayacaklardır. Yani bu bizim cepheyi öğrenmeleri lazım arkadaşların. Yani bizim hukuk sistemimizi didik didik etmelidirler, biz bir taraftan çalışıp onların istifade edecekleri şekle getirmeliyiz, onu öyle formüle etmeliyiz, öyle tertip ve temkide tabi tutmalıyız.
    -Allah'ın Resulü kuvvet dengesinin olmadığı bir yerde ortaya atılmasının hezimet ve mağlubiyetle neticeleneceğini herkesten iyi değerlendirdi ve bu sebeple de stratejisini hep temkin ve tedbirle örgütledi. Denge gözetilmediğinde hezimet ve mağlubiyetin kaçınılmaz olduğu şartlarda kahramanlık gösterisi ihanettir.
    -Yani siz hâkim değilsiniz başka kuvvetler var. Bu ülkede değişik kuvvetleri hesap edecek dengeli, dikkatli, tedbirli, temkinli yürümekte yarar var ki geriye adım atmayalım… yani her şey bir oyundur. Kungfu gibi oyun, tekvando gibi bir oyun, judo gibi bir oyun her zaman insan hasmını yenmesi öyle yumruk vurup yere sermesi gibi bir şey değildir, Bazen hasımdan kaçmak, bile çok önemli bir manevra (kesinti var) çok iyi bilecek, çok iyi planlayacak ona göre yürüyeceksiniz.Kuvvet dengesi, olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız, teknik, taktik, yerine sizin kalbiniz önemlidir.
    -Ben yine kuvvet dengesinin olmadığı için şahsen o yol yerine kendi düşüncemi yayma,kendi düşünce sistemim adına varlığı her tarafı fethetme, ele geçirme yolunu şahsen tercih ederim.
    -Zaman henüz uygun değil. Bütün dünyayı omuzlayıp taşıyabileceğimiz zamana dek,tamam olacağınız ve koşulların uygun olacağı zamana dek beklemelisiniz! Bilhassa, haber alma hususunda her zaman hasım cephenin çok önünde olunmalıdır.
    -Toplumun büyük kesimlerine, büyük kısımlarına, bu duygu ve düşünceyle ulaşma açısından, belli bir noktaya, belli bir kıvama gelecekleri ana kadar, bu şekilde hizmet etmeleri şart,zaruri, lüzumlu…yanlışı telafi edemeyiz.
    -Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. (…) bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. (…) sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.
    -Yüzlerce arkadaşlar, yüzlerce diyorum tabi. Türkiye’nin içinde binlerce yurt dışında burs veriyorlar. Amerika’da otuz küsur değişik üniversitelerde kariyer yapıyorlar. Kariyerin yapılmasının yanında kariyer yapmanın yanında ada aynı zamanda bu arkadaşlarımız orada hizmette yapıyorlar ve bu iki üç senelik ömrü olan bir şey. Daha öncede vardı üç beş arkadaş ama fakat bunlar Allah'a çok şükür organize edildi. Himmetler belli bir noktada…(kesinti) edildi. Ve şimdi orada çok iyi güdülüyorlar Allah’ın inayet ve keremiyle her sene de besleniyorlar.İngiltere’den Almanya’ya oradan Avusturalya’ya oradan Amerika’ya kadar her yerde kariyer yapan arkadaşlarımız besleniyorlar. Ve bu arkadaşlar bizim gayeyi hayalimize göre gelecekte o dünyalardaki üniversitelerdeki bizim tebliğcilerimiz olacaklar. Türkiye’ye döndükleri zaman da burada el üstünde üniversitelerdeki hocalarım olacaklar.
    -Dünyada satın alınmayacak adam yoktur. Sadece fiyatları farklıdır. Birini az fiyata birini çok fiyata alırsın." Şeklindeki talimatlar, bir yandan kadrolaşmanın örgüt için arz ettiği önemi, diğer yandan ise, kadrolaşmanın Anayasal düzeni ele geçirmek için izlenen bir stratejik yöntem olduğunu ortaya koymaktadır.
    Dini duyguları istismar etmek suretiyle güvenini kazandığı insanları yıllarca kendi kirli plânları doğrultusunda kullanan FETÖ/PDY terör örgütünün gerçek yüzünün anlaşılarak Devletin bu yapıyla etkin bir mücadeleye başlaması sonrasında, mensuplarını yeni ihdas edilen kadrolara yerleştirmek bir yana, mevcut kadroları korumakta zorlanan, tasfiye sürecine giren, ekonomik ve siyasi yönden zayıflayan örgütün “mağdur edebiyatı” stratejisi üstüne kurulu algı yönetiminden de bir sonuç alamayacağını anlaması üzerine 15/07/2016 günü, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ülkenin muhtelif yerlerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yuvalanan, aralarında generaller ve amirallerin de bulunduğu subay, astsubay, uzman er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler aracılığıyla,Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak ve Anayasal düzeni değiştirmek amacı ile eyleme geçtiği, bu kapsamda; saat 22:00 sularında İstanbul’da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerinin silahlı terör örgütü üyeleri tarafından tank ve paletli zırhlı araçlar ile trafiğe kapatıldığı, İstanbul Yeşilköy Atatürk Havalimanı’nın tanklar vasıtasıyla sevki sağlanan örgüt üyesi askerler tarafından ele geçirilerek, 22:15 itibariyle havalimanına giriş ve çıkışların kapatıldığı, uçuş kontrol kulesinin ele geçirilerek tüm yurt içi ve yurt dışı uçuşların durdurulduğu, F-16 savaş jetleri ile havalimanı üzerinde alçak uçuş yapılarak yolcu uçaklarının iniş ve kalkış yapmalarının engellendiği, yine aynı saatlerde Sabiha Gökçen Havalimanı’nın ele geçirilmesi maksadıyla benzer bir girişimde bulunulduğu, Vatan Caddesi’nin giriş ve çıkışı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Valiliği, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Kuleli Askeri Lisesi başta olmak üzere stratejik öneme sahip karakollar, limanlar, köprüler ve meydanlarda, örgüt mensubu askerlerin tank ve zırhlı araçlar ile hâkimiyet kurmaya çalıştıkları, savaş jetleri ile ses hızını aşacak şekilde alçak uçuş yapan ve zaman zaman ses bombası atan örgüt mensubu askerlerin, korku ve paniğe sevk ederek halkın meydanlara çıkmasını engellemeye çalıştığı, milli iradeye sahip çıkmak üzere Boğaziçi Köprüsü’nde toplanan halkın üzerine uzun namlulu silahlar ile ateş açıldığı, çok sayıda sivil vatandaşın yaşamını yitirmesine sebebiyet verildiği,
    Eş zamanlı olarak Ankara’da milli egemenliğin oluştuğu Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinde F-16 savaş jetlerinin alçak uçuş yapmaya başladıkları, ağır silahlarla donatılmış helikopterlerin onlara eşlik ettiği, Meclis’te temsili bulunan tüm siyasi parti milletvekillerinin, demokrasiye ve Meclis’e sahip çıkmak üzere TBMM Genel Kurul Salonu’nda toplanmaları üzerine, Meclis ana binasının bulunduğu yerleşkenin bombalandığı, sokağa inerek, demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkan vatandaşların üzerine helikopterlerden ateş açıldığı, çok sayıda vatandaşın şehit edildiği ve yaralandığı, Yenimahalle ilçesinde bulunan Milli İstihbarat Teşkilatı binasına kobra tipi iki helikopterden ateş açılarak saldırıda bulunulduğu, Gölbaşı ilçesinde bulunan Polis Özel Harekât Eğitim Merkezi binasının tank ve savaş uçaklarının yoğun bombardımanına maruz kaldığı, saldırılar esnasında 47 özel harekât polisinin şehit düştüğü, halkın meydanlara çıkmasını engellemek amacıyla savaş uçakları ile sürekli sorti yapıldığı, TBMM,MİT ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere kamu binaları önünde, cadde ve meydanlarda toplanan vatandaşlara karşı uzun namlulu silahlar ile saldırıldığı, kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden silahsız ve savunmasız halkın üzerine rastgele ateş açıldığı, ülke genelinde gerçekleşen çatışmalar sonucu 246 kişinin şehit olduğu, 2.186 kişinin yaralandığı,Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı tarafından 19/07/2016 günü saat 13:00’da yapılan basın açıklamasında, yaşanan süreç ile ilgili olarak kamuoyunun bilgilendirildiği, istihbarat bilgisi alındığı andan itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından alınan tedbirlerin açıklanarak 15/07/2016 günü akşam saatlerinde terör örgütünce başlatılan darbe girişiminin 17/07/016 saat 16:00 itibariyle tüm yurt genelinde bastırıldığının kamuoyu ile paylaşıldığı ve yazılı bildiride; her ne kadar darbe girişimi Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde başlatılmış olsa da, bunu yapmaya kalkışan hainlerin, halkımızın Peygamber ocağı olarak adlandırdığı Türk Silahlı Kuvvetlerinin,vatanını, milletini, bayrağını seven ezici çoğunluktaki mensuplarıyla kesinlikle hiçbir ilgi ve alakalarının bulunmadığına, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, en genç erinden en yüksek rütbeli general/amiraline kadar tüm personeliyle demokratik hukuk sistemi içerisinde Devletin ve yüce Milletin emrinde, görevinin başında olduğu ifadelerine yer verildiği,Mülkiye, adliye, emniyet, eğitim ve ordu içerisindeki kadrolaşmasını tamamladıktan sonra Anayasal düzeni yıkarak rejimi değiştirmek için artık zamanın geldiğini düşünen FETÖ/PDY'nin,15/07/2016 günü Cumhuriyet tarihinin en kanlı darbe girişimine imza atması, büyük bir duyarlılık göstererek rejimi korumak ve demokrasiye sahip çıkmak adına canları pahasına sokağa dökülen halkın, mermi sağanağına, üzerlerine sürülen tank ve askeri araçlara, jetlerden atılan bombalar ile helikopterlerden açılan ateşe göğsünü siper ederek, Türk Kurtuluş savaşında emsali görülebilmiş bir mücadeleyle rejime kasteden saldırıyı püskürtmeleri sonrasında, devletin kılcal damarlarına sızan, örgütün nihai hedefi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kurumlarını ele geçirmek için devlete ve kendinden olmayan herkese karşı ne zaman ve ne şekilde saldırı yapacakları belirsiz olan, hukuku silah olarak kullanmaktan çekinmeyen ihanet çetesi mensuplarının hukukdışı iş ve eylemlerine son vermek adına bazı tedbirler alınması zorunlu hale gelmiştir......(Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun 15/11/2016 tarihli 2016/440 Sayılı Kararı)
    
    TCK'nun 314 maddesinde düzenlenen Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak, " eylemleri ile ilgili olarak FTÖ/PDY  (Fethullahçı Terör Örgütü) 'ye yönelik soruşturma başlatılmış,TC.İç İşleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdünlüğünün ...tarih ve .....sayılı terör raporu da gözönüne alınarak FTÖ/PDY .nin yapısı ve işleyişi araştırılmış ve aşağıda açıklanmıştır.
    ÖRGÜTLÜ SUÇ KAVRAMINA GENEL BAKIŞ: 
    Örgütlü Suç Kavramı;
    Toplumsal düzenini bozan suçlar değişik şekillerde ortaya çıkar. Örgütlü suçluluğun ortaya çıkardığı tehlikenin atmasıyla birlikte Devletler de bu suçlulukla mücadelede kendilerine göre önlem alırlar. Devletlerin bireysel suçlarla mücadelede kullandığı yöntemler bu suçlulukla mücadele bakımından yetersiz kalır.Kriminilojik tanımlarda bu olgunun sosyolojik boyutu öne çıkar. 
     Örgütlü Suçluluğun Çeşitleri;
    Günümüzde örgütlü suçluluğun başlıca üç görünüş şeklinin var olduğu söylenebilir: 1) Ekonomik olarak haksız çıkar amaçlı suç örgütleri, 2) Mafya tipi suç örgütleri, 3) Siyasî amaçlı örgütler, yani terör örgütleri.
    1) Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri;Sınır Aşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nde de örgütlü suç grubunun tanımında “doğrudan veya dolaylı olarak malî veya diğer bir maddî çıkar elde etmek amacı”ndan bahsedilmiştir.Ancak ekonomik kazancın yanında bazı siyasî kazançların da hedeflenmesi mümkündür.
    Suç örgütlerinin yapısal özellikleri ve faaliyet biçimleri her ülkenin coğrafi,sosyo-kültürel ve siyasal yapısına göre değişir.
    Örgütlü suçun genel bir tanımından daha çok unsurları ya da genel özellikleri sayılarak bu suçluluk türünün niteliği ortaya konulabilir.
    Organize suçlulukta ilk plandaki amaç ve söz konusu olan kazanç, kural olarak ekonomik kazançtır.
    2) Mafya Tipi Örgütler;Örgütün öncelikli hedefi malî çıkar (para ve mal kazanma) saiki ise ve amaçlanan suçların cebir unsurunu içermesi durumu varsa, bu takdirde çıkar amaçlı suç örgütü (mafya tipi suç çetesinden) bahsedilir.
    Yani mafya tipi suç örgütleri, TCK m. 220’de yazılı suç işlemek için örgüt kurmaya ek olarak, eylemlerini cebir, şiddet ve tehditle yerine getirmek üzere gerçekleştirir ve yıldırmayı amaç edinir. Bu yönüyle de terör örgütlerine benzer.
    3) Siyasî Amaçlı Suç Örgütleri: Terör Örgütleri Siyasî amaçlı suç örgütleri, örgütlü suçluluğun en tipik örneklerinden birisidir.
    Terör örgütleri siyasî hedefleri olan örgütlerdir.
    Terör örgütlerindeki siyasî hedefler, Devletin dış siyasî düzenine yani varlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne, başka Devletlerle olan ilişkilerine karşı (bölücü, ayrılıkçı) olabileceği gibi, iç siyasî düzenine yani siyasî rejimine, Anayasal düzenine karşı da (yıkıcı, ideolojik) olabilmektedir.
    Terör kelimesi Latince’den gelmektedir. Kökünü Latince “terrere” sözcüğünden alır. Terör Fransızca “terör” kelimesinden, terörizm de yine Fransızca “terrorisme” kelimesinden dilimize geçmiştir.
Terör kelimesi ilk defa Fransız devriminden sonra bugünkü anlamıyla kullanılmış ve yazılı metinde de 1789 yılında yayınlanan Diictionnarire de I’Acadamie Française ekinde geçmiştir. Hatta devrim sonrası dönem tarihçilerince de terör rejimi veya terör dönemi olarak isimlendirilmiştir.
Kelime anlamı; korkudan titreme, sarsıntı geçirme veya titremeye, sarsıntıya sebep olmadır. Fransızca Petit Robert sözlüğünde “bir toplumda bir grubun halkın direnişini kırmak için meydana getirdiği ortak korku” anlamında yer almıştır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde terör “yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş” olarak tanımlanmıştır. 
Gerek kanunlarımızda gerekse terörle mücadeleyi konu edinen uluslararası sözleşmelerde terörün net bir tanımı yapılmamıştır. Bunun yerine terör eylemi olarak nitelendirilebilecek eylemler sayılmıştır. Uluslararası toplum terör tanımında anlaşamamıştır. Bunun sonucu olarak da tanım yerine spesifik terör eylemleri tek tek sayılarak onları yasaklayan ve mücadele eden anlaşmalar yapılmıştır. Türkiye’nin de taraf olduğu 27 Ocak 1977 tarihli “Terörizmin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi”  buna örnektir.
    Hukukumuzda terör tanımı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun birinci maddesinin başlığı olarak yer almış ancak tanım yapılmamış nelerin terör eylemi olduğu sayılmıştır. Buna göre:
    Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devletinin ve cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.
    Terörizmi ise Türk Dil Kurumu sözlüğü “siyasi bir amaca ulaşmak için yıldırma hareketlerini düzenli bir biçimde kullanma, tedhişçilik” olarak tanımlamıştır. Amaca ulaşmak için terör kullanılmaktadır. Bu bir strateji olarak ortaya çıkmaktadır. Terörizm bir ideoloji, bir doktrin değil stratejidir. Terörizmde hedeflenen amaca ulaşmak için örgütlü bir şiddetin uygulanması söz konusudur. Terör salt tedhişi, korkuyu ifade ederken terörizm teröre süreklilik, çeşitlilikle beraber siyasal içerik katmaktadır.
Ana Britannica’da; siyasal bir hedefe ulaşmak amacıyla devlete, halka ya da bireylere karşı sistemli şiddet eylemlerine başvurma şeklinde tanımlanmıştır.
Ord. Prof. Dr. Sulhi DÖNMEZER ise “….şiddetin, sosyal, ulusal, ırki, dinsel, fesat çıkarıcı ve diğer maksatlarla ve sosyal sınıflar arasında çatışma ve savaşı tahrik etmek üzere planlı ve hukuk dışı olarak kullanılması ….” şeklinde terörizmin tanımını yapmıştır.
Terör tanımında anlaşamayan milletler arası toplumun onlarca uluslararası sözleşmelerdeki tercihi de hep bu yönde olmuştur. Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. maddesinde terör tanımı yapılmayıp onun yerine eylem biçimlerin sayılması ve terör niteliği olmadan da bu eylemlerin suç olabilmesi nedeniyle maddedeki fiillerin hangi hallerde terör eylemi vasfı kazanacağı önem arz etmektedir. Cebir, şiddet ve tehdit içeren bir fiille kamu düzeni bozulacak şekilde suç işlenebilir, bu suç toplumda korku, endişe ve paniğe de neden olabilir. Bu şekilde gerçekleşmesi suçu tek başına terör suçu olarak kabul etmemize yeterli olmamaktadır.
    Bu bağlamda; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda hukuki çerçevesi çizilen ve tanımlanan “Örgüt”, “Silahlı Örgüt”, “Terör”, “Terör Örgütü”, “Terör Suçu” ve “Terör Amacı ile İşlenen Suçlar” kavramları incelendiğinde; 
    Bir terör örgütünün unsurları şu şekilde sıralanabilir: 1) Küresel veya sınırlı bir ideolojik amaca uygun siyasal iktidar düzenini oluşturmak için mevcut siyasal iktidar düzenini yıkmaya yönelik eylem programının varlığı, 2) Siyasal iktidar düzeninin değişim ve dönüşüm yöntemi olarak siyasal şiddet (terör) yönteminin benimsenmesi,3) Hiyerarşik yapıda, genelde silahlı örgütlerle, eylem programı kapsamında değişik şiddet eylemleri gerçekleştirmek, 4) Masum, amaçla ilgisiz bireyleri, yığınları da kapsayan yaygın şiddet uygulanması, 5) Terör örgütünü olduğunca güçlü gösterip toplumda azami tedirginlik yaratmak amacıyla şiddet eylemlerinin en zor ve olumsuz koşullarda uygulanması, 6) Gizlilik, 7) Disiplinli örgüt yapısında karar, emir ve görevlerin yerine getirilmesi yükümlülüğü, yükümlülüklere aykırı davrananların örgüt içi yaptırımla cezalandırılması.
    Terör suçları bakımından,TCK’nın 314. maddesi, Devlet güvenliği ile Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçları işlemek amacıyla silahlı örgüt kuran ve yöneten kişileri ve bu örgüte üye olanları cezalandırmaktadır. Bu maddede bahsedilen suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı bir örgüt hakkında TCK m.220 değil, bu madde uygulanacaktır.Ancak 314. madde bu suça ilişkin düzenleme getirmediği konularda suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin hükümlerin aynen uygulanacağına dair bir hükme yer vermiştir.TCK .nın 314. maddesi bir örgütün oluşabilmesi için gerekli koşullara yer vermediğine göre TCK.nın 220. maddesindeki koşular TCK.314. madde bakımından da uygulanacaktır.
    TCK.314. maddenin TCK.220. maddeden temel farkı burada örgütün silahlı olmasının aranması ve işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından belirli suçların öngörülmüş olmasıdır. Silah, 314. madde bakımından kurucu unsur iken, 220. madde bakımından ise ağırlaştırıcı nedendir.
    Terörle Mücadele Kanunu’nun kapsamına giren suçları işlemek için örgüt kurulması hâlinde ortada bir terör örgütünün varlığı söz konusudur.
    -Silahlı örgüt kurmak; Silahlı örgüt kurmak suçu şekli bir suç olup, örgütün kurulmasıyla eylem tamamlanır. Kurmanın anlamı; meydana gelmesi için zorunlu tüm hareketleri yapmaktır. Silahlı örgüt için adam toplamak, görev bölümü yapmak, silah, cephane temin etmek gibi. Yönetmek ve üye olmak gibi temadi eden bir suç değil, ani bir suçtur. Bu suçun meydana gelebilmesi için amaç suçu meydana getirebilmek için süreklilik ve çeşitlilik gerektiren faaliyetlerin meydana gelmesi gerekmez. Amaç suçu gerçekleştirmek için belli bir organizasyon etrafında birden fazla kişiyi bir araya getirip organize etmek, örgütsel disiplin içerisinde hiyerarşiyi sağlamak üzere örgütün kurulmasıdır.
    **Silahlı örgüte üye olmak, 314/1.fıkrada nitelikleri belirtilen örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Böylece bir örgüte katılmakla kişi, örgüt üyeliğini kabul etmiş sayılmaktadır.  
    **Failin terör örgütüne katılma iradesi var ise örgütün hiyerarşik yapısına dahil olunan noktada suçun oluştuğunun kabul edilmesi gerekir. 
    Görüldüğü gibi bu maddede TCK’nın 314. maddesine atıf yapmaktadır.
    TCK.314. maddede hüküm bulunmayan hallerde TCK.220. maddeye atıf yapıldığına göre bir terör örgütünün kurulup kurulmadığını tespit bakımından TCK.220. maddedeki koşullar göz önünde bulundurulacaktır.
    TCK.nun 220. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere, örgüte üye olmak fiili bir katılma olup, örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür. Bu nedenle örgüt üyeliği suçunun oluşumunda temel ölçü, kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır.
    Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp bünyesinde hiyerarşik bir yapının,ast-üst ilişkisinin, emir-komuta zincirinin hâkim olduğu bir yapılanmadır. Bu yapı sayesinde örgüt, mensupları üzerinde hâkimiyet kuran bir güç kaynağı hâline gelmektedir.
    Niteliği itibarıyla hiyerarşik bir yapılanma içinde bulunan resmî ya da gayri resmî kurumlar içinde veya bunlar vasıtasıyla suç işlenmesi ya da bu kurumlara mensup birkaç kişinin suç işlemek amacıyla bir araya gelmelerinin örgüt kurma suçu bakımından hiyerarşi teşkil edip etmediğidir. Örneğin Devlet memuru olan kişilerin bir araya gelerek suç işlemeye karar vermeleri durumunda bu husus gündeme gelir.Öncelikle belirtmek gerekir ki, muvazaalı bir şekilde mevzuat çerçevesinde kurulmuş olan siyasî parti, sendika, dernek, vakıf ve şirket görünümündeki oluşumlar da suç örgütü vasfını taşıyabilir. Yürürlükteki mevzuata göre kurulan bir oluşum bünyesinde daha sonra sistemli bir şekilde suç işlenebilir.
    Bu oluşumlar suç faaliyetlerinin icrasında bir şemsiye görevi yerine getirebilirler.Kamu kurumlarının bünyesinde ise Anayasa, kanun ve diğer mevzuatla belirlenmiş olan ve bu nedenle de yasal olan bir hiyerarşik ilişki bulunmaktadır. 
    Görevin gereklerine aykırı davranıldığı ve mevcut hiyerarşik yapının (Mevzuatla belirlenen yasal hiyerarşi) işlenen suçlar açısından da uygulanmaya devam edildiği durumlarda kamu görevlilerinin de, diğer koşulların da yerine gelmesi hâlinde, örgüt kurma suçunu işleyebileceğini kabul etmek gerekir.
    Bu bağlamda;
    1)FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ-PARALEL DEVLET YAPILANMASI (FETÖ/PDY)
    a)Örgütün İsimlendirilmesi ve Örgüt Lideri
    Örgüt "tek kişiyi kutsal, insanüstü, yarı Tanrı gibi görüp onu muhterem sayarak iman ettiği için" lideri Fetullah Gülen'in adı ile anılmıştır. Terör örgütü mensupları ve örgüt sempatizanları, kendilerini belirsiz şekilde "hizmet hareketi", "camia" ve nadiren de"cemaat" olarak isimlendirmektedir. Örgütün özellikle belirlediği bu muğlâk ve anlamsız isimlendirmeleri, sahip olduğu "hayalet-karanlık" vasfını güçlendirmek, amacını gizlemek ve masum gösterilmesine yönelik bir algı çalışmasıdır.
    Örgütün kurucusu; üyeleri tarafından; "kâinat imamı" "kutsal insan", "büyük efendi", "metafizik âlemle ve öbür tarafla istişare etme özelliği olan", "Mehdi", "Mesih", "kutsal kişi", "muhterem", "hoca efendi" sıfatlarıyla ifade edilen şüpheli Fetullah Gülen'dir. 
    Örgüt'de liderin verdiği kararı sorgulama anlamına gelecek her düşünce, eylem veya tavır kuvvetle ezilmekte, şüpheli Fetullah Gülen'in ve ona bağlı diğer yöneticilerin tüm talimatları, aklın da ötesinde bir kutsiyet kazandırılarak uygulanmaktadır.
    Şüpheli Fetullah Gülen'in doğum tarihi 27/04/1942 iken, nüfus kayıtlarında yılı 1941 olarak düzeltilmiştir. Gülen, sohbetlerinde doğum tarihini 11 Kasım 1938 olarak açıklamıştır. Bunun sebebi kendini Mehdi olarak görmesi olup Gülen, "Deccal" kabul ettiği ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm tarihini kendisine doğum tarihi seçmiştir. Mehdi'nin ahir zamanda zuhur edeceğine inandığı için "Deccal öldü, Mehdi doğdu" inancından dolayı bunu iddia etmektedir.
    Doğum yeri ve memleketi olan Erzurum'da aldığı dini eğitim sonrasında, 1959 yılında vaiz olarak Edirne'de görev yapmaya başlamıştır. Şüpheli Fetullah Gülen 1962 yılında, Komünizmle Mücadele Derneğinin Erzurum Şubesinin kurucuları arasında yer almıştır. Örgütün tarihî seyri 1970'lerin ilk yarısında başlamış ve bu tarihten itibaren şüpheli Fetullah Gülen'in çevresinde vaazlarından etkilenen bir sempatizan topluluğu oluşmaya başlamıştır. Örgüt, ülkede tarihsel kökleri bulunan Nurculuk (Osmanlı son dönemi İslamcı akımlarından) cereyanına yaslanarak ve onu kullanarak meşruiyet sorununu çözmüştür. 12 Eylül 1980 askerî darbesi sonrasında serbest pazar ekonomisine geçilmesi, liberal politikaların uygulanması ile liberalizme uygun hoca profili olarak şüpheli Fetullah Gülen ve örgütü kendini göstermiştir. 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılması ile Orta Asya'da ortaya çıkan Türk Cumhuriyetlerine giriş için elverişli bir ortam bulmuştur.
    b) Fetullahçı Terör Örgütü -Paralel Devlet Yapılanmasının Terminolojisi 
    Örgüt, kendince bir terminoloji geliştirmiştir. Bazı kavramlar örgütü anlamak için izaha muhtaçtır. 
    (1) Cemaat, Camia, Hizmet Hareketi; Şüpheli Fetullah Gülen, örgütü hiç bir sıfatı veya ismi kullanmayı tercih etmemektedir. Bu grup kamuoyunda, Fetullahçılar, Fetullah Gülen Cemaati, Camia, Hizmet hareketi şeklinde isimlendirilmektedir.
    Fetullah Gülen Örgütü, kendilerine eskiden "cemaat" derken yakın dönemde "camia", "hizmet hareketi" gibi muğlak, isim olmayan ve kendilerini sempatik göstermeye çalışan bazı ibareler kullanmaktadır. Bu ifadeler karanlık bir amacın karanlık ilişkilerinin muğlak ifadesidir. Bir bakıma bu örgütlenme gerçekte isimsiz bir örgütlenmedir.
    "Örgüt", şüpheli Fetullah Gülen tarafından 1965 yılından itibaren oluşturulmaya başlanıp 1971 askerî muhtırası sonrası müstakil kimlik kazanıp dini, ekonomik, sosyal, siyasi örgütlenmenin adıdır. Bu teşkilat içerisindeki kişiler kendilerini, yukarıda da belirtildiği şekilde "Camia" veya "hizmet hareketi" olarak da adlandırmaktadırlar.
    Hizmet hareketi, muğlak bir ifadedir. Hareketin ne hizmeti yaptığını ifade etmemektedir. Dileyen dilediği gibi bu ifadeyi kullanabilir ve istediği anlamı yükleyebilir.Hizmet hareketi ifadesi ile algı yönetimi kurgusu, amacın gizlenmesi, masum gösterilmesi çalışması hemen sezilmektedir. Şüpheli Fetullah Gülen ve örgütü dini bir hizmetin yapılmasından oldukça uzaktır.
    (2) Fetullahçı Terör Örgütü-Paralel Devlet Yapılanması Örgütü; Demokratik Hukuk Devletinin özelliklerini ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuş en geniş ve en büyük katılımlı silâhlı terör örgütlenmesidir. Amaçlarını gerçekleştirmek için silâhlı terör örgütlerini kullanabilen-kiralayan, devletin silâhlı unsurlarını emelleri için kullanabilen, devlet kademelerindeki silâhlı güçler aracılığı ile operasyonel sonuçlar elde edebilen bir örgütlenmedir. 
    (3) Mahrem Yerler; Örgüt dilinde Askerî Okulları, GATA, TSK, Polis Kolejleri, Adalet Akademisi, Yargı Kurumları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatını ve bazı özel kurumları (TİB, ÖSYM, TÜBİTAK) ifade eder. Özel mahrem yerler ise silâh bulunduran TSK, Emniyet, MİT'tir.
    (4) Mahrem Hizmet; Mahrem yer sayılan devletin en önemli kurumlarında örgütün kendi hesabına yürüttüğü hizmete verilen isimdir. Mahrem hizmet örgüt adına kurumlarda kadrolaşma, abinin veya imamın emrine göre organize hareket etme ve örgüt amacına yönelik verilen görevleri ifa etmektir.
    (5) İmam; Örgütün sorumlu yöneticisi olan erkek kişiyi ifade eder. Din bilgisine sahip olması aranmaz. Hiyerarşi içerisinde yer alan örgütün yöneticisi ve raporları toplayan emirleri veren kişidir. Kainat İmamı, Kıta İmamı, Ülke İmamı, Bölge İmamı, Şehir İmamı, Semt ve Mahalle İmamı, Kurum İmamı gibi bir çok değişik pozisyonu vardır.
    (6) Tedbir; Şüpheli Fetullah Gülen soruşturma ve takibata uğramamak ve zarar görmemek için kendince bir görüş geliştirerek; yalan söylemeyi, inandığı ve olduğundan farklı görünmeyi, yaptığı bir işi başkasına yüklemeyi, dini emir ve yasaklarla kendini bağlı saymamayı, hukuku dolanmayı, ahlakî kural kabul etmemeyi, çevresine öğreterek adına tedbir (takiyye) demiştir. Ona göre, örgüte zarar gelmemesi için yalan söylemek, iftira etmek, hırsızlık yapmak, suç işlemek, dinen haram sayılan içki, kumar, fuhuş gibi günahları işlemek mubahtır. Onun verdiği emre göre "gerekirse Allah'ı bile inkar etmek (haşa)" mümkündür. Kısaca örgütün işlediği her günah veya kusurun, ayıbın, suçun kılıfına tedbir denilmektedir.
    (7) Işık Evi:Örgütün "hücre evi" ışık evleridir. Işık evleri, örgüte taban kazandırmak, yardım toplamak, çevreye hâkim olmak, zeki beyinleri işleyerek "Altın Nesil" oluşturmak için kurulmaktadır.
    (8) Hususi evler;Büyükşehirlerde askeri ve polis okullarının bulunduğu ve bu hizmetlerin takip ve organize edildiği evlerdir. Mahrem hizmetlerin icra edildiği evlerdir.
    (9) Hücre tipi yapılanma: Kamu kurumlarında sayısı beş kişiyi geçmeyen bir örgüt abisine bağlı birimdir.Hiç bir hücre diğer bir hücreden haberdar değildir. Bu örgütlenme modelinin geliştirilmesinin sebebi, bir hücre açığa çıksa bile diğer hücrelerin faaliyetine devam ederek deşifre olmamalarını temin etmek içindir.
     (10) Himmet; Örgütün finansmanı için toplanan gerekli ekonomik kaynak elde etmeye verilen isimdir. Örgütün kestiği vergidir. Kamu görevlileri maaşının bekar ise %15- 20, evli ise %10funu himmet olarak ödemek zorundadır. Bu asgari tutardır ve himmetin üst sınırı yoktur. Dileyen dilediği kadar, mesela maaşının tamamını himmet olarak verebilmektedir. Himmet değişik şekillerde alınmaktadır; Örgütün bedelsiz çalıştırması suretiyle emekten himmet (askerlik ödevi yerine), para toplayarak gelir elde etmesi suretiyle paradan himmet (vergi ödevi niteliğinde), yüklü ödeme alarak gelirden himmet (vergi benzeri), evlenme ve aile kurmayı geriye atarak örgüte çalışarak eşten himmet olmak üzere örgüte kaynak sağlanmaktır.
    (11) Kutsal Hoca Payı; Himmet olarak toplanan paranın %15'i şüpheli Fetullah Gülen'in kutsal payı olarak ona yollanmaktadır. ABD ülkesindeki ona bağlı bir okul kuruluş vakıf parayı alıp örgütün merkez giderlerine harcamakta, kalanı ise şüpheli Fetullah Gülen'in ve imamların şahsî servetine dönüşmektedir.
    (12) İstişare; Bir iş yapılmadan önce örgütün ilgili abisinin veya ablasının emrinde toplanıp karar verme ve icraya geçmek için yapılan örgütsel toplantıdır. Günlük, haftalık, aylık veya yıllık belli periyotta rutin yapılan örgüt hücre evi toplantısıdır. Üst yöneticilerden gelen emirlerin uygulanması için bir araya toplanmaya verilen isimdir.
    (13) Tart; Emre uymamak, itaat dışına çıkmak veya disipline başkaldırmak, verilen görevi yapmamak suretiyle diğer şekillerde ikaza rağmen bunda devam eden ve örgüte tekrar kazandırılması mümkün olmayacağı anlaşılan ve hain ilan edilen kişinin örgütten kovulmasıdır. Bu kişilere zecr tokadı(şefkat tokadının tersidir) vurulur, üzeri çizilenlerden olur, hayatının kalanı zehredilir.
    (14) Şefkat Tokadı; Örgüte göre, kötü iş yapan (genellikle abi veya ablanın talimatına uymakta İhmal gösteren) kişinin Allah tarafından bir kötülükle ikaz edilmesidir.
    (15) Abi: Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusudur. Ev abisi, yalnızca evin idaresinden mesuldür. Abilik, örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir.
    (16) Ablalık; Abiliğe paralel olarak kadın ve kızlar için ablalık makamı vardır.
    (17) Sadakat Testi; Örgüte kazandırılan ve örgüt amaçlarına göre eğitilen bir üyenin aldığı örgütsel narkozun tesiri altında kıvama geldiğini, davaya adanmışlığını ve yeterince örgüte bağlanıp bağlanmadığını abi veya ablanın sınaması, teste tabi tutmasıdır. Örgüt üyesi, liderine koşulsuz itaat ediyorsa,örgütün amacını benimsemişse, baskı ve tehdit altında tutulduğu zaman yeterince dirençli ise sadakat testini geçmektedir. Sadakat testi örgüte bağlılığı ölçmektedir.
    (18) Kâfalama; Örgütle organik bağı olmayan bir kişinin, şirin gözükülerek örgüte bağlanması, sempatizan hale getirilmesi veya himmet vermeye razı hale gelmesidir.
    (19) Parlatma; Örgüt çok iyi reklam ve imaj yapıcıdır. İstediği kişilerin reklamını yapıp bu kişiler üzerinden kendisine nema sağlamaktadır. Buna örgüt terminolojisinde parlatma denir. Bir makama atanması için kişinin önceden hazırlanıp onun adına mükemmel özgeçmiş oluşturma, atamayı yapacak kişiler nezdinde üstün özelliklerini değişik kişiler eliyle yaptırma, basın yayında övgüler yapma, kurum içinde atama öncesi o kişi hakkında olumlu dedikodu çıkarma, nihayet atanması için her türlü tavassut girişimi parlatmanın değişik şekilleridir.
    (20) Mahrem Toplantı; Örgütün ilgili biriminin çok gizli tutuğu ve üstten alman bir emrin nasıl icra edileceğinin tespit edildiği ve görevlendirmelerin yapıldığı toplantılardır. Bu toplantıya örgüte çocukluğunda girenler katılabilir ama sonradan örgüte katılanlar alınmaz.
    (21) Fetih, Fethetme, Fetih Okutma: Örgüt, kamu idarelerinde kadrolaşmaya fetih demektedir. Fetih okutma ise kamu idarelerine giriş için yapılan sınavlardan önce soruların elde edilerek öğrenci veya gençlere önce yemin ettirip, daha sonra cevaplarıyla birlikte çözdürülerek sınavı kazanmasını sağlamaktır, örgüt, devleti ve kamu idarelerini ele geçirilmesi gereken bir düşman kalesi gibi görmektedir. Kadrolaşmayı ise fetih hareketi olarak kabul etmektedir.
    (22) Altın Nesil:Fetullahçı öğretiyi benimseyen, örgüte ve öndere sadakatle itaat eden ve bu örgütün içinde yer alan kişilerin genel adıdır. Beklenen nesil, kutsiler ordusu, muhabbet fedaileri, gönül erleri, ışık süvarileri olarak da ifade edilmektedir. Örgütün diğer adıdır. Şüpheli Fetullah Gülen bir elinde bilgisayar, bir elinde Kur'an olan nesil şeklinde ifade etmektedir.
    c) Örgütün Yapısı ve işleyişi
    Örgütün sorumlu yöneticisi imamdır. İmamın din bilgisine sahip olması aranmaz. Hiyerarşi içerisinde yer alan örgütün, yöneticisi ve raporları toplayan emirleri veren kişidir. Kâinat imamı, kıta imamı, ülke imamı, bölge imamı, şehir imamı, semt ve mahalle imamı, kurum imamı gibi Birçok değişik pozisyonu vardır. 
    Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için "abi", kadınlar için "abla"dır. Abilik, örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Abinin görevine üst yapı son verir. Lider ve abilerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olamaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır. Buna karşın kadınlar örgütün içerisinde hiç bir zaman üst düzey yönetici olamazlar.
    Örgüte üyelik için kesin bir ölçüt yoktur. Toplumun her inanç kesiminden örgütün üyeleri vardır. Müslüman dindar insanların yanı sıra, örgüt işine gelen kullanılması mümkün herkesi bünyesine katmaktadır. Alevi kökenli, ateist gibi yapıya uzak gibi duran gruplardan, Yahudi, Hıristiyan dinine inananlardan da örgüt içerisinde yer alanlar bulunmaktadır. Bir başka ifade ile örgüte üyelik için dindar olmak veya inançlı olmak şartı aranmadığı gibi Müslüman olmak da gerekli değildir. Eğer kişi himmetini veriyorsa işlediği suçun veya günahın bir önemi yoktur. Meşru olmayan yollardan elde edilen kazançtan örgüte istenen pay verilmişse işlenen günahın, suçun üzeri örgüt tarafından organize olarak örtülmektedir.
    Fetullahçı Terör Örgütü, sis bulutu arkasında gizlidir. Bütün örgüt yöneticileri ve üyeleri, her konuda mütemadiyen tedbir uygular. Örgütün üye sayısı, amacı, ekonomik kaynakları milletten ve devletten gizlidir. Örgütün bütün işlemleri gizli yürütülür. Örgüt lideri, genel olarak emirlerini gizli verir. Örgütün nihai maksadı gizlidir. Örgüt üyeleri, istihbarat ve kişilerin mahrem bilgilerini toplamayı severler. Bu teşkilat gizli yaşamak her zaman korkmak, doğruyu söylememek, gerçeği inkar etmek üzerine kuruludur. Örgüt, çok iyi reklam yapıcıdır. İstediği kişilerin reklamını yapıp imajını düzelterek bu kişiler üzerinden kendisine nema sağlamaktadır. Buna örgüt terminolojisinde "parlatma" denmektedir. Örgütün gizlenerek bilinmezliğe bürünmesinin bir sebebi de ilgi çekmektir.
    Şüpheli Fetullah Gülen, soruşturma ve takibata uğramamak ve zarar görmemek için; yalan söylemeyi, inandığı ve olduğundan farklı görünmeyi, yaptığı bir işi başkasına yüklemeyi, dini emir ve yasaklarla kendini bağlı saymamayı, hukuku dolanmayı, ahlakî kural kabul etmemeyi, örgüt üyelerine benimseterek adına tedbir (takiyye) demiştir.
    Örgüt, kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirdiği personelin aile yaşamlarına dahi müdahale ederek şahısların kiminle evleneceğine karar verebilmektedir. Örgüt mensuplarının, abi veya ablanın önereceği ya da onayladığı kişiler arasından evlilik yapması gerekmektedir. Özellikle erkeklerin örgüt mensubu olmayan kızlarla evlilik yapması engellenmiştir. Gerektiğinde, örgüt mensubu şahsın evleneceği kişiyle ilgili olarak, görev yaptığı ya da ikamet ettiği yerden sorumlu örgüt mensupları aracılığıyla araştırmalar yapılarak olur alınmaktadır.
    Örgüt, kamu kurumlarında sayısı beş kişiyi geçmeyen bir örgüt abisine bağlı hücreler şeklinde yapılanmıştır. Hiç bir hücre diğer bir hücreden haberdar değildir. Bu örgütlenme modelinin geliştirilmesinin sebebi, bir hücre açığa çıksa bile diğer hücrelerin faaliyetine devam ederek deşifre olmamalarını temin etmektir. Örgüt içinde katı bir askeri disiplin hâkimdir. Örgütün ve bizzat şüpheli Fetullah Gülen'in en çok önemsediği ve değer verdiği birim özel hizmet birimleridir. Örgütün bir nevi omurgasını oluşturan ve günümüz itibarı ile elde ettiği konumu kazandıran birimdir. Bu birim en geniş şekilde "yargı, emniyet, mülkiye, Türk Silâhlı Kuvvetleri (TSK) , MİT ve Milli Eğitim" imamlarından oluşmaktadır. Örgüt, zamanla yeterli çoğunluğa ulaştığı için mülkiye ve milli eğitimi özel hizmet biriminden çıkarmıştır.
    Silâh kullanma eğitiminden geçirilen, silâh ve zor kullanma yetkisine haiz ve silâha sahip örgüt mensubu personel, sahip olduğu silâh ve zor kullanma yetkilerini örgüt'deki hiyerarşik üstünden gelen emir doğrultusunda seferber etmeye hazır olacak şekilde bir ideolojik eğitimden geçirilmektedir. Bu durumu şüpheli Fetullah Gülen, "hizmet insanı" başlığı altında "Örgüte bağlı kişinin azimli, kararlı ve hizmete karşı itaatkâr her şeyin sorumluluğunu alması gereken, darbe yediğinde azmi bozulmayan, yüksek rütbelere geldiğinde kendi rütbesi değil de hizmetin rütbesini ön planda tutan, hizmet içerisinde yapacağı görevlerin zor olabileceğine inanan ve bütün varlığını, canını, sevdiklerini hizmet için feda etmeye hazır olması" şeklinde açıklamaktadır.
    Örgüt, 1971 yılından itibaren soruşturmalara konu olmuştur. Örgüt lideri Gülen, değişik defalar kısa süreli olmak üzere tutuklanmıştır. Ancak davaların üstünkörü yürütülmesinden dolayı ciddi neticeler alınamamıştır. Öte yandan örgüt de yürütülen soruşturmaları akamete uğratmak amacıyla yoğun gayret sarf etmiştir. Bu bağlamda, emniyet ve yargı mensupları haksız baskılara maruz kalmışlardır. İletişimleri illegal bir biçimde kayda alınmıştır.
    Bir terör örgütün varlığının kabul edilebilmesi için, örgütlü bağlılık, üyeler arasında görev bölüşümü, kod isimleri, bir hiyerarşi ve bu örgütün ideolojisini savunan insanların olması gerekir, örgüt'nün bir ideolojisi ve bu ideolojiye uygun insanların yetiştirildiği eğitim materyalleri bulunmaktadır. Örgüt mensuplarının hücresel bir şekilde birbirleriyle bağlantıları, kendi aralarında bir rapor, talimat alışverişi bulunmaktadır. Alttan yukarıya doğru rapor, yukarıdan aşağıya doğru talimat verilmekte, örgüt mensuplarının, kendilerine yeni örgüt mensupları kazanma faaliyetleri bulunmakta, yeni çocuk ve gençler örgüte alınmakta, eğitilip, yetiştirilerek bu örgütün kadrolarına ilave edilmektedir. Örgütün eğitim malzemeleri, kitabı, bildirisi, ideolojisini anlatan belgeler, evraklar, dokümanları bulunmaktadır, örgüt'de diğer terör örgütleri gibi bir inanca dayanmaktadır. Fetullahçı Terör Örgütü, üyelerinin uğrunda zorluklarına katlanabildiği, fedakarlıkta bulunduğu, amacına yönelik bir şeyler yapabildiği,b ir inanç, bir ideoloji sistemidir.
    ç) Örgüt Hiyerarşisi
    Örgüt, Fetullah Gülen'i kainat imamı olarak en üst noktaya koymakta,bu durum
hariciörgüt içinde hiyerarşi genel olarak dikey ve yatay yapılanma olmak üzere
oluşturulmuştur.
    (1) Örgüt Önderliği veya Kainat imamlığı
    Örgütün bütünlüğü üzerinde tek hakim ve önder Fetullah Gülen olup örgüt içerisinde kainat imamı olarak görülmektedir. Yönetici, ilahi kıymet, muhterem, önder Fetullah Gülen, söyledikleri ve yazdıklarıyla bağlı değildir. Fetullah Gülen ilahi bir emir olarak kendini din, ahlak, hukuk kurallarıyla bağlı saymamaktadır. O, örgütünü ve kendini, devlet düzeninin içinde değil önünde ve üstünde görür. Söylediklerine aykırı hareket edebilir, onları değiştirebilir, her türlü yasağı kaldırabilir, yepyeni bir yasak getirebilir, daha da önemlisi kendini dini hükümleri değiştirebilir otorite olarak görmektedir.
    Örgütü bilfiil ve bizzat idare eden Fetullah Gülen'dir. Diğer yöneticiler onun verdiği yetki ile onun adına görev yaparlar. Örgüt yukarıdan aşağıya doğru tekçi (monist) yapıda örgütlenmiştir. Örgütün kurucu ve baş önderi, "kainat imamı" "kutsal insan", "büyük efendi", "metafizik alemle ve öbür tarafla istişare etme özelliği olan", "Mehdi", "Mesih", "kutsal kişi", "muhterem", "hoca efendi", sıfatlarıyla ifade edilen şüpheli Fetullah Gülen'dir. 
    Kainat imamlığı, örgütün her türlü işi ile ilgilenip üst karar veren temel ideolojik ve doktriner birimidir. Bütün işler örgütte kainat imamının talimatıyla yürümektedir. Örgüte kainat imamı her hafta sesini internet üzerinden duyurmaktadır. Örgütün kadrolarının topladığı bütün bilgi ve belgeler örgütü yöneten kişide toplanır. 
    Örgüt içinde Fetullah Gülen şu şekilde tanımlanmaktadır.
    İnsanüstü bir varlık olarak görülmektedir. Bu insanüstü varlığın yarım bıraktığı yiyecek atığı veya suyu, içeceği bile olağanüstüdür. Örgüt üyeleri onun içtiği çay veya suyun artığını içmek için sıraya girer ve ona kutsiyet atfederler. Üstün meziyetlerle bezenmiş, yaratılmış, kimseye benzemez kişilik, (Hitler, Stalin vb.), liderlik kültüdür.
    O peygamberler, evliyalar ve diğer din büyükleriyle mana aleminde bulaşan ve görüşen onlarla istişare eden bir kimsedir. Ev ve yurtlardaki dini olduğu söylenen sohbetlerde işlenen önemli temalardan biri budur. Bir kimse bu temaya iman etmediği müddetçe gerçek bir üye olamaz yada onların ifadesiyle iman etmiş sayılmaz. Tam bir teslimiyet için bu gerçek olarak kabul edilmelidir.
    Örgüt, üyelerine onu bir Mehdi, Mesih veya Muhterem olarak tanıtmaktadırlar. Mehdi ve Mesih ahir zamanda ortaya çıkacağına inanılan üstün vasıflı insanlardır. Muhterem ise onu aziz göstermek ve hatırı sayılan saygı duyulan bir kimse olarak topluma sunmak için son yıllarda sıkça kullandıkları bir ifadedir.
    Gerçekte o ne Mehdi, ne Mesih ve ne de Muhteremdir. Kendisini iyi gizleyen bir terör örgütlenmesinin kurucusu ve yöneticisi iyi bir eğitim alamamış sıradan bir vaizden ibaret hiç bir insanüstü özelliği ve niteliği bulunmayan et ve kemikten ölümlü sıradan bir insandır. Örgüt üyelerinin inançlarının tersine ne kerameti ve nede olağanüstü bir kudreti vardır. Bütün bildiği ve keramet gibi gösterdiği, örgütün ona gizlice dinleyip sağladığı bilgilerden ibarettir. Dini çarpıtarak aktardığı bilgiler ise mantıksızdır ve günümüzün sorunlarını çözmekten uzaktır. Örgütü dışında hiç bir anlam ifade etmemektedir.
    (2) Dikey Yapılanma-Yedi Katlı Piramit; Kainat imamı inancı ve yedi katlı piramidal yapılanma; İsmailiye Mezhebindenin ve köken olarak da Zerdüştlük Dininden alınmıştır. Zerdüştlük Dini ve ondan mülhem İsmaili Mezhebinde yedi kat gök gibi örgütlenmişlerdir. İsmailiye, sofilerini yedi dereceye ayırmıştır. Bu esasları aynen Fetullah Gülen de tatbik etmektedir. Gök ve uzayla Uzayla ilgilenen ve birçok okul veya şirket ismini buradan seçen örgüt, benzer bir yedi derece takıntısı ile hareket ederek, mensuplarını Fetullah Gülen yedi tabakaya ayırmıştır. İsmailiye tarikatının piri yedinci derecede oturur ki bu mertebe Allah'tan doğrudan emir alan imamlık makamıdır. İmam helali haram ve haramı helal yapabilir. Ona mubah olmayan hiç bir şey yoktur. Bu esaslar aynen Fetullah Gülen'in örgütünde de geçerlidir. 
    Örgüt içinde hiyerarşide itaat ve teslimiyet katı bir kuraldır. Teslimiyet, hem örgüte, hem liderin emrine, ona atfen verilen göreve adanmışlıktır. 
    Örgüt, sivil toplumu kendi haline bırakmayıp, kendine hizmet eden bağlı kuruluşlara dönüştürmektedir. Kadrolaşma ile yargı, ordu, emniyet ve bakanlıklar onun denetimine girip kolluk gücüne dönüşmektedir. Bu durumda devlete paralel şekilde dikey örgütlenen yapılanma kayıtsız şartsız bir örgüt egemenliği oluşturmuştur. Egemenliği, örgütlenmeyi fiilen yöneten Fetullah Gülen kullanmaktadır. Örgütün insanlara egemenlik kurduğu bir alan sunup buna inandırması teşkilatlanmasını güçlendirmiştir: 
    Örgüt, yedi tabakadan oluşan katı bir hiyerarşik kast sistemine dayanır. Kastlar arasında geçiş mümkündür ama dördüncü tabakadan sonrasını önder belirler. Aşırı bir kast sistemi geliştiren Fetullah Gülen örgütünde de bağımlılık ve kademelenme en aşırı düzeydedir. 
    Birinci Kat; Halk tabakası: Örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiilî ve maddi destek sağlayanlardan oluşur. Bunların bir çoğu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olamayan örgüte bilinçli veya bilinçsiz hizmet ettirilen halk kesimidir. Genellikle faaliyetlerden habersizdir. Bu katmandakileri örgüte bağlayan ana unsur Îslamî duyarlılık ve din duygularıdır.
    İkinci Kat; Sadık tabaka: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve resmî kurum görevlilerinden oluşan örgüte sadık gruptur. Bunlar örgüt sohbetlerine katılan düzenli aidat ödeyen ve az çok örgüt ideolojisini bilen kişilerdir. Bu tabakaya girebilmek için örgüt üyesi olmak gereklidir.
    Üçüncü Kat; İdeolojik Örgütlenme Tabakası: Gayrı resmî faaliyetlerde görev alırlar. Örgütün ideolojisini benimseyen ve ileri derecede bağlı ve çevresine de örgüt fikirlerini aşılayan tabakadır. Kaymakam, vali, şehir sorumluları, general, müfettişler, irşat ekipleri yer alır.
    Dördüncü Kat; Teftiş Kontrol Tabakası: Bütün hizmeti (legal ve illegal) denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgüte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilirler. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst düzeyde görevlendirilemezler.
    Beşinci Kat; Organize Eden ve Yürüten Tabaka: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Fetullah Gülen atar. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Örgüt içinden bir evlilik yapanlar buraya yükselebilir. 
    Altıncı Kat; Has Tabaka: Fetullah Gülen ile alt tabakaların irtibatını sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar, azillere bakar. Fetullah Gülen atar. 
    Yedinci Kat; Kurmay Tabaka; Fetullah Gülen'e doğrudan bağlı atamasını yaptığı seçkin kesim, (Onyedi kişilik kurmaylardan oluşur) Bu tabakada yer alanlardan bazıları, Mustafa Özcan, Şerif Ali Tekalan, Mehmet Ali Şengül, v.b.    
    Bu tabakalar dışında bir de sempati besleyenlerden oluşan alt tabaka vardır. Sempati besleyen kimseler örgüt hiyerarşisi içinde ver almazlar. Örgüte karşı herhangi bir olumsuz düşünceleri yoktur. Örgütün bütün faaliyetlerini illegal bile olsa desteklerler. Örgütten talimat almazlar ve rapor vermezler. Örgüte zaman zaman maddî yardım yaparlar, devamlı olmamak şartıyla örgüt lehine bazı faaliyetlere de katılırlar. Bunlar örgütün iç yüzünü bilmeyen görünüşteki yüzünü gerçek sanan kimselerdir. Siyasetçi, sanatçı, yazar, gazeteci, akademisyen gibi bir çok alana yayılmış geniş bir sempatizan çevresi bulunan örgüt, zamanı geldiginde ve en kritik anlarda bu tabandan yaralanarak lehine fiili durum oluşturmaktadır.
     Bu yapının yedi katmanının en üstünde "Fetullah Hoca Arşı" yer almaktadır. Beşinci, altıncı ve yedinci katmanlar örgütü yöneten katmanlardır. Yedinci ve altıncı katmandakilerin örgütten kopmalarına kesinlikle izin verilmez. Altıncı katmandakiler, Fetullah Gülen'in bildiği ve takip ettiği hayati hizmetler olarak tanımlanan işleri yaparlar. Beşinci katmanda ise çok nadir örgütten kopmalar olmuştur. Kopanlar mutlaka örgüt tarafından takip edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Örgütü dördüncü katman bir arada tutar ve alt katmanlardakilerin teftiş ve kontrolünü yapar. Hizmet denen işleri ise ilk üç katmanda yer alanlar yürütmektedir.
    (3) Yatay Yapılanma (Hücre Tipi Zincir Yapılanma); Örgütün deşifre olmaması ve devletin örgüt yapısını çözmekte zorlanması için ayrıca örgütü hücre tipinde yatay örgütlemiştir. Hücreler genellikle en fazla beş kişiden oluşmakta ve bir abla/abiye bağlı bağlı birimdir. Hücredeki kişi sayısı bazı kurumlar için üç ve bazı kurumlarda (TSK için) birebirdir. Ayrıca her hücre abi veya ablası da bir başka hücrede yer almaktadır. Örgüt, her bir lokması bir hücreden oluşan zincirler şeklinde üst imamlara bağlanmakta ve nihayet ülke kıta ve üst örgüt yöneticilerine bağlanmaktadır. Kamu kurumları içindeki örgüt yapılanması bir hücre ile başlayıp orada kadrolaşma sağlandıkça başka hücrelerin eklenmesiyle veya büyüyen hücre bölünerek yeni bir hücre oluşturulup sohbet grubu şeklinde yapılanmaktadır. Her bir hücreye sorumlu bir imam atanarak yapılanmanın genişlemesi sağlanmaktadır. Eğer kadrolarda örgüt mensubu çok fazla ise hücreler binlere, on binlere kadar artabilmektedir. Kuruma atanan üst sorumlu imam ise hücrelerin tamamından sorumlu olarak faaliyet yürütmektedir.
    d) Şahısların Örgüte Kazandırılması ve Örgütsel Eğitim
    Fetullahçı Terör Örgütü , insan kaynaklarında da şaşırtıcı şekilde çeşitli özellikler taşımaktadır. Siyasete istikamet vermek ve devleti yönetmek isteyen dini cemaat görünümlü askeri disiplinli örgüt, insan kaynaklarında sınırsız seçim hakkına sahiptir.
    Örgüt, kişileri örgüte kazandırma ve örgüt amacına göre eğitmede özel metotlar kullanmaktadır. "Işık evi" olarak ifade edilen örgüt hücre evleri örgüte kazandırma ve ideolojik eğitimde kullanılmaktadır. Genellikle çocuk yaşta örgüte kazandırma ve eğitime önem verilmektedir. Örgüte sonradan katılanlar ilerde önemli gizli görülen mahrem hizmetlerde ve örgüt yönetiminde görev alamamaktadır. Örgüt amacına göre yetiştirilecek kişi önce "Işık Evi" ile tanıştırılıp alıştırılır. Kişilere genellikle ders çalıştırma, sınava hazırlama vaadi ile yaklaşılır. Belli bir kıvama gelen öğrencilere önce dinî telkinler yapılır. Dinî bakımdan da belli bir kıvama gelen öğrenci yavaş yavaş örgütsel sohbete alıştırılır. Uygun kıvama gelen öğrenciye daha sonrada Fetullah Gülen ve öğretisi ile ilgili örgütsel eğitim başlar. Sohbetler zamanla Fetullah. Gülen konuşmalarının dinlenmesi ve anlamlandırılmasma dönüşür. Bütün bunlar olağanüstü bir gizlilik içinde yapılır. Örgüte kazandırılacak kişinin eve ve örgüte alıştınlması ve ilk örgütsel eğitim ev imamının kontrolünde gerçekleştirilir. Örgüt, okul ve dershaneler üzerinden de birçok çocuğu devşirip örgütsel ideolojisine göre yetiştirmiştir. Okul ve dershaneler eğitim kurumu görünümlü ve legal kabul edildiğinden fazla göze batmamıştır. Ancak verilen gizli eğitim ciddi manada hiçbir zaman araştırılmamıştır. 
    28 Şubat 1997 sonrasındaki uygulamalar, Refah Partisinin kapatılması, gençlik ve kadın kollarının feshi, imam hatip liselerinin eğitiminin zayıflatılması, en çok Fetullah Gülen Örgütün işine yaramıştır. Ekonomik, siyasi ve sosyal yönden bunu bir fırsat olarak gören örgüt, 28 Şubat Süreci olarak bilinen bu askeri müdahaleyi büyümek ve devlete hakim olmak için kullanmıştır. TSK ve 28 Şubatı savunanlar, devletin hukuk sistemi içinde faaliyet yürüten meşru bir siyasi partiyi ve yan kuruluşlarını kapatarak, örgütün gizli yürüttüğü bilinmeyen faaliyetlerinin daha fazla arttırmasına yol açmışlardır. Bu post modern askerî darbeden sonra, muhafazakar kesimler çocuklarını örgüt okullarına göndermeye mecbur edilmişlerdir. Örgüt, bütün muhafazakar ailelerin çocuk ve gençlerini insan kaynağı olarak elinde bulmuştur. İnsan kaynağı yanında ekonomik kaynakları da çeşitlenmiş ve genişlemiştir. Örgüt aynı zamanda yurt dışı ve içinde kendisini sevdirecek bazı göz boyama işlerini de ihmal etmemiştir. 
    Örgüt, eğitim ve gençlik üzerinden teşkilatlanmıştır. Maddi kaynak bulmak için öğrenciye burs, yardım gerekçesi kullanılmış, ihtiyaç sahibi öğrencilere yardım etmek için faaliyet yürütüldüğü ileri sürülmüş, okul ve yurt yaptırma bahane edilerek toplanan ekonomik kaynak ve arsa ile örgütün şirketleri ve yapı içindeki kişiler zenginleşmiştir. Örgüt, üniversitelere el atmış ve kısa sürede öğrenci ve akademik çevrelerde taraftar toplamıştır. Üniversite öğrencileri, mezun olduktan sonra da takip edilmiş ve işe yerleşmeleri, örgüt ile bağların kopmamasına özel bir çaba gösterilmiştir. Mezuniyet sonrasında hiç kimse örgütten ayrılmamış örgütlü olarak faaliyetlerine devam etmişlerdir. Bu sayede kısa sürede mezun kimseler örgütsel dayanışma ile kadrolaşmayı başarmış ve sınav sorularını önceden temin ederek kitlesel şekilde kamu kurumlarına yerleşmeye başlamışlardır. Örgütün insan kaynaklarının genişlemesi ve elindeki yetişmiş insan sayısının fazlaca bulunması her alanda teşkilatlanmayı kolaylaştırmıştır. Örgüt, bütün kamu kurumlarında hatırı sayılır bir kitleyi kadrolara yerleştirmiştir
    (1) Örgüt içerisinde Yetiştirilenler;
    Örgüt, yurt, okul, ev, dershane ve diğer birimlerinde yetiştirdiği kişileri ilerde kullanmaktadır. Fetullah Gülen başından beri toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan yoksullar, hayata ezik ve yenik başlayan kesimlerin gençlerini yurt, okul, dershane, öğrenci evi gibi araçlarla kendine çekip bağımlı hale getirmiş ve minnet duygusu altında onları sömürmüştür. Örgütün insan kaynağının esası bir minnet duygusu yaratarak bireyleri sömürme üzerine kuruludur.
    (a) Yurtlar; Örgütün ilk çıkışı öğrenci yurtlan ile başlamıştır. Milliyetçi muhafazakar ailelerin çocuklarının büyük şehirlere gelip inandıkları gibi yaşayacakları bir ortam bulmaları o yıllarda mümkün değildir. Bu açığı gören Fetullah Gülen, hemen öğrenci yurt ve evleri açarak basit şekilde örgütünün çekirdeğini kurmaya başlamıştır. Muhafazakar kesimden gelen öğrencilere yurt ve ev açarak onlara barınacak yer sağlayıp özellikle sol ideolojilere bir nefer olmaması için çalıştığından bu gayreti herkeste memnuniyet uyandırmaktan ve dindar bir gençlik yetişeceği için de olumlu karşılanmaktadırır. Hayır yapmak isteyen kişilerden toplanan yardımlarla bu öğrencilerin ihtiyaçları karşılanmakta;ır. Y yurtlar evlere göre daha çok öğrenci barındırdığı ve sistematik kitle eğitimine uygun olduğu için daha çok kişinin örgüte zamanla kazandırıldığı yerler haline gelmektedirir.
    (b) Işık Evleri; Işık evleri olarak adlandırılan bu evler başında bir "mesul imam" tarafından yönetilen öğrencilerin kaldığı evlerdir. Öğrenci sayısı ortalama beş civarındadır. Başlarında kıdemli olan öğrencilerden bir "abi" bulunur, evi yönetir. Evin ihtiyacını karşılayan ve sorunlarıyla ilgilenen kişi ise mesul imamdır. İmamlar genellikle esnaf kesiminden seçilirler. Mesul imama böyle üç beş ev bağlıdır. Işık evleri ülkede ve yurt dışında örgüt mensubu bulunan her yere yayılmıştır. 
    (c) Dershaneler; Dershaneler, örgütün en hayati kurumudur. İlk olarak buradan örgüte insan kaynağı sağlandığı için çok önemlidir. İkinci olarak dershaneler örgütün gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Dershaneler aynı zamanda örgütün elindeki kitap kırtasiye ve matbaa şirketlerinin ürünlerinin pazarlandığı bir yerdir. Dershanelerin önemli ve vazgeçilmez bir örgüt kurumu olmasının bir sebebi de istihbarı bilgi toplama merkezi olmasıdır. Dershaneye gelen bütün öğrencilerin ve ailelerinin günlük hareketleri ve örgüte bakışları, davranışları gibi bilgiler toplanıp ilerde kullanılmak üzere arşivlenmektedir. Bu durum dershanelerin bir istihbarat merkezi olarak kullanıldığından örgüt için önemlidir. Yine dershaneler, örgüte bağlı yükseköğrenim gören kişilerin geçici istihdam edildiği hayati bir kurumdur. Bütün diğer dini örgütlerin aksine bu yapı fakültesini bitiren gençleri özgür bırakmayarak kendi dershanelerinde öğretmen olarak çalıştırmakta, kişilere sosyal güven vermektedir. Dershaneler, örgütün çaldığı sınav sorularmı önceden çözdürerek devlete sızmak için kullandığı (islerdir. Bu merkezlerin örgüte faydası saymakla bitmez. Dershanelerin kapatılmasına özellikle karşı çıkılması ve kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine baskı yapılmasının sebebi örgüt için bu hayati önemden kaynaklanmaktadır. Dershaneleri namusu olarak gören örgüt, kapanmaması için elinden gelen çabayı göstermiştir.
    (ç) Toplantı-Ders ve Sohbet Evleri; Işık evleri öğrenci evi iken bu evler toplantı ve karar alınan evlerdir. Bu evlerde bekar örgüt üyeleri kalır ve başlarında bir mesul vardır. Üç beş kişiden oluşan bu evler genellikle aynı meslek mensuplarının kaldığı ve devlet kademelerinde çalışan kişilerden oluşur. Öğretmenler, polisler, kamu görevlileri gibi. Bu evlerin de hücre tipi yapılanması vardır. Örgütün üstten gelen emirleri bu evlerde icrayı gerçekleştirecek birime iletilir. Bu ev yapılanmasında, örgütün her üyesi bir eve bağlıdır. Örgüte sempati duyan kişiler bu evlerden birine alıştırılıp örgüt psikolojisi aşılanarak kazanılır 
    (2) Örgüte Kazandırma:
    Fetullahçı Terör Örgütünün çalışma hedefi, devleti ele geçirmek için inançlı insanları gizlice eğitip teşkilatlandırmak ve devleti yönetecek hale getirmektir. Bu gayeyi elde edebilmek için örgüt, eleman toplayıp maksada adanmış şekilde yetiştirmekte ve devlete yerleştirerek kadrolaşmaktadır. Bunu başarabilmek için önce kişileri kazanmalıdır.    
    Örgüt, üye olarak yetiştirmek için önce "seçim" yapmakta, sonra seçilen kişiyle "irtibat" sağlanmakta, "itimadı" kazanılmakta, "eğitim" yaptırılmakta ve nihayet örgütün amacı açıklanarak "sorumluluk" verilmektedir. Örgütün kişileri kazanmada kullandığı evreler temelde dörde ayrılır; alıştırma, çıraklık, legal görev ve illegal görevlendirme. 
    Zeki öğrenci bulmak için örgüt, sınıf arkadaşı veya okulda okuyan kendi mensubu bir öğrenciden bilgi toplar. Öğrencinin bütün ailevi, geçmişi, özellikleri, her şeyi fişlenir. Kişinin sevdiği sevmediği, mutlu olup olmaması gibi bütün özellikleri üzerinde çalışma yapılır. Öncelikle örgüte kazandırılacak kişinin özellikleri çıkarılır ve örgüt sorumlu abisi onunla irtibat kurar. Sonra öğrenci eve getirilir, eğitimine başlanır, irtibat genellikle, eve sohbete davet, ders çalıştırma, bir sorununu çözme gibi yöntemlerle kurulur. Bu ilk ilişkiden sonra, tedricen kazandırılacak kişiyle ilgilenme metotları uygulanır. Kurban çoğu kez böyle bir örgütle irtibat kurduğunun farkına varamaz. Üzerinde çalışılan kurban, belli bir kıvama geldikten sonra adım adım örgütün hararetli bir militanı haline getirilir.
    Çocuk yaştaki kişiler, 8-12. Sınıf öğrencileri ders çalıştırma ve sınava özel olarak hazırlama vaadiyle eve alıştırılır. Kazandırılacak kişiye ders çalıştırılır, pikniğe götürülür, yemek ikram edilir, bir sorunu çözülür, spor müsabakasına alıştırılır, eve götürülüp alıştırılarak örgüte kazandırılır.
    Örgüt kişileri kazanabilmek için oldukça kibar, nazik bir üslup kullanır. Muhatabı etkilemek için önce kişiyle ilgili bilgiler toplar ve ona önemli bir şahsiyet muamelesi yapar. Sohbet, kişinin durumuna göre zevk alıp etkileneceği konuda olur.
    Örgüte kazandırılacak çocuk, genç veya kişi, ev sohbetleri, ev toplantıları, seminerler, ders etütleri, okuma çalışmaları, kampa alma, gibi faaliyetlerde örgüt eğitime alıştırılır. Gönül eri, muhabbet fedaisi, kalp insanı, hizmet eri, ışık eri, ışık süvarisi, şakirt olana kadar üzerinde çalışmaya devam edilir.
    Kazandırılacak kişiye, örgütün kurumları tanıtılır ve çalışmaları anlatılır. Bu örgüte girmenin herkese nasip olmadığı ifade edilir. Yurtdışı okullarını bir övünç ve kibir kaynağı yapan örgüt, devletin yapamadığı hizmeti yaptığı havasını atarak kişinin böyle bir onurlu hizmet içinde yer almasını, bunun Allah Rızası için gerekliliğini, amacın yalnızca hizmet olduğunu anlatır. Kişinin bundan etkilenmemesi mümkün değildir.
    (a) Alıştırma; Kişiler örgüte önce alıştırılır. Bu aşamanın amacı örgütün sempatizan toplum tabanı kazanmasını sağlamaktır. Örgüte göre alıştırma evresinin gayesi diğer aşamalara kişi geçmese bile örgüte sempatiyle bakmasını sağlamaktadır. Alıştırma evresinden geçen kişi, en azından örgüte ve amaçlarına karşı çıkmayacak direnç göstermeyecektir. Bu nedenle ne kadar çok kişi alıştırma evresinden geçirilirse örgütün amacına o kadar hizmet edilmiş olunacaktır. Örgüt, herkesin sempatisini kazanmak için diğer evrelere geçmeyen kişileri de alıştırma evresinde tutarak toplumsal taban kazanmak istemektedir. 
    Millî, dinî, duygusu olan gençler, ışık evlerini, Allah'a hizmet evi olarak görürler. Bu bilinç düzeyine gelen kişilere artık örgüt ideolojisi aşamalar halinde aşılanır. Kazanmak için seçilen kişi müsait ise önce onun geçmişi, kimliği, aile bağları hızlı bir eğitimle silinir. Bu aşamada öğrenci, çocuk veya genç bunalıma düşer, yalnız ve değersiz hisseder. Bunlar örgütün kazanma taktiğidir. Hemen ideoloji yüklemesine başlanır. Bu reklamla yapılmaya başlanır, kişinin mantığına değil duygularına hitap edilir. İnandırma, etkileme, ikna etme, uyutma ve uyuşturma, etkileme yöntemleri kullanılarak, kişinin zihninin boyun eğmesi sağlanır. Mantığın devreden çıkması için tekrar çok önemlidir ve örgütün değişik birimleri ve abiler tekrar ederek aynı şeyi kabullenmeye zihni zorlarlar. Tekrarlarda belli bir periyot vardır. Fetullah Gülen'in saçma konuşmalan tekrar dinletilerek zihnin onu alt hafızaya kabul etmesi sağlanır. Örgütün ülke içindeki gücü vurgulanır, neredeyse önemli herkesin bu örgütten olduğu övünç kaynağı olarak gösterilir. Eğer kişi kabul ederse böyle önemli kişilerin içinde yer aldığı bir gruba dahil olacaktır. Yurt dışındaki okulları, etkileyici bir şeklide ona sunulur. Amacın bu olduğu dünyayı değiştiren dini bir örgütlenmeden bahsedilir. Örgütün elindeki maddî imkânlar ve fizikî mekanlar reklam için önemlidir. Buraları gören genç veya çocuğun etkilenmemesi mümkün değildir. Bu örgüte girenlerin nasıl ihya olduğu anlatılarak zihnen kişinin ikna olması sağlanır. Makam ve mevki, para şan şöhret her şey burada vardır. Geleceğe yönelik planı beklentisi ve hayalleri olan hiç kimsenin hayır diyemeyeceği bir sahte dünya ona ezberletilir. Onunla kurulan ilişki ve gösterilen rağbet kişiyi etkiler. Ayrıca sevap kazanma, öbür dünyanın garanti edildiği bir kurtuluş yolu sunulur.
    Örgüt, başta öğrenciler olmak üzere şahısların örgüte kazandırılması aşamasında çeşitli yöntemler uygulamakta olup, bunlar şahsın psikolojik durumundan ailevi ve sosyal yaşantısına,ekonomik durumundan çalıştığı işe göre çeşitlilik göstermektedir. Ancak nihaî olarak örgüte kazandırılan şahıslarda, "Allah rızası" için hareket ettiği, örgüt içinde hareket etmek dışında bir Müslümanlığın artık kendisi için söz konusu olamayacağı empoze edilip kabul ettirilmektedir. Bu açık veya örtük propagandaların yarattığı "kötü bir insan olma", "insanlıktan çıkma", "münafık olma" ve hepsini kapsayan, "utanma" ve "Cehennem korkusu" hakim kılınmakta, bu ise lidere ya da bağlı olduğu imama mutlak itaati ve verilen her türlü görevi yerine getirmeyi zorunlu hale getirmektedir.
    Alıştırma evresinin ileri aşamasında kişiye, Fetullah Gülen'in örgütçe kabul edilen olağanüstü kişiliği ve kerametleri anlatılır. Sohbetleri izletilir ve etkilenmesi, ağlaması sağlanır. Bu yolla duygusal bakımdan örgüte bağlılık ve örgütün amacının benimsenmesi sağlanır. Kişi sevap kazanmak ve, Allah rızası için çalıştığını sanır. Eğitim ve öğretimi tamamlanan ve örgütün kullanıla bileceği kıvama gelen üye sahaya sürülür. Önce basit sorumluluk ve küçük işler yaptırılır. Gazete, dergi dağıtma, abonelik yapma, örgüte üye kazandırma çalışması yaptırma gibi basit işlerle uğraşan üye zamanla abisinin gözetiminde ilerler. Ev ve yurt içinde sorumluluk verilir. Başarılı olanlar abiliğe terfi ettirilir. Basit işlerde bile başarılı olamayan veya adaptasyon sağlayamayan kişiler ise sempatizan olarak el altında bulundurulur. Örgütün sempatizana çok ihtiyacı vardır. İlerde kritik anlarda kullanılmak üzere sempatizan el altında tutulur. Örgütün abiliğine terfi edemeyen kişiler sohbetlere çağrılarak ve belli periyodik zamanlarda irtibat kurularak örgüte bağlılık devam ettirilir. Örgüt üyesi veya sempatizan, hiç kimse ile örgüt ilişkisini ve irtibatını koparmaz. Sempatizan öyle bilgi veya belge getirir ki örgütü ipten kurtarabilir. Bu düşünceyle o kenara itilmez ve kontrol altında tutulur.
    Örgüt, örgüte üye olanları gruplandırır. Sempatizanları da gruplandırır. Gruplandırmada ölçütler vardır; gGizli namaz kılmak, gazete ve dergiye abone olmak, himmet vermek, sohbetlere katılmak gibi ölçütler sempatizanların gruplandırılmasında ölçü olarak kullanılmaktadır. Bütün kriterleri sağlayan ve örgütün sadakat/güvenlik testlerini geçerek itimadım kazanan kişiler abiliğe terfi ettirilirler. Abiler ise kendi içlerinde yükselerek ev imamlığı, mahalle-semt imamlığı, ilçe ve il imamlığı, belli mesleklerin veya hücrelerin imamlığı, bölge imamlığı gibi daha üst yöneticiliklere terfi edebilirler. Mahrem yerler ve mahrem hizmetler için özeller adıyla ayrı bir yapılanma ve yetiştirme türü uygulanmaktadır. 
    (b) Çıraklık; İkinci evre çıraklık dönemidir. Bu dönemde örgüte sempati besleyen kişi denenir ve şekillendirilir. Örgüte giriş için eğitime başlanır. İleri derecede beyin yıkama metodu kullanılır. Örgüt bağlılığı güçlendirilir. Örgüt liderini bir ilah gibi kabul ettirmek için sohbetlere programlara ve sosyal etkinliklere alınır. Çıraklık dönemi örgütsel bağın kuvvetlendirilip örgüt militanının yetiştirilmesi aşamasıdır. Sadakat testlerini başarıyla geçen şakirt2, artık legal yapıda sorumluluk alma kıvamına gelmiştir.
    (c) Legal Yapı Görevi; Çırak bu eğitimden başarı ile geçerse üçüncü dönemde legal yapıda görevlendirilir. Gazete dağıtır, abonelik yapar, basit işleri organize eder ve başarılı olursa örgütün temel öğretisine imani olarak inanırsa artık illegal yapıda görevlendirilmek üzere yükseltilir.
    (ç) İllegal Yapı Görevi; Dördüncü evrede illegal yapıda görevlendirilir ve verilen talimatları imani bir mesele olarak ölümüne icra etmeye başlar. Örgütün görüşlerini savunur, ahilerinin dediklerini harfiyen yerine getirir. Bu aşamadaki kişilerde artık örgütün kutsal amacına kutsal davasına adanmışlık ruhu tesis edilmiştir.
    Örgütte ilerleme sadakat testinin başarıyla geçilmesine bağlıdır. Örgüt bir mensubunun yeterince örgüte bağlanıp bağlanmadığını, verilen emri yerine getirme düzeyini ve emri sorgulayıp sorgulamadığını, itaat edip etmediğini sınamak için onu sorumlu imam (abi veya abla) test etmektedir. Bu test sadakat testi olarak ifade edilmektedir. Buna göre kişinin örgüte bağlılığı ve özellikle liderine itaati ve örgütün amacını benimsemesi gibi konularda baskı ve tehdit altında tutulup direnci, ölçülmektedir. Eğer sadakat testini örgüt üyesi sempatizanı başarıyla geçmişse ona güvenilmektedir ve onun önü açılmakta, mesela sınav soruları önceden ona ulaştırılmaktadır. Sadakat testi, kişinin örgütün narkozunu almanın dozunun ölçülmesidir. Narkozun tesirindeki örgüt üyesinin davaya adanmışlığı sınanmaktadır. Sadakat testini geçemeyenler ise örgüt eğitimine devam ettirilmekte ya bu testi başaracak şekilde eğitilmekte veya sempatizan olarak kullanılmaktadır. 
    3) Öğrencilerin Örgüte Kazandırılması;
    Örgütün kendisine adam kazandırmak için kullandığı en temel yöntem, şahısların öğrencilik yıllarında devşirilerek örgüte girmelerinin sağlanmasıdır. Örgüt, zeki öğrencilere gözünü dikmiştir. Evlerine gelen öğrencileri, geleceğin önemli devlet adamı olarak görür ve bu düşüncede yetiştirir. Kontrollü sorumluluk verilir. Çalışmaları ve liderlik seviyeleri ölçülüp değerlendirilir. Fetullah Gülen'i asrın imamı olarak gören liderlik özelliği bulunan çalışkan, azimli ve kararlı, abilere tam inanan ve itaat eden kişiler örgütün has elemanı olarak devlet kademelerinde görevlendirilmek üzere hazırlanır.
    İyi ahlaklı, başarılı, vatansever ve dinine bağlı gençler yetiştirme gayesi taşıdığını iddiasında bulunan örgüt, kendi eğitim kurumlarında yetiştirdiği, yurtlarında, evlerinde (ışık evleri) barındırdığı öğrencileri (şakirtleri), daha öğrencilik yıllarından itibaren yapıya hizmet etmesi doğrultusunda yönlendirmekte, mesleğe atıldıktan sonra da buna devam etmektedir.
    Örgütün kendisine adam kazandırmak için faaliyet yürüttüğü öğrenci kitlesini ortaokul, lise ve üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Bu çocuk ve gençlere verilen eğitim çağın gereklerinin gerisindedir.
    Eve getirilecek öğrenciler hakkında sınıf arkadaşı rehber öğrencilerden aynı okulda okuyan öğrencilerden gerekli bilgiler alınır. Vasıflı olan öğrenciler seçilir. Evde eğitim, takviye amaçlı kurslar verilip harp okulları, askeri liseler başta olmak üzere fen lisesi, polis koleji, hukuk, siyasal bilgiler, polis akademisi, son olarak da eğitim fakültelerini tercih yaptırır. Öğrencinin şahsî bilgileri, ahlakı, boyu, görünüşü, ders başarısı, nereli olduğu, anne ve babasının ne iş yaptığı, fikri tespit edilip ve örgüt tarafından bütün öğrenciler tek tek fişlemeden geçirilir. Örgütün devlet örgütü fişliyor iddiası aslında evlerine gelip gidenleri okul öğrencilerini birinci sınıftan itibaren fişlediklerini açıkça göstermektedir. Örgütün askeri okullar, hukuk, siyasi bilimler, polis okullarından sonra teşvik edilen en önemli bölüm eğitim fakülteleridir. Örgütün emrettiği yeri tercih etmeyenler isyankâr, itaatsiz, hain olarak görülür ve muhatabına tepki konulur. Eğitim fakültesinden mezun olup Anadolu'ya dağılan öğretmenler, zeki ve vasıflı öğrencilerin tespit edilip evlere aktarılmasında yıllardır örgüt adına büyük görevler yapmışlardır.
    Örgüte eleman bulma, abi ve ablalar üzerinden gerçekleştirilmektedir. Örgüt abi ve ya ablası, ağma düşürmek istediği kişi üzerinde ilk tanışmada etki ve tesir bırakmalıdır. Abi veya ablanın birinci görevi budur. Muhataplarının isim, memleket, meslek ve önemli şahsî özelliklerini sıralayıp tanışma sonrası ciddi tesir bırakırlar. Bu örgüt mensupları muhataplarına değer vererek ama inisiyatifi elde tutarak sohbet etmeyi iyi bilirler. İkinci olarak çay ve yemeklerle muhatap üzerinde üstünlük kurarlar.Kişi, abi ve abla için bir av olarak görülür. Anne ve babasından duymadığı konuları samimi, içten bir anlatımla kişinin işitmesi, ders çalıştırılması, pikniğe götürülmesi ile başlayan ilişki, eve aktarma ile sonuçlanır. Fetullah Gülen'in ağlayarak hitap etmesi, kendini küçük görmesi, örgüt üyelerini yüceltmesi gibi metotlarla kendine değer verildiğini sanan kişi örgüt ideolojisini benimsemeye başlar.
    Örgüt, tarihte uygulanan devşirme sistemini, kendisine göre uyarlayıp modernize ederek Türkiye'deki sosyal ve ekonomik vasatın da yardımıyla başarılı biçimde hayata geçirmiştir. Ailelerin çocuklarına yeterli eğitim imkânları sağlayamaması, aile içr şiddet, beslenme yetersizliği, eğitimsiz veya çocukları ile sağlıklı diyalog kuramayan ebeveynler, ailelerin dini bilgilerinin yetersizliği bu vasatın ortak özelliklerinden biri olmuştur. 
    Yeterli ilgi ve eğitim görmeyen, beslenemeyen dar gelirli ailelerin zeki çocukları "devşirmelik" için en verimli kaynaklardan biri olmuş, ailelerinden ve sosyal çevrelerinden göremedikleri ilgi ve sevgiyi, zaten çok tanıdık gelen dini referanslarla ve türlü çekici imkânlarla kendisine sunan "ahilerden" ya da "ablalardan" görerek örgüte kazandırılmışlardır.
    Örgüt, maddi durumu yerinde olmayan öğrencilerin yemek, barınma, ders kitabı vb. ihtiyaçlarını karşılayıp şahısları maddi ve manevi (borçluluk ve minnet duygusu gibi) yönden Kendisine bağlı kılmaktadır. Bu şekilde ihtiyaçları karşılanan öğrencilerin bir kısmı;
    - İslam Dinine hizmet eden iyi bir Müslüman olacakları ve Allah katında sevap kazanacaklarına inanarak,
    - Örgütün başta kamu sektörü olmak üzere kendisine vaat ettiği iş imkânlarına kavuşmak, 
    - Toplum içerisinde yer edinip bir grup uhdesine katılabilmek amacıyla "Hizmet Hareketi" olarak adlandırılan yapıya katılmaktadırlar.
    Öğrenci ilk defa ışık evine davet edildiğinde öğrenciye sadece dersleriyle alakalı sorular sorulup, yiyecekler ikram edilmektedir. Bu durum sonradan ders arası sohbetlerde öğrencinin anne ve babasının ne iş yaptığı, gelir durumu, babanın alkol kullanıp kullanmadığı, namaz kılıp kılmadığı, annesinin başının kapalı olup olmadığı gibi sorularla başlayıp ilerleyen bir sürece girmektedir. Akabinde sohbetlerde dünya hayatı, günahlar, cennet, cehennem gibi konular işlenmekte, okunması için öğrenciye Fetullah Gülen'e ait çeşitli kitaplar ödünç verilmekte ve okuduklarının özetlenmesi ve benzeri şekillerde sürmektedir. En nihayetinde ise şahısta Fetullah Gülen ve anılanın yolundan gidenlerin kutsiyetine dair bir kanaat oluşmakta, Müslüman olmanın ve İslam'ı yaşamanın, Fetullah Gülen'in talimatlarına uymaktan geçtiği şeklinde bir inanç oluşmaktadır.
    Eve alınan bir aday belli bir ön eğitimden sonra tedbir öğretilmeye tabi tutulur. Tedbir komşuları rahatsız etmeme, dikkat çekmemek için giriş ve çıkışlarda itinalı olma, tek tek içeriye gelme ile başlar. Örgüte zarar gelmemesi için engelleyici her türlü yolla anlatılır. Bu yolla evlere gelip gidenler teyakkuzda tutulur. Örgütsel bilinç diri tutulur. Yalan söylemek, tedbir olarak uygulanan önemli bir stratejidir. Belli bir kıvam kazanan vasıflı öğrenciler kurumlara yerleştirilir. Kıvama gelen örgüt tabiri ile beş dörtlük ya da beş beşlik olan öğrenciler kandan ve irinden deryaları geçmeye hazır hale getirilirler. Bunu başaramayanlar kırmızı kalemle çizilir ve önce hafif şefkat tokadına muhatap olurlar. Bozulma, tasfiye olma, bozuk düzen ve çarkın arasında kalma, ezilme gibi korkularla örgüt mensupları kontrol altında tutulur.
    Hoşgörü ve tevazu, şahıs kazanılıncaya kadar devam etmekte, adayken gösterilen bu yaklaşım, şahsın kazanılması sonrasında kurallarla dolu bir yaşama ve katı bir disipline dönüşmektedir. Her bir örgüt mensubu öğrenciye belirli görevler ve uyması gereken kurallar dikte edilmektedir. Bir ışık evinin abisi, evde kalan öğrencinin giymiş olduğu kıyafetten, arkadaş çevresine, okul kantinlerinden bayanlarla diyalog kurmasından dinlediği müziğe kadar müdahale edebilmektedir. Bu şekilde devşirilen öğrenciler, ilerideki meslek hayatlarında ya da örgüt mensubu abi ve ablaların direktifleriyle girdikleri kamu kurum ve kuruluşlarında, Fetullah Gülen'in tabiriyle birer "hizmet eri" olarak örgüt için faaliyet yürütmektedirler.
    Örgüt, öğrencileri kendisine çekmek için şahısların maddi ve manevi zaaflarını kullanmakla birlikte, kendilerinden olmayan öğrenciler üzerinde okul idaresi veya öğretmenler aracılıyla baskı kurdurmak, düşük not vermek, disiplin cezaları uygulamak suretiyle de kendilerinden olmaları yönünde fiili baskı yaratabilmektedirler. Bazı öğrenciler üzerinde fiili baskı uygulandıktan sonra örgütten olan öğretmenler sanki baskı onlardan gelmemiş gibi onun bu müşkül durumunu sözde çözerek yardımcı olmakta ve öğrenci de minnet duygusu ile örgüte kazandırılmaktadır.
    Yapılanmanın yayılmacı stratejisinin bir sonucu olarak örgütü kazandırılan her bir öğrenci aynı zamanda yapıya yeni öğrenciler kazandırmakla yükümlüdür. Bu şekilde Fetullah Gülen'in ifadesiyle yapıya kazandırılan her bir öğrenci, suya atılan bir taş gibi etrafında yeni halkalar oluşturmaktadır. Yurtlarda ya da evlerde kalan şahıslar, beraberlerinde arkadaş çevrelerinden yeni kişileri getirerek örgüte kazandırmaları, tavsiye ettikleri kitapları okumaya yönlendirmeleri ve kendi içlerinde dayanışma halinde olmaları yönünde talimatlandırılmaktadırlar.
    Örgütün kendisine kazandırmak istediği öğrenciler sadece ortaokul, lise ya da üniversite öğrencileri olmayıp, devletin stratejik kurumlarına (EGM, TSK, Adalet Akademisi) personel yetiştiren Polis/Askeri okulları ve akademileri de örgütün üzerinde hassasiyetle durduğu alanlardır. Buralarda da diğer eğitim kurumlarında olduğu gibi örgüt mensubu öğrencileri yönlendiren ve yeni adam kazandırmaya çalışan abiler ve ablalar olmakla birlikte, bağlı olunan kurumların hassasiyeti nedeniyle, bu tür özel eğitim kurumlarındaki çalışmalar çok daha hassas ve gizli bir şekilde yürütülmektedir. 
    4) Kamu Personelinin Örgüte Kazandırılması:    
    Fetullahçı Terör örgütü, kamu personelini sonradan da örgüte kazandırabilmektedir. Örgüt genellikle öğrencilik yıllarından başlayarak eğitim verdiği has kadrolarına yardımcı olacak ve onlar tarafından kullanılacak kamu personelini sonradan örgüte kazandırmaktadır.
    Öğrencilik yıllarında örgüte kazandırılanlar hariç olmak üzere, örgüt mensubu olmayan kamu personeli; 
    a-) Allah katında daha iyi bir Müslüman olacağı, ülkesine ve milletine daha iyi hizmet edeceği, örgüte yardım ederek sevap kazanacağı şeklinde örgüt mensuplarınca kendisine yapılan yönlendirmeler, 
    b-) Örgüt vasıtasıyla daha üst görevlere yükselebilmek, mevcut görev yerini ve çalışma şartlarını kaybetmemek, 
    c-) Çalıştığı kurumda ezilmemek ve istediği maddî imkanlara kavuşabilmek şeklinde özetlenebilecek çeşitli gerekçelerle, sonradan örgüte katılmaktadırlar. Ancak bunların yapılabilmesi için örgüt mensuplarının söz konusu kamu kurum/kuruluşlarma yerleşerek (Söz konusu yerleşme, öğrencilik yıllarında devşirilen şahısların kurumda çalışmaya başlamaları) belli bir güç kazanmaları, kurumun belirli noktalarında hakimiyet sağlamaları gerekmektedir. 
    Örgüt, emniyet, TSK, yargı, milli eğitim, ÖSYM, TÎB, TÜBİTAK ve bazı bakanlıklar başta olmak üzere birçok kamu kuruluşunda yapılanma faaliyeti yürütmektedir. Kurumlar içerisindeki uzantıları sayesinde personel alımları ve atamalarda etkin rol oynamaktadır. Kriterlere uymayan örgüt mensuplarını işe yerleştirebilmek için sahte diploma, sahte sağlık raporu, sahte sertifika düzenleme gibi her türlü sahtecilik faaliyetine başvurmaktadırlar.
    Kamu kurum ve kuruluşlarındaki bazı şahıslar ise birtakım zaaflarının örgüt mensuplarınca tespit edilmesi-usulsüz dinleme ve izlemeden- nedeniyle, zorunlu oldukları için örgüt lehine hareket etmektedirler. Örgüt çoğu zaman aslında kendileriyle bağı olmayan bu kişileri suçta fark ettirmeden kullanmaktadır.
    5) Özel Sektördeki Şahısların Örgüte Kazandırılması: 
    Öğrencilik yıllarında örgüte kazandırılanlar hariç olmak üzere, özel sektörde kendi işini yapan, bir yerde çalışan ya da emekli olan şahıslar, örgüt mensubu abilerin ablaların yönlendirmesiyle; 
    a-) Allah katında daha iyi bir Müslüman olabilmek, örgüte yardım ederek sevap kazanmak, 
    b-) İş hayatında başarılı olup daha fazla para kazanabilmek, örgüt mensuplarının sağlamayı vaat ettiği dayanışmadan ve korumadan istifade etmek, 
    c-) Örgüt bünyesine girmemesi halinde iş hayatında dışlanacağı ve baskıya maruz kalacağı düşüncesiyle örgüte katılmaktadırlar.    
    Örgüt, şahısların örgüte kazandırılması sürecinde Fetullah Gülen'in dediği gibi sadece şefkati değil, gerektiğinde "şefkat tokadı" olarak da tabir edilebilecek her türlü baskı ve şantaj yöntemlerini kullanmakta, gerekli hallerde şahsın eşi kanalıyla söz konusu hedef şahıs üzerinde baskı kurup istediklerini yaptırabilmektedir. 
    6) Menfaati Nedeniyle Örgüte Hizmet Edenler; 
    Örgüt ile organik hiçbir bağı olmamasına rağmen onunla birlikte hareket ederek yarar sağlayacağını düşünen siyasi parti, şirket, kurum ve kişiler de bulunmaktadır, örgütün de hedef aldığı Devleti, siyasal iktidarı ve kişileri beğenmeyen düşman gören savaşan bu kesimler müşterek amaç için güç birliğine gitmektedir. Cumhuriyet Gazetesinin manşetten tır haberi vermesi ve görüntülerini internette yayınlaması bu tür bir işbirliğinden kaynaklanmıştır. 
    Örgütün mağdur ettiği kişi veya örgütlerde bazen anlaşılmaz şekilde bu grup içinde yer almaktadır. 
    f) Örgütsel Bağlılık ve Eğitimi:
    Bütün terör örgütleri eleman bulma, buldukları elemanları örgüt amacına göre eğitme, örgütsel olarak onlara nasıl davranması gerektiklerini öğretip uygulatma üzerine kuruludur. Bütün terör örgütlerinde beyin yıkama, sır tutmayı öğrenme, kendisinden olmayana karşı dikkatli ve tedbirli davranma metotları uygulanır. Türkiye'deki örgütlenmeler içinde örgütsel teknikleri en ileri boyutlara götüren örgüt üyeleridir. Örgüt mensubu adaya, aylık, haftalık ve günlük plana uyarak örgütsel eğitim verilir. Talimatlar ve kişinin neler yapacağı bu planda anlatılır. Toplantılarda haftalık olarak talebenin seviyesi ölçülür ve örgüt literatürüne uygun olarak seviyesi çıkartılır. Eğitim süreci sonunda Fetullah Gülen'i kutsal gören, örgütün İslam'ın tek temsilcisi olduğuna inanan örgüt üyesi haline getirilir. Talebelerin seviyesi beş beşlik seviyeye çıkarılana kadar çalışılır.
    Örgütteki davasına adanmışlık ruhu, dinin manevi desteği, cennet vaadi, sevap kazanma beklentisi, ideolojik yapının benimsetilmesi, evlilik ve iş ile örgüte bağlama, sadakat testi, korkutma ve tehdit örgütsel bağlılık için kullanılan metotlardır. Örgüt içinde herkes bir diğerinin dedektifi gibi çalışmaktadır. Örgüte bir kez bağlanan ömür boyu imamlar vasıtasıyla güdülmeye ve verilen emri yapmaya katlanmak zorundadır. 
    Örgütte her iş talimatla yapılır. Evlilik bile talimatla ve talimattaki kişiyle yapılmalıdır. Örgüt üyeleri talimatla iş yapmaya alıştırıldığmdan başlarındaki şüpheli Fetullah Gülen bütün talimatları veren işleri organize eden kişidir. Çünkü onlara göre şüpheli Fetullah Gülen yanlış yapmaz bir nevi Rab konumundadır, muhteremdir. 
    Görevlendirme ve sorumluluk örgüte alınan kişiye verilir. Gazete veya dergi abonesi yapmak ile başlatılan kişi, Allah rızası, vatan millet için hizmet ettiğine inandırılarak sorumluluk yüklenir. Abinin verdiği hiçbir görev sorgulanamaz, mutlaka yapılır. Sorgulama yapan örgütten tart edilebilir, örgütin maddî manevî imkanından yararlanamaz, Allah'a hizmete karşı gelmiş sayılır, manevi mesuliyetinden korkar ve korkutulur. 
    Örgüt, mensuplarına ilk önce "sır tutmayı" öğretir. İkinci olarak ise "saklanma usullerini" tatbik ettirir. Sonra örgüt üyelerinin kendilerini muhataplarına kabul ettirmek için başvurabileceği kurnazlıkları öğretilir.Örgüt üyesi aldatmayı, rakipleri kurnazlık içinde alt etmeyi öğrenir. Örgütün verdiği en önemli eğitim hileye başvurmaktır. Önlerine çıkan engeli aşma konusunda dayanıklı, ihtiyatlı ve tedbirli olan örgüt üyeleri kaybetmeye başladıklarında dedikodu, gürültü, patırtı ve yaygara çıkarmakta maharetlidirler. Örgüt, diğer yandan ise mutlak sadakat duygusu geliştirilmesine çalışır. Gizlilik ve tedbire sıkı bağlılık mutlak itaati gerektirir. Sonuç olarakta mensup "adanmış ruh" olarak örgüte bağlanır. 
    (1) Kod Adı Kullanmak: Örgüt üyeleri ve yöneticilerinin büyük bir kısmı kod adı kullanır. Asıl isimlerini kullanmazlar. Kod adı kullanmak terör örgütlerinin genel özelliğidir. Devlet ile mücadelede deşifre olmamak gizli olan gayenin elde edilmesinde kişilerin güvenliğini sağlamak için kod ad uygulamasına gidilmektedir. Kod adı kullanmak örgütün illegal mantığını ve maksadını gizlemeye yöneliktir. 
    (2) Gizlilik ve Tedbir Uygulaması: Örgüt büyük bir gizlilik içinde işlemlerini yürütmektedir. Bu da terör örgütlerinin bir özelliğidir. Fetullahçı Terör Örgütünün saklanma şeklidir. Bu örgüt hiç bir zaman tedbir uygulamasında vazgeçmemiştir. Her zaman tedbirli davranmak, örgüt üyelerini yalana, iftiraya alıştırmış ve başkalarına zarar vermeye yöneltmiştir. Gizlilik ve tedbir uygulaması örgütün bir arada tutulması ve bağlılığın ispatı için gerekli görülmüştür. 
    (3) İstihbarat: Kişiler hakkında istihbarat toplamak, özel bilgi edinmek, toplanan bilgileri terörizm amaçlarına yönelik kullanmak örgütün temel silâhıdır. Açık veya gizli olarak istihbarî bilgileri kullanmaktadır. Örgüte bağlılık için toplanan bilgiler hayati önem taşımaktadır. Örgüt bütün mensuplarının aciz, zayıf ve güçlü yönlerini istihbarat sayesinde edindiği bilgilerden bilmektedir. 
    (4) Emir ve Rapor Zinciri; Örgütün kendine mahsus adetleri ve kast sistemi vardır. Kastlar üsttekinden emir alır. Bütün kastlar neticede Fetullah Gülen kainat imamına bağlıdır. Her örgüt mensubu bağlı olduğu abi- abla veya üst imama her gün ne yaptığını ve neleri yapamadığını rapor olarak vermek zorundadır. Her gün aynı şekilde üstten yeni emirler alıp onları canla başla uygulamaya çalışmalıdır. Örgütte çok iyi işleyen bir emir rapor zinciri vardır. Her birim kendi içinde organizedir, diğerine karışmaz ve emir vermez. 
    Bu örgütte hiç kimse bilmesi gerektiğinin ötesinde bir şey bilemez. Hücre tipi yapılanma nedeniyle her örgüt mensubu yalnızca örgütün o hücresini bilir. Aynı işyerinde çalışıp değişik sohbet ders grubuna dahil olanlar birbirinin Fetullahçı olduğunu bilemez.
    Hizmet hareketine giren hiç kimse boşta bırakılmaz, mutlaka bir görev verilir. Onlara göre alman sevap ortaktır. Geçmişte yaşanan olaylar, sokağın çirkefi, dindar insanları sığınacak barınaklar aramaya itmiş, örgüt ve benzeri oluşumlar bu sosyal ağını doldurmuştur. Okulların açılması, yurt dışı hizmetlerin başlaması, örgüt mensuplarına devletin bile yapamadığı işleri-hizmetleri biz yapıyoruz havasını verdirmiştir. 
    (5) Örgüt Aidiyeti: Örgüt hiyerarşisine dahil herkes kendisini devletin bir kamu görevlisi olarak değil bu örgütün bir fedaisi olarak kabul etmektedir. Örgüte aidiyet her zaman devlet aidiyetten önce gelmektedir. Örgüt abi veya ablasının emri devletin her türlü hukuk kuralının üzerinde kabul edilir. Üsten gelen her emir neticede Fetullah Gülen'e ve ondan da tanrıya izafe edildiğinden her örgüt mensubu devletin koyduğu kuraldan çok örgütün verdiği emre uymaktadır. Örgüte bulaşan kamu görevlileri, üstten gelen emri hukuka uydurup yapmanın gayreti içerisindedirler. 
    (6) Hiyerarşi: Devletin hiyerarşisinde daha üstte olsa bile örgüt hiyerarşisi asıl olduğundan daha ast birinden emir alınması örgütte doğaldır. Bu terör örgütlerinde uygulanan bir yöntemdir, örgüt içinde imam kim ise emri de o kişi vermektedir. Devlet hiyerarşisinde üstte olmak veya o kişinin amiri durumunda bulunmak örgüt hiyerarşisinde önemli değildir. 
    (7) Hizmet Kardeşliği; Örgüt, üyelerini hizmet kardeşliği esasında inandırıp birleştirir. Hizmet kardeşliği denen şey aslında önder F. Gülen'in iradesinden başka bir şey değildir. Örgütte yapılan her şey hizmet içindir. Bir örgüt üyesi asla verilen emri sorgulayamaz ve neden bunu yaptığını düşünemez. Abi veya ablanın verdiği emir hizmet için gerekli ve yapılması mecburidir. Hizmet kardeşliği ve örgüt içi dayanışma nedeniyle "emir" sorgulanamadığmdan kişiler neye alet edildiklerini bilemezler. 
    Örgüt yoldaşlığı için bütün sınavlarda önceden sorular alınıp ele geçirilebilir, liyakat yerine terfide abinin verdiği isim öne alınır, insanlar fişlenir, gerçekler gizlenir, gizli dinleme yapılır, dinleme kayıtları ifşa edilir, bütün bunlar cennet kazanma, sevap, Allah rızası için yapılır. Eş bile abi, abla vasıtasıyla seçilir. İradesi, düşünme yeteneği, aklı ve cesareti elinden alınan asker, polis, hâkim-savcı gibi bir mesleği icra eden kişi, kullanılan bir örgütün kör militam haline getirilir. 
    Örgüt mensupları kamu idarelerinde birbirini kollayıp yanlışlarını ve birbirlerinin hatalarını görmeyip kapatmaktadır. Çok ağır hukuka aykırılıkları önemsiz gösterip kapatırken kendilerinden olmayan grupların basit hataları ve davranışlarını abartarak ve katlayarak cezalandırmaktadırlar. Kamu idareleri içerisindeki örgütlü yâp birbirini kolladığından toplumun diğer kesimlerini bu yapıya karşı direnme şansları yoktur. Kamu idareleri içerisindeki istedikleri grubu yapı hedef alıp tasfiye edebilmektedir. 
    (8) Psikolojik Tehdit; Örgütün dar, sıkı ve sert metodu ile yetişen, aklı ve mantığı ortadan kaldıran, itaat şuuru içinde kendi istek ve arzularını yapamayan, cenneti kazanmayı örgüt içerisinde hareket etmeye, cehenneme girmeyi de örgüte karşı gelmede gören zihniyet, özgür iradeyi kaybettirmektedir. 
    Fetullah Gülen ve örgütün üst yönetimi, akıllarını gasp ettikleri mensuplarını dua ve rüya ile motive etmektedirler. Rüya, örgütün üzerinde rahatlıkla oynadığı ve bel bağladığı temel mittir. Fetullah. Gülen başta olmak üzere örgüt mensupları, rüya ile kudsiyetkutsiyet ve meşruluk sağlamaya çalışmaktadır.
    Örgüt, güç ve çevre edinmek için yurt dışı gezileri, açılımlar, olimpiyatlar gibi organizasyonlar yapıp bu sayede hem güç gösterisi yapmış örgüte destek verenlerin gururları okşanmış, örgüte karşı olan kesimlere ise bu güç gösterileri ile korku salmıştır. 
    Örgüt üyeleri kamu kurum ve kuruluşlarında hem kurumu yıpratmak hem de kritik noktalardaki görevleri ile kontrol altında tutmak isterler. 
    Örgütün insanın zaaflarını kullanmada olağanüstü bir mahareti vardır. Her türlü insan
zaafını örgütün kullanması sıradan bir iştir. 
    Örgüte göre paranın açamadığı hiçbir kilit yoktur. Bu yöntemi örgüt eskiden beri sık kullanmıştır. Şantaj, karalama veya soruşturmalar, disiplin işlemleri, sicil bozma ile etkisiz hale getirme, istifa etmeyi sağlama, görevden almayı temin etme gibi yöntemlerde kullanılmaktadır.
     Türkiye devlet tarihinin en güçlü organize sinsi ve sistemli örgütü gücünü, çarpık din düşüncesinden kaynaklı verilen emri ölümüne uygulayabilen, üye sayısının çokluğu ve etkililiği ile bu örgütlemenin arkasındaki ülke ve istihbarat desteğinin sağladığı kusursuz ölümcül etkiden almaktadır. 
    g) Örgütten Çıkma-Ayrılma veya Kovulma: Örgüt, kural olarak hiç kimseyi örgütten çıkarmamaktadır. Örgütte mecbur kalınmadığı sürece hizmetten adam çıkartılması yasaktır. Bunun sebebi, kovulan örgüt mensubunun, dışarıda örgüt içerisindeki yapılanma hakkında bilgi verebileceği ve deşifre olunacağı endişesidir. Örgüt birçok gizli veya önemli bilgiye sahip şahısları özellikle atmak yerine pasifize etmeyi tercih etmektedir. Bir nevi sindirme, yıldırma, baskı altına alma yöntemi ile kişinin kendi isteği ile örgütten ayrılması sağlanmaktadır. 
    Fetullahçı Terör Örgütüne bir kez girdikten sonra ondan elini kolunu sallayarak ayrılması, çıkması, kopması artık mümkün değildir. Fetullah Gülen, örgütün "kan ve irinden deryaları geçmek" üzere kurulup eğitildiğini, kişilerin bu kan ve irin deryasını tek başına aşamayacağını ve boğulacağını ifade ederek ayrılma ve kopmanın önünü kapatmaktadır. Örgüt önce eğitim vererek kazandığı kişiyi daha sonra kaybetmemek için tedbirler geliştirmiştir. Örgütsel eğitimden geçen kişiler genellikle örgüte isteyerek ve bilerek girdiğinden aldıkları eğitimin bir gereği olarak ondan kopamamaktadır. Çok az da olsa gerçeği gören, yapılanları sorgulayan, kötü bir işe alet edilen, örgütün hışmına uğrayan veya herhangi bir nedenle örgütten ayrılmak isteyenler de çıkmaktadır. 
    Örgüt dağılmayı önlemek ayrılmaların önüne geçmek için önce üyelerini korkutur. Korkutma, örgütten ayrılanın bozulduğu, tasfiye olacağı, bozuk düzen ve çarkın arasında kalacağı ve ezileceği yalanıyla gerçekleşir. Kazanacakken kaybedenlerden olacakları, cehenneme gidecekleri, dinden imandan çıkacakları, nasipsiz oldukları, öbür dünyada muhterem hocalarının şefaatçi olmayacağı önemle öğretilir. Örgütlü bir yapının devamlı üyeleri üzerinde bu korkuyu yayarak ayrılma halinde hayat hakkının bulunamayacağına, kendisi dışında kişilerin bir yaşama alanı oluşturamayacağına üyelerini inandırır. Korku ile kontrol altında tutma ilk modeldir. Bir süre sonra örgüt üyeleri bu korkuya da gerek kalmadan imani bir mesele olarak gördükleri bağlılığa boyun eğerek hiç bir sorgulama yapmadan gerçeklerden kaçarak beyinleri yıkanmış ve örgütün amacı için kullandığı kör alet duruma gelmektedirler. Örgütten kopan kimseler sudan çıkmış balık gibidir. Bunu kimse istemez. Yurt veya okul ya da ev dışında hiçbir hayatı bilmedikleri için zorlanırlar. İftiraya uğramamak, yapıdan kopmamak için ellerinden gelen gayreti gösterirler. 
    (1) Tazir; Örgütten bir kimsenin ayrılacağı veya kopacağı sezilirse veya itaat dışına çıkanlara tazir uygulanır. Tazir, örgüt sorumlu abi veya ablasının kişiyi ikaz edip uyarması, aşağılaması, ona herkesin içinde rezil ederek küçük düşürmesi şeklinde gerçekleşir. Eğer örgüt üyesi bu tazir sonucunda ders alıp uslanmış ve itaate girmişse sorun yoktur. Tersi durumda daha ağır cezalar verilebilmektedir. 
    (2) Şefkat Tokadı; Örgütten ayrılmak isteyenlerin bu iradesi fark edildiğinde bir diğer metot onları şefkat tokadı yalanıyla ikna ederek elde tutmaktır. Örgütten ayrılmak isteyenin başına kötü şeyler geleceği ileri sürülür ve şartlandırma yapılır. Örgütten ayrılacak kişinin en ufacık başına kötü bir şey gelse mesela o gün ayağı takılıp düşse, dikkatsizliği sonucu kafasını çarpsa, bir işi yolunda gitmese veya basit bir sınavdan kötü bir sonuç alsa bu hemen şefkat tokadına bağlanır ve o kişiye bu tanrının bir uyarısı olduğu ve derhal örgüte dönerek tövbe etmesi istenir. Bu psikolojik basit bir şartlandırmadır, tıpkı fal bakmak gibidir. İnsan neye şartlanmışsa onu şartlandırmaya uygun olarak yorumlar ve kabullenir. Şefkat tokadı da aslında kişiler üzerinde oluşturulan şartlandırma ve korku vermenin bir türüdür. 
    (3) Zecr Tokadı; Örgütten ayrılan kimsenin aklını başına alması için örgütün vurduğu etkili ve tesirli bir darbedir. Bu tokadı yiyenler aman dileyerek örgüte geri dönebilirler. Ancak örgüt hiyerarşisindeki yerlerini kaybederek düşük bir görevde yer alabilirler. Bu tokadı yiyenlere artık pek güvenilmez. Örgütün sağladığı nimetler kişiden geri alındığı gibi bir de ona ceza kesilir. Örgüt içi evlilik yapmışsa boşanmasına karar verilir. Örgüt sayesinde elde ettiği malvarlığı yanında eğer varsa diğer malları örgüt tarafından geri alınır. O artık bir düşkün sefil, yoksul, asi olarak örgütün açık hedefi haline gelir. Bir kimsenin tek başına zecr tokadına muhatap olup örgüte karşı direnmesi mümkün değildir. Kaçarak bu örgütten kişi kurtulamaz. Örgüt her yerde olduğundan zecr tokadı üst üste atılarak kişi uslandırılır. Bu bir tür cezalandırma, örgüte geri döndürme, örgütün terbiye etme metodudur. 
    (4) Tard; Örgütten kişi, korkutma ve şefkat tokadına rağmen ayrılmakta ısrar ederse veya itaatsiz davranır, emri sorgular, isyan eder veya emre aykırı iş yapar veyahut örgüt disiplinine uymazsa bu defa tard cezasına uğrar. Tard, kısaca itaatsiz tutumu ve isyankar tavrı nedeniyle örgütten kovma,hain ilan etmedir. Tard cezası alan kişinin örgüt ile ilişkisi kesilir. Ancak bu kişi hain ilan edildiğinde ve örgütün iç yapısını bildiğinden derhal yok edilmeli, başına kötü şeyler gelmeli ve cezalandırılmalıdır. Örgüt bir bütün olarak bu haini imha etmek üzere harekete geçer. Mutlaka o kişinin başına ummadığı kötülükler getirilir. Eğer örgüt üyesi pişmanlık duyarak tekrar dönerse kabul edilir ama daha alt seviyede bir yerde görevlendirilir. Nedamet getirmeöstermez ve isyanda ısrar ederse bu defa derhal imha edilmesi gereken bir düşman kabul edilir. Nimete nankörlük ettiği ve küfre girdiği gerekçesiyle hemen başına bela musallat edilir, zecr tokadı vurulur. Özellikle 2003 yılı ve 2014 yılları arasında örgüt devletin gücünü kullandığından tart edilenleri tutuklamakta hayatı onlara zehir etmekte, eşinden boşanması sağlanmakta, işi elinden alınmakta ve her yönden mağdur edilmelerine yol açmaktadır. 
    Sonuç olarak, örgüt, çocuk ve gençlerden devşirdiği mensuplarına örgütsel bir eğitim verip onları örgüt disiplinine alıştırmaktadır. Bu kadroları örgüt yakıtı olarak kullanmaktadır. Örgüt mensupları örgütsel dayanışma ve işbirliği içinde harekete ederek kayırma ve korumacılık yaparak kamuda kadrolaşmayı başarmıştır. Kamu kurumlarına girişte sınav sorularının elde edilmesiyle de kitlesel şekilde kamu idarelerinde kadrolaşma gerçekleştirilmiştir. Devletin her kademesine yerleşen Fetullah Gülen taraftarları, diğer gruplardan kişilerin devlet kademelerinde yetişmesini ve görev almasını engellemiştir. Devletin kalifiye eleman ve uzman olarak yetiştirdiği kişilerin devlete sadakatten çok bir örgüt mensubu gibi hareket etmeleri kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini aksatmıştır. Örgüt, hiç bir denetimi kabul etmemektedir. Hukukî sınırlar içinde durmamış, ilkelere uymamış, devlet içinde devlet gibi hareket etmiştir. Örgüt, ayrı bir hiyerarşik düzen oluşturup kendinden olmayanları düşman görmüş, örgütün çıkarlarını her türlü görüş ve mülâhazanın üzerinde tutmuştur, örgüt kadroları, bir kamu görevlisi veya devlet adamı gibi değil, örgütün ajanı olarak hareket etmiştir. 
    8) Örgütün Yerel ve Uluslararası Bağlantıları 
    Gülen, ordunun yaptığı tüm askerî darbeleri desteklemiştir. 1971 muhtırasını veren generalleri kitabında övmüştür. 1980 darbesi öncesi ve sonrasında kaleme aldığı yazılar ile darbeyi desteklemiştir. 28 Şubat 1997 "post modern" askerî müdahalesinin gerekli olduğunu dönemin generallerine yazdığı mektupta vurgulamıştır. Antidemokratik uygulamalara sadece örgütünün bekası için destek vermekten kaçınmamıştır. 
    Örgüt, 2007 yılında askeri vesayet sisteminin sözde tasfiyesi amacıyla bu yapıyla mücadele ediyormuş gibi algı yönetimine başlamıştır. Sivil bürokrasi içerisinde yapılanmasını kullanarak özellikle yargı ve emniyet içerisindeki unsurları ile askeri vesayete karşı bir savaş yürüttüğü görüntüsünü vermiştir. 
    Örgütün, çeşitli uluslararası kuruluşlara mali destekler sağlayarak, istihbarat örgütleri ile bağlantılar kurarak örgüt amacına hizmet ettiği, Türkiye üzerinde bu kuruluşlar aracılığıyla baskı kurmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. 
    Örgüt belirtildiği üzere seksenli yıllarda yurt dışına eğitim kurumları ile açılmıştır. İlk açılımını Orta Asya'da gerçekleştiren ve öncelikli hedefi buradaki Türki Cumhuriyetler olan örgütün programı başarıya ulaşmıştır. Yurt dışı faaliyetleri ile örgüt büyümüş, herkesin dikkatini çekmiştir. Bazı gizli servisler de bu örgüt üzerinde çalışma yapmıştır. Örgüt içerisinde geçmiş dönemde yönetici konumunda faaliyet gösteren ve bizzat Gülen tarafından örgütten uzaklaştırılan Ahmet Keleş, Selim Çoraklı, Latif Erdoğan, Nurettin Veren ve Kemalettin Özdemir gibi isimler Gülen'in gizli istihbarat servisleri ile irtibatları hakkında beyanlarda bulunmuşlardır. 
    ABD genelinde örgüte bağlı olarak faaliyet gösteren yaklaşık 165-170 tane kuruluş bulunmaktadır. Bu kuruluşlar; dernek, kültür merkezi, düşünce kuruluşu, eğitim teşekkülü veya özel okul şeklinde teşkil edilmişlerdir. 
    Dünya genelinde örgütlenen bu yapının liderinin bu çaptaki örgütü kuracak ve yönetecek düzeyde eğitim, kapasite vs. donanımı bulunmamaktadır. 
    ı) Örgütün Yaptığı Eylemler  
    Örgüt amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik suçları kamu kurumlarında ve idarelerde kadrolaştırdığı mensuplarını kullanarak "kamu görevini ifa görünümünde" gizleyerek işletmiştir. Fetullah Gülen'in bir konuda iması bile örgütün suç işlemesine yetmiştir. Şüpheli Fetullah Gülen ve örgütü yöneten diğer imamlar bütün kadrolar üzerinde organize bir hakimiyet sahibidir. İmamlardan birinin emrini, tanrının emri gibi kabul eden örgüt kadroları hemen o işin gereğini yapmak üzere organize olmaktadır. Örgüt üzerinde fonksiyonel hakimiyet ve üyelerinin itaati her suçun işlenmesini mümkün kılmaktadır. 
    1) Siyasî ve Askerî Casusluk Yapmak 
    Fetullahçı Terör Örgütlenmesinin işlediği suçlardan ve en önemli faaliyetlerinden birini de siyasî ve askerî casusluk oluşturmaktadır. Bu örgütlenme, dış ülkelere yaranmak, yabancı ülkelerden destek sağlamak, onların nezdinde vazgeçilmez bir güç ve yer edinebilmek için Türkiye Devletine ve devleti yöneten siyasal iktidara karşı casusluk suçlarını örgütlü şekilde birden çok kez işlemiştir. 
    Örgüt devletin gizli kayıtlarına ulaştığı, gizli toplantıları dinleme cihazları ile dinlediği, devleti gizli görüşmelerinin yapıldığı kriptolu cep telefonlarını usulsüz şekilde dinleyerek elde ettiği bilgileri devleti ve hükümeti zor durumda bırakmak için itibarsızlaştırmak amacıyla sosyal paylaşım sitelerinde medya organlarında yayınladığı, örgütün çıkarına aykırı hareket edilmesini engellemek için hükümete ve kamu görevlilerine nasıl davranmaları gerektiğini öğretmeye çalıştığı, 17 Aralık 2013 sonrası şok ses kayıtları denilerek bir plan dahilinde örgütün emniyet ve diğer kamu idarelerindeki kadroları üzerinden temin ettiği ses kayıtlarını değiştirip yayınlatarak toplumun değişik ve geniş kitlelerini ikna etmeye çalıştığı, basın kuruluşları aracılığı ile haber yaptırılıp ülke genelinde hükümet ve kamu görevlilerinin tartışılır hale gelmesini sağladığı, kitleleri ajite eden ses kayıtlarını yayınlatarak hükümet aleyhine toplumun tepkisini arttırmayı, harekete geçilmesini sağlamaya çalıştığı, devlet kurumları ve bürokrasiyi yıpratma amaçlı hükümeti iş yapamaz hale getirip bunlarla uğraşarak mesai sarf etmesini ve başarısız olmasını sağlamaya çalıştığı, örgütün belli bir program ve sistem içerisinde bu ses kayıtlarını hükümet ve devlet aleyhine yayarak yıpratma amaçlı faaliyet yürüttüğü, Ankara İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde çalışan örgüt mensubu kamu görevlilerinin yedi MİT görevlisini uyuşturucu madde ticareti önleme dinlemesi adı altında dinledikleri ve fizikî takip yaptıkları tespit edilmiştir.    
    (2) Başbakanın Ev ve Çalışma Odalarının Dinlenmesi: Örgüt Başbakan'ın ev ve çalışma ofisinin Başbakanlık Koruma Dairesinde görevli örgüt mensubu polislerce priz içerisine yerleştirilen dinleme cihazı ile dinlendiği, aynı şekilde cihazın ne zamandan itibaren yerleştirildiğinin tespiti açısından TÜBİTAK'tan alman bilirkişi raporlarında olayı açığa çıkmasını engellemek için örgüt mensuplarının devreye girdiği, bu konularda yargılamaların devam ettiği anlaşılmıştır. 
    (3) Kriptolu Telefonları Dinlemek: Örgüt, TÜBİTAK tarafından yazılımı yapılan Başbakan, Bakanlar ve üst düzey bürokratların kullandığı 76 adet kriptolu telefonu dinleyerek devletin gizli kalması gereken bilgileri elde ettikleri, 31 kriptolu telefon hakkında 363 ses kaydı oluşturulduğu anlaşılmıştır. 
    (4) Kudüs-Selam Tevhit Soruşturması: Örgüt Selam Tevhit adlı terör örgütünün varlığı iddiasıyla devlet adamları, gazeteci, bilim adamı ve örgütin kendilerine tehlikeli olarak gördüğü toplumun her kesiminden binlerce insanı 3 yıl 7 ay süre ile dinlediği tespit edilmiştir. Bu kişiler gerçekte suç işlemedikleri halde sahte isimlerle dinlenmiştir. MİT Müsteşarı da soruşturmada sahte isimle dinlenmiştir. Devleti yöneten ve kamuoyunda göz önünde bulunan hemen herkesin olmayan bir örgütle ilişkili gibi gösterilip sahte isimlerle dinlenilmiştir. 
    (5) Millî İstihbarat Teşkilatının İnsanî Yardım Tırlarmı Arama; 
    Millî İstihbarat Teşkilatının, Suriye'de iç savaşta zor durumda kalan Türkmen ve diğer muhalif gruplara insanî yardım ulaştırma amaçlı yapmış olduğu bir sevkiyatı, MİT'in bu faaliyetini bir terör faaliyeti gibi göstermek ve hükümeti zor duruma düşürüp yıkmak için, Jandarma ve yargı içindeki gücüne iki kez başvurmuştur. Suriye'ye insanî yardım götüren tırlar, 01/01/2014 günü Hatay Kırıkhan'da ve 19/01/2014 günü de Adana Ceyhan gişelerinde pusu kurularak silâhlı askerî personel tarafından durdurulup aranmıştır. Bundan amaç tırlarda silâh taşındığı izlenimi vererek Suriye iç savaşında taraf durumuna sokulan Hükümetin devrilmesi ve uluslararası savaş suçları mahkemesinde yargılanmasını sağlamaktır. Bu eylemde bulunan örgüt üyesi asker ve savcılar amaçlarının suçu önlemek olduğunu söylemelerine rağmen tırlarm Ankara'dan itibaren takip edilmesine ve tırların birçok şehirden geçmesine rağmen neden durdurulmadığını, MİT görevlilerinin tırlarm MİT'e ait olduğunu belirtmelerine rağmen neden terörist muamelesi yaptıklarını açıklayamamaları eylemlerin hukuk düzeni içerisinde yapılmadığını göstermektedir. 
    (6) 17-25 Aralık Soruşturmaları: Kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturması olarak bilinen süreçte örgüt, bir işadamının altın ihracatı yapmasını, bir Belediye ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hakkındaki ayrı ayrı soruşturmadaki iddiaları tek bir soruşturma içerisinde gösterir tarzda eş zamanlı gözaltı işlemi yaparak hükümeti yolsuzluk yapıyor gibi göstermiş; üç soruşturma dosyasında olmayan Başbakan ile oğlu arasındaki görüşmeye ilişkin montaj lanmış ses kaydını ise sosyal medyada yayına sokarak ve dokunulmazlık kapsamında olan Bakanları dinleyerek kendi varlıklarına tehlike olarak gördüğü Hükümeti zor durumda bırakmayı amaçlamıştır.    
    (7) Yurt Çapında Yapılan Usulsüz Dinlemeler: Örgüt kendi varlık alanlarını genişletmek veya kendisine tehdit olabilecek tüm kişi ve kurumları etkisiz hale getirmek için istihbarata önem vermiş, bu kapsamda gerek adlî gerekse istihbarî dinlemelerde usulsüzlük yapmaktan çekinmemiştir. Yapılan dinlemelerin geneline bakıldığında belli bir amaçdoğrultusunda ve planlı yapıldığı her dinlemenin birbirinden bağımsız yapılmamış olduğu dolayısıyla bir örgüt hiyerarşisi ve talimatı çerçevesinde yapıldığı, örgüt liderinin de yaşanan süreçte dinlemeleri yapan ve adli soruşturma geçiren şüphelileri savunan yaklaşımı dinlemelerin örgüt mensuplarınca yapıldığını göstermektedir. 
    Örgüt Ankara, İstanbul, İzmir, Erzurum, Adana olmak üzere 40fa yakın ilde usulsüz dinleme yapmıştır. 
    Usulsüz dinlenen mağdur kişilerin genel itibari ile toplumda sosyal, bürokratik, siyasal ve iş dünyası bakımından önem arz eden konuma sahip kimseler oldukları, mağdurların büyük kısmının devlet ve toplum yapısı içerisinde doğrudan ve dolaylı olarak karar alma yetkisine haiz fikir ve düşünceleri ile toplumu yönlendirme kapasitesine sahip oldukları görülmektedir. 
    Mağdurların uyuşturucu madde ticareti yapma, terör örgütüne üye olan kişi olarak ve kaçakçılık suçlarından dolayı teknik takibe alındıkları halde aylarca dinlenilmelerine rağmen isnat edilen suçlara ilişkin delil elde edilmemesine rağmen dinleme işlemine son verilmediği gibi haklarında adli işlem tesis edilmemiştir. Bu da göstermektedir ki; dinlemelerdeki amaç suç aydınlatılması değil hedef kişinin bütün hayatının sıkı bir takip altına alınmak istenmesidir.
    Ayrıca dinlenen kişiler genelde İMEI numarası üzerinden farklı isimlerle dinlenilmiş olup, telefon numarasına göre tespiti daha zor olan İMEI numarasına ulaşılması mağdur kişilerin aslında kim olduklarının bilindiğini, numara üzerinden dinleme yapılmayarak amacın gizlenmeye çalışıldığını göstermektedir.Dinlemeye esas teşkil edecek makul şüphe açıklanmadan soyut bilgiler üzerinden dinleme yapılmıştır. 
    Örgüt mensuplarının dinleme işleminin usulsüz olduğunu bilecek eğitim ve donanıma sahip oldukları buna rağmen usulsüz işlemine devam etmelerinin normal devlet mekanizması içinde açıklanamayacağı, dinleme yapanların örgüte aidiyet saikiyle dinlemeleri yaptıklarını göstermektedir. 
    Usulsüz dinlemelerin genel amacı olarak; dinlenen kişilerin toplumda önemli rolleri haiz oldukları, bu kişilerin özel hayatlarına ilişkin bir kısım verilerin de o kişiler üzerinde tehdit unsuru olarak kullanılması suretiyle, o kişilerin sahip oldukları yetkilerin örgüt lehine kullanılmasının amaçlandığı anlaşılmıştır. 
    Örgütün bu usulsüz faaliyetler ile toplumun nabzını tutmak, ekonomik ve siyasî gelişmelerden haberdar olmak ve kendi politikalarını oluşturmak amacını güderek devlete rağmen kendi kararlarını uygulayarak örgütlü yapı oluşturma çabası içerisine girdiği izlenmektedir. 
    Usulsüz dinlemenin amaçları ile örgütün kamuya sızma yöntemleri arasında da bir ilişki olduğu, usulsüz dinlemeye konu edilen şahısların özel hayatlarına ilişkin verilerin, adlî veya idarî soruşturmalara konu edilerek toplum nezdinde itibarsızlaştınldıkları ve bulundukları görevlerden alındıkları, görevlerinden alman bu kişilerin yerlerine örgütün kendi mensuplarını getirdiği görülmüştür., 
    Örgüte fmansal destek sağlamayan (himmet) iş çevrelerinin, usulsüz dinlemelerle elde edilen bilgilerle tehdit edilerek, örgüte finansal destek sağlamaya zorlandıkları, yasadışı yollar ile kişilerin telefonlarının dinlenerek bu kişiler üzerinden çıkar sağlama faaliyeti ile haksız kazançlar elde edilmesi amaçlanmıştır. 
    (8) Sınav Sorularının Çalınması: Örgüt devlet kademesine üyelerini yerleştirmek için başta Kamu Personeli Seçme Smavı(KPSS) olmak üzere hâkimlik sınavları, askerî lise sınavları gibi sınavların sorularını çalarak üyelerine dağıtmış, oluşan haksız rekabet ortamında üyelerine işe girme imkanı sunmuştur. Soru çalındığı iddiasıyla birçok sınav hakkında soruşturma açılmış 13/09/2009 günlü (2009 PMYO), Polis Akademisi, Polis Meslek Yüksekokulları Sınavı, 2010 Kamu Personeli Seçme Sınavı Eğitim Bilimleri Sınavı, 2012 Avukatlıktan Geçiş Adlî Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Sınavı iptal edilmiştir. 
    İptal edilen KPSS sınavında soru çaldıkları iddia edilen kişilerin cevap anahtarlarında işlemsiz yapılamayacak kadar zor olan matematik sorularında hiçbir işlem yapmadan doğru cevabı işaretledikleri veya işlem sonucu yanlış cevabı bulmalarına rağmen doğru cevap olan şıkkı işaretledikleri, sınavda yüksek puan alan kişiler arasında karı-koca, akrabalık ilişkisinin rakamsal olarak fazla olduğu, yüksek puan alan kişilerin aralarında akrabalık veya arkadaşlık gibi bir bağ olmamasına rağmen açıklanamayan şekilde telefon irtibatlarının olduğu, sınava giren kişilerin örgüte ait dernek vakıf yöneticileri ile görüştükleri ve aralarında para akışının olduğu görülmüştür. 
    Benzer şekilde hakimlik sınavında soruların çalınarak örgüt mensuplarına dağıtıldığı
soruşturma kapsamında delillendirilmiştir. 
    (9) Usulsüz Soruşturma ve Davalar: 
    Ergenekon, Balyoz, askerî casusluk davaları, TSK içerisine örgüt üyelerinin yerleştirilmesi için yürütülen kumpas soruşturma ve davalardır. Birçok general/amiral ve diğer rütbeli asker tasfiye edilerek, yargı eliyle bertaraf edilerek yerine örgütün yetiştirdiği ve etkili yerlere getirmek üzere hazırladığı kişiler atanmıştır. 
    Dönemin Genelkurmay Başkanı örgüt tarafından yürütülen "internet andıcı" davası kapsamında, terör örgütü üyeliğinden tutuklanmıştır. 
    Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanına yönelik başlatılan şike operasyonu ve davası 9 Ekim 2015 günü beraat kararı ile sonuçlanmıştır. Bu dava, örgüte karşı duran, himmet vermeyen ve örgüt kadrolarının spor kulübüne sızmasını önleyen kulüp başkanını hedef almak için açılmıştır. 
    Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, "Devrimci Karargâh Örgütü" ile ilişkilendirilip hakkında dava açılmıştır. Bu davada da iddia ve delil irtibatı zayıf olduğu halde Hanefi Avcı sırf örgüte karşı iç yüzünü ortaya koyan kitap yazması nedeniyle hedef alınmıştır.
    Başbakan yardımcısına suikast iddiasının da tamamen kurgu olduğu anlaşılmıştır. TSK'nın elindeki gizli belgelerin deşifresi için arama yapılmıştır.
     İzmir'de TSK içerisindeki askerî personelin casusluk yaptığı iddiası ile başlatılan soruşturma örgüt tarafından kurgulanmış sahte delillerle oluşturulmuş bir dava olarak kayıtlara geçmiştir. Yargılanan bütün askerî personel beraat etmiştir. Gerçekte hiçbir casusluk suçu işlenmemiş ama örgüt kendi casusluk olayını perdelemek için davayı kullanmıştır. 
    Örgüte göre, Ergenekon Örgütü'nün silâhlı eylemi olarak Malatya Zirve Kitabevi baskını sırasındaki ölümler gösterilmiştir. Bu dava, Ergenekon davası ile birleştirilip içinden çıkılmaz bir dava haline getirilmeye çalışılmıştır. Gerçekte Ergenekon davası ile Zirve Kitabevi davasının doğrudan bir ilgisi bulunmamaktadır. Örgüt, hiçbir ilgisi bulunmayan, kamu oyunda sansasyonel sonuçlar doğuran davaları birleştirip Ergenekon davasına delil oluşturmaya çalışmıştır.

    Bir kısım emniyet görevlilerinin tasfiyelerinin sağlanması için tutuklanıp suçlu gibi kamuoyuna gösterilmişlerdir. 
    Ergenekon davasına delil oluşturmak için Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı, yaptığı bir soruşturma gerekçe gösterilerek sahte delillerle makamında cebren gözaltına alınıp tutuklanmış, ancak yargılama sonunda beraat etmiştir.
     Oda TV davası olarak bilinen, örgüt tarafından kurgulanan, Nedim Şener ve Ahmet Şık isimli gazetecilerin tutuklandığı dava da beraat kararı ile sonuçlanmıştır. Örgütün kendisine karşı çıkan ve kitap yazan gazetecileri hedef haline getirip tutukladığı, kumpas soruşturması yapıp, dava açtığı sonradan fark edilebilmiştir.
    Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarının, saf dışı bırakılması amacıyla uydurma bir suç inşat edilerek ifadeye çağrılmıştır.

    j) Örgütün iletişim Araçları
    Her yerde kendilerini hissettirmeden var olmayı amaçlayan örgüt üyeleri siyasî iddialarını, amaçlarını ve yapılanmalarını hiçbir zaman açıktan dile getirmezler. Örgüt yöneticilerinin sayısı az olup kimlikleri genellikle gizlidir. Bu sebeple Dünya genelinde yaklaşık yüz altmış ülkede faaliyet gösteren, örgüt için haberleşme, talimatların alınıp verilmesi, gelişmelerin güvenli ve zaman kaybetmeksizin aktarılması, faaliyetlerin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için hayati öneme sahiptir ve son derece gizlilik içerisinde yapılması gerekmektedir. Faaliyet alanların çeşitliliğine paralel olarak örgütün haberleşme yöntemleri de çeşitlilik arz etmektedir. Haberleşme tekniklerinin bazıları yüz yüze görüşme, kurye kullanmak, cep telefonu,özel not, İnternet üzerinden görüşme, sosyal medya, basın yayın organları aracılığıyla genel açıklamalardır.
    (1) Yüz Yüze: Birinci derecede kullanılan iletişim şeklidir. Eskiden örgüt toplantılarında alınan kararlar küçük kağıtlara yazılıp daha sonra bu kağıtlar mutlaka imha edilmekte ididir. Ancak acil durumlarda görüşülmesi gereken bir kişi veya konu varsa mutlaka yüz yüze gerçekleştirilmekte, mecbur kalınmadıkça telefonla görüşme yapılmamaktadır. Örgüt genel olarak iki haftada bir yaptıkları görüşmelerde, mütevelli heyeti görüşmelerinde, sohbet toplantılarında, kamplarda yüz yüze görüşme yöntemi ile karar almakta veya alman kararları alt kadrolarına aktarmaktadır. 
    (2) Cep Telefonları: Örgüt içinde en önemli haberleşme aracı "cep telefonu hatlarıdır. Ancak bu hatlar, genellikle olarak başkası adına kayıtlı ya da örgüt kontrolündeki kurum/kuruluş adına kayıtlı olan, abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına ulaşılamayan veya yurtdışında kayıtlı numaralardır. Yaklaşık 3 ayda bir yeni bir GSM hattı temin edilmekte ve eski hatla birlikte telefon cihazı da değiştirilmektedir. Örgüt mensuplarının kendi adlarına olmayan GSM hatları temin edip bunları belirli aralıklarla cihazlarıyla birlikte değiştirmeleri dahi, legal olduğunu iddia ettikleri faaliyetlerinin illegal olduğunu ve bunları gizlemeye çalıştıklarını ortaya koymak açısından önemli bir delildir. Cep telefonunda yine de her şey konuşulmaz. Genel ve dinleyenin anlaması mümkün olmayan konular konuşulur. 
    Son dönemde ise örgüt iletişimi telefon ve internet üzerinden "mesaj laşma" ile sağlamaktadır. Örgütün sorumlu düzeyde bulunan elemanları deşifre olmamak için kendi adlarına olmayan GSM hatları kullanmaktadırlar. Bu tür GSM hatları özellikle mahrem hizmetleri yapan örgüt mensupları tarafından kullanılmaktadır. Güvenlik amacıyla bu telefon numaraları iki üç ayda bir değiştirilmektedir. 
    Örgüt mensupları, görüşmelerde tedbir gereği isim zikretmekten imtina etmekte, "abi" ya da "hocam" şeklinde genel ifadeler kullanılmaya özen gösterilmekte, il ve ilçe imamlan ise genel olarak "kod" isim kullanmaktadırlar. 
    Telefon ile yapılacak görüşmelerde örgüte ait tabirler ve Fetullah Gülen'in ismi kesinlikle söylenmemektedir. Buluşma yerlerinin isimleri açıktan söylenmeyip mutlaka karşı taraftaki örgüt mensubunun anlayabileceği şekilde şifrelendirilmektedir. Örneğin "İzmir Caddesindeki Yenirenk Dershanesinde buluşalım yerine, oranın müdürü Hüseyin Bey ise "Hüseyin Beyin yerinde buluşalım" gibi kısa cümleler kullanılmaktadır.
    Türkiye'de Almanya, ABD ya da başka bir ülkeye kayıtlı cep telefonu hatlarının kullanılması, örgütün üst düzey abilerinin kullandığı yöntemlerdendir. Abone bilgilerinden sadece hangi ülkeye ait olduğunun görülebilmesi nedeniyle zaman zaman tercih edilebilmektedir.
    (3) Internet Programları: İnternet üzerinden haberleşmeye imkan tanıyan "Skype, Tango, Kakao, Talk, Viber, Line, WhatsApp" vb. programlar şifreli ve düşük maliyetli olması nedeniyle haberleşmede örgüt tarafından sık kullanılmaktadır. "Acrobits, Softphone, Bylock" isimli programlar ile de cep telefonunda kullanılan internet aracılığıyla güvenli kriptolu, şifreli görüşmeler yapılmaktadır.
    15 Temmuz darbe girişimi sonrası yapılan soruşturmalarda örgütün Bylock, Eagle adlı programlan son dönemlerde kullandığı tespit edilmiştir.     
    **FETÖ/PDY üyelerinin kendi içlerindeki iletişimi sağladıkları "BYLOCK adlı program;  
    Bylock (Turguoise) Programı:
    17 Aralık 2013 tarihinden sonra Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeleri tarafından telefon dinlemeleriyle ilgili tedbir alınmaya başlandığı, Türkiye'de bulunan tüm telefonların güvenlik zafiyetleri ve dinlenmesinin çok kolay olduğunun örgüt tarafından bilindiği, bu konunun sohbetlerde anlatılıp toplantılarda örgüt görüşmelerinin LİNE, Whatsapp, Vİ8HR, Hİ, KAKOA TALK, COVER ME vb. programlar üzerinden yapıldığı, bu programların güvenlik zafiyeti olduğundan örgütün bu programları kullanmaktan vazgeçtiği, Örgütün kritik noktalarına bakan tüm üyelerinin yoğun olarak BYLOCK denilen programı kullandığı, örgüt üyelerinin Bylock üzerinden mesajlaşmak suretiyle bilgi alışverişini sağladıkları, Bylock ile ilgili Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması FETÖ/PDY) Lideri Fetullah GÜLEN’den gelen talimatta “TÜM ÜYELER BYLOCK PROGRAMI ÜZERİNDEN GÖRÜŞMELER YAPSIN, NORMAL TELEFONLA GÖRÜŞME YAPANLAR HİZMETE İHANET ETMİŞ OLUR ” denildiği,
    Bylock Programı flaş bellek ile kurulum dosyasını telefona kopyalama ile başlayan bir mesajlaşma programıdır. Giriş şifresi oluşturulduktan sonra sisteme Türkiye haricinden başka bir ülkenin Server (Sörvır)’ı üzerinden bağlantı sağlanabilmektedir. Bu bağlantı genellikle ABD (Amerika Birleşik Devletleri) üzerinden gerçekleşmektedir. Bylock veri tabanının Kanada Ülkesinde olduğu, Bylock üzerinden gönderilen mesajlar mesajı gönderdikten sonra alıcı tarafından silinmemiş ise 24 saat içerisinde mesaj, sistem tarafından otomatik olarak silinmektedir. Ancak gönderici mesajı gönderdikten sonra mesajı telefonundan silerse, alıcı mesajı okuduktan sonra sistem mesajı otomatik olarak silmekte. Bylock içerisinde gelen mesajlardan telefonların özelliklerine göre ekran görüntüsü kopyası alınabilmektedir.
    Bylock programı ilk başta İngilizce yazılım olarak üretilmiş ve örgütün kullanımına sunulmuş, daha sonra Türkçe yazılım güncellemesi yapılarak TURQUOİSE ismi ile özellikle tüm Türkiye'de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) hizmetine sunulmuştur. Türkiye’de örgüt tarafından yazışma ve mesajlaşma olarak bu iki Türkçe ve İngilizce versiyonu kullanılmaktadır. Bu programlara ait Bylock ve Turquoise isimli versiyonlar APP STORE ve PLAY STOR E mağazalarında bulunmamaktadır.
    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) örgütü üyeleri, Bylock ve Turquoise yazışma ve mesajlaşma programı haricinde APP STORE ve PLAY STORE mağazalarında bulunan ve sesli görüşmeler, fotoğraf, video gönderebilen KakaoTalk, Cover Me, Tango, Line v.b. isimli programları kullanmaktadır.
    Bir dönem Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) örgütünün Lideri Fetullah GÜLEN'den Bölge İmamlarına, Bölge İmamları vasıtası ile il ve ilçe İmamlarına gelen tüm emir ve talimatlar Bylock (Turquoisc Türkçe Versiyonu) üzerinden ulaştırıldığı bilinmektedir. Örgüt içerisinde gizlilik en üst seviyededir.
    (4) Kriptolu IP Hattı: Kiralık hatlar vasıtasıyla kriptolu IP telefon kullanılması, özellikle yurt dışındaki okullarla irtibatta kullanılan yöntemlerdendir, örgüt mensupları CISCO marka IP telefon kullanmakta olup, söz konusu hatlara dair güncellemeler ve kriptolama işlemleri, örgüt kontrolündeki Sürat Bilişim tarafından gerçekleştirilmektedir. 
    (5) Canlı Kurye: Canlı kurye kullanılması, en sağlıklı haberleşme yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Talimat almak ve faaliyetler hakkında bilgi vermek amacıyla doğrudan ABD Pensilvanya'ya gidilmek suretiyle Fetullah Gülen, Cevdet Türkyolu vb. ile "yüz yüze" görüşülmekte ve talimatlar bizzat alınmaktadır. Fetullah Gülen'in, "çok mahrem hususların yüzyüze görüşülmesi" yönünde talimatı vardır. 
    (6) Buluşma: Haberleşmede kullanılan bir yöntem ise aile toplantıları, piknik ve çay bahçesi buluşmaları şeklinde gerçekleşmektedir. Önemli ve uzun süre konuşmayı gerektiren ve organizasyon yapılıp planlama yapılacak hallerde bir vesile ile aileler olduğu halde bir araya gelen örgüt üyeleri bir fırsatını bulup konuşarak haberleşmeyi sağlamaktadırlar. 
    (7) Sosyal Medya: Bu örgütlenme haberleşmesini sosyal veri ağlarını kullanarak denetlenemeyen teknik ağ sistemi üzerinden sağlamaktadır. Günümüz teknolojisi ile yurtdışında bir terör örgütünün yönetilmesi mümkün ve çok kolay bir iş haline gelmiştir. 
    (8) Not ile Haberleşme: Örgüt mensuplarının "not" ile haberleşmesi eskiden yaygın iken giderek azalmıştır. Bu daha çok kamu idareleri içinde ve gizlilik gerektiren durumlarda kullanılan bir yöntemdir. Son zamanlarda cezaevlerinde tutuklu örgüt üyelerinin kullandığı görülmektedir.
    (9) Basın Yayın Üzerinden Talimat Verme: örgüt, elindeki basın yayın araçlarını kullanarak çağrı yapıp örgüt tabanıyla zaman zaman hareket etmiştir. Bu da örgütün birbirleriyle haberleşme yöntemi olarak kullanılmıştır. Basın yayın araçları örgütün üst kanadından gelen haberlerin bütün hücrelere ve örgütün kadrolarına tebliğ edilmesinde kullanılmıştır. Tek taraflı bir haber verme aracıdır. Kitlenin harekete geçirilmesi, örgütün olaylar ve kişilere bakışı açısının aşılanması, örgütün manevra ve hareketlerinin duyurulmasında çokça kullanılmıştır.
    k) Örgütün Diğer Terör Örgütleri ile Bağlantısı 
    Fetullahçı Terör Örgütlenmesi, "hizmet hareketi her yerde olmalıdır" diyerek terör örgütlerinin içine sızabilmeyi başarmıştır. Her terör örgütünün içerisinde, siyasî partilerde, sivil organizasyonlarda, ticarî şirketlerde, bütün kamu idarelerinde bir Fetullahçı kadrolaşması bulunmaktadır. Örgüt bu kadrolarını kullanarak her şeyden haberdardır ve bütün bilgiler abilere, imamlara ve örgüt üst yönetimine aktarılmaktadır. Fetullah Gülen ve örgüt yöneticileri, elde ettikleri bilgileri, yabancı ülkelere ve onların istihbarat örgütlerine taşıyıp karşılığında imtiyaz elde etmeyi ummaktadır. Bu amaçla örgüt, kasten devleti ve yönetenleri kötüleyip uluslararası teşkilatlar, devletler ve devlet içerisindeki idarelere karalamada bulunmaktadır. Türkiye Devletinin dış politikasını, iç politik meselelerini hasım gibi eleştirip düşmanca tavır almakta, devletin uyguladığı politikayı geçersiz, yararsız gösterip devlet aleyhine kullanmaktadır. Türkiye Devletinin verdiği resmî bilgilerin tersine açıklama yapıp bilgi vererek yabancı ülkeleri uluslararası organizasyonları kandırmaktadır. Fetullahçı Terör Örgütlenmesi uzunca bir süre istihbarat birimleri aracılığıyla her alanda bilgi topladığından istihbarat ve bilgiyi kullanarak yabancı devletler ve uluslararası teşkilatlar nezdinde inandırıcılık sağlamaktadır. Örgütün elindeki Devlet arşivlerini ve bilgi kaynaklarını kullanarak resmî bilgi ve açıklamaya karşı argüman geliştirip devletin resmî bilgisini çürütmeye çalışmaktadır. Örgüt üyesi kamu görevlileri edindikleri bilgileri devlete vermeyip saklayıp sessiz kalmaktadır. 
    Fetullah Gülen ve örgütü, önce belirli bir strateji üzerinde hareket edip, PKK'ya karşı olduğunu ifade ederek mücadele verdiğini savunmuştur. Örgüt, 2007 ve sonrasında hem TSK'ya karşı hem de PKK'ya karşı vurulan darbelerde inisiyatif alarak, devlet içerisinde vazgeçilemez bir konum elde etmek istemiştir. Özellikle PKK karşısında, polis, yargı, eğitim, istihbarat gibi unsurları kullanarak "savaş aracılığıyla devlet kurumları içerisinde derinlik elde etmek" istemiştir. 
    Suriye ve Irak'ta başlayıp yayılan DAEŞ Terör Örgütüne Türkiye Devleti'nin destek verdiği algısını yayıp bu iddiasını ispata çalışan Fetullahçı Terör Örgütü önce MİT insanî yardım tırlarında arama yapmaya kalkışmıştır. Dışişleri Bakanlığındaki gizli Suriye toplantısını dinleyip servis etmiştir. Propaganda ve dedikodu yoluyla çatışmalarda yaralanan D AEŞ üyelerinin Türkiye'de tedavi edildiğini ve Türkiye'nin örgüte lojistik destek sağladığını, petrolünü satın aldığını, DAEŞ örgütünün eleman toplamasına ses çıkarmadığını iddia etmiştir, örgüt, bu konulardaki iddialarını yurt dışındaki istihbarat ve güç merkezlerine taşıyarak devleti zorda bırakmaya çalışmıştır.
    1) Örgütün Malî Durumu
    (1) Genel Durum:
Şüpheli Fetullah Gülen, 1960'lı yılların sonlarında izmir Merkez Vaizi ve Kestanepazarı Camisi İmamı olarak görev yaptığı dönemde, küçük bir cami cemaatine hitap eden bir din adamı profilini taşırken, zamanla sayılan yüz binlerle ifade edilen bir kitleye hitap eder hale gelmiştir. İlk yola çıkarken"Altın Nesil" oluşturma söylemleriyle "ihtiyaç sahibi öğrencilere eğitim ve burs imkanları sağlamayı" amaçladığını iddia ederek maliyesini de buna göre oluşturmuş, amacı nedeniyle pek çok kişi ve kesim tarafından desteklenmiş ve takdir görmüştür. Yapılan hizmetler için gerekli olan maddi kaynaklar, "ihtiyaç sahibi öğrenciler için yardım" adı altında gelenekçi tarzla fitre, zekat, bağış, hibe, himmet, vb. Adlarla doğrudan para temini ya da kurban derisi, gıda yardımı, vb. aynî yardımlar yoluyla  karşılanmıştır.
    Fetullahçı terör örgütlenmesi, eğitim sektörü ile işe başlamıştır. Eğitim sektöründe okullar ve yurtlarla teşkilatlanıp evler açmıştır. Eğitim işiyle uğraşan şirketler kurup okulları şirketler üzerinden yönetmiştir. Bir süre sonra eğitim sektörüne basın işlerini yapacak matbaa kurmuş, matbaa için kağıt gerektiği için kağıt işletmesine girmiştir. Üretilen malzemelerin satışı için kitap satış büroları açmış, okullar için kılık kıyafet tefrişat lazım olduğundan bu alanlarda faaliyet yürüten şirketler kurmuştur. Matbaa, kağıt, basılı eserler ve kitabın ulaştırılabilmesi için kargo şirketi kuran örgüt, ihtiyaca göre dış alım yapmamak için hangi alanda gereklilik varsa o alana şirket kurarak genişlemiştir. Örgüt, dış alım yerine iç alım satıma önem vermiş, bir süre sonra kendi mensuplarının eğitim, basın, ticaret, sağlık, taşımacılık, tekstil, gıda gibi sektörlerini finanse edebilmek için Bank Asya'yı kurmuştur. Örgüt, üyelerinin başka yerlerden sağlık hizmeti almamaları ve ihtiyacını iç alım yoluyla karşılaması için sağlık sektörüne girmiştir. Örgütün, eğitim sektörü alanı dışında genişlemesi zorunlu olarak daha fazla finans toplanmasını gerektirmektedir. Bu sebeple gelişen ve genişleyen örgütlenme, eğitim sektöründeki temel amaç ve hizmetini unutup basm-yayın kuruluşları, matbaa, gıda, tekstil, kargo, sigorta şirketleri, banka gibi birçok alana yayılmıştır. Başlangıçta bu genişleme ve gelişme düşünülerek gerçekleştirilmemiştir. Ancak yurt dışına eğitim sektörünün açılması ile birlikte 1990'h yılların ortalarından itibaren sistemli, programlı bir gelişme ve genişleme dönemi başlamıştır. Bu tarihten itibaren en ince ayrıntısına kadar düşünülen önceden programlanan kişi ve bazı sektörler, hedef olarak seçilip bu alanlara örgüt gücü kaydırılarak büyüme sağlanmıştır. 
    Örgütünün malî yapısı, zaman içerisinde örgütlenmesine paralel olarak Türkiye Ülkemiz başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden gelir ve gider kalemleri olan, son derece geniş bir "kurumsal" ağ haline gelmiştir. Yapılanma zaman içerisinde profesyonelleşmiş, bünyesinde bankası, holdingleri, basın yayın kuruluşları, eğitim kurumları, hastaneleri, sivil toplum kuruluşları ve benzeri çok sayıda kurum/kuruluşu olan, milyar dolarla ifade edilen gelir/gider rakamlarına ulaşan dev bir organizasyon haline gelmiştir. Yaklaşık 600.000 öğrencinin ders gördüğü bu örgütün denetimindeki dershanelerin yıllık toplam gelirinin milyar dolarları aştığı göz önüne alındığında, örgütlenmenin dershaneler dışındaki diğer kuram/kuruluşlarıyla birlikte malî yapısının ne kadar büyük olduğu görülecektir. Sistem, kurumsal bir yapıya oturtulmaya çalışılsa da gelenekçi gelir toplama yöntemleri hala varlığını ağırlıklı olarak devam ettirmekte ve gelir kalemleri içerisinde çok
önemli bir yer tutmaktadır. 
    Örgüt, eğitim, basın yayın, sağlık ve finans sektörlerinde yoğunlaşmıştır. Bu sektörler, toplum üzerinde etkisi fazla ve istenildiğinde paranın gizlenmesi ve taşınması kolay olan sektörlerdir. Örgüt, ülke ekonomisine faydalı sanayi ve ticaret alanlarına pek girmemiş, yüksek istihdam sağlayan, teknoloji üreten ve devlete yüksek vergi veren sanayi ve ticaret kollarıyla ilgilenmemiştir. Örgüt tarafından genellikle milleti sömürecek, vergi vermeyi gerektirmeyen veya istendiği gibi vergi kaçırılması mümkün, haksız para girişine elverişli, denetlense bile haksız para girişinin tespiti daha zor olan, az istihdam sağlayan, sermayeye ihtiyaç duyulmayan "hizmet sektörü" tercih edilmiştir. 
    Örgüt, birçok kamu kuruluşunda teşvik, destek ve prim adıyla kişiler ve şirketlerine maddî kaynak sağlamaktadır. Devlet yeterince teşvik, destek, prim gibi bir bedel olmadan ödediği sosyal ve yatırım amaçlı para çıkışını denetlememektedir. Mesela, üniversitelerin tekno kentleri, sodes projeleri, teydep ve ardep kurumlarının destekleri, tarımda doğrudan gelir desteği ödemeleri, hayvancılık destekleri, kooperatif ve birliklere verilen hibe ve teşvikler, sağlık destek projeleri, örgüte ekonomik kaynak sağlamaktadır. Devletin ekonomik kaynaklarının gittiği yerleri yeterince denetlememesi, kamudaki örgüt kadrolarının kasten örgüt şirketlerini himaye etmesi, kasten göz yumulması kamu kaynaklarının bu örgüte akıtmaktadır. Kısaca örgüt, nerede kolay ve bol para varsa çalmak için hazırdır. Devletin gereği gibi denetim yapamaması ve kamu görevlilerinin para ve mallarının örgütün eline geçmesine rıza göstermesi nedeniyle Fetullahçılar sınırsız, hadsiz ve hesapsız bir malvarlığı edinmişlerdir. 
    Diğer yandan ülke dışına eğitim için diğer hiçbir dini grup mensubunu gönderemezken bu örgüt ülke dışında devlet kaynaklarını kullanarak militan kadrolarını eğitmiş ve örgüt yararına faaliyet yürütmek üzere zamanı geldiğinde Türkiye'ye çağırıp görevler vermiştir. Devlet kurumlarına birçok atama bu örgütün yurt dışında devlet kaynağı ile eğitilen kadrolarından gerçekleştirilmiştir. 
    Fetullahçılar, dinî, ahlakî ve hukukî hiçbir engel tanımadan kamu görevlilerini kullanarak iş ve ticaret çevrelerinde, sanayiciler, sanatçılar, mankenler, esnaf ve suç örgütleri üzerinde ekonomik kaynak toplamak için baskı kurmuşlardır. Bu baskı ile iş adamlarından ve sermaye çevrelerinden, mafya usulü alman haraç, manevi bir haz katılarak himmet, burs veya kurban bedeli gibi çeşitli adlarla toplanmaktadır. 
    Örgüt, ülkedeki eğitim kurumlarını ve yurt dışındaki eğitim faaliyetlerini gerekçe göstererek bu faaliyetlerine devam edebilmek için ekonomik kaynağa ihtiyacı olduğunu ileri sürmektedir. Toplumun her kesiminden örgüt gücünü kullanarak hala himmet toplamaktadır. Örgüt, himmet olarak topladığı para karşılığı hiç bir mal ve hizmet üretmemekte ve aslında şirketlerine ve fınans kurumlarına haksız zenginleşme yoluyla ekonomik kaynak sağlamaktadır. Milletten bedelsiz, zahmetsiz, karşılıksız, haksız, dilenerek, dinle aldatıp dolandırarak veya bir tür gasp yoluyla elde edilen bu ekonomik kaynak, örgütün kurumlarına aktarılmaktadır. Örgütün emrindeki şirketler bu şekilde daha fazla büyümekte, büyüyen şirketler daha fazla kaynağa ihtiyaç duymaktadır. Örgüt, devamlı yeni ekonomik kaynak bulmak ve himmet toplama faaliyetini büyüterek devam ettirmek zorunda kalmaktadır. Bu şeklide örgütlenen ekonomik modelin büyüme ve kaynak kullanımı devam ettiği müddetçe, büyüyen ve her alana el atan örgüt zamanla devletin yerine geçmek mecburiyetindedir. Bu örgütün kaçınılmaz kaderidir ve zorunlu olarak er veya geç devlet mekanizmasını karşısında bulacaktır. Hiç bir devlet sistemi, amacı ne olursa olsun ayrı bir örgüt emrinde böyle bir ekonomik büyüme modeline ve haksız kazanca, haksız rekabete imkan vermez. Toplumun ekonomik hayatını, rekabetçi serbest piyasayı, emek ve sermaye ilişkisini bozan, devletten ayrı bir teşkilatın milletin ekonomik ve sosyal hayatına musallat olduğu harici bir sistemin
kurulması, devletin varlık nedenini ekonomik düzenin güvenliğini ortadan kaldırdığı için bu tür bir yapılanmaya göz yumulamaz. 
    Örgütün gelir kaynaklarını şahıslardan ve iş adamlarından alman bağış, himmet gelirleri ile kurumsal gelirler olarak iki ana gruba ayırmak mümkündür. 
    Bağış ve himmet gelirleri de iki gruba ayrılır; şahıslardan alman ve işadamlarından almanlar olmak üzere. Himmet, şahıslardan alınanların ilk grubunu, FetullahFetullah Gülen taraftarı veya sempatizanı olan alt gelir grubundaki şahıslardan (küçük esnaf, özel sektör çalışanı, emekli, çiftçi, vb.) toplanan paralar ve ikinci olarak ise Fetullah Gülen taraftarı veya sempatizanı olan memurların maaşlarından, memurların örgüt desteğiyle aldıkları taltiflerden ve yurt dışı görev harcırahlarından belirli oranlarda alınan paralar oluşturmaktadır. Şahıslardan alman paralar, en küçük birim olan semt/mahalleden, ilçe, il ve bölge koordinatörlerine doğru toplanarak ilerlemektedir. Her ilde, gelir ve gider kalemlerini tutan ve bunu bir üstüne rapor eden muhasipler vardır. Devlet memurlarının (özellikle hassas görev icra edenler için) para toplama faaliyetleri ise, söz konusu kurumun o yerleşim yerindeki sorumlusu (imamı) tarafından organize edilmektedir.
    Himmet iş adamlarından da alınmaktadır. İş adamlarından kazançları oranında alınan himmet adı altında aynî ve nakdî yardımlar ile iş adamlarının üye oldukları kuruluşlara üye aidatı olarak yatırılan paralardır. örgüte bağlı Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) bünyesindeki iş adamlarından, gelir durumlarına göre her yıl düzenli olarak alman paralar himmet geliridir. Bu paralar, bulundukları illerin büyüklüğüne ve ekonomik potansiyeline göre oradaki ilçe veya il sorumlularına bağlı muhasipler tarafından toplanmaktadır. Sanayinin yoğun olduğu yerlerde, iş adamlarının bağlı olduğu TUSKONüyesi derneklerden sorumlu ayrı bir imam da duruma göre tayin edilebilmektedir.
    Fetullah Gülenin talimatıyla örgüt, kendisine bağlı iş adamlarını bir araya getirip,TÜSÎAD ve MÜSİAD dışında bir çatı altında toplamak ve ayrı bir güç olarak ortaya çıkmak amacıyla 2005 yılında TUSKON'u kurmuştur. TUSKON, kendisine bağlı yedi (7) federasyon ve bunlara bağlı iki yüz on bir (211) üye dernekle faaliyet göstermektedir. Üye iş adamı ve girişimci sayısı 2014 yılı itibarıyla 55.000 civarındadır. Söz konusu 55.000 üye arasında Boydak Holding, Koza-İpek Holding, gibi çok büyük cirolara sahip işletmeler olduğu gibi, ilçe merkezlerindeki küçük bir hırdavatçı ya da eczacı da vardır. 
    TUSKON'a bağlı olmayan TÜSÎAD üyesi büyük şirketlerden ve holdinglerden örgüte yardım almaktadır. Söz konusu holdingler, doğrudan Örgüt ile bağlantılı bir kurum ve kuruluş bünyesine girmemekle ve himmet adı altında bir para vermemekle birlikte, sponsorluk, reklam bedeli, ayni yardımlar, vb. çeşitli adlarla söz konusu yapılanmaya maddi destek sağlamaktadırlar. Büyük holdinglerden maddi yardım temini, TUSKON Genel Sekreteri Muhammed Mustafa Günay ya da başka bir üst düzey yöneticinin anılan holding patronlarını öncelikle ziyareti ve akabinde alt düzeyde tarafların yetkililerin görüşmesi neticesinde gerçekleştirilmektedir. Türkiye'de kamuoyunun bildiği iş dünyasının patronları, işlerinin rast gitmesi ve örgüt kadrolarına çarpılmamak için kerhen örgüte yardım yapmak mecburiyetinde kalmıştır. 
    Örgütün finans kaynakları da örgüt gibi gizli ve sır doludur. Bu örgüte yurt dışından kaynağı belirsiz maddî destek verildiği iddia edilmiş ancak somut bir delil elde edilememiştir. Buna karşılık örgüt yurt dışında da hatırı sayılır gelir elde etmektedir. Birçok ülkede açtığı okul ve eğitim kurumları gelir topladığı gibi bu örgütün yönettiği şirketlerin de ticarî faaliyetlerinden önemli bir gelir elde edilmektedir. Yurt dışında ticarî faaliyet yürüten Türk İşadamları ve şirketlerden de himmet adıyla toplanan para, örgüt üyelerinin o ülkeyi tanıtma ve işlerinde yardımcı olduktan sonra yardımlarına karşılık aldıkları bedeller de önemli bir gelir kaynağıdır, örgüt, yurt dışında da hiyerarşik şekilde her devlette örgütlenmekte ve örgütlenmeye paralel olarak ekonomik kaynak elde etmektedir. Örgütün topladığı ekonomik kaynaklar benzer yöntemlerle bir başka ülkeye de aktarılıp kullanılmaktadır. 
    Örgüt, kamu kurumlarındaki kadrolaşmasını tamamladıktan sonra elinde bulundurduğu yaptırım gücünü nakde çevirmeye başlamıştır. Örgüte himmet vermeyi reddeden iş adamlarını olağan dışı denetimler, gerçeğe aykırı raporlar, adlî veya idarî soruşturmalar ile cezalandırmıştır. 
    Örgüt; adliye ve emniyet içerisinde yer alan mensupları aracılığıyla haklarında soruşturma bulunan iş adamlarından himmet talep etmiş, karşılığında ise soruşturmaların kapatılması vaad edilmiştir. Gayrimeşru işlerden gelir elde eden kişiler, 'himmet' adı altında adeta haraca bağlanmıştır. 
    Himmet uygulaması öyle yaygın hale gelmiştir ki; birçok iş adamı ticaretini sağlıklı şekilde sürdürebilmek için örgüte para vermesi gerektiğine inanır hale gelmiştir. Himmet konusunda eli açık olan işadamları örgüt tarafından kamu ihaleleri ve başkaca imtiyazlarla mükâfatlandırılmıştır.
     Bunların yanı sıra mütevelli heyeti mensupları, iş adamlarının kurduğu sivil toplum kuruluşlarına sohbet ahilerinin talimatları doğrultusunda üye yapılmıştır. Örgüt böylelikle iş hayatında topyekûn söz sahibi olmayı amaçlamıştır. 
    İhracatta kolaylık ve öncelik sağlama, kamu destek ve teşviklerini örgüt şirketlerine yönlendirme, mali denetim faaliyetlerinden haberdar olma ve denetimleri yönlendirme, kamu ihalelerini örgütle bağlantılı şirketlere verme, kamusal bilişim altyapı ve kurum arşivini örgütle bağlantılı şirketlerin menfaatine kullanma amacıyla örgüt, devletin bütün mali kurum ve kuruluşlarında da örgütlenmiştir. Sonuç itibariyle, örgüt, mali açıdan da ülke içerisinde "Devlete Paralel" olarak örgütlenen organize bir yapıdır. 
    (2) Örgütün Malî Yapılanması:
    (a) Örgütün mütevelli heyetleri üzerinden hayır amacıyla toplanan para, şirketlere sermaye yapılmakta, perde arkasından bu para örgüt tarafından yönetilmektedir. Şirketler rasyonel piyasa oyuncusu gibi davranmak yerine örgüt abisinin emrine göre davranan, reel piyasa oyuncusu olmaktan uzak sermaye yapılanmalarıdır. 
    (b) Örgütün ekonomik yapılanması, yatay olarak üç türlüdür. Örgüt geliriyle kurulup işletilen, örgütün sermayesini kullanarak büyüyen ve örgüte doğrudan devamlı aktif maddî destek sağlayan yapılar bulunmaktadır. Örgüt emrindeki ticari şirketler, dernekler vakıflar ve diğer tüzel kişilerden bir kısmı örgütin sermayesiyle kurulmuş, bir kısmı kuruluş sermayesi örgüte ait olmamakla birlikte örgüt kontrolüne girmiş, bir kısmı da sonradan örgüte maddî kaynak ve destek sağlamıştır. 
    (c) Örgütün topladığı maddî kaynaklarla kurulan ve doğrudan örgüt tarafından yönetilen şirketlerin görünürdeki sahipleri ile gerçek sahipleri genellikle farklı kişilerdir. 17 Aralık 2013 sonrası örgüt yer altına çekilebilmek, görünürlüğünü azaltmak ve dikkat çekmemek için gerçek sahibi örgüt olan şirketler hızla kısa sürelerle el değiştirip aynı örgütten deşifre olmamış başka kişilere devredilmiştir.    
    Diğer yandan, örgüt mensubu gerçek kişiler Türkiye'deki şirketleri ve mal varlığını satıp kayyım atanmasını veya malvarlığına el konulmasını önlemek için hızla paraya dönüştürmektedir. Şirketler muvazaalı olarak gerçek sahiplerinden başkasına devredilip gerçek sahipleri gizlenmeye çalışılırken, kişiler üzerlerindeki mal varlığını da başkasına devrederek örgütle irtibatının sağlanmasını engelleyerek el konulmasını önlemeye çalışmaktadır. Bu suretle elde edilen paralar yurt dışına taşınmakta, şirketler ve kişilerin mal varlığı, düşük değerlere elden çıkarılıp başka kişiler üzerine aktarılmaktadır. Örgütün elindeki okullar, kar amacı güden şirketler tarafından işletilirken, denetimi daha zor ve ceza muhakemesine göre kayyım atanması mümkün olmayan vakıflara devredilmekte, okulların şirketler tarafından işletilmesinden vazgeçilmektedir. Okullar, ticarî kar mantığı ile işletildiği için yalnızca hayır amacıyla faaliyet yürüten vakıf hukukuna bağlı olarak işletilmesi bu yerlerin mantığı ile uyuşmamaktadır.
    Şirketler sık isim değiştirip ortak ve pay devirleriyle gizlenmeye çalışsa da tespit edilmektedir. Şirketlerin hiç birinin gerçek sahibi resmi kayıtlarda gösterilen kişi değildir. Fiilin sahip başka kağıt üstündeki görünüşte sahip başkadır.
    Örgüte ait banka faaliyetleri de ekonomik kaynak toplamakta kılıf olarak kullanılmıştır. Asya Katılım Bankası şubelerinde bankacılık kurallarına aykırı usulsüz birçok işlem yapıldığı, yüklü miktarda kaynağı belli olmayan paranın banka çalışanları tarafından getirilip çok sayıda müşteri hesabına müşteriler bankada yokken yatırıldığı, müşterilerin bir kısmının hiç haberi olmadan sonradan dekontlar imzalatılıp başka yere havale edildiği, müşteri hesaplarına bloke konulduğu, kaynağını bilmedikleri, yüklü miktardaki para ile banka çalışanlarının başka hesaplara aktardıkları, şüpheli işlem bildiriminde bulunmadıkları, örgüte fon sağlanıp para toplandığı, toplanan paranın suç geliri olup olmadığının belli olmadığı ve aklama faaliyetinin banka şubelerinde yapıldığı, müşterilerin bilgisi dışında veya bilgisiyle bazı hesaplara çok sayıda para girişi yapılıp yüklü miktarda kara paranın sistemde aklandığı, konu ile ilgili dinlenen banka çalışanlarının bu durumu dile getirdiği anlaşılmaktadır. 
    (3) Mütevelli Heyetleri ve İllerin Malî Yapılanması:
Örgütün himmet yolu ile elde ettiği gelirler genel olarak mütevelli heyetleri vasıtası ile toplanmaktadır. Örgütün sohbet gruplarında yer alan kişilerden, sohbet toplantılarına düzenli olarak katılıp verilen görevleri yerine getiren, örgütün verdiği talimatlara sorgulamaksızın itaat eden ve maddîi gücü yerinde olan kimseler seçilerek mütevelli heyeti üyesi yapılmaktadır. Sohbet gruplarında zekat, burs, kurban ve himmet adı altında paralar toplanırken, mütevelli heyeti üyesi kişiler ayrıca bir ışık evinin maddî ihtiyaçlarından sorumlu tutulmaktadır. 
    Mütevelliler topladıkları parayı, sohbet hocasının yanında getirdiği muhasebecilere vermektedir. Örgütün malî kayıtlarını bu muhasebeciler tutmaktadır. İl imamının da birmuhasebecisi bulunmakta ve il genelinde malî kayıt tutmaktadır. 
    Mütevellide yer alanlar arasından her üç mütevelli heyetinden bir malî heyet teşekkül edecek şekilde isimler seçilmektedir. Malîi heyetler yurt dışında bulunan örgüte ait yurt ve okulların yapımı için ihtiyaç duyulan paranın, hangi mütevelli heyetinden ne kadar toplanacağına karar vermektedir. Malî heyet toplantıları, dünyanın her yerinde sah günleri sabah namazından sonra gerçekleştirilmekte ve bu toplantılara mütevelli heyet sohbet hocaları da katılmaktadır. 
    İlçe imamlarının sorumluluğu altında bulunan mütevelli heyetlerinin üstünde, il imamlarının sorumluluğundaki il mütevelli heyeti yer almaktadır. İl genelinde ne kadar para toplanacağına ise ilin bağlı bulunduğu bölgenin toplantısında karar verilmektedir. Burada alman karar mütevelli heyet toplantısı adı altında yılda bir kez düzenlenen gizli toplantıda mensuplara aktarılmaktadır. Kişilerden alınan himmet vaadi nakit, çek, senet karşılığı olarak tahsil edilmekte, çek ve senetlerin ödenememesi halinde icra yoluna başvurulmaktadır. 
    İl imamının koordinesinde yılda en az bir kez mütevelli heyeti üyelerinin katılımı ile kamp düzenlenmektedir. Kamplar esnasında dinî duygular istismar edilerek himmet, zekat, kurban ve öğrenci bursu adı altında toplanan paraların artırılması sağlanmakta, toplanan paraların karşılığının cennet ile mükafatlandırılmak olacağı vurgulanmaktadır. 
    Mütevelli heyeti mensupları, iş adamlarının kurduğu sivil toplum kuruluşlarına üye yapılmakta, kimin hangi kuruluşa üye olacağı sohbet abisi tarafından belirlenmektedir. Örgüt, sivil toplum kuruluşu veya meslek kuruluşlarında, başkan ve üye seçimlerinde söz sahibi olmayı böylelikle de hükümete sivil yönden baskı yapabilmeyi hedeflemektedir. 
    
    (4) Örgütün Gelir Kaynakları:
    (a) Kamu Kaynaklarından Elde Edilen Gelirler: (Borsa Spekülasyonları, Devlet İhaleleri, Teşvik ve Hibeler), 
    aa) Kamu ihalelerinin örgütle bağlantılı firmalara verilmesi, (mutad uygulama) 
    ab) Örgütle ilişkili firmaların rakipleri hakkında adlî veya idarî işlemler yaparak piyasanın örgüt firmalarına teslim edilmesi, 
    ac) Kurumların gizli kalması gereken finansal ve yatırım planlamaları bilgilerinin ilişkili firmalara sızdırılması, 
    ad) Kamu arazi tahsislerinin örgütle ilişkili vakıf, dernek veya eğitim kurumlarına bedelsiz devredilmesi, 
    ae-) Belediyelerce yapılan imar değişikliklerinin, örgütle ilişkili vakıf, dernek veya şirketler lehine yapılması, 
    * af-) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansında görevli adamları vasıtasıyla iş adamlarının yurt dışı iş bağlantılarını sağlama karşılığı örgüt adına onlardan para alınması, 
    ag-) Kamu hibe, destekleme ve teşviklerinin takibi ve proje kabullerinde örgüt firmalarının kayrılması, 
    (b) İşadamlarından Sağlanan Gelirler: (Şantaj, Tehdit, Himmet vb.) 
    ba-) İşadamlarından, adlîi-idarî süreçlerdeki işlemlerini iş adamları lehine sonuçlandırma karşılığı alman paralar, 
    bb-) İşadamlarının özel hayatları ile ilgili çeşitli zafiyetlerini "ses ve görüntü" kaydına aldırarak tehdit ve şantaj yoluyla alman paralar, 
    bc-) İşadamlarından, iş bağlantılarını sağlama karşılığı alınan paralar. 
    (c) Gönüllülük Esaslı Gelirler: (Himmet, Kurban, Zekat, Burs) 
    ca-) Kurban Bayramı öncesi iş adamlarından firmalardan ve esnaftan, adlarına kurban kesileceğini belirterek kurban adı altında toplanan paralar, 
    cb-) İl ve ilçelerde iş adamlarının katıldığı mütevelli heyetleri oluşturarak zekât ve burs adı altında toplanan paralar, 
    cc-) Memur maaş ve ödüllendirmelerinden himmet adı altında toplanan paralar, bu gelir kalemini oluşturmaktadır. 
    (ç) Örgütün Şirket, Holding, Banka, Vakıf ve Dernek Faaliyetlerinin Gelirleri 
    (d-) Eğitim Faaliyet Gelirleri: (Dershaneler, Özel Okullar, Öğrenci Yurtları, Yardımcı Sınav Kitapları) 
    (da-) Yurt dışında bulunan örgütle ilişkili eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerden alman paralar, 
    (db-) Yurt içinde faaliyet gösteren örgütle ilişkili eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerden alman paralar, 
    (dc-) Eğitim kurumlarında okuttukları öğrencilerden ücret aldıkları halde, işadamlarından fakir öğrencilerin okutulacağından bahisle burs adı altında toplanan paralar, 
    (e) Örgütün Basın ve Yayın Organlarının Reklam ve Abonelik Gelirleri:
    (f) STK'lardan sağlanan gelirler:
    ( fa-) TUSKON ve bağlı federasyon, dernek, şirket ile vakıflardan toplanan aidatlar, 
    (fb-) Yazılı ve görsel medya sektöründen sağlanan gelirler, 
    ( fc-) Kimse Yok Mu Derneği benzeri örgüte bağlı kuruluşlar aracılığı ile yardım adı altında vatandaşlardan toplanan paralar, 
    ( fd-) Ticaret Odaları Yönetimlerini ele geçirerek, kamu hizmet alımlarındaki rayiç bedel belirlenmelerinde örgütle ilişkili vakıf, dernek ve firmalar lehine hareket edilmesi. 
    (g) Himmet Gelirleri
    Örgüt, kişileri sömürmeye manevî hava katarak, "himmet" olarak isimlendirmiştir. Örgütün dinî istismar ederek kişileri sömürmesine himmet denmektedir. Himmet, Fetullahçı olup kamu görevi yapanlar veya herhangi bir iş veya ticaret kolunda çalışan kimselerden de toplanmaktadır. Örgütün kendi üyesi veya sempatizanlarından toplanan para o kişinin çalıştığı sürece ömür boyu sürdüğünden ve bu parayı veren kişinin rızası zamanla artık aranmadığından hukuka aykırıdır. 
    Himmet; Arapçadan dilimize giren kelimenin Türkçe'dekiTürkçedeki kelime anlamı, "kayırma, yardım" ve "çalışma, emek, gayret"tir. Himmet konusunu maddiyattan ziyade manevi anlamlar çerçevesinde değerlendiren dini tasavvufi yaklaşımlarda himmet, kast, maksat, irade, dua, kuvvetli istek ve yardım talebi, Allah'ın salih kullarından maddi ve manevi konularda yardım istemek, daha çok onların dualarını talep etmek anlamlarında kullanılmıştır. 
    Fetullahçı Terör Örgütü literatüründehimmet; örgüt mensuplarının mutat zamanlarda bir araya gelerek günün ve yapılacak hayırların öneminin vurgulanmasının ardından "metafizik gerilim etkisi ortamında" yarı açık arttırma düzeninde, genellikle maddî ve bazen manevî vaatlerde bulunmadır. Bu örgüt dilinde himmet, herkesten tahsil edilen bir tür vergidir. Himmet vermeyen fişlenip durumu görüşüldükten sonra şefkat tokadına (örgütin hışmına) maruz kaldığından zorla alman bir ödemedir. Himmet örgüt hiyerarşisinde yükselmek için de bir ölçüt olarak kullanılmaktadır. Tabaka atlatmak için kişinin topladığı veya verdiği himmet tutarına da bakılmaktadır. 
    Örgüt, Fetullah Gülen'in ağzıyla "himmet" konusunu, herkul.org ve fgulen.com isimli internet sitelerinde ses ve video kayıtlarında teferruatlı olarak dile getirmiştir.Örgüt yöneticisi, himmet ile kastedilen manayı, "teveccüh, infak ve gayret" olarak üçe ayırmış ve yüklediği manayı ayrı ayrı taraftarlarına anlatmıştır. Bu ayrımda, daha çok infak üzerinde durduğu görülmektedir. İnfak, para yardımında bulunmak anlamına gelmektedir. Teveccüh ve gayret kelimelerini daha çok infak sözcüğünün anlamını örgüte kabul ettirmek, kişilerin vicdanlarına tesir etmek ve dini duygularını istismar etmek amacıyla kullanmıştır. Buradan hareketle, "Teveccüh etmek ve yönelmek, diğer bir açıdan yardıma koşmak ve el uzatma, gayret etmek ve çalışıp didinmek, hayırlı yollarda koşturmak" cümlelerini infak yani para yardımında bulunmanın bir basamağı olarak anlatmıştır. 
    Terör örgütü kuran ve yöneten Fetullah Gülen'in geliştirdiği örgüt literatüründe kavram, diğer dinî terimler gibi istismar edilerek, amacından saptırılıp ve tamamen maddiyata dökülerek örgütün malî olarak ayakta kalması için haram helal demeden toplanan ekonomik değerleri (mal, para, bina, tarla, arazi, arsa, diğer her türlü maddi menfaati) karşılıksız ele geçirmek anlamında kullanılmaktadır. 
    Fetullah Gülen taraftarlarına yapmış olduğu konuşmalarda belli aralıklarla himmet konusunda bilgilendirmeler yapmış, örgütünün ayakta kalması ve faaliyetlerine devam etmesinin ancak mali kaynakla mümkün olacağı hususunu belirtmiştir. 
    Örgüt, kuruluş yıllarından itibaren toplumun dinî duygularını suiistimal ederek "himmet" adı altında finansal kaynak toplamıştır. Bu fınans kaynağı ile yurtiçi/yurt dışında faaliyete geçirdiği birimler üzerinden amaç ve ilkeleri doğrultusunda öğrenci yetiştirip, kamu ve özel sektör kurumlarına yerleştirmiştir. Örgüt, elindeki insan kaynağı, fınans ve siyasi gücünü örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm anayasal kurumlarını ele geçirmeye, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasî/ekonomik güç haline gelmeye çalışmaktadır. 
    Himmet Toplama Usulleri; Himmet toplantısı düzenleyebilmek için, öncelikle himmeti kişilerden toplayacak marifete sahip bir örgüt üyeleri topluluğu olmalıdır. Örgüt bunu mütevelli heyetleri ile başarmıştır. Mütevelli heyeti içinden de örgüte tam bağlı, ideolojisini iyi bilen, ikna kabiliyeti yüksek, kişileri etkileyebilen, katılanların saygı göstereceği kişilerden himmeti almayı başaracak kişi seçilmektedir, örgüt için finansman çok önemli olduğundan, bütün örgüt üyeleri bunun önemini bilmekte ve bu bilinçle eğitilmektedir. 
    Himmet toplantısında öncelikle video ve sinevizyon gösterisi yapılarak örgütün eğitim ve okulları yurt dışında yayılması ve bütün dünyaya milli ve dini değerleri yaydığı algısı verilir. Fetullah Gülen'in video ve kitaplarından bölümler aktarılır ve himmetin önemi açıklanır. İkna kabiliyeti yüksek bir imamın organize ettiği toplantıya katılanların milli ve dini hassasiyetleri kabartılır. Bütün bu hizmetlerin devamı için ekonomik kaynağa ihtiyaç duyulduğu vurgulanır. Himmet toplantılarında ve genel olarak kişileri etkilemek için yapılan toplantılarda metafizik gerilim etkisi oluşturulur. Bu metafizik ortamda iyice kıvama getirilen kişilere açık arttırma usulü ile pey sürme şeklinde himmet arttırmaya başlanır. Önce örgüt militanları alt sınırdan arttırmaya başlarlar ve bilinçsizce yapılan bu meblağ yükseltme en yüksek hadde kadar ulaştırılır. Kandırılan ve aldatılan işadamından çek veya senet alınır ve bir yıl içinde himmeti taksitler halinde ödemesine de imkan verilir. 
    Örgüt mensuplarından himmet adı altında talep edilen paraları belli bir standart çerçevesinde toplanmaktadır. Öncelikle sohbet gruplarına katılmaları sağlanan vatandaşlar üzerinde maddi durumlarına göre çok ciddi ve titiz bir çalışma yapılıp, bu çalışmada sohbet grubuna katılanların maddi durumlarına göre himmet miktarları yıllık olarak belirlenmektedir. Belirlenen bu para tutarının taksitler halinde bir yıl içerisinde ödenmesine imkan verildiği gibi bazen belirlenen himmet miktarının karşılığı senet ve çek alınmaktadır. En küçük sohbet gruplarından yukarıya doğru hiyerarşik bir şekilde toplanan paralar, sorumlu örgüt mensubu abiler aracılığı ile o ilde mali işlerden sorumlu örgüt mensubuna elden iletilmektedir. Toplanan bu paraların tamamının teslim edilmekle birlikte bir istisna olarak toplanan himmet paraları büyük meblağlardan oluşuyorsa il mali sorumlusunun üzerinden üst düzey örgüt mensupları muhatap olmaktadır. 
    Himmet, kamu veya özel sektörde çalışan her örgüt mensubundan toplanır. Kamu ve özel sektörde çalışmasına veya mevkiine bakılmaksızın her örgüt mensubu himmet ödemek zorundadır. Bir bakıma bu durum örgütün vergilendirme sistemidir. Yine herkes zekat oranında (%2,5) değil, en az % 10 oranında himmet ödemek zorundadır. Örgüt, zekat oranlarının çok üzerindeki bu himmet oranını, sahabeden bile üstün bir dini topluluk oldukları için yükseğe çektiklerini iddia etmektedir. 
    Kamuda veya özel sektörde çalışan evli örgüt mensubu maaşlarından en az (% 10), bekar örgüt mensubu maaşlarından ise(%15-20) oranında himmet parası talep edilmektedir. Himmet parasını vermek istemeyen veya ihtilafa düşen şahıslar, çalıştıkları kamu kurum ve özel sektör kuruluşlarından organize bir şekilde uzaklaştırılmakta ya da baskı ve tehdit kullanarak himmet vermeye zorlanmaktadır. Bu örgütlü icbar karşısında kişi belasını bulmamak için himmet vermek zorunda kalmaktadır. 
    Türkiye'de toplanan tüm himmet paralarının (%10-15)'lik kısmı doğrudan "Kutsal Hoca Payı" olarak Fetullah Gülen'e örgüt merkezine Pensilvanya'ya gönderilmektedir (Avrupa'daki kralın ve Ppapanın kutsal hakkına karşılık "muhteremin kutsal hakkı"). Paralar toplanırken bu durum hiç bir şekilde himmet veren şahsa söylenmemektedir. Gönderilen bu paranın ne amaçla, ne şekilde kullanıldığını sadece Fetullah Gülen bilmektedir. Bu durumu hiç bir örgüt mensubu sorgulayamamaktadır. Örgüt, milyar dolarları bulan parayı şahsi servet olarak el altında tutmakta, örgütün merkezindeki kutsal-muhterem kabul edilen hocanın masraflarına, ABD'de Türkiye aleyhine faaliyet gösteren lobilere ve basın yayın kuruluşlarına, seçimlerde desteklenen adayın kampanyasına, birlikte çalıştıkları örgütlere harcamaktadır. 
    Himmet adı altında toplanan bu paralar, bir havuzda toplandıktan sonra dağıtımı bu havuz üzerinden yapılmaktadır. Kayıt dışı elde edilen bu paranın meşrulaştırılması için her yol denenmektedir. İş adamları üzerinden transfer edildiği gibi önce çekilen kredi borcuna karşılık ödemede kullanılmaktadır. Şirket veya holding karı gibi gösterilip sisteme sokulmaktadır. Kişilerin iyi niyeti suiistimal edilerek hayır amacıyla toplanan para, örgüte ait ticari şirketlerin geliri gösterilmektedir. Özellikle örgüt üyeleri, başkaları adına sahte banka hesapları oluşturarak para trafiğinin kontrol dışı kalmasını sağlamaya çalışmaktadırlar. Örgüt, himmet olarak topladığı parayı kar amaçlı ticari şirketlerde işleterek hırslı yöneticilerinin şahsi mal varlığı haline dönüştürmektedir.
    Himmet Kalemleri; Himmet, örgütün dar manada kullanıldığında; her yıl ramazan ayı içinde esnaf, sanayici, tüccar, işadamı, zengin kimselerden her bir mütevelli heyetinin pey sürme şeklinde o yıl verebileceği azami miktarda parayı nakit veya çek senet karşılığı ödeme taahhüdü olarak toplanan paradır. Nakit ödeme genellikle yüksek tutarda himmet parasında mümkün değildir. Bu nedenle çek ve senet alınması sık kullanılmaktadır. Bu himmet toplantısı yılda bir kez yapıldığından özel bir seremonide icra edilmektedir. Mütevelliden en yüksek himmet verilmesini sağlayacak ağzı laf yapan ve kişiler üzerinde tesirli şekilde konuşan bir kimse seçilmektedir. Biraz dini bilgisi de varsa, yurt dışı okulları ve yurt dışında bayrak gösterisi, öğrenci olup Türkçe birkaç kelime telaffuz edebilen birkaç kişinin pat çat ağdalı konuşması ve duygu sömürüsü bol himmet için yeterli metafizik gerilim etkisi oluşturmaktadır. 
    Himmet olarak örgüt üyesi kamu görevlilerinden toplanan paraya "aidat" denmektedir. Bütün kamu görevlisi örgüt mensupları her ay aldıkları ücret veya maaşın bekâr ise ortalama % 15-20'sini, evli ise en az % 10'unu aidat olarak himmete vermektedir. Aylık olarak sohbet gruplarının durumuna göre maaş veya ücret alındıktan sonraki ilk toplantıda paratoplanmaktadır. Elden alman bu para sohbet grubundaki abi veya ablaya ya da tanıdık olmayan ildeki gelirleri toplayan kişilere verilmektedir. Kimin ne kadar himmet için aidat ödediğini toplayan ve abi bilmektedir. Örgüt içinde yükselebilmek için toplantılara katılmak ve aidatını ödemek şarttır. Örgütün kişinin arkasında sağlam durması için de buna bakılmaktadır. Aylık himmet vermek örgütün bağlılığını güçlendirmektedir. 
    Örgüt, kamu görevlisi üyelerinin yurt dışı görevi için aldığı "harcırah" veya başarı gösterip aldığı "taltif' ödemelerine de el koymaktadır. Örgüte gideceği bilindiği için polis memuru ve amirlerine verilen yüksek taltif ödemeleri de örgüt gelirleri içerisinde yerini almıştır. 
    Örgütün himmet olarak topladığı paranın bir diğer kalemini ise "bağışlar" oluşturmaktadır. Bağış, esnaf veya küçük işletme sahiplerinden düzenli olmayan para talebi şeklinde gerçekleşmektedir. Bir evde veya yurtta kalan öğrencilerin ihtiyacı karşılanacağı söylenerek bağış toplanmaktadır. Okul veya yurt inşası bahane edilerek toplanan para da bağış olarak örgüt kasasına aktarılmaktadır. Bağışlar o yerdeki örgütten olmayan veya sempatizan düzeyinde kimselerden hayır amaçlı alınmaktadır. Bağış yapmayanlar üzerinde bir baskı oluşturulmakta, kişiler bağış yapmadığı zaman sanki bir günah işlemiş veya kötülük yapmış gibi hissettirilerek bağış yapmaya zorlanmaktadır. Öğrenci evi, yurt, okul gibi yerlere harcanacağı vaat edilerek istenen bağışa hayır diyen pek çıkmamaktadır. Bağış, para, mal, arsa veya arazi olarak verilmektedir. Birçok yurt, okul veya şirketin elindeki bina, tesis, işyerleri bağış olarak verildiği görülmektedir. 
    Zekat, dinîi bütün zengin kimselerden toplanmaktadır. Örgütün içinde veya dışında olan ve zekat vermek isteyen kimseler seçilip örgüt propagandası sonrasında ondan yüklü bir miktarda mal veya para alınmaktadır. Örgüt içinde yer alan zengin kimseler zaten zorunlu olarak örgüte her yıl düzenli zekat ödemektedirler. 
    Burs olarak toplanan para da bağışa benzer toplanmaktadır. Bunun farkı okul öğrencilerine verileceği söylenerek toplanmaktadır. Eğitim öğretim yılı için topluca veya her ay düzenli olarak alınmaktadır. Öğrenci bursları mahalle veya o yerden küçük ve orta halli işletme sahiplerinden alınmaktadır. Burs adıyla para istenen kimselerde örgütten veya sempatizan yada örgütle hiçbir bağı olmayan kimselerdir. 
    Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin maaşlarını aldıkları anlaşmalı bankalardan yıllık periyotla aldıkları "promosyon" geliri de abiler tarafından himmet adı altında toplanarak örgüte gönderilmektedir. Bankanın verdiği promosyon parasının haram para olduğu ve bunun ancak örgüt adına iş yaptırmak amacıyla rüşvet olarak verilebileceği iddia edilerek toplanmaktadır. Örgüt bu yolla harama ve helale dikkat ediliyor görüntüsü vererek sempati kazanmaktadır. 
    Himmet toplama yöntemlerinden biri de örgütün basın yayın kuruluşlarının ürünlerine "abonelik ücreti" adıyla yapılmaktadır. Örgütün çıkardığı "Zaman, Bugün, Sızıntı, Aksiyon, Yeniümit" gibi dergi ve gazetelere başka isimle abonelik yapılmakta, çoğu zaman gazete ve dergi bile gönderilmeden yıllık abonelik ücreti tahsil edilmektedir. Bir kişiye birden çok abonelik yaptırılıp bedeli tahsil edilmektedir. Belli bir tirajı tutturmak için örgüt, bütün üyelerini zorunlu aboneliğe özendirmektedir. Mesela abone olmadan örgütün bir şirketinde Bank Aasya'da veya yayın kuruluşunda, şirketinde çalışmak mümkün değildir. Abone olmak örgüte sadakatte bir kıstastır. Örgütle hiçbir ilişkisi olmayanlarda abone olmaya zorlanmaktadır. Dershane deneme sınavları ancak abone olmak şartıyla çözdürülmekte ve ÖSYM sınav soruları bu denemelerden seçilmekte veya sınavda çıkan soruların önemli bir kısmı deneme sınavı olarak çözdürülmektedir. Örgüt böylece abone yaparak para kazanmakta, deneme sınavı adıyla kitlesel kadrolaşma sağlamakta ve dershanelerinin reklamını yaparak öğrenci çekmekte hem para kazanıp hem de insan kaynağı temin etmektedir. 
    Kurban bayramları da örgüt tarafından istismar edilmiş, kişilerden "kurban bedeli" olarak para toplanıp himmet okyanusuna aktarıldığı tespit edilmiştir. Kurban ülke dışında düşük bir fiyata satın alınıp kestirilerek kalan para örgüt yöneticilerine verilmiştir. Kurban bir kişiye birden çok kestirilip gelir sağlanmıştır. Peygamber adına kurban kesme işi icat edilerek kişilerden paralar toplanmıştır. 
    Örgütün bağış olarak topladığı paraların önemli bir kısmını ise reklam anlaşmaları oluşturmaktadır. İş dünyasından doğrudan bağışa alamayan örgüt, sözde reklam anlaşmaları yaparak basın yayın organlarında reklam yapmak karşılığı yüklü miktarda bağış alarak ekonomik kaynak sağlamaktadır. Görünüşte reklam geliri ama gerçekte himmet olarak alınmış para örgütte önemli bir ekonomik kaynaktır. 
    (5) Harcama Yerleri; Himmet olarak toplanan para zimmete geçirilerek; 
    (a-) Şüpheli Fetullah Gülen'in bütün akraba çevresinin bu paralarla zenginleştiği, kutsal hoca payının kitap telif ücreti olarak sisteme sokulup yurt dışına gönderildiği ve 
Akrabalarına servet olarak verildiği, 
    (b-) Emsalleri geçim sıkıntısı çekerken örgütün parasıyla en zengin kişilerden daha şatafatlı hayat yaşayanlar olduğu, 
    (c-) Himmet olarak toplanan para ile örgüt liderinin yurt dışında krallar gibi malikanelerde masraflarını bu yolla karşıladığı, 
    (d-) Yurt dışına kaçan örgüt üyelerinin ve yöneticilerinin toplanan himmetlerle geçindikleri,
    (e-) Yurt dışındaki lobi faaliyeti yürüten kuruluşlara himmetten ayrılan paraların verilip Türkiye Devletinin, hükümetinin ve takip ettiği politikanın, devlet adamlarının kötülenmesi için ödemeler yapıldığı, 
    (f-) ABD ülkesindeki seçimlerde tutulan tarafa göre seçim yatırımı yapıldığı, 
    (g-) Lobilere, ülkemiz aleyhine yayın yapan kuruluşlara, gayrı meşru yerlere harcanması da himmetin toplanma gayesine uygun sarf edilmediğini göstermektedir. 
    Himmet olarak toplanan paranın hayır amacı dışında kullanıldığı, ödeme yapan kişilerin bu şekilde aldatıldığı, himmet toplamanın haksız, dine, ahlaka ve hukuka aykırı olduğu açıktır. 
    Himmet, hem örgüt içindeki herkesten hem de asıl olarak örgüte sempati duyan kişilerden toplanmaktadır. Bir bölgede mesela esnaftan himmet toplandığı gibi, işadamı ve sanayici gibi zengin kesimden de himmet toplanmaktadır. Örgüt üyesi olan kamu görevlisi herkesten her ay ayrıca himmet toplanmaktadır. 
    Yüksek miktarda himmet veren veya önemli yerlerdeki arazi, ev, arsa veya emlakini örgüte kaptıranlar, Fetullah Gülen tarafından gönderildiği iddia edilen kitap, tespih, seccade, Kuran-ı Kerim ile ödüllendirilir. Fetullah Gülen rüyasında onun bu yaptığı işle ilgili övüldüğünü ileri sürer. Ayrıca o kişinin ölenlerine hatim indirildiği, dua edildiği gibi sözlerle malvarlığı elinden alınan kişiye sus payı verilir. 
    Kamu görevlisi olan örgüt üyelerinden ve sempatizanlarından himmet toplamak örgütün birlik bütünlüğünü sağlamak ve kişilerde aidiyet duygusu uyandırmak, örgütin her türlü malvarlığına kişilerin sahip çıkmasını sağlamak, kişilerde bilinç geliştirmeye hizmet etmektedir. Himmet verenler örgütün malları üzerinde sahiplik ve söz hakkı varmış gibi devlette mücadeleye itilmektedir. Gerçekte örgütün kamu ihaleleri, devlet teşvikleri, şirket gelirleri, işadamları, tüccar sanayiciden aldığı para tutarları yanında memur kesiminden aylık topladığı para devede kulak kabilinden ise de bunun devam ettirilmesindeki espri, gelir değil örgütlü hareket edebilmektir. 
    Örgüt, himmet toplamak için kaynağın legal-illegal olmasına bakmamaktadır. Öncelikle himmet alman kişilerin bunu hangi kaynaktan elde ettikleri araştırılmamaktadır. Fuhuş, kumar, tefecilik yoluyla elde edilen paraya hizmet hareketi usulsüz dinlemelerle vakıf olup derhal soruşturmaya başlamakta, eğer fail himmet veriyorsa dinlemeler suç işlenmemiş gibi kapatılmakta, fail himmet vermeye yanaşmaz ise derhal organize bir şekilde varlığı silinmekte ve özel yetkili mahkemeler ve emniyet tedbirini almaktadır. Örgütün hiç bir ahlakî ilkeye dikkat etmeden topladığı himmet parası, hayır amacıyla değil kaynağı kirli bir kapital haline gelmiştir. 
    (6-) Himmet Türleri; 
    (a-) İşten himmet; Örgüt eğer bir kişiyi himayesine almışsa ve o kişinin verecek hiç bir şeyi de yoksa ondan iş himmeti talep eder. Bir ülkeye veya yurt okul dershane gibi bir yerin başında bedelsiz hizmet etmesini ister. Bu sürelidir. Üç beş yıl iş himmeti yapan kişi örgüte karşı mesuliyetini yerine getirmiş olur. Örgüt daha sonra bu kişiyi ücretli bir yerde istihdam eder. Kişinin hiç bir bedel alamadan çalışarak verdiği emeğe işten himmet denir. İşten himmeti yalnızca örgüte katılanlar verebilir. Örgütten olmayan bu himmete katılamaz. 
    (b-) Maldan Himmet; Örgütün kuruluş yıllarında daha çok uygulanan ama zamanla para himmetine çevrilen bir türdür. Himmet yapacak kişi, elindeki malın bir miktarını örgüte vermektedir. Özellikle örgüt yurtlan, evlerine mal olarak yapılan yardımlar bunlardandır. 
    (c-) Para Himmeti; Örgütün kişilerden para olarak periyodik aldığı yardım türüdür. Esnaf, işadamı, tüccar, sanayici, gibi herkesten toplanan yardım eğer bedeli para ise bu gruba girmektedir. İşadamları bir ramazan günü o şehrin en gözde mekanında toplanarak çek ve senetler yazarak yüksek meblağlı bağışlarda bulunmaktadırlar. Görünüşte bir iftar yapılıyorken gerçekte birbiriyle yarışa sokulan işadamlarından para toplanmaktadır. 
    (d-) Mülk Himmeti; Kişilerin ev, arsa, arazi, gibi yerleri veya binayı karşılıksız bağışlaması suretiyle elde edilmesine de mülk himmeti denilmektedir. Örgütün kamulaştırması da denilebilir. Birçok yurt, okul, dershane binaları, bazı üniversitelerin yerleşke alanları bu şekilde verilen himmetlerle elde edilmiştir. Bazen kamuya ait arsa veya binalar da benzer şekilde örgüt tarafından himmet olarak alınmıştır. Kamu kaynakları himmet olarak özel hukuk tüzel kişilerine verilmemesi gerekirken ülkemizde kimi yerlerde bunu görmekte mümkündür. Kamuya ait mal, para veya arsa, örgüte bağış olarak verilmiştir. Örgüt mensubu kamu görevlileri, kamunun malını bir nevi çalarak örgüte kazandırmıştır. Örgütten olmayan kamu görevlileri ise örgüt imamlarının bu isteklerine karşı çıktığı zaman hedef haline getirilip cebre mâruz kalmıştır. 
    (e-) Evlilik Himmeti: Örgütten olanların gerçekleştireceği bir himmet türüdür. Bu himmeti herkes değil yalnızca örgüt ideolojisini içine sindirebilenler yapabilir. Evlilik himmeti iki türlüdür. Örgüt, has tabakasını kendi içinden evlendirmektedir.Birinci himmet yolu abi ve ablanın seçtiği damat ve gelin adaylarının kaderine razı olup birlikte evlenmesidir. Bu evlendirmede kişilerin iradesi bulunmaz. Abi ve abanın belirlediği kişi birbiriyle evlenir. Örgüte bağlılığı arttırmak için bu tür bir evlilik teşvik edilmektedir. Bu bir himmet türüdür. Böyle bir evlilik yapan örgütten bir daha asla ayrılamaz. Fetullah Gülen örgütün üst yönetimini bu şekilde birbiriyle evlendirip üyeleri eşten bağlamıştır. İkinci bir evlilik himmeti ise kişinin belli bir süre evlenmeyerek örgütün verdiği işleri idare etmesine denmektedir. Bir ülkeye gönderilen kişi evlenmemekte ve verilen görevi tamamlayana kadar bekârlığa katlanmaktadır. Kişilerin evlenmeden hizmete devam etmesine de evlilikten himmet denilmektedir. 
    (7-) Para Himmetinin Sisteme Sokulması; Örgütün en önemli gelirlerinden birini himmet yoluyla toplanan bağışlar oluşturmaktadır. Bu paranın sisteme sokulması örgütün en çok zorlandığı alan olmuştur. Himmet paralarının sisteme sokulmasının aşamaları;
    (a-) Örgütün önce himmet alacağı kişiyi hayır yapmaya inandırıp hazırlamaktadır. Kıvama ulaşan ve hayır yaptığına inandırılan kişiden himmet alındıktan sonra alman para veya malın sahibi ile mülkiyet ilişkisi kesilmektedir. Para veya malı veren kişinin amacı tamamen temiz olup metafizik gerilim ortamında kandırıldığını anlamamaktadır. 
    (b-) Bağışlanan mal veya paranın mülkiyeti örgütün bir abisine veya şirketin mal varlığına aktarılmaktadır. Karşılıksız alınmış ve zahmeti olmayan mal veya para, hayır için alınmasına rağmen şirket ya da gerçek kişinin parası veya malı haline gelmektedir. Örgüt şirketleri mal veya parayı geliri gibi gösterip mal varlığına aktarmaktadır. Bu paranın karşılığında mal veya hizmet satmış gibi sisteme sokmaktadır. Himmet paralarının kar olarak en kolay gösterildiği sektörler, basın yayın, eğitim ve sağlık sektörleridir. 
    (c-) Şirket veya gerçek kişi bağış olarak aldığı hayır amacına sarf etmesi gereken para veya malı, örgütün şirket ya da gerçek kişinin şahsi mal varlığına ilave etmekte, okul, yurt, banka, bina, tesis bunlarla yapılmaktadır. Aslında ortaya konan şey bir şirket veya kişinin şahsi mülkiyeti olup hayır amacıyla yapılmış bir eser değildir. 
    8-) Himmet Sisteminin Hiyerarşik Yapısı: Fetullah Gülen'in örgütü, tabanına filay-ı kelimetullah' gayesi ile hareket edildiği, Türkiye ve Türk Coğrafyası başta olmak üzere ahlaklı toplum yetiştirme arzusunda olunduğu vurgusu yapılmakta ise de asıl amaç; Türkiye'de devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmektir. Bunu başarabilmek için aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili bir siyasi ve ekonomik güç haline gelmek temel hedeftir. Bu hedefe ulaşmak için gerekli olan fınans ise büyük oranda himmet gelirlerinden sağlanmıştır. 
    Örgütün malî yapısı, zaman içerisinde örgütlenmesine paralel olarak Türkiye başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden gelir ve gider kalemleri olan, son derece geniş bir ağ haline gelmiştir. Yapılanma zaman içerisinde profesyonelleşmiş, bünyesinde bankası, holdingleri, basın yayın kuruluşları, eğitim kurumlan, ticarî işletmeleri, hastaneleri, STK'ları vb. çok sayıda kurum ve kuruluşu olan, milyar dolarla ifade edilen gelir/gider rakamlarına ulaşan dev bir organizasyon haline gelmiştir. 
    Örgütün himmet yolu ile sağladığı gelirler genel olarak "mütevelli heyetleri" vasıtası ile toplanmaktadır. İl mütevelli heyetlerinin topladığı paralar çoğunlukla o ildeki ihtiyaçların giderilmesi için yerinde harcanmaktadır. Ancak her ilde toplanan paranın % 15'lik kısmı ise Fetullah Gülen'e gönderilmektedir. 
    9) Himmet' in Örgütün Malî Kaynağı Olarak Kullanılması: Fetullahçı Terör Örgütünün birçok kaynaktan geliri vardır. Önemli gelir kalemlerinden bazıları himmet, yardım, zekat, kurban adıyla toplanan bağışlar oluşturmaktadır. Kişiler dinî bir yapılanma sanarak hayır yapmak amacıyla gönüllü olarak örgüte bedelsiz para veya mal vermektedirler. Örgüt, zorla esnaf, sanayici, tüccar, iş adamı, gibi ekonomik geliri yüksek kişilerden de bağış toplamaktadır. Kişiler örgütten menfaat beklentisi ya da örgütün kendisine zarar vermemesi için korkarak bu bağışları vermek mecburiyetinde kalmaktadır. Bu yollarla kişilerden toplanan himmet, abiler aracılığı ile meslek veya semt imamına, bölge ve il imamına büyük bölge imamına ulaştırılmaktadır. Birçok adla toplanan bu paralarla ilgili hiçbir kayıt ve belge tutulmamaktadır. Toplanan para, İstanbul'a elden örgütün itimat ettiği iş adamları veya şirket yöneticileri tarafından ulaştırılmaktadır. Bunun sebebi de tedbirdir. Herhangi bir nedenle paranın yakalanması halinde kara para veya suç geliri olarak el konulmaması için geliştirilmiş bir gizli uygulamadır. Örgütün malîi işlerinden sorumlu imamı, gelen paranın nereye kullanılacağına karar vermektedir. İhtiyaç fazlası eldeki para ise, Bank Asya, Kaynak Holding, İpek-Koza gibi örgüt kontrolündeki sermaye şirketlerinde örgüt emrine sokulmaktadır. 
    Örgütün topladığı para eğer Koza-İpek Holding'e aktarılacaksa altına dönüştürülmektedir. Örgüt parça parça altın satın almakta, sonra şirket sermayesine altın mal olarak aktarılmaktadır. Şirket, altını yer altından maden ocağından çıkarmış gibi külçe altına çevirmektedir.
     İlk olarak Koza-İpek Şirketleri zarar edip iflas etmek üzere iken 2004 yılı sonrası kara geçip her yıl büyümüştür. Grubun her yıl büyümesinin ve artan öz kaynaklarının mantıklı bir açıklaması yoktur. Şirketlere her yıl kaynağı tespit edilmeyen para girişi yapılmıştır. Bu para girişinin kaynağı sonradan örgütün topladığı paranın şirketlere aktarılması olarak tespit edilmiştir. Koza-İpek Grubu içindeki bütün şirketler, kaynağı açıklanamayan yüksek karlar elde ettiklerini beyan etmişlerdir. Her yıl büyüme ve sermayenin katlanması esas alındığında belirsiz bir kaynaktan şirketlerin beslendiği anlaşılmaktadır. Bu kaynak örgütün topladığı paradır. 
    İkinci olarak bu grubun elindeki basm-yaym kuruluşları her yıl zarar etmektedir. Yılda ortalama 80 milyon lira (toplam 353 milyon) zarar eden basın yayın kuruluşlarının bu zararı, halka açık diğer şirketlerin karından örtülü kazanç aktarması yoluyla usulsüz şekilde suç işleyerek karşılanmış ve ısrarla basın yayın faaliyetleri devam ettirilmiştir. Kar getirmediği halde basın yayın kuruluşlarının kar getiren şirketlerden finanse edilmesi bu grubun ticarî kar elde etme mantığı ile hareket etmediğini göstermektedir. Diğer yandan bu grubun elindeki basın yayın kuruluşlarını fiilen örgüt kullanmıştır. Örgütten ayrı bir basın yayın çizgisi takip etmemişler, aynı manşetler, aynı klişe ifadeler, aynı kişiler, aynı tema, aynı amaç, aynı yayınları defalarca tekrar etmişlerdir. Koza-İpek grubu şirketlerin önemli bir kısmı halka açık olmasına rağmen şirketleri yöneten şüpheli Hamdi Akın İpek'in bilgisi dahilinde basın yayın kuruluşlarına sermaye aktarılması hem serbest piyasayı hem de bu şirketlerin karından pay almak üzere para yatıranları etkilediğinden sermaye piyasası düzenlemesine göre haksız ve ağır bir hak ihlâlidir. 
    Koza-İpek şirketlerinden ABD'deki örgütün kuruluşlarına bağış olarak yüklü para transferi yapılması, himmetin burada toplandığını doğrulamıştır. Halka açık bir şirket olan Koza Altın AŞ'nin gelirlerinden usulsüz olarak limitlerin çok üzerinde örgütün bir kuruluşu olan İpek Üniversitesine bağışlar yapılmıştır. Halka açık olduğu için yalnızca kendisine ait olamayan şirketin karının bağış olarak örgütün yönettiği üniversiteye suç işleyerek verilmesi paranın kaynağı konusunda himmetin aklanmasını akla getirmektedir. Bu konuda Sermaye Piyasa Kurulu (SPK) şüpheli Hamdi Akın İpek hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. 
    Şüpheli Hamdi Akın İpek5 in ayrıca Ankara ve çevresindeki örgüt okul ve yurtlarının ihtiyaçlarını giderdiği, örgütün gayesine uygun olarak elindeki parayı sarf edip sermayesini örgüte tahsis ederek kullandığı, örgütün her istediğinde yardımlarına koştuğu, Selami Tuğrul aracılığıyla örgütün amaçlarına ulaşması için para aktardığı tespit edilmiştir. 
    Bütün bu hususlardan nihayet şüpheli Hamdi Akın İpek ve ailesinin şimdiye kadar izah edilemeyen Fetullah Gülen sevgisinin kaynağı da anlaşılmaktadır. Serbest piyasa şartlarında iflas etmek üzere olan şirketlerin bir anda görünmez bir el tarafından desteklenip alıp yürümesinin altındaki gerçek neden örgütün kafaladığı kişilerden hayır, din, iman diyerek kandırıp topladığı haksız himmet parasıdır. 
    e-) Kurumsal Gelirler:
Profesyonel çalışanları olmakla birlikte Fetullahçı Örgütlenmeye bağlı olarak ve örgüt mensubu şahıslarca yönetilen kurumlar, görünüşte kar amacı güden ve yüksek gelir elde eden yapılardır.Bunlar; eğitim kurumlan, sağlık kuruluşları, medya organları, Koza-İpek ve Kaynak Holding ve bağlı şirketler,Bank Asya, diğer ticari şirketler olarak sıralamak mümkündür. Örgüt tarafından iş yapan şirketlerin kazançlarından % 20-50 arasında himmet parası toplanmaktadır. 
    f-) Kamu İhaleleri:
    Fetullahçı Terör örgütünün en önemli gelir kalemlerinden birini kamu ihaleleri ve devletin elindeki imkâanlar oluşturmaktadır. İhaleler ise örgüt gelirleri için vazgeçilmezdir, örgüt, hemen her ihaleden himmetini almaktadır. Kamu kurumları içindeki örgüt mensubu kamu görevlileri devletin ve idarelerin aldığı malı yüksek fiyata alarak ihaleye giren firmanın çok yüksek kar elde etmesini sağlamakta ve elde edilen yüksek karın bir kısmı örgüte himmet, bağış şeklinde aktarılmaktadır, örgüt, usulsüz dinlemelerle kimin hangi ihaleye ne bedel vereceğini önceden bilerek istedikleri şirketlerin ihaleyi kazanmasını da sağlayabilmektedir. Bu yüzden işadamları veya çevresindeki kişiler usulsüz şekilde dinlenmişlerdir, örgüte haraç vermeyen hiç kimse kamu ihalelerinden birini kazanamamıştır. Birçok bakanlık ve kamu idaresi, genel müdürlük bu örgütün kadroları tarafından yönetildiği için ihalelerde onların istediği şirketlere veya kişilere tevdi edilmiştir. 
    g-) Eğitim Faaliyetinden Sağlanan Gelirler:
    Örgütün önemli para kaynaklarından birini "özel okul, yurt ve dershane11 gelirleri oluşturmaktadır. Öğrenciler dershaneye kaydedilirken dershane öğrenim ücreti alınmaktadır. Ayrıca örgütün elindeki basımevlerinin ürünleri ve kırtasiye malzemeleri, kitap ve dergileri dershanelerde öğrencilere pazarlanmaktadır. Bu satışlardan da örgüt önemli bir gelir temin etmektedir.Dershane en önemli deneme sınavlarını gazeteye abonelik şartıyla vermektedir. Öğrenciler veya ailesi Zaman Gazetesine abone olmak zorunda kalmaktadır. 
    Örgütün diğer birimlerinde üretilen mallar dershane, okul veya yurtlarda pazarlanarak gelir sağlanmaktadır. 
    Örgütün dershanelerde üniversiteyi bitiren gençleri az bir ücretle çalıştırılmaktadır. Başka yerde henüz iş bulamayan örgüt üyeleri dershanelerde istihdam edilerek örgüt üyelerinin hayata tutunması sağlanmaktadır. 
    Örgüt, okul ve dershaneler üzerinden öğrenciler ve aileleri hakkında istihbarat toplamaktadır. Aile ziyaretleri ve çocuklardan alman haberler örgüte geniş bir bilgi sağlamaktadır. 
    Dershaneler, okul ve yurtlar, örgüt amacı doğrultusunda çocuk ve gençlerin yetiştirildiği ve ışık evlerine seçimde kullanılan fizikîi mekanlardır. Bu yerler örgütün insan kaynağı deposu olarak işlev görmektedir. Bu mekanlar öğrencilerin örgüte kazandırıldığı ve eğitimden geçirildiği yerlerdir. 
    Sonuç olarak, dershane, okul ve yurtlar yalnızca ders çalışılan sınava kişileri  hazırlayan yerler olmayıp, örgüte hem finans hem insan kaynağı sağlayan hem de örgütün yetişmiş elemanlarının geçici istihdam yeridir. Dershanelerin özel okula dönüştürülmesini örgüt bu çok amaçlı fonksiyonu sebebiyle namus gibi görmüş ve hükümeti cebren devirme sebebi saymıştır. 
    h-) Kamu Teşvikleri:
    Örgütün en önemli gelir kaynaklarından birini de kamu kurumlarının verdiği "teşvikler" oluşturmaktadır. Kamu teşviklerinin, hangi şartlarda nasıl kullandırılacağı konusunda idarelere geniş bir takdir hakkı bırakacak şekilde düzenlemeler yapılmıştır. Kamu idareleri içindeki örgüt mensupları, teşvikleri bağlı oldukları örgüt şirketleri ve organizasyonlarına veya kişilere vererek örgüte gelir sağlamaktadır. Bazı projelerin teşvikten bir değil birden fazla kez yararlandırıldığı, bir kimsenin aynı proje nedeniyle birden çok teşvik alıp almadığının denetlemediği tespit edilmiştir. Teşvik verilen proje oldukça basit ve teşviki hak etmediği halde ödeme yapılarak kamu idaresi zarara uğratılmıştır, örgüte kamu kaynakları aktarılmak için kamu teşvik sistemi uygun bir fırsat sunmaktadır. 

    i-) Fetö'ye Kaynak Sağlayanlar:
    Örgüt yapılanması içinde yer almayan ancak bu yapıya yakın birçok işadamı, şirket veya bu yapıyla hareket eden kimselerde önemli bir gelir kaynağı sağlamaktadır. TUSKON bünyesinde yer alan 55.000 şirketin çok büyük bir bölümü örgütün devasa ekonomik gücünü oluşturmaktadır. Bu örgütün kamu kurumlarındaki kadrolarının sağladığı imkanlardan faydalanmak ve örgüt sayesinde daha fazla büyümek için bu yapının kuruluşunun emrine girmiş ve onlarla birlikte hareket etmişlerdir. Gerçekte bu yapıyla organik bir bağı olmayan bazı şirketler devlete karşı örgütün başkaldırması üzerine yapıdan ayrılmışlar ve örgütün kontrolünden çıkmışlardır. Buna rağmen bazı şirketler halen bu yapının içinde yer alıp himmet sağlayarak örgüte destek olmaktadır. 
    Fetullah Gülen ve örgütüyle ilişkisini kesemeyen şirketlere örnek olarak Koza-İpek Grubu ve Boydaklar Holding gösterilebilir. Bu iki topluluk organik ilişkiyi inkar etmedikleri gibi F.etullah Gülen'de sohbetlerinde açıkça onların verdiği destekten övgü ile söz etmektedir. 
    j-) Bağışa Zorlama:
    Örgüt himmeti genellikle gönüllük esasına göre mutat toplamaktadır. Bağış ise kişilerden ve şirketlerden bir defalığına alınan mutat olmayan gelirlerdendir. Hiç kimse bir başkasına hayır amacı hariç durduk yere bir para veya malını bağışlamak istemez. Ama karşısındaki silâhlı bir terör örgütü ise ve hukuk kuralları dışında faaliyet yürütüyorsa kendisine engel olmaması, ticarî faaliyetlerini engellememesi için korkarak bu örgüte bir ekonomik kazandırmada bulunmak zorundadır. Bunun temelinde zor unsuru olduğu için ayrı bir gelir kalemidir. Zor karşısında kişi bağışta bulunmayıp kuşkusuz örgüte karşı bir tavır alabilir. Ancak kişinin böyle bir tavır geliştirmesi yapacağı bağıştan daha külfetli bir malî zorluk getirmektedir, örgüt üyeleri bağışta bulunmayan kişiyi hedef haline getirerek istenen bağıştan daha yüksek bir meblağı veya bütün servetini örgüte veya işaret ettiği yere aktarmak zorunda bırakacağı için hiç kimse bunu göze alamamakta sonuçta zor altında gönüllü olmayacak şekilde bir bağışı vermek mecburiyetinde kalmaktadır. İşadamlarından bu yolla sağlana gelirler basın yayın organlarında yer almış ve hemen hemen bu örgüte bağış yapmayan işadamı holding sahibi kalmamıştır. Kısaca örgütün gücü karşısında işadamları baş eğip Pensilvanya'dan aman dileyerek bağışlarını ulaştırmışlardır. Örgüte baş eğmeyen ve haracını teslim etmeyen kişilerin başına gelmeyen kalmamış örgüt karını daha fazla artırmak için elindeki devlete örgütün gücünü kullanmıştır.
    k-) Gelirlerin Tahsili, Muhasebesi ve Denetimi:
    Örgüt, gelirlerini genellikle kaynağından elden toplamaktadır. Kaynakta elde toplama yöntemi, eskiden beri başvurulan klasik bir yöntemdir. Bu yolla kimin ne kadar yardım veya para verdiği anlaşılmadığı gibi, gelirin kullanıldığı yeri denetleme imkânı da yoktur. Gizliliği sağlamak için paranın elden toplanması örgüt için çok önemlidir. Ancak zamanla gelir miktarı arttığı için örgüt elden topladığı gelirlere ikinci bir yöntem olarak şirket geliri gösterip gelirlerini meşru kar göstererek toplamıştır. Mesela örgüt şirketleri her yıl büyümüş ve hiç nakit sıkıntısı yaşamadığı gibi kat kat sermaye büyütmüştür, örgüt şirketlerinin malî denetimi yıllardır doğru dürüst yapılmamıştır. Mesela karı kadar bağış yapan bir şirket aynı zamanda hadsiz hesapsız büyümüş ve bu büyümenin kaynağını hiç kimse sorgulamamıştır. Gelirler şirketlere aktarılıp kar ve şirket geliri gibi meşru gösterilmiş ve tahsilat gerçeklemiştir. Özellikle karşılıksız toplanan himmet, yardım, zekat, bağış, gibi gelirler çek ve senede bağlanmış ve çek senet tahsili yoluyla da kişilerden tahsil edilmiştir. 
    Şahıslardan alman paralar, en küçük birim olan mahalleden, ilçe, il ve bölge koordinatörlerine doğru toplanarak ilerlemektedir. Kamu kurumlarında da her bir hücreden alınan himmet bir üst sorumluya verilerek toplanmaktadır. Devlet memurlarının (özellikle hassas görev icra edenler için) para toplama faaliyetleri ise, söz konusu kurumun o yerleşim yerindeki sorumlusu (imamı) tarafından organize edilmektedir. Her ilde, gelir ve gider kalemlerini tutan ve bunu bir üstüne rapor eden muhasipler vardır. 
    Örgütlenmenin gelir sağlayan kurum ve kuruluşlarının yönetimleri ve üyeleri, yapıya sadakatle bağlı oldukları bilinen iş adamları ya da mensuplar arasından seçilmiştir.
    Örgüt, legal kuruluşları vasıtasıyla elde ettiği gelirler yanında himmet adı altında çeşitli şekillerde toplamış olduğu parayı meşru hale getirip sisteme sokmak ve çok büyük miktarlara ulaşmış meblağları sistemli bir şekilde tutmak amacıyla, profesyonel olarak bu işlerle uğraşan kendisine bağlı serbest malî müşavirlik firmaları açmıştır. Söz konusu firmalar aracılığıyla ayrıca, yurt içinde ve yurt dışındaki bağlı kurum ve kuruluşların harcamaları, bütçeleri düzenlemekte ve gerektiğinde denetlemektedir. 
    Örgütün muhasebesini malî müşavirlikler tutmaktadır. Nakit döngüsünün büyük miktarlara ulaştığı Fetullah Gülen Grubunun malîi yapısı, yine amlan gruba bağlı malî müşavirlikler aracılığıyla denetlenmekte ve yürütülmektedir. 
    Mali müşavirlik firmalarında çalışanlar, örgütlenmenin tüm seviyelerinde görev almış, güvenilir ve çekirdekten yetişmiş şahıslardan oluşmaktadır. Bunlar, zaman zaman farklı illere atama görmektedirler. Buralarda çalışanlar para toplama işlerinde de görev almaktadırlar. 
    Mali müşavirlikler aracılığıyla, örgüte bağlı kurum ve kuruluşların hem muhasebeleri tutulmakta, hem de yapı içerisindeki mali denetimleri gerçekleştirilmektedir. 
    1-) Hukuka Aykırı Yollarla Toplanan Örgüt Gelirlerinin Sisteme Sokulması:
    Fetullahçı Terör Örgütlenmesi, kurumsal gelirlerini sisteme sokmada herhangi bir sıkıntısı ile karşılaşmamaktadır. "Şirket, banka" gibi yasal bir zeminde kurulan kuruluşlar, elde ettikleri kazançları sisteme sokmaktadırlar. Vakıf, adı altında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar için ise vakıflar için tanınan vergi muafiyetlerinden yararlanılmakta, bir kısım para "bağış" adı altında söz konusu vakıflara verilmektedir. 
    Örgütün, sisteme sokulması yönünde sıkıntı çektiği gelir grubu, himmet adı altında toplanan zahmetsiz ve karşılığı mal veya hizmet olmayan paralardır. Çünkü hayır sahibi şahıslardan alınan paraların doğrudan il ve ilçe sorumlusunda toplanması, hem saklanması hem de nerden bulduğunun sorulması durumunda sıkıntı yaratabilecek hususlardır. Örgüt ise bu sorunu, topladığı parayı, kendisine bağlılığı konusunda şüphe duymadığı ve güvendiği iş adamlarına vermekte bulmuştur. Toplanan paralar, belirlenen iş adamlarına verilmekte, iş adamları da bu parayı kendi parası gibi muhafaza etmektedir. Bu sayede zaten maddî durumu yerinde olan iş adamı gerektiğinde o parayı kendi parasıymış gibi bankaya yatırabilmekte,hem de örgütün o parayla ilgisi olduğuna dair resmiyete dökülebilecek bir sorun ortadan kaldırılmaktadır. 
    İş adamlarından toplanan paraların bir kısmı bulunan yerleşim yerindeki örgüt kurumlarının ihtiyaçları için harcanmakta, fazla para ise İstanbul'daki merkeze yönlendirilmektedir. Malîi yönden sıkıntı yaşayan bölgeler içinse kardeş şehir ya da kardeş ülke uygulaması ile bölgeler arasında karşılıklı destek sağlanmaktadır. 
    Örgütün şahıslardan topladığı parayı sorunsuz bir şekilde sisteme sokma yöntemlerinden biri de kamuya yararlı dernek statüsünde bulunan "Kimse Yok Mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği" gibi derneklerdir. Söz konusu derneklere yapılan bağışlar, vergiden muaf olduğu için şahıslar ya da kurumlar bu derneklere istedikleri miktarda para bağışlayabilmekte ve bu parayı da aynı zamanda devlete ödediği vergiden düşebilmektedirler. Derneğe yatırılan parayla da "kamusal hizmet" adı altında kolayca çalışmalar yürütülebilmektedir. 
    Nihayetinde biriken para ise sisteme holdingler üzerinden sokulmaktadır. Bu konuda iki büyük sermaye şirketlerinden oluşan Kaynak ve Koza-İpek Holdingler kaynağı belirsiz paranın toplanıp örgüte sermaye haline getirilmektedir, örgütün kaynağı himmet olan paraları sisteme sokmakta kullandığı bazı yöntemler, çanta ile taşıma, yurt dışına yapılan havaleler, bir kurum hesabına para transferi, telif ödemesi, holding ve şirketlere sermaye yapılması şeklinde gerçekleşmektedir. Bavul ve çantalarla bir örgüt mensubunun yurt dışına çıkardığı para ile ilgili tanık ifadeleri bulunmakta ancak başkaca bir fiziki delil niteliği gereği tespitedilememektedir, örgütün yurt dışına para çıkarmada kullandığı temel yöntem çantalarla kuryenin para taşımasıdır. Yurt dışında ise gelen para elde harcanıp tüketilerek sisteme sokulmaktadır. Örgütün temel olarak kullandığı yöntemlerden biri budur. 
    12. Örgütün Algı Operasyon Araçları-Basın ve Yayın 
    Fetullahçı terör örgütlenmesi, devletin iç ve dış güvenliğini tehdit eden, legal görünümü de olan, illegal bir yapıdır ve her terör örgütü gibi bu örgütün de gizli ve terör yönünü perdelemek için kamuoyu önünde hukuk içinde faaliyet yürüttüğünü gösteren alanlar bulunmaktadır. Basın ve yayın bütün terör örgütleri için önemlidir ve örgütün kitlelere "propagandası" yapılır, örgütün "reklamı ve ürünlerinin tanıtılması" sağlanır, "istihbarat" toplamak ve örgütün sempatizan ve üyelerinin "eğitimi" için kullanılır. 
    Örgütün kullandığı cebir ve şiddeti, zoru kamunun desteklemesi sağlanarak ve örgütin zulmünü meşrulaştırıp kamuoyundan destek sağlamak, örgütteki çözülmenin önüne geçmek için örgüt, elindeki basın yayın araçlarını kullanmış ve bu işe tahsis etmiştir. 
    Basın-yaym alanında örgüt, elindeki basın yayın organlarını kullanarak toplumu, devleti ve bu örgütün egemenliğine karşı çıkan grupları ve kişileri sindirip yıldırmak için faaliyet yürütmektedir, örgütün radyoları, televizyon kanalları, gazeteleri, dergileri ile bu faaliyetini ortaya koymakta, örgütün elindeki televizyon ve radyolarda yazılı basında örgütlideri, "Muhterem Fetullah Gülen Hocaefendi" olarak tanıtılmaktadır. Onun tartışılmaz, dokunulmaz ve eleştirilemez insanüstü varlık pozisyonuna genişçe yer verilmekte, kutsal bir kişilik olduğu abartılarak toplumun hafızasına aşılanmaktadır. Her hafta başında muhterem Fetullah Gülen'in sohbeti denilerek basın yayın üzerinden örgüt kadrolarına o hafta yapılması gereken talimatlar aktarılmaktadır. Bu talimatlar sohbet içerisinde bazen örgütün diliyle gizlenmiş şekilde bazen ise açıktan verilmektedir. Sohbetlerde dini bir konu anlatılıyormuş gibi yapılıp gerçekte siyasi, ekonomik, örgütün geleceği ile ilgili konular işlenmektedir. Tutuklanan veya örgüt faaliyeti nedeniyle hakkında soruşturma ve dava açılanlara cesaret verilmekte, örgütün onların arkalarında olduğu vurgulanmaktadır. 
    Örgüt devletin gizli bilgilerini, gizli toplantılarını, gizli telefon görüşmelerini, devlet kademelerindeki kadroları vasıtasıyla her türlü yolu "-meşru sayarak ele geçirip montaj layıp "twitter, facebook, youtube" gibi sosyal paylaşım sitelerinde yayınlamış, devleti ve hükümeti itibarsızlaştırmak suretiyle casusluk faaliyetleri gerçekleştirmiştir. Devletin en mahrem bilgileri medyaya servis edilmiştir. 
    Örgüt özellikle usulsüz dinlemeler sırasında elde ettiği ses kayıtlarını medya organları vasıtasıyla iddia şeklinde kamuoyuna ana hatları ile duyurmaktadır. Ülke genelinde tartışılır hale gelen iddialar özel bir kurgu ile kamuoyuna sunulup devlet ve hükümet aleyhine tepkiselliğinin artması, devlet kurumları ve bürokrasinin yıpratılması hedeflenmektedir. 
    Örgüt, stratejisine göre tavır belirlemektedir. Mesela 28 Şubat sürecinde anti demokratik girişimler, grubun medya organlarınca desteklenmiş ve dönemin hükümetini devirmeyi hedefleyen yayınlar yapılmıştır. Yine 1980 askerî müdahalesinin hemen ardından Fetullah Gülen, Sızıntı Dergisi'nde yayınlanan yazısını "Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz." diyerek askerî darbeyi tasvip ettiğini kamuoyuna duyurmuştur. 
    Bazı basın yayın organları ve internette bulunan sosyal medya hesapları aracılığı ile örgüt, kamu görevlilerini yıpratmaya çalışmış, bu soruşturma dosyasında görev alan emniyet mensupları, savcı ve hakimlerin isimlerini yazılı, görsel ve sosyal medya hesapları üzerinden yayınlayarak personelin dosya üzerindeki motivasyonunu kırmaya çalışmıştır. Mesajlarla tehdit edilen kamu görevlileri gerçek dışı iftiralar ile itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır. 
    Basın-yaym üzerinden siyasi partiler arasında taraf tutulup yanlı yayınlar yapılmakta, örgütlü olarak hangi siyasî partiye oy verilmesi gerektiği ve hangi siyasî partinin düşman olarak görüldüğü açıkça sempatizan kitleye empoze edilmektedir. Basın yayın üzerinden örgütlü olarak siyasî davranış modelleri geliştirilmektedir.
    Örgüt, elindeki basın yayın araçlarını kullanarak açık propaganda yapmaktadır. Fetullahçı terör örgütlenmesinin ülkenin içinde bulunduğu şartlarda hiçbir kabahati olmadığı, üyelerinin hiç suç işlemediği, devletin soruşturma ve davalarla örgüte haksızlık yaptığı, izleyici ve dinleyici kitlesine inanan sayısını artırmak için ezberletilecek şekilde tekrarlanmaktadır. 
    Örgüt, soruşturma ve davalarda ya da devletin aldığı kararlara karşı dayanışmaya çağrılmakta, bazı soruşturmalarda sıfır yazılı tişört giyilip Fetullah Gülen'in yolunda biz sıfırız mesajı verilebilmektedir. Devletin yaptığı işleme kitlesel olarak karşı çıkılması ve direnilmesi için çağrılar yapılmakta, muhalefet partileri ve bazı medya kuruluşlarına basm-yaym üzerinden mesajlar verilip destek istenebilmekte, toplumda kutuplaşma yaratılmaktadır. Kamuoyu algısını yönetmek için iyi kurgulanmış iyi ile kötünün karıştırıldığı yayınlar defalarca tekrarlanıp, örgüt yöneticilerinin emirleri genel talimat olarak basm-yayın üzerinden alt birimlere ulaştırılmaktadır. Özellikle televizyon kanalları ve basın yayın organları örgüt tarafından yönetim kadrosuyla hücreler arasında doğrudan iletişim aracı olarak kullanılmaktadır. 
    Örgüt, elindeki basın yayın araçlarını ve amacına göre yönlendirdiği merkez medyaaraçlarını da kullanarak, 17-25 Aralık sonrasında hükümeti yıkmak üzere sistemli organize bir karalama kampanyası başlatmış, sosyal medya üzerinden her türlü hakaret, iftira ve yakıştırmayı yapmaktan geri durmamıştır. Kurgulanmış montaj ses kayıtları servis ederek hükümete karşı halkı isyana ve siyaseten yıpratıp yıkmaya çalışmıştır. Hukuka aykırıdinlemeler yoluyla elde ettiği ses kayıtlarında amaca göre ekleme ve çıkarma yaparak yayınlamıştır. Örgüt, elindeki basın-yayın organlarını araç olarak kullanıp, hukuka aykırı dinleme tapelerini yayınlamış, arşivinde bulundurduğu ve daha önceden ele geçirildiğini iddia ettiği çeşitli ses ve görüntüleri internet üzerinden yayınlatılarak algı oluşturmaya çalışmıştır. Hükümeti devirmek için iftira ve karalama kampanyasına başvurmuş, ifade ve düşünce özgürlüğü, basın hürriyeti adı ile iftira, yalan ve karalamalarını basın yayın üzerinden gerçekleştirmiş, toplumun doğru ve gerçek haber alma hakkını engelleyerek kendi örgütünün amacı ve emelleri için elindeki basın yayın organlarını araç olarak kullanmıştır. 
    Örgütün, emrinde kamu kurum ve kuruluşlarının verdiği ruhsat, izin veya imtiyazla faaliyet yürüten özel hukuk tüzel kişileri adına görünüşte kayıtlı basın yayın kuruluşları bulunmaktadır.
     Örgüt, kamuoyunu özellikle elinde bulunan basm-yaym araçları, televizyon kanalları, gazeteleri ve dergileriyle yönlendirip istediği şekilde olayları algılatabilmektedir. 
    Bu araçlar kullanılarak "örgüt tabanına genel talimatlarını" da ulaştırabilmekte, "kamuoyu algısını" yönetmektedir. 
    Örgütün Bu Yayınlarda Güttüğü Müşterek Maksat;
    a-) Fetullahçı terör örgütüne hizmet hareketi, camia, hizmet camiası ifadelerinin kullanılıp dinîi ve insanîi bir meşruiyet sağlanmaya çalışıldığı, örgütün sağlam durmasının telkin edildiği, örgüt mensuplarının cesaretlendirilmeye çalışıldığı, örgütü öven yayınlar yapıp kopmaların engellenmeye çalışıldığı, örgüt mensuplarının vatanperver, kahraman gibi gösterildiği, örgüt faaliyetlerinin meşrulaştırıldığı, örgütün fedakarlar, faydalı çocuk yetiştiren, Türkiye adına lobi yapan, idealist adamlar denilerek örgütün iyilik hareketi olduğu, haber ve yazılan ile örgütün yönlendirildiği, davranış modelleri için talimat verildiği, örgütün faaliyetlerinin ve örgütün sahiplenilip savunulduğu, örgütü dindar masumlar olarak gösteren algı oluşturulmaya çalışıldığı, örgüt mensuplarının sahiplenildiği, faaliyetlerinin savunulduğu, meşru amaçlar için çalıştıklarının ve haklı olduklarının anlatıldığı, örgütün propagandasının yapıldığı; 
    b-) Kamuoyunun korkutulduğu, ülke elden gidiyor algısı oluşturulup halkın umutsuzluğa sevk edilmek istendiği, toplumun temel değer yargılarının sarsılmaya çalışıldığı, Fetullah ve hizmeti takdir etmeyenlerin Allah ile arasını bozduğunun ileri sürüldüğü, 
    c-) Fetullah Gülen'e sadakat ve fedakarlık bağlantısı sergilendiği, "sayın ve muhterem" sıfatlarının yakıştırıldığı örgüt önderi Fetullah Gülen'e uluhiyet kazandırılmaya çalışıldığı, aşırı övüldüğü, doğru irfanın son fecri, asrın, şarkın ve garbın en büyük mütefekkiri, askeriyenin ve siyasetin idrak edemeyeceği kadar sofistike ve mütekamil bir zihin olduğu, bu yüzyılın bilgesi olduğu, ilahi teveccühe mazhar olmuş bir şahıs gibi algı oluşturulmaya çalışıldığı, ülkenin yetiştirdiği en değerli İslam alimi ve kanaat önderlerinden biri olduğu, alim bir kişilik olduğu, insanların saygı duyduğu bir mütefekkir olduğu, dünyanın hayranlıkla takip ettiği biri olduğu, Fetullah Gülen'in uygar dünyada saygınlığı olan, milyonlarca insanın fikirlerine değer verdiği İslam alimi şeklinde anlatıldığı; 
    d-) Basın yayın organlarında ayetlerin örgüt menfaatleri doğrultusunda yayınlandığı, yayınlarda bol bol beddua edildiği, Fetullah Gülen'in başbakanı firavun ilan ettiği ve birçok kez beddua ettiğine yer verildiği,
    e-) Başbakana suç isnat edildiği, bölücü terör örgütü ile başbakanın ilişkilendirilmeye çalışıldığı, Cumhurbaşkanı, başbakan ve yargı mensuplarının ülkeye ihanet ettikleri algısının
oluşturulmaya çalışıldığı,   
    f-) Devlet düşüncesinin küçümsendiği, eleştirildiği, bir süre sonra devletin biteceğinin öngörüldüğü, devletin yerine örgütün meşru gösterilmeye çalışıldığı,
    g-) Türkiye Cumhuriyet Devletinin dini cemaatlere karşı olduğu ve dine zulmettiği algısı oluşturulmaya çalışıldığı,    
    h-) Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin mafya gibi gösterildiği, 
    ı-) Devletin ve yönetimin hain olduğunun iddia edildiği, devlet düşüncesinin devlet ile örgütün kıyaslanıp örgütün devletten daha büyük olduğu algısının verildiği,
    i-) Hükümeti devirmeye yönelik 17 ve 25 Aralık darbe teşebbüslerinin Fetullah Gülen tarafından ve gazetede köşe yazarlarınca sahiplenilip savunulduğu, 17 Aralık ve sonrasında yaşananların yargı mercileri ile başbakan arasında şahsi bir husumet gibi yayınlandığı, 
    j-) Suç olmasına rağmen savcı ve hâakim isimlerinin açıkça yazılıp hedef gösteren haberler yapıldığı, kamu görevlilerinin (adlî-idarî) tehdit edildikleri, 
    k-) örgüte yönelik yapılan soruşturmaları trajikomik, skandal, algı, ihanet gibi nitelemelerle alaya alındığı, soruşturmaların ve davaların itibarsız ve etkisiz olduğu algısı oluşturulmaya çalışıldığı, 
    1-) Devletin dindar Fetullah Gülen Örgütine zulmettiği algısı yaratılıp yayılmaya çalışıldığı;,
    m-) Cumhurbaşkanına yakıştırmalar yapılıp alaya alınarak hakaretler edildiği, "mitomani, kleptomani ve hubris" denildiği, psikolojik rahatsızlığı olduğu iddia edilip alay edilerek hakarette bulunulduğu, "yezit, despot, diktatör" gibi ifadelerle hakaret edildiği, ülkedeki bütün olumsuzlukların sebebi olarak gösterildiği, aşağılanıp suçluluk psikolojisi ile sesinin çıktığının ileri sürüldüğü, uluslararası kamuoyuna Türkiye düşmanlığı yapıldığının ve onlarla birlikte hareket edildiği algısının verilmeye çalışıldığı, 
    n-) örgüte karşı yapılan soruşturmaların, önce algı operasyonu, sonra hukuksuz operasyon, sonra da intikam operasyonu olarak ifade edildiği, adlîi soruşturmaların itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı, toplumun her kesiminin operasyonlara tepki duyması ve tepkinin kitleselleşmesi, uluslararası boyut kazanması için yayınlar yapıldığı, kamuoyunun operasyona tepki oluşturacak şekilde yönlendirilmeye çalışıldığı, dinî ve millî hassasiyetlerin kullanıldığı, 
    o-) Cumhurbaşkanı, başbakan ve devlet adamlarının defalarca tehdit edildiği, yargı mercilerinin cumhurbaşkanından hesap soracağının ileri sürüldüğü, örgüt mensuplarının devlet kademelerinden tasfiye edilmesi üzerine "yolsuzlukların üzeri kapatılıyor, yargı mercileri ve emniyet mensupları suç işliyorlar" tarzı yayınlar yapılarak basın yayın üzerinden tehdit edildikleri,
    p-) Ülkenin itibarının dışarıda düştüğü algısının oluşturulmaya çalışıldığı, 
    r-) Fetullahçı emniyet ve yargı ekibinin görevlerini yaptıkları iddia edilerek sahiplenilip savunulduğu, polis tutuklamalarına Avrupa Birliğinin tepki gösterdiği iddia edilip adli soruşturmaların haksız olduğu algısının yaratılmaya çalışıldığı, görevden alman, uzaklaştırma işlemleri ile gözaltına alınanların insanlık onuruna uygun olmayan şekilde muameleye tabii tutulduğu iddia edilerek meşruiyet oluşturulmaya çalışıldığı, örgütün iyi gösterilmesi için haber ve köşe yazıları yazıldığı, örgüte operasyon yapan kurumların itibar ve güvenilirliğinin sarsılmaya çalışıldığı, sonucuna varılmıştır. 
    13. Yapının Terör Örgütü Olarak Kabulü
    Süreç içinde Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından örgütün milli güvenliği tehdit ettiğine, bir terör örgütü olduğuna ve diğer terör örgütleri ile işbirliği yaptığına dair kararlar verilmiştir. 
    Bu bağlamda ilk karar 26/02/2014 tarihli toplantıda verilmiştir. Bu tarihten itibaren MGK toplantılarında düzenli olarak örgüte ilişkin değerlendirmeler yapılmış ve çeşitli kararlar alınmıştır. 30/12/2014 tarihli toplantı sonrasında yapılan açıklamada paralel devlet yapılanması vurgusu yapılmıştır. 15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesi yapılan 26/05/2016 tarihli MGK toplantısında, millî güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması bir terör örgütü olarak kabul edilmiştir. 
    Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin 10 Haziran 2016 tarihli kararıyla örgüt ilk kez bir yargı kararı ile terör örgütü olarak kabul edilmiş ve sanıklar hakkında değişik cezalar verilmiştir.
Ayrıca ülke genelinde gerek örgüt lideri Gülen, gerekse örgüt mensupları hakkında silâhlı terör örgütü kurmak ve yönetmek başta olmak üzere çeşitli suçlardan yargılamalar devam etmektedir.
    b) 15 Temmuz 2016 Darbe Teşebbüsü 
    (1) Devletin En Kritik Noktalarına Yapılan Saldırılar
    15 Temmuz gecesi Türk Silâhlı Kuvvetleri bünyesinde, askerî hiyerarşi dışında, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak tanımlayan, örgüt üyesi "üniformalı teröristler" tarafından Anayasayı askıya alarak, seçilmiş Cumhurbaşkanını görevden almak, Meclis ve Hükümeti ortadan kaldırmak amacıyla demokrasiye karşı silâhlı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. 
    Türk Silâhlı Kuvvetlerinin resmî internet sitesi ve askerler tarafından işgal edilen TRT'de zorla yayınlattırılan bildiride ordunun yönetime el koyduğu ifade edilerek, Türkiye'de sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiği açıklanmıştır. 
    Olay gecesi, istanbul'daki Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü askerler tarafından kapatılmış, ayrıca İstanbul Atatürk Havalimanı da işgal edilmiştir. 
    Teşebbüs sırasında TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanlığı, MİT yerleşkelerinin de aralarında bulunduğu birçok yere uçak ve helikopterlerin de kullanıldığı bombalı ve silâhlı saldırılar yapılmış, Cumhurbaşkanı'na yönelik suikast girişiminde bulunulmuş, Başbakan'm aracının bulunduğu konvoya silâhla ateş edilmiş, Genelkurmay Başkanı'nın da aralarında bulunduğu birçok üst düzey askerî yetkili rehin alınmış, çok sayıda kamu kurumu silâh zoruyla işgal edilmiş veya buna teşebbüs edilmiştir. Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan Boğaz köprüleri teröristlerin idaresindeki tanklar marifetiyle ulaşıma kapatılmıştır. 
    (2) Türkiye Büyük Millet Meclisinin Bombalanması
    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde halkın iradesinin tecelli ettiği, demokrasinin yansıması olan halkın temsilcilerinin bulunduğu Meclisimiz ilk kez bombalanmıştır. Bu bombalama düşman Devlet uçaklarından değil; kendi ordumuzun içerisinde yer alan bir grup terörist tarafından yapılmıştır. Meclisimizin aldığı büyük zarar hâlihazırda görülebilmektedir. 
    (3)Polis Özel Harekât Merkezinde 50'ye Yakın Polisin Şehit Edilmesi
    Ankara'da bulunan polis özel harekât merkezine yapılan saldırıda 50'ye yakın polisi şehit olmuştur. Burada görevli polisler genelde doğu ve güneydoğu bölgemizde terörle mücadele eden özel yetişmiş memurlardır. O gece teröristlerin hedefinde sadece özel harekât değil, başta Ankara Emniyet Müdürlüğü olmak üzere, Emniyete ait birçok bina, hava araçları ve tanklarla yapılan saldırılara maruz kalmıştır. 
    (4) Darbe Teşebbüsüne Gösterilen Direniş
    Sayın Cumhurbaşkanımız, cep telefonundan televizyonda canlı yayın ile gerçekleştirdiği konuşmada darbecilere hiçbir şekilde imkân tanınmayacağını ifade ederek halkı darbeye tepki göstermek için sokağa çıkmaya davet etmiştir. Çağrının ardından, Türkiye'nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlenmiştir. Gösterileri bastırmak için askerlerce sivil halka ateş açılmıştır. 
    Türk Milleti elinde hiç bir silâh olmadan sadece bayraklarıyla toplara, tüfeklere, uçaklara karşı demokratik değerlerini savunmuştur. Tankların üzerine çıkmış, kurşunlara kendini siper etmiştir. Milletimiz o gece hangi siyasî partiden olursa olsun, hiç bir dünya görüşü ayrımı gözetmeksizin bir bütün halinde darbeye karşı direnmiştir. Millet bunun sadece iktidar partisine yönelik bir darbe girişimin olmadığının farkındadır. Bundan dolayı muhalefet partilerinin taraftarları da bu meseleye sonuna kadar sahip çıkmıştır. Kendi uçaklarından üzerlerine bombalar atıldığı bir ortamda tüm partilerin milletvekilleri aym yönde hareket etmiş ve darbeye karşı direnmiştir. Meclisimizde darbeye karşı hazırlanan bildirinin altına tüm siyasî partiler imza atmıştır.
    7 Ağustos 2016 tarihli İstanbul Yenikapı'da yapılan her kesimden, her görüşten, beş milyon insanımızın katıldığı "demokrasi ve şehitler" mitingi de darbeye karşı duruşun tüm toplum kesimlerince paylaşıldığının en bariz göstergesidir. 
    Darbe teşebbüsüne karşı gösterilen direniş sürecinde 246 kişi şehit olmuş; binlerce vatandaşımız yaralanmıştır. 
        (5) Darbe Teşebbüsüne İlişkin Yürütülen Soruşturmalar
    15 Temmuz gecesi darbe teşebbüsünde yer alan sorumluların ortaya çıkarılıp, adalet önünde hesap verilebilmesi için tüm illerdeki Başsavcılıklarca darbe gecesi gözaltı talimatı, arama elkoyma işlemleri gerçekleştirilmiştir.
    Darbe teşebbüsünde bulunanlar hak ettikleri cezaları almaları için başlatılan soruşturmalar ülke çapında hız kesmeden titizlikle hâlihazırda devam etmektedir. Bu soruşturmalar kapsamında başta örgüt lideri Fetullah Gülen olmak üzere ülke dışında bulunan örgüt mensuplarının iadeleri için gerekli işlemler başlatılmıştır. 
    c. Darbe Teşebbüsü ile Örgüt Arasındaki Bağlantı
    Darbe teşebbüsüne ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt üyesi bir kısım asker ve kamu görevlilerinin aşağıda yer alan ifadelerinden; darbe teşebbüsünün anılan Terör Örgütünün Lideri şüpheli Fetullah Gülen'in bilgisi ve talimatı ile yapıldığı ve sivillerin katledilmesi, kamu görevlilerinin şehit edilmesi başta olmak üzere ortaya çıkan maddî ve manevî zarardan adı geçenin başında olduğu terör örgütünün sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, yürütülen soruşturmaların devam etmesi nedeniyle, her geçen gün örgüt bağlantısını tüm yönleriyle ortaya koyan yeni delillere ulaşılmaktadır. 
    FTÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜNÜN PİRAMİT YAPISI          
YUKARIDA ,KURULUŞU ,YAPISI ,STRATEJİSİ VE AMACI BELİRTİLEN ÖRGÜTE ÜYE OLAN AÇIK KİMLİK BİLGİLERİ YAZILI ŞÜPHELİLERİN EYLEMLERİ;
    FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet yapılanması) örgütünün Mersin ilindeki yapılanması, faaliyetleri, finans kaynaklarının tespit edilmesi ve deşifre edilmesine yönelik yürütülen çalışmalar neticesinde; FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından  görevden uzaklaştırılan şüpheliler;
    1-Şüpheli Haluk TUNÇSU;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;    
    Şüphelinin FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet yapılanması) faaliyetleri kapsamında;  Nevşehir ili Kozaklı ilçesinde bulunan Roza Resort Thermal Hotel isimli Termal Otelde 22/02/2014 - 23/02/2014 tarihleri arasında düzenlenen etkinliğe katıldığı, şeklinde otel kaydının bulunduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı kişilerin Mersin Büyükşehir Belediyesine işe yerleştirilmelerini sağladığı, FETÖ terör örgütünün 15/07/2016 günü girişmiş olduğu DARBE GİRİŞİMİ akşamı kendisini sözde Mersin Sıkıyönetim Komutanı ilan eden Akdeniz Bölge Komutanı Nejat Atilla DEMİRHAN ile irtibatlı olduğu, bu şahıs ile zaman zaman Mersin Büyükşehir Belediyesinde ziyaret adı altında bir araya geldikleri,
    Mersin Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2016/34696 sayılı soruşturması kapsamında tanık olarak 02.08.2016 tarihinde  ifadesi alınan Mustafa GARS 'ın ifadesinde özetle;"Mustafa ŞAHİN (Şüpheli Mustafa ŞAHİN FETÖ/PDY terör örgütü adına himmet adı altında para topladığı,toplanan paraları terör örgütüne aktardığı, şüpheli hakkında tanık Mustafa GARS,Gizli Tanık Ağustos 33 'ün ifadeleriyle FETÖ/PYD terör örgütü üyesi olduğu bu nedenle mevcut iddianamende 3 numara ile eylemlerinin tespiti yapılmıştır.Şüpheli Mustafa ŞAHİN tanık Mustafa GARS'a hitaben ) .....yaklaşık 2-3 yıl önce Mersin Büyükşehir Belediyesinin önünde karşılaştığımızda bana Mersin Büyükşehir Belediyesinde Kayseri ilinden gelen bir abimiz var, ismi Haluk TUNÇSU’ dur şeklinde söylemişti.” şeklinde beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır. 
    Müşteki/Tanık Mustafa GARS'ın vermiş olduğu beyanı ile ilgili şüpheli Haluk TUNÇSU'nun kayınbraderi olan yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüpheli Habibi KÜÇÜK tanık müşteki Mustafa GARS'ın işyerine gelerek Mustafa GARS'a hitaben “Haluk TUNÇSU’nun kayını olduğunu, ablasının kocası olduğunu, isminin Habib KÜÇÜK olduğunu, Anakara Ulucanlar, Mamak, K. Maraş illerinde cezaevinde yattığını, Haluk TUNÇSU hakkında ifade vermişsin, eğer yaptığıysa cezasını çeksin, ama öyle bir insan değil, Haluk’u tanıyor musun” şeklinde konuştuğunu bu konuşma içeriğinde ceza evlerinde yattığını belirtmesi nedeniyle, Mustafa GARS'ın şüpheli Habibi KÜÇÜK'ün sözlerini tehdit olarak algıladığını beyan ederek şikayetçi olduğu anlaşılmıştır.
    Müşteki Halil Tuncay OKUR'un 08/08/2016 tarihli kollukta verdiği ifadede özetle;28/12/2015 tarihinde yapılan "Mersin Büyük Şehir Belediyesi Emkek Fabrikası personel çalıştırılması " ihalesine "HTO Temizlik ve organizasyon Ltd.Şti." adına endüşük teklifi vermesine rağmen daha yüksek fiyat veren "Nurba" adlı şirkete ihaleyi ,İhale Komisyonu başkanı Tevfik DİNÇER'in vermesi nedenini sorduğunda Tevfik DİNÇER'in hangi firma ile çalışacaklarına kendilerinin karar vereceğini söylemesi üzerine ,Halil Tuncay OKUR tarafından yapılan itiraz üzerine Kamu İhale Kurulu kararı ile ihaleyi kendilerinin aldığını,bunun üzerine Mersin Büyük Şehir Belediyesi Destek Hizmetleri dairesi başkanıTevfik DİNÇER'in kendisini çağırması üzerine geldiğini ve Tevfik DİNÇER'in kendisine hitaben"her nekadar KİK te ihaleyi kazansanızda bu kararı uygulamayacağım yazık bir de harç yatırmışsınız" şeklinde söylemine karşılık Halil Tuncay OKUR'un bu hususun yasal olmadığını belirttiği bunu üzerine Tevfik DİNÇER'in "Yasa da biziz Devlette biziz" şeklinde söylemesi üzerine Halil Tuncay OKUR'un Mersin Büyük şehir Belediyesi genel sekreteri şüpheli Haluk TUNÇSU'nun yanına giderek durumu anlatttığı şüpheli Haluk TUNÇSU'nun ise özel kalem müdürü Hüdaverdi AYDOĞDU ile telefon görüşmesi yaptıktan sonra Halil Tuncay OKUR'a hitaben "Siz CHP lisininz siz bu belediyede ihale alamazsınız boşu boşuna yorulmayın " şeklinde söylediği,Halil Tuncay OKUR kendisini yaptığı araştırma sonucunda "Nurba" adlı şirketin FTÖ/PDY terör örgütü adına faaliyet yürüttüğünü öğrendiğini ve bu şirketin 4 aylık süre için 610.000TL ye ihaleyi aldığı oysa kendisinin yetkili olduğu şirketin 1 yıllığına aynı işi 1000.000TL.ye yapacakları yönünde teklif verdiğini,buna rağmen FTÖ/PDY terör örgütü adına faaliyet yürüttüğünü öğrendiği şirkete ihaleyi veren şüpheliler Haluk TUNÇSU ve Tevfik DİNÇER'in FTÖ/PDY terör örgütüne hizmet ettiğini belirterek adı geçen şüphelilerden şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
    Müşteki Yaşar Celal ARSLAN beyanlarında özetle; Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin KOCAMAZ'a yaklaşık 08/09/2016 tarihinden yaklaşık 8-9 ay kadar önce Fetullahçı yapılanma ile ilgili yazılı olarak bilgi verdiğini, verdiği bu bilgiler doğrultusunda 15/07/2016 tarihinde yapılan darbe girişiminden sonra şüpheliler Erkan KARAARSLAN, Haluk TUNÇSU'nun tutuklandığı, bunun üzerine Haluk TUNÇSU'nun kayın biraderi şüpheli Can KÜÇÜK'ün Haluk TUNÇSU ile ilgili kendisinin haber verdiği, bu nedenle Haluk TUNÇSU'nun tutuklandığını söyleyerek 07/09/2016 tarihinde müştekiye ait 0 533 433 79 57 numaralı GSM hattına şüpheli Can KÜÇÜK'ün kullandığı 0 507 582 61 56 numaralı telefondan arayarak müştekiye yönelik ölümle tehdit ve hakaret içeren sözler söylediğini, telefonunun şarjı bittikten sonra telefonun kapandığını, aynı gün tekrar telefonunu şarj edip açtığında şüpheli Can KÜÇÜK'ün 0 507 582 61 56 numaralı telefonundan müştekiye 07/09/2016 4 adet SMS gönderdiği. Bu mesajların; "senin peşindeyim veledi zina",  "sen zavallı bir piçsin", "ama senin a...na koyacağım", "şimdi evinin önüne gelecem. Sen paralelci ipnesin" şeklinde olduğu, (buna ilişkin müştekinin rızası ile telefonunda bulunan mesajların ekran alıntısının bir sureti dosyasına eklenmiştir)
    Müşteki Yaşar Celal ARSLAN'ı şüpheli Haluk TUNÇSU'nun diğer kayın biraderi olan şüpheli Habibi KÜÇÜK 08/09/2016 tarihinden yaklaşık 10-15 gün önce Mersin ili metropol iş merkezi civarında karşılaştıklarında "bunları hep siz veriyorsunuz. Liste vermişsiniz" şeklinde söylediği, yine belirtilen 08/09/2016 tarihinden 3 ay önce de İsmet IŞIKLAR adlı bir kişi ile şüpheli Habibi KÜÇÜK haber göndererek diğer müşteki Hasan DÜNDAR ile müşteki Yaşar Celal ARSLAN'ın belediyenin (Mersin BŞB) merdiveninden dahi çıkamazsınız şeklinde haber gönderdiğini, şüpheli Habibi KÜÇÜK'e sorduğunu, şüphelinin cevap vermediğini belirttiği ve şüpheliler Habibi KÜÇÜK ile Can KÜÇÜK'ten kendisine yönelik tehdit ve hakaret eylemlerine yönelik şikayetçi olduğunun anlaşıldığı,

Müşteki Hasan DÜNDAR beyanlarında özetle;  FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak eylemi ile ilgili şüpheli Haluk TUNÇSU'nun tutuklandığı, Haluk TUNÇSU'nun tutuklanmasına müşteki Hasan DÜNDAR ve diğer müşteki Yaşar Celal ARSLAN'ın Mersin BŞB'na verdikleri dilekçe ile olduğunu düşünen şüpheli Can KÜÇÜK 07/09/2016 tarihinde kendisinin kullandığı 0 507 582 61 56 numaralı telefondan müşteki Hasan DÜNDAR'ın kullandığı 0 533 211 33 78 numaralı telefonu arayarak Mersin BŞB'de düzenlenen FETÖ/PDY yapılanması ile ilgili ihbarı müştekinin yaptığını ve bundan dolayı müştekiyi öldüreceğini, ana avrat sinkaf edici hakaret edici sözler söylediği, buna ilişkin telefon ekran alıntılarının müşteki rızası dahilinde alınarak dosya içerisine konulduğu, şüpheli Habibi KÜÇÜK'de enişteleri şüpheli Haluk TUNÇSU'nun tutuklanmasına neden olarak gördüğü müşteki Hasan DÜNDAR'ı Whatsapp uygulaması üzerinden 0 539 828 84 93 numaralı telefondan göndermiş olduğu mesajda "Hasan bizim ailedeki Fetöcülerin listesini Yaşarla beraber yapın da gidelim teslim olalım Fetöcüymüşüz de haberimiz yokmuş Hasan la yaşar biliyorlarmış" şeklinde tehdit içeren yazılı ileti gönderdiği, müştekinin şüpheliler Can KÜÇÜK ve Habibi KÜÇÜK'den şikayetçi olduğu,
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/46239 SR.sayılı soruşturma dosyası ile "ihaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat karıştırma " eylemleri ile ilgili olarak soruşturma başlatıldığı anlaşılmış olup kanıt olarak bahsi geçen soruşturma dosyasının onaylı örneği mevcut dosya içerisine alınmıştır. söz konusu dosyada T.C. Sayıştay başkanlığının 27/09/2016 tarih ve 34720 sayılı inceleme raporunda Mersin BŞB'nin yapmış olduğu mali hizmetler daire başkanlığına bağlı birimlerde idari ve mail sürdürülebilirlik kapsamında mali hizmetler biriminin tüm fonksiyonları için danışmanlık hizmeti alımı ihalesinin şüpheli Erkan KARAARSLAN'ın yönetim kurulu üyesi olduğu MERULAŞ A.Ş adlı şirketi tarafından alınması üzerine şüpheli Haluk TUNÇSU'nun satın alma olurunun verdiğinin tespit edildiği, bu şekilde şüpheli Haluk TUNÇSU FETÖ/PDY terör örgütüne finansa sağlayarak Erkan KARAARSLAN ile bağlantı olduğunun anlaşıldığı,
Şüpheli Haluk TUNÇSU kollukta avukat huzuru ile verdiği ifadesinde üzerine atılı eylemi işlemediğini beyan etmiştir.
    Şüpheli Haluk TUNÇSU'nun üzerinde yapılan arama sonucunda;
-1 Adet İPONE 6 marka 35697706890198 ımei numaralı cep telefonu telefonunun üzerinde 1 adet 5050 466 57 35 numaraya ait SİM kartı,ele geçirildiği dijital malzemelerin incelemelerinin yapılması siber suçlar şube müdürlüğünde devam ettiği anlaşılmıştır.
    Değerlendirme; Yukarıda belirtilen kanıtlara göre Tanık Mustafa GARS'ın anlatımlarına göre şüpheli Mustafa ŞAHİN'in  yaklaşık 2-3 yıl önce Mersin Büyükşehir Belediyesinin önünde karşılaştığında kendisine hitaben " Mersin Büyükşehir Belediyesinde Kayseri ilinden gelen bir abimiz var, ismi Haluk TUNÇSU’ dur şeklinde söylediğini.” beyan etmesi, yine Müşteki Halil Tuncay OKUR'un beyanı ve şüpheliler Habibi KÜÇÜK ve Can KÜÇÜK'ün müştekiler; Yaşar Celal ARSLAN ve Hasan DÜNDAR'ı Şüpheli Haluk TUNÇSU için tehdit etmeleri, ayrıca Habibi KÜÇÜK'ün müşteki Haluk TUNÇSU'nun FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğuna ilişkin tanık anlatımı nedeniyle tehdit etmeleri, şüphelinin Nevşehir ili Kozaklı ilçesinde bulunan Roza Resort Thermal Hotel isimli Termal Otelde 22/02/2014 - 23/02/2014 tarihleri arasında düzenlenen etkinliğe (Otel kayıtları dosyasına eklenmiştir) katıldığı,
Anayasayı ihlal suçu ile, anayasa düzenini ortadan kaldırma veya bu düzenin uygulanmasını önleme gibi neticelerin meydana gelmesi önlenilmek istenilmekle birlikte, suçun varlığı için bu neticelerin doğması aranmamış, eyleme salt teşebbüs edilmesi yeterli görülmüştür. Başka bir deyişle, korunan değerin önemi ve tehlikenin ağırlığı dolayısıyla, bu değerleri cebren değiştirmeye teşebbüs edilmesinin doğuracağı tehlikenin dahi cezalandırmayı gerektirdiği kabul edilmiştir. Yargıtay da bu görüşle aynı nitelemede bulunmuştur.
Suç: Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edilmesi biçiminde işlenmektedir.
Yargıtay, Anayasal düzeni ortadan kaldırmayı amaçladığı çeşitli eylemleriyle belirlenmiş bulunan kimi suç örgütlerinin amaçları doğrultusunda işlediği cebir ve şiddet içeren muhtelif eylemlerin bu suçu oluşturacağını kabul etmektedir. Örneğin kimi Yargıtay kararlarında, failin mensubu bulunduğu silahlı örgütün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasını zorla değiştirip, yerine başka bir ilkeye dayalı bir sistem getirmek şeklindeki amacına yönelik olarak gerçekleştirdiği silahlı saldırı, güvenlik güçleriyle çatışmaya girilmesi, yağma, kişinin kaçırılıp sorgulanması, araç yakma ve öldürmeye teşebbüs, eylem yapılacak kişilerin eylemi yapacak olan kişilere gösterilmesi.. v.b eylemlerin, 309. maddedeki suçu oluşturmaya yerli ve elverişli olduğu kabul edilmiştir.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre 15 Temmuz 2016 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kümelenmiş ve Milli Güvenlik Kurulu Kararıyla da terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu, asker elbisesi giymiş hainler ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine darbeye teşebbüs etmek suretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs suçunu işleyen FTÖ/PDY terör örgütü üyelerinin de işlenen amaç suça katıldıkları anlaşılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik unsurunun oluştuğu üç güçten yönetim gücünü temsil eden Hükûmetin ortadan kaldırılmasına veya böyle olmamakla birlikte görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edilmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suç tanımında da, Anayasa düzeninin temel organlarından biri olan Hükûmetin ortadan kaldırılmasına veya görevlerinin engellenmesine yönelik teşebbüse ait icra hareketlerini tam suç gibi cezalandırılmaktadır. 
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre 15 Temmuz 2016 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kümelenmiş ve Milli Güvenlik Kurulu Kararıyla da terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu, asker elbisesi giymiş hainler ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine darbeye teşebbüs etmek suretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işleyen FTÖ/PDY terör örgütü üyelerinin de işlenen amaç suça katıldıkları anlaşılmıştır.
Şüpheli Haluk TUNÇSU'nun  FTÖ/PDY terör örgütüne üye olma ve bu şekilde Anayasayı ihlal ve hükümete karşı suç işleme eylemlerini işlediği anlaşılmıştır. 

ŞÜPHELİ HALUK TUNÇSU'NUN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ : TCK'nun 309/1, 312/1, 314/2, 53, 63 md.
 SUÇ TARİHİ  02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    2-Şüpheli Mahmut İlker CEYLAN;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;    
    Şüphelinin Sağlık Bakanlığı kadrosunda çalışmakta iken  Mersin Büyükşehir Belediyesine geçtiği, Belediyede Sekretarya görevi yaptığı, bu görevi esnasında üst düzey yöneticilerle Belediye Hizmetlerinde kullanılan sabit telefonu çaldırıp numaranın ekrana düşmesi, akabinde telefonu kapatıp bu şahısların internet üzerinden başkan adına Mahmut İlker CEYLAN ile irtibata geçtiği, şahsın 2014 yılından bugüne 4 kez yurt dışına çıktığı, bu seyahatlerde THY (Türk Hava Yolları) tercih etmediği, 15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sırasında Akıncılar Üssünde yakalanan Mahkemece Serbest bırakılan Adil ÖKSÜZ isimli şahsında kaldığı, Crowne Plaza otelde Adil ÖKSÜZ’ den 26 gün önce 4 gün kaldığı, mevcut dosya içerisine onaylı örneği alınan Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/46239 SR.sayılı soruşturma dosyası içeriğine göre MERULAŞ AŞ. isimli ve şüpheli Erkan KARAASLAN'ında yönetim kurulunda üye olduğu firmada şüpheli Mahmut İlker CEYLAN'ın da görev aldığının tespiti yapılmıştır.
    Şüphelinin kollukta verdiği beyanında; CROWNE PLAZA isimli otelde hatırlamadığı bir zamanda Mersin tanıtım günlerinde Belediyeye bağlı görevli olarak katıldığını, bu sürede 4 gün kaldığını. Amaçlarının Belediye adına belediyeden birçok personel ile birlikte Ankara ilinde Mersin ilini tanıtmak olduğunu, MERULAŞ isimli firma Mersin Ulaştırma Anonim Şirketi olduğunu, yüzde yüz hissesinin Mersin Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu kendisinin de burada yönetim kurulu olarak görev yaptığını beyan etmiştir. 
    Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/46239 SR. sayılı soruşturma dosyası içeriğine göre MERULAŞ AŞ. isimli şirket hakkında Sayıştay başkanlığının 27/09/2016 tarih ve 34720 sayılı raporu düzenlendiği bu rapor doğrultusunda 2016/46239 SR.sayılı soruşturma dosyası ile "ihaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat karıştırma" eylemleri ile ilgili olarak soruşturma başlatıldığı anlaşılmış olup kanıt olarak bahsi geçen soruşturma dosyasının onaylı örneği mevcut dosya içerisine alınmıştır. 
Mahmut  İlker CEYLAN’ın ikametinde yapılan aramada;
-(1) adet Siyah renkli General Mobile marka tablet
-(1) adet beyaz renkli Samsung marka RF2D109P91T seri nolu tablet
-(1) adet Akdeniz Bölge Komutanlığı arması bulunan lacivert sarı işlemeli şapka
-(1) adet Samsung marka 356268058839278 imei nolu cep telefonu
-(1) adet beyaz renkli Samsung marka Beyaz deri kılıflı cep telefonu
-(1) adet asus marka gri renkli F3M Model 71NQASQ51287 seri nolu laptop bilgisiyar
-(1) adet Lenovo marka CB15898012 seri nolu laptop bilgisayar
-(1) adet mavi renkli üzerinde Meski Mersin Büyükşehir Belediyesi ibaresi yazılı flash bellek
-(1) adet Hı-Level marka 16 GB kapasiteli flash bellek
-(1) adet Kingston marka 4 GB kapasiteli flash bellek
-(1) adet Kingston marka 8 GB kapasiteli flash bellek
-(1) adet siyah renkli Sony marka cep telefonu
-(1) adet Sandisk marka 8 GB kapasiteli flash bellek
-(1) adet PRINCO marka DVD
-(1) adet PRINCO marka CD
-(1) adet Nokia marka X1 model siyah renkli cep telefonu
-(1) TURCELL T40 marka cep telefonu, bu telefona takılı vaziyette Micro Sd marka 8 GB kapasiteli hafızı kartı ele geçirilmiş olup,dijital malzemelerin incelemelerinin yapılması siber suçlar şube müdürlüğünde devam ettiği anlaşılmıştır.
Değerlendirme: Mersin Büyükşehir Belediyesi hizmetlerinde kullanılan telefon ile örgüt mensupları ile irtibat kurduğu akabinde internet üzerinden örgütsel görüşmeler yaptığı yönünde bilgiler elde edildiği, Akıncılar Üssünde yakalanan akabinde serbest bırakılan örgütün üst düzey yöneticilerinden şüpheli Adil ÖKSÜZ ile aynı otelde kaldığı, bu şekilde şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olan şüpheli Adil ÖKSÜZ ile irtibatlı olduğunun değerlendirildiği ve şüpheli Mahmut İlker CEYLAN'ın FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ MAHMUT İLKER CEYLAN'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ :TCK'nun 314/2, 53,63 md
 SUÇ TARİHİ: 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    3-Şüpheli Mustafa ŞAHİN
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih, 2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
     FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet yapılanması) faaliyetleri kapsamında; Haklarında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak ve finans sağlama eylemleri ile ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından ayrı olarak soruşturma yürütülen ve İmamlığını Muhammet ÜNVER' in yaptığı FETÖ/PDY güdümünde yapılan toplantılara, Hüseyin BEZMEZ, Dr. Sabahittin BATMAZ, Ali KARAN, Yahya UMANER, Yüksel GÜL, Mehmet BUYURAN, Dursun Derya BALIKÇI, Onur ÖZBALTA ve Ali TEPE şüpheliler ile birlikte katıldığı, ayrıca şüphelinin, himmet verdiği, örgüte burs topladığı, şüphelinin MEKADÎM'in yönetim kuruluna girmek için uğraştığı ancak sorumlu İmam/Abi tarafından buna izin verilmediği, MEKADİM (Mersin Kültürler Arası Diyalog ve Düşünce Merkezi Demeği)'in terör örgütü içerisinde birlik ve beraberliği sağlamak, moral motivasyonu artırmak amacı ile Mersin ili Yenişehir ilçesi Emirler Köyü Futbol sahasında 28/02/2016 tarihinde saat 14:00 sıralarında tertip ettikleri piknik adı altındaki toplantıya katıldığı,tesbitleri yapılmıştır.
    Şüpheli Mustafa ŞAHİN'in Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2016/29580 Sayılı FETÖ/PDY terör örgütü soruşturma dosyası kapsamında hakkında soruşturma yapılan Şüpheliler İbrahim SARPKAYA ve Muhammet ÜNVER ile  irtibat içerisinde olduğu yönündeki Tape Kayıtları;
    HİMMET TOPLAMA KONUSU İLE İLGİLİ 5 NUMARALI TAPE DEĞERLENDİRME TUTANAĞINDA;
    Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2795170986 15.09.2015 günü saat: 15:41:06 sıralarında 05469490133 numaralı telefonu kullanan İbrahim SARPKAYA’ı 05456537374 numaralı telefonu kullanan Mustafa ŞAHİN’nin aradığı, yapılan görüşme içeriğinde;
İBRAHİM SARPKAYA     : EFENDİM ABİ 
MUSTAFA ŞAHİN        : MERHABA NE YAPTIN İYİMİSİN
İBRAHİM SARPKAYA     : İYİYİZ HAMDA OLSUN ABİ SİZ NASILSINZI İYİSİNİZ İNŞALLAH 
MUSTAFA ŞAHİN        : SAĞOL BİZDE İYİYİZ HAMD OLSUN
İBRAHİM SARPKAYA     : ALLAH İYLİK VERSİN ABİ 
MUSTAFA ŞAHİN        : BUGÜN ÇORBA VARMI 
İBRAHİM SARPKAYA     : ABİ BUGÜN ÇORBA OLMASI LAZIM AMA
MUSTAFA ŞAHİN        : HEE MUSTAFA ŞAHİN BELEDİYEDEN HATIRLADINMI 
İBRAHİM SARPKAYA     : BİLİYOM BİLİYOM EE KAYITLI ABİ YENİ İSİM NUMARANIZDA BEN Bİ 
                                                       SORAYIM ABİ MUHAMMET ABİYE
MUSTAFA ŞAHİN        : TAMAM
İBRAHİM SARPKAYA     : EE TAMAM ABİ BEN SİZE DÖNEYİM İNŞALLAH
MUSTAFA ŞAHİN        : OLUR OLUR
İBRAHİM SARPKAYA     : TAMAM ABİ
MUSTAFA ŞAHİN        : OLDU KOLAY GELSİN 
Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2796501968 19.09.2015 günü saat: 16:34:45  sıralarında 05469490133 numaralı telefonu kullanan İbrahim SARPKAYA’ı 05456537374 numaralı telefonu kullanan Mustafa ŞAHİN’nin aradığı, yapılan görüşme içeriğinde;
İBRAHİM SARPKAYA     : EFENDİM ABİ 
MUSTAFA ŞAHİN        : SELAMALEKÜM İBRAHİM KARDEŞ 
İBRAHİM SARPKAYA     : ALEYKÜMSELAM ABİ 
MUSTAFA ŞAHİN        : NE YAPTIN İYİMİSİN 
İBRAHİM SARPKAYA     : İYİYİZ HAMD OLSUN SİZ NASILSINIZ 
MUSTAFA ŞAHİN        : SAGOL BENDE İYİYİM HANGİ TARAFLARDASIN 
İBRAHİM SARPKAYA     : ABİ ŞU AN HALİL TEPE ABİNİN YANINA GİDİYORUM 
MUSTAFA ŞAHİN        : ÖYLE Mİ 
İBRAHİM SARPKAYA     : EVET 
MUSTAFA ŞAHİN        : HIII KAÇ DAKİKA SONRA DÖNERSİN 
İBRAHİM SARPKAYA     : ORDAN DÖNÜŞÜM ŞEY HÜSEYİN ABİ İLE GÖRÜŞECEZDE UZUN  SÜRER 
MUSTAFA ŞAHİN        : HEE TAMAM O ZAMAN 
İBRAHİM SARPKAYA     : HE
MUSTAFA ŞAHİN        : TAMAM BEN ÜÇ YÜZ LİRAYI HAZIRLADIM VERİM  DİYE 
İBRAHİM SARPKAYA     : ANLADIM ABİ SİZ EVDEMİSİNİZ EVDE Mİ OLACAKSINIZ
MUSTAFA ŞAHİN        : YOK ŞU KARAYOLLARININ ORDAYIM DA 
İBRAHİM SARPKAYA     : HIMM
MUSTAFA ŞAHİN        : ORDAN OTOBÜSE BİNİP EVE GİDECEM 
İBRAHİM SARPKAYA     : ANLADIM DEDİĞİM GİBİ ŞEY HÜSEYİN ABİ DE BİYERE ÇAĞIRDI ORAYA GİDECEM PAZARTESİYE KALIR BÜYÜK İHTİMAL İLE 
MUSTAFA ŞAHİN        : TAMAM OLDU 
İBRAHİM SARPKAYA     : YİNE BAKAYIM MÜSAİT OLURSAM YİNE ARAYAYIM ABİ SİZİ İNŞALLAH O TARAFA DOĞRU 
MUSTAFA ŞAHİN        : TAMAM OLDU  
İBRAHİM SARPKAYA     : TAMAM ABİ OLDU KOLAY GELSİN 
Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2797230479 21.09.2015 günü saat: 20:22:06  sıralarında 05469490133 numaralı telefonu kullanan İbrahim SARPKAYA’nın 05456537374 numaralı telefonu kullanan Mustafa ŞAHİN’ı aradığı, yapılan görüşme içeriğinde;
İBRAHİM SARPKAYA     : ALOO MUSTAFA ABİ KOLAY GELSİN 
MUSTAFA ŞAHİN        : SAĞOLASIN
İBRAHİM SARPKAYA     : ABİ AKŞAM AKŞAM RAHATSIZ ETTİMDE GÜLCANIN     ORDAYDIM GÜN İÇİNDE GÖRÜŞEMİYORUZ AMA     GELDİNİZ Mİ DİYE ARADIYDIM AMA 
MUSTAFA ŞAHİN        : II SABAHLEYİN GÖRÜŞSEK OLUR MU 
İBRAHİM SARPKAYA     : SABAHLEYİN Mİ GÖRÜŞELİM TAMAM O ZAMAN ABİ     ŞEY SİZ İŞE GİTMİYECEĞİNİZ Mİ EVDEMİSİNİZ NERDE OLURSUNUZ 
MUSTAFA ŞAHİN        : YOK ABİ İZİNDEYİZ TATİLDEYİZ
İBRAHİM SARPKAYA     : HEE TAMAM O ZAMAN BEN ABİ BİZ DOLAŞINCA             UNUTTUM ABİ BEN YA TAMAM SIKINTI YOK ABİ İŞE GİDECEĞİNİZİ DÜŞÜNDÜM ONDAN 
MUSTAFA ŞAHİN        : YOK YOK 
İBRAHİM SARPKAYA     : TAMAM ABİ O ZAMAN İNŞALLAH KUSURA BAKMAYIN RAHATSIZ ETTİM OZMAN HAYIRLI  AKŞAMLAR ABİ 
MUSTAFA ŞAHİN        : TAMAM TAMAM 
İBRAHİM SARPKAYA     : TAMAM 
Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2797419888 22.09.2015 günü saat: 13:28:05  sıralarında 05469490133 numaralı telefonu kullanan İbrahim SARPKAYA’ı 05456537374 numaralı telefonu kullanan Mustafa ŞAHİN’nin aradığı, yapılan görüşme içeriğinde;
GÖRÜŞME BAŞLAMADAN ÖNCE İBRAHİM SARPKAYA YANINDA BULUNAN ŞAHSIS İLE YAPTIĞI KONUŞMADA
İBRAHİM SARPKAYA      : DİNLER ASIL ORAYI ..(ANLAŞILMIYOR) ASIL ORAYI KULLANIYORDUK 
X ERKEK ŞAHIS         : AMA ÇOK RAHAT  ÇOK RAHAT DİNLENİLİYOR     
İBRAHİM SARPKAYA TELEFON GÖRÜŞMESİNE BAŞLAR
İBRAHİM SARPKAYA      : ALO
MUSTAFA ŞAHİN         : EFENDİM ABİ 
İBRAHİM SARPKAYA      : ABİ KOLAY GELSİN 
MUSTAFA ŞAHİN         : SAĞOLASIN  SAĞOLASIN 
İBRAHİM SARPKAYA      : NASILSIN İYİMİSİN İNŞALLAH
MUSTAFA ŞAHİN         : İYİYM SAĞOL SİZLER NASILSINIZ
İBRAHİM SARPKAYA      : ALLAH İYİLİK VERSİN HAMDOLSUN ABİ BİZDE     İYİYİZ MÜSAİTMİSİNİZ ABİ 
MUSTAFA ŞAHİN         : MÜSAİTİM BUYUR DİNLİYORUM 
İBRAHİM SARPKAYA      : EE NERDESİNİZ ABİ BEN DURSUN ABİNİN YANINDAYIM NERDEYSENİZ GELEBİLİRİM 
MUSTAFA ŞAHİN         : HAA BEN POZCUYA DOĞRU GİDİYORUM DA BANKAMATİKTEN ÇEKİM BEN SİZİ ARAYAYIM OLUR MU 
İBRAHİM SARPKAYA      : TAMAM NERDE OLACAKSINIZ ONA GÖRE GELEYİM BEN 
MUSTAFA ŞAHİN         : BU POZCUDAKİ VAKIFBANK VAR ORDA OLACAM 
İBRAHİM SARPKAYA      : POZDU VAKIFBANK
MUSTAFA ŞAHİN         : BEN ÇEKTİĞİMDE ARAYAYIM OLUR MU 
İBRAHİM SARPKAYA      : TAMAM OLUR ABİ İNŞALLAH BENDE ONA GÖRE 
MUSTAFA ŞAHİN         : ORDANDA FAİK ABİNİN YANINA GEÇECEM ORDAN DA BERABER GİDERİZ ORAYA GEÇERİZ
İBRAHİM SARPKAYA      : OLUR FAİK ABİNİN ORAYA BIRAKIRIM SİZİ BENDE OTARAFA GİDECEM ZATEN
MUSTAFA ŞAHİN         : TAMAM TAMAM OLDU 
İBRAHİM SARPKAYA      : VAKIFBANKASI ŞEYDEMİ ABİ KÖPRÜYE YAKIN     OLAN VAKIFBANK MI 
MUSTAFA ŞAHİN         : MUĞDATIN ORDA HE
İBRAHİM SARPKAYA      : TAMAM OLUR İNŞALLAH OLDU KOLAY GELSİN ABİ 
Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2797431437 22.09.2015 günü saat: 13:58:19  sıralarında 05469490133 numaralı telefonu kullanan İbrahim SARPKAYA’ı 05456537374 numaralı telefonu kullanan Mustafa ŞAHİN’nin aradığı, yapılan görüşme içeriğinde;
İBRAHİM SARPKAYA     : ALO
MUSTAFA ŞAHİN        : EFENDİM MUSTAFA ABİ 
İBRAHİM SARPKAYA     : SELAMALEYKÜM
MUSTAFA ŞAHİN        : ALEYKÜMSELAM ABİ 
İBRAHİM SARPKAYA     : II BEN HAZIRIM TELEKOMUN ORDA 
MUSTAFA ŞAHİN        : ABİ BEN MUĞDATTA NAMAZ KILIYORUM GELİYORUM 
İBRAHİM SARPKAYA     : ÖYLEMİ 
MUSTAFA ŞAHİN        : ARABA ZATEN VAKIFIN KARŞISINDA DURUYOR SİZ BEKLEYİN GELİYORUM SERİNLİKTE OTURUN VAKIFBANKTA GELİYORUM BEN 
İBRAHİM SARPKAYA     : TAMAM OLDU BEN TELEKOMUN ORDAYIM KARŞIDA 
MUSTAFA ŞAHİN        : TAMAM
     Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2795170986 15.09.2015 günü saat: 15:41:06 sıralarında; Örgütsel toplantılara katılan, örgüte maddi destek sağlama faaliyetlerinde bulunan ilimiz merkezde ikamet eden MUSTAFA ŞAHİN isimli şahsın : Bugün Çorba Varmı şeklindeki sorusuna 
    İBRAHİM SARPKAYA :  bugün çorba olması lazım ama Bir sorayım  Muhammed abiye (Muhammed ÜNVER) ben size döneyim inşallah  dediği, burada şifreli konuştukları ve çorba olarak örgütsel toplantıdan bahsettikleri, 
            Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2796501968 nolu yapılan görüşmelerde; 
İbrahim SARPKAYA: Abi şu an Halil TEPE abinin yanına gidiyorum dediği,
 Mustafa ŞAHİN   : tamam ben üç yüz lirayı hazırladım verim diye ,
 İbrahim SARPKAYA : anladım abi siz evdemisiniz evde mi olacaksınız, 
Mustafa ŞAHİN   : ordan otobüse binip eve gidecem , 
İbrahim SARPKAYA  anladım dediğim gibi şey Hüseyin abi de bi yere çağırdı   oraya gidecem pazartesiye kalır büyük ihtimal ile dediği ve  konuşmada Mustafa ŞAHİN isimli şahsın örgüte parasal destekte bulunduğu,
        Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2797230479 21.09.2015 günü saat: 20:22:06  sıralarında yapılan görüşmede; 
İbrahim SARPKAY : abi akşam akşam rahatsız ettimde Gülcanın ordaydım gün  içinde görüşemiyoruz ama geldiniz mi diye aradıydım ama,
 Mustafa ŞAHİN  : sabahleyin görüşsek olur mu 
İbrahim SARPKAYA : tamam o zaman ben abi biz dolaşınca unuttum abi   ben ya tamam sıkıntı yok abi işe gideceğinizi düşündüm   ondan şeklinde yapılan görüşmede, İbrahim SARPKAYA’nın parasal destek alacağı Mustafa ŞAHİN isimli şahıs ile  buluşmaya çalıştığı,
Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2797419888  nolu yapılan görüşmede ;
 İBRAHİM SARPKAYA : Abi şu an Halil tepe abinin yanına gidiyorum , ordan dönüşüm şey hüseyin abi ile görüşecezde uzun     sürer ,
 MUSTAFA ŞAHİN : ben pozcuya doğru gidiyorum da bankamatikten     çekim ben sizi arayayım olur mu bu pozcudaki vakıfbank var orda olacam 
İBRAHİM SARPKAYA   tamam olur abi inşallah bende ona göre 
MUSTAFA ŞAHİN     : ordanda faik abinin yanına geçecem ordan da beraber    gideriz oraya geçeriz İBRAHİM SARPKAYA  : olur faik abinin oraya bırakırım sizi bende o tarafa   gidecem zaten dediği 
Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2797431437 22.09.2015 günü saat: 13:58:19 sıralarında yapılan görüşmede;
İbrahim SARPKAYA     : Ben hazırım telekomun orda; 
Mustafa ŞAHİN    : Abi ben muğdatta namaz kılıyorum geliyorum dediği 
      Yapılan görüşmelerde Mustafa Şahin’ın FETÖ/PDY örgütüne himmet adı altında 300 TL parayı bankadan çekerek örgüt üyelerinden İbrahim SARPKAYA isimli şahsa teslim etmek istediği değerlendirilmiştir. 
ÖRGÜTSEL BULUŞMA KONUSU İLE İLGİLİ 6 NUMARALI TAPE DEĞERLENDİRME TUTANAĞINDA;
    Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2792633435, - 08.09.2015 günü saat: 13:33:54 sıralarında 0505 572 32 98 numaralı telefonu kullanan Muhammet ÜNVER isimli şahsı, 05456537374 numaralı telefonu kullanan, Mustafa ŞAHİN isimli şahıs aradığı, yapılan görüşme içeriğinde;         
    
MUHAMMET ÜNVER     : ALO
MUSTAFA ŞAHİN      : ALO
MUHAMMET ÜNVER     : ALO BUYRUN ABİ 
MUSTAFA ŞAHİNS     : SELAMÜNALEYKÜM KOLAY GELSİN
MUHAMMET ÜNVER     : ALEYKÜMSELAM SAĞOLUN SAĞOLUN   
MUSTAFA ŞAHİN      : II HAL HATIR SORİM DEDİM 
MUHAMMET ÜNVER     : TEŞEKKÜR EDERİZ 
MUSTAFA ŞAHİN      : YENİ NUMARAM
MUHAMMET ÜNVER     : ÇAYINIZ 
MUSTAFA ŞAHİN      : YENİ NUMARAM
MUHAMMET ÜNVER     : ÇAYINIZ 
MUSTAFA ŞAHİN      :YENİ NUMARAM
MUHAMMET ÜNVER     : ÇAYINIZ VARSA EE BEN ŞEY YAPAYIM O TARAFTAYIM 
MUSTAFA ŞAHİN      : TAMAM OLDU ABİ 
MUHAMMET ÜNVER     : HI HI 
MUSTAFA ŞAHİN      : TAMAM OLDU   
MUHAMMET ÜNVER     : OLDU KOLAY GELSİN
MUSTAFA ŞAHİN      : TAMAM OLDU ABİ 
MUSTAFA ŞAHİN      : TAMAM OLDU
Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2792633435 ve  08.09.2015 tarihli görüşmede; FETÖ/PDY Örgütüne himmet ve kurban bağışı adı altında maddi destek sağlayan Mustafa ŞAHİN’in, ilimiz merkezde örgüt içerisinde aktif faaliyetlerde bulunan Muhammet ÜNVER’i arayarak yeni numarasını verdiği ve Muhammet ÜNVER’in çay içmek için şahsın yanına giderek yüz yüze görüşme gerçekleştirecekleri değerlendirilmektedir. 
     TOPLATI TERTİPLENMESİ KONUSU İLE İLGİLİ 7 NUMARALI TAPE DEĞERLENDİRME TUTANAĞINDA;
    Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2795171823, - 15.09.2015 günü saat: 15:44:34 sıralarında 0505 572 32 98 numaralı telefonu kullanan Muhammet ÜNVER isimli şahıs, 05456537374 numaralı telefonu kullanan, Mustafa ŞAHİN isimli şahsa gönderdiği SMS içeriğinde;  Ayni yerde.  20 de
Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2795172010, - 15.09.2015 günü saat: 15:44:40 sıralarında 0505 572 32 98 numaralı telefonu kullanan Muhammet ÜNVER isimli şahsı, 05456537374 numaralı telefonu kullanan, Mustafa ŞAHİN isimli şahsın aradığı, yapılan görüşme içeriğinde;          

MUHAMMET ÜNVER     : ALO
MUSTAFA ŞAHİN      : EFENDİM
MUHAMMET ÜNVER     : ABİ HAYIRLI GÜNLER NASILSINIZ 
MUSTAFA ŞAHİN      : SAGOL TEŞEKKÜR EDERİM SİZLER NASILSINIZ 
MUHAMMET ÜNVER     : İYİYİZ İYİYİZ TEŞEKKÜR EDERİZ ABİ SAĞOLASINIZ 
MUSTAFA ŞAHİN      : ÇORBA VARMI DİYE SORİMMİ HANGİ LOKANTADA 
MUHAMMET ÜNVER     : AYNI AYNI ABİ AYNI YERDE 
MUSTAFA ŞAHİN      : ÖYLEMİ 
MUHAMMET ÜNVER     : MÜSAİT HIHI HANİ 
MUSTAFA ŞAHİN      : HE
MUHAMMET ÜNVER     : GEÇİN SÖYLEMİŞTİM TELEFON ŞEY OLMASIN DİYE 
MUSTAFA ŞAHİN      : TAMAM 
MUHAMMET ÜNVER     : AYNI YERDE AYNI SAATTE ABİ SİZE ZAHMET
MUSTAFA ŞAHİN      : TAMAM OLDU OLDU HADİ KOLAY GELSİN 
MUHAMMET ÜNVER     : OLDU ABİ KOLAY GELSİN 
    Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2795171823 ve Tape Kayıt Sıra No: TİB.F.01.TK. 2795172010 nolu 15.09.2015 tarihli görüşmelerde;  Örgüt adına  İlimiz merkezde devam ettiren, toplantıların organize eden, himmet toplanması, parası olmayanlardan çek/senet alınması,  eleman temini konularında faaliyetlerde bulunan  Muhammet ÜNVER’in Örgüte himmet ve kurban bağışı adı altında maddi destek sağlayan Mustafa ŞAHİN’e “Ayni yerde.  20 de” şeklinde mesaj göndererek toplantı olduğunu bildirdiği, bunun üzerine Mustafa ŞAHİN’in, Muhammet ÜNVER’i arayarak “ÇORBA VARMI DİYE SORİMMİ HANGİ LOKANTADA” şeklinde şifreli olarak toplantı olup olmadığını sorduğu, Muhammet ÜNVER’in de “AYNI YERDE AYNI SAATTE ABİ SİZE ZAHMET” diyerek toplantının daha önceki yerde olduğunu belirttiği, görüşmeden anlaşılacağı üzere örgütün şifreli olarak görüşmeler yaptığı ve toplantılarını gizlilik içerisinde yerine getirdiği değerlendirilmektedir.
    Yukarıda belirtilen Tape görüşme içerikleri ile ilgili tanzim edilen Tutanaklar Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/29580 Sayılı soruşturma dosyasında bulunmaktadır.
    -Şüpheli Mustafa ŞAHİN Hakkındaki beyanlar;
    Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/34696 sayılı soruşturması   kapsamında tanık olarak 02.08.2016 tarihinde mersin cumhuriyet başsavcılığında  ifadesi alınan Mustafa GARS isimli şahıs özetle;
    “2012 yılında mersin'de türkçe olimpiyatları düzenleniyordu, yine aynı bu şahıslar yanıma geldiler, bana bu türkçe olimpiyatlarını övgülerle bahsettiler ben kendilerine ben biliyorum bunları bana anlatmanıza gerek yok dedim. sonra ismi hakan olan bana burada reklam kategorilerinin olduğunu, bunların altın, gümüş ve bronz olduğunu söyleyerek reklam için altın reklam afişi karşılığında 25.000tl istedi. ben vermek istemedim ancak çok ısrar ettiler. bende türkçe olimpiyatları iyi bir şeydir ve işyeri reklamı olsun amacıyla bronz kategorisindeki reklam karşılığı 15.000tl para verdim ve bu şekilde stadyumda yapılan türkçe olimpiyatlarında iş yerimin reklamını yaptılar. sonra tekrar yanıma aynı şahıslar geldiler ve bana seni tekrar bu yapıya kazandırmak istiyoruz dediler, ben bunları tekrar reddetmiştim. aradan birkaç gün geçtikten sonra yanıma il özel idareden olduğunu söyleyen 1 bayan 2 erkek şahıs geldi, bunlardan birisinin ismi mustafa şahin ( bu şahıs şuan mersin büyükşehir belediyesinde park bahçeler de çalışıyor), bayanın ve diğer şahısın ismini hatırlamıyorum, ancak diğer erkek şahısın daha sonra özel idare müdürü olduğunu öğrendim, bayanın da yanlış hatırlamıyorsam fetö/pdy terör örgütüne ait sendikada görevli birisi olduğunu ve özel idarede çalıştığını öğrenmiştim, bu şahıslar işyerimde bana seni hizmete tekrar kazandıracağız deyince ben daha önce hizmetin içindeyim ve çok zarara uğradım deyince mustafa şahin bana seni destekleyeceğiz yakın zamanda özel idarenin yemeği var sana yönlendireceğiz dedi ve akabinde birkaç gün sonra işyerimde 250 kişilik yemek verdi ve bu şekilde ben bu yapının içerisine tekrar dahil oldum ve mütevelliye başladım. bu mütevelli çamlıbel bölgesinde bulunan yaklaşık 10 tane mütevelli heyetinden birisiydi. benim bulunduğum mütevellide mustafa şahin, mahmut özbilici(özbilici kırtasiye sahibi), yusuf (soyadını bilmiyorum hsa su arıtmaları sahibi), faik (soyadını bilmiyorum maliye binasının arka tarafında büyük elektrikçi dükkanı var), dursun balıkçı (mütahitlik yapar), bünyamin (soyadını bilmiyorum serbest bölgede büyük bakliyat işi yapar), ferit (soyadını bilmiyorum hilton civarında gümrük müşavirlik işi yapar, ve murat (soyadını bilmiyorum dsi arka kısmı mütahit ve inşaat vinç tedarikçisi), adem zerman (kurdali mahallesi taraflarında mobilya işi yapar) isimli şahıslar bulunuyordu, bu şahıslar genelde yapının kemik kadrolarıdır. mustafa şahin her zaman ilhanlar group adlı şirketin şu anda ismini hatırlamadığım sahibi hakkında himmet, burs, kurban bağışlarında her daim önde olduğu yönünde övgüyle bahsederdi. ayrıca yine ilhanlar group’un sahibi hakkında mütevelli abimiz dediğini de duydum. aradan birkaç gün geçtikten sonra bu tarihten yaklaşık 3-4 sene önce mustafa şahin tek olarak işyerime geldi, burada bana durumu iyi olmayan esnaflardan 10-11 kişilik bir grup oluşturduklarını, içlerinde benimde olduğunmu, bu gurupla amerîkaya gidileceğini, orada hoca efendi (fetullah gülen) ile görüşüleceğini, bu görüşmeden sonra görüşen esnafların işlerinde çok büyük yükseliş olacağını söyleyerek benden pasaport çıkarmamı ve yol masrafları için 5-10.000 tl hazırlamamı söyledi, ben bu yapı hakkında tereddütlerim olduğu için manevi olarak bu duruma hazır olmadığımı söyleyerek bu teklifi kabul etmedim, bana, bizim grubun içerisinde mersin bölgesinde büyük iş adamlarının, bürokratların, milletvekillerinin, asıad’da, tuskon’da bulunan iş adamları var. biz sana yardımcı olmak istiyoruz. hoca efendinin (fetullah gülen)'ni gördükten sonra ve dua okuduktan sonra bazı kişilerle görüştürüleceğimizi. türkiye' ye döndükten sonra ufkumuzun açılacağını. farklı işlere yönlendirilebileceğimizi söylemişti. ancak tüm ısrarına rağmen ben kabul etmedim, parada vermedim. mustafa şahin’in bahsettiği grubun amerikaya gittiğini biliyorum ancak kimler olduğunu bilmiyorum, mustafa şahin’de bu grup ile gitmedi ama bana daha önce kendisinin birkaç kere amerika’ya gitmiş olduğunu söylemişti.
Mustafa şahin bana söz vermiş olduğu gibi birkaç kere daha işyerimde toplu yemek vermişti, ancak bu yemeklerden 2 grup olarak verilen yemeklerin parasını ödemedi benden özel idare adına kesilmiş 2 fatura aldı, ancak daha sonra faturaları kaybettiğini söyleyerek tekrar bu yemekler için değişik tarihlerde 2 fatura daha kestim, bunun miktarı yaklaşık olarak 10.000tl kadardı, mustafa şahin bu paradan bana 2 veya 3.000tl kadar ödeme yaptı kalan miktarı istediğimde hizmet için harcandığını söyledi, ben bu duruma çok kızmıştım ancak belli etmedim ve sesimi çıkartamadım.
    Ayrıca mustafa şahin yaklaşık 2-3 yıl önce mersin büyükşehir belediyesinin önünde karşılaştığımızda bana mersin büyükşehir belediyesinde kayserinden gelen bir abimiz var, ismi haluk tunçsu’ dur. şeklinde beyanlarda bulunmuştur. 
    Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2016/34650 SR.sayılı soruşturma dosyasında Gizili Tanık olarak ifade veren "AĞUSTOS 33" beyanında; şüpheli Mustafa ŞAHİN'in Mersin Büyükşehir Belediyesinde çalıştığını ve haklarında Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından FTÖ/PDY.terör örgütüne üye olmak ve finans sağlamak eylemleri ile ilgili ayrı soruşturma yürütülen şüpheliler; Şahin BİRİCİ ve Mehmet BUYURAN'ın topladıkları himmet paralarını Afrika ülkelerine ve Türki Cumhuriyetlerine kurye olarak götürdüğünü beyan ettiği,
Gizli tanık AĞUSTOS 33 (K)'ün beyanında özetle; Mersin BŞB'de çalıştığını, haklarında soruşturma yürütülen ve Akdeniz Mobilyanın sahipleri şüpheliler Şahin GİRİCİ ve Eraydın elektrik adlı firmanın sahibi şüpheli Mehmet BUYURAN'ın Mersin İl genelinde ve ilçeleri dahil olmak üzere toplanan himmet paralarını alarak Afrika ülkelerine ve Türki Cumhuriyetlerine götürdüğünü beyan ettiği,
    
- ELDE EDİLEN MALZEMELERLE İLGİLİ YAPILAN TESPİTTE; 
    Tespit: 1
    DOKÜMAN İNCELEME VE TESPİT TUTANAĞI
    05/08/2016 tarihinde şüpheli Mustafa ŞAHİN 'in ev aramasından elde edilen dokümanların CMK. 122. Maddesine göre incelemeleri yapılan belgeler kolluk fezlekesinde ve dosya içerisinde mevcuttur.
    05.08.2016 günü Mustafa ŞAHİN isimli şahsın ev aramasında elde edilen dokümanlar incelendiğinde, FETÖ/PDY terör örgütüne fitre zekat bağış adı altında finansman sağlamak için toplanan paraların konduğu zarf olduğu, terör örgütü adına faaliyet gösteren Beyaz Lale isimli derneğin faaliyeti ile ilgili programın olduğu, bu programda yine terör örgütü adına eğitim veren Yıldırımhan Lisesinin Müzik grubunun bu programa katılarak destek verdiği tespit edilmiştir.
    Tespit: 2
    DOKÜMAN İNCELEME VE TESPİT TUTANAĞI
    05/08/2016 tarihinde Mustafa ŞAHİN 'in üst aramasından elde edilen 1’den 51’e kadar numaralandırılan dokümanların CMK. 122. Maddesine göre yapılan incelemelerinde; 
    05.08.2016 günü Mustafa ŞAHİN isimli şahsın yakalama esnasında üst aramasında elde edilen 1’den 51’e kadar numaralandırılan dokümanın incelendiğinde, çok sayıda isim, ve telefon numaralarının yazılı olduğu, ayrıca FETÖ/PDY terör örgütü adına şahıslardan isim belirtilerek bu şahıslardan para alındığını gösterir doküman olduğu tespiti yapılmıştır.
    Tespit: 3
    DOKÜMAN İNCELEME VE TESPİT TUTANAĞI
    05/08/2016 tarihinde Mustafa ŞAHİN 'in üst aramasından elde dokümanların CMK. 122. Maddesine göre yapılan incelemelerinde; 
    05.08.2016 günü Mustafa ŞAHİN isimli şahsın yakalama esnasında üst aramasında elde edilen dokümanın incelendiğinde, FETÖ/PDY terör örgütü adına faaliyet yürüten Bank Asya isimli bankanın makbuzu olduğu tespit edilmiştir.
    Tespit: 4
    DOKÜMAN İNCELEME VE TESPİT TUTANAĞI
     05/08/2016 tarihinde Mustafa ŞAHİN 'in üst aramasından elde dokümanların CMK. 122. Maddesine göre yapılan incelemelerinde; 
    05.08.2016 günü Mustafa ŞAHİN isimli şahsın yakalama esnasında üst aramasında elde edilen dokümanın incelendiğinde, FETÖ/PDY terör örgütü adına faaliyet yürüten Bank Asya isimli bankanın makbuzu olduğu tespit edilmiştir.
    Tespit: 5
    TUTANAK
    Mersin 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/254 D.İş kararına istinaden Mustafa ŞAHİN (T.C: 21050149204) isimli şahsın ev aramasında elde edilen:
1 -2-3 numara ile numaralandırılan Cd’lerde herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı,
4 numara ile numaralandırılan ve üzerinde “Hatıralar” yazılı Diamond marka CD içerisinde FETÖ Terör Örgütü Elebaşısının pdf dosyası içinde resimleri bulunduğu,
5-kırık olarak elde edilen ve üzerinde M.Fethullah GÜLEN Hutbeler-1 İRŞAD EKSENİ yazılı CD resmi çekilerek aşağıya çıkartılmıştır.
6-FETHULLAH GÜLEN ŞİİRLERİ’nden GARO MAFYAN ŞARKILARI bahar yazılı CD içerisinde; Fethullah GÜLEN’in şiirlerini seslendiren şarkılar olduğu görülmüş olup, çekilen resmi aşağıya çıkartılmıştır. 
Şüpheli Mustafa ŞAHİN kollukta verdiği ifadesinde üzerine atılı eylemleri işlemediğini beyan etmiştir
    Değerlendirme; FETÖ-PDY terör örgütü imamlığını  yapan Muhammet ÜNVER ‘ın toplantılara katıldığı, yine örgüt mensubu İbrahim SARPKAYA ile irtibat içerisinde olduğu HİMMET adı altında para yardımı/topladığı, örgüt adına piknik düzenlediği, ikametinde yapılan aramada örgüte yardım yaptığına dair doküman ve belgelerin bulunduğu, ayrıca örgütsel cd ele geçirildiği, tanık Mustafa GARS, Gizli Tanık AĞUSTOS 33 'ün beyanları ile incelenen ve dosya arasına alınan belgeler birlikte değerlendirildiğinde şüpheli Mustafa ŞAHİN'in FTÖ/PDY terör örgütüne himmet adı altında para topladığı toplanan paraları örgüte aktardığı bu şekilde terör örgütüne maddi destek sağlamak suretiyle terörün finansmanı eylemini işlediği ancak, bu suçun meydana gelebilmesinin ön koşulu yardımın örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmadan yapılmasıdır. Örgütle organik bir bağ içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olarak yardım fiili gerçekleştiriliyorsa suç örgüte yardım suçu değil örgüt üyeliği suçudur. Örgüte bir kere dahi bilerek yardım edilmesiyle suç oluşur.
Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin yasadışı örgüte kesintisiz, sürekli, uzun zaman devam eden, çeşitlilik gösteren bir yardımı olmuş ve bu eylemleri belli bir yoğunluğa ulaşmışsa bu husus o kişinin örgütle organik bağ içerinde olduğuna karine kabul edilir ve örgüt üyesi olarak  cezalandırılır.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik unsurunun oluştuğu üç güçten yönetim gücünü temsil eden Hükûmetin ortadan kaldırılmasına veya böyle olmamakla birlikte görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edilmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suç tanımında da, Anayasa düzeninin temel organlarından biri olan Hükûmetin ortadan kaldırılmasına veya görevlerinin engellenmesine yönelik teşebbüse ait icra hareketlerini tam suç gibi cezalandırılmaktadır. 
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre 15 Temmuz 2016 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kümelenmiş ve Milli Güvenlik Kurulu Kararıyla da terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu, asker elbisesi giymiş hainler ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine darbeye teşebbüs etmek suretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işleyen FTÖ/PDY terör örgütü üyelerinin de işlenen amaç suça katıldıkları anlaşılmıştır.
Şüpheli Mustafa ŞAHİN'in  FTÖ/PDY terör örgütüne üye olma ve bu şekilde hükümete karşı suç işleme ve terör örgütüne finans sağlama eylemlerini işlediği analşılmıştır. 
ŞÜPHELİ MUSTAFA ŞAHİN'İN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 6415 SK 4/1, TCK'nun 312/1, 314/2, 53,63 md.
 SUÇ TARİHİ
 05/08/2016
 U.İ.Y.M
 Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
4-Şüpheli Saadettin Yaşar AKSOY;
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğü yaptığı, bu dönemde FETÖ/PDY terör örgütü yapılanması faaliyetleri kapsamında; Tarsus İlçe Abisi Mahir ALTUNBAY ile sürekli irtibatlı olduğu, bu şahsı sık sık makamında ağırladığı, bu şahıs ile birlikte örgütün etkinlikleri çerçevesinde Bosna Hersek Ülkesine yapılan geziye katıldığı, örgütün diğer etkinliklerine/toplantılarına katıldığı,tespiti yapılmıştır.
Şüpheli Saadeddin Yaşar AKSOY hakkında verilen ifadeler;
Servet KÖROĞLU'nun dosya içerisine alınan ifadesi; 2010 yılında toplum destekli büro amirliğinde görev yapmak istediğini o dönem komiser olan soyadını hatırlamadığı Cuma adlı kişiye büro ile ilgili kurusu olduğu halde kendisinin toplum destekli büroda çalışamadığını ancak kursu olmayanların çalıştığını söylediğini bunun üzerine cuma adlı komiserin kendisine o zamanki ilçe emniyet müdürü SAADEDDİN Yaşar AKSOY'un yanında yeterince ağırlığın yok ki müdür bey seni almıyor şeklinde söylediğini ayrıca Tarsus ilçesi eski emniyet müdürü SAADEDDİN Yaşar AKSOY'un ilçe emniyet müdür yardımcısı İbrahim IŞIKLI başkomiser Şaban PAKSOY'un FETÖ/PDY terör örgütünün toplantılarına katıldığını duyduğunu beyan ettiği,
Şüpheli Fatih TÜRKMEN'in 02/08/2016 tarihinde kollukta müdafi huzurunda alınan beyanında özetle; FETÖ/PDY terör örgütü tarafından düzenlenen ve kendisinin de katıldığı 2012-2014 yılları içerisinde yapılan toplantılara katılanlar; "...... SAADEDDİN Yaşar AKSOY  kendisi Tarsus ilçe emniyet müdürüydü, toplantılara düzenli gelirdi, şu anda Mersin BŞB'nde Zabıta Daire Başkanı olduğunu biliyorum....." şeklinde beyanda bulunduğu,
Müşteki Muhammet KÜÇÜKYILMAZ'ın verdiği şikayet dilekçesinde özetle; 2010-2012 yılları arasında Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığını, şüpheli SAADEDDİN Yaşar AKSOY'un o dönem birlikte görev yaptığı polis memuru arkadaşı Yusuf ERKAN'a hitaben "senin ne bok yediğini biliyorum bir numara ile on kez ya da on iki kez görüşmüşsün senin kafanı koparırım seni Mut'a Gülnar'a sürerim" diyerek tehditte bulunduğunu, Yusuf'un da SAADEDDİN Yaşar AKSOY'a "sen benim müdürüm olabilirsin ama benim özel hayatım seni ilgilendirmez, benim telefonlarımı dinleyemezsin senden şikayetçi olacağım" diyerek ayrıldığını, daha sonra Yusuf'un SAADEDDİN Yaşar AKSOY'u BİMER ve Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet ettiğini, dönemin kaymakamı Orhan Şefik GÜLDİBİ'nin konuyla alakalı Tarsus İlçe Müftüsü Abdülkerim AKBABA'yı görevlendirdiğini ve Yusuf'un her şikayetinin kaymakamlıkça soruşturmaya mahal olmadığına dair karar verilerek tüm şikayetlerinin üstünün örtüldüğünü...... Kendisini polislik mesleğinden uzaklaştırmak için şüpheli SAADEDDİN Yaşar AKSOY'un elinden geleni yaptığını ve bu nedenle şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
Şüpheli Servet KÖROĞLU'nun 31/07/2016 tarihinde kollukta müdafi huzurunda verdiği beyanında özetle;  şüpheli Servet KÖROĞLU 2010 yılında Toplum Destekli Polislik bürosunda çalışmak istediğini, o dönemde aynı büroda komiser yardımcısı olan soyadını bilmediği Cuma adlı kişiye kendisinin kursunun olduğunu, kursu olmayanların aynı büroda çalıştığı halde kendisinin neden çalışamadığını sorması üzerine komiser yardımcısı Cuma'nın şüpheli Servet KÖROĞLU'na hitaben "ilçe emniyet müdürü Saadettin Yaşar AKSOY'un yanında yeterince ağırlığın yok ki müdür seni almıyor..... Tarsus ilçe emniyet müdürlüğünde şüpheli Servet KÖROĞLU ile FETÖ/PDY terör örgütünün yapmış olduğu toplantılara katılan kişileri belirtir; Ahmet ŞAHİN, öğretmen olan eşi Fatma ŞAHİN, komiser yardımcısı Mehmet GÜLTEN...... Komiser Fatih ISSI, eski Tarsus ilçe emniyet müdürü Saadettin Yaşar AKSOY'un toplantılara katıldığını beyan ettiği" 
Gizli tanık GÖKSU'nun Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/9224 SR sırasına kayden vermiş olduğu beyanında özetle; ..... Aykut DEMİR, o zamanlarda Tarsus da emniyet müdürü olan SAADEDDİN Yaşar AKSOY'un en önemli elemanlarındandır, Aykut DEMİR kaymakamlıkta ve başka yerlerde olan her türlü durumu olup biteni S.Yaşar AKSOY'a aktarmaktaydı... şeklinde beyanda bulunduğu,
Şüpheli Saadeddin Yaşar AKSOY’un ikametinde yapılan aramada;
-105 adet MKE yapımı  9 mm çapında fişek
-1 adet GFL ibareli 9 mm çapında fişek
-117 adet 6,35 mm çapında S&B ibareli fişek
-1 adet STAR B.ECHEVEDDIA EIBAR-ESPANA SA CAL 6,35 ibareli tabanca bu tabancaya ait ;
-1 adet şarjör ve şarjöre basılı vaziyette7 adet S&B ibareli fişek
-1 adet ASUS marka K53 S MODEL B7NOBC290552295 seri nolu laptop
-1 adet kılıç 2000Mega T110212U04699 seri nolu tabanca ve bu tabancaya ait;
-1 adet şarjör ve şarjöre basılı vaziyette14 adet MKE yapımı fişek 
-063641 nolu silah taşıma ruhsatı, 088641 nolu silah taşıma ruhsatı
-3 adet boş vaziyette şarjör
-1 adet İphone SA1688 model BCG-E2946A nolu cep telefonu ele geçirildiği,dijital malzemelerin incelemelerinin yapılması siber suçlar şube müdürlüğünde devam ettiği anlaşılmıştır.
Tanıklar Emel KAYA ve Aynur KARAKUŞ'un verdikleri ifadelirende;
Şüpheli Saadeddin Yaşar PAKSOY Kollukta verdiği beyanında üzerine atılı eylemi kabul etmediğini belirtmiştir.
Değerlendirme;Örgütün Tarsus imamı ile ilişki ve irtibat içerisinde olduğu, örgütsel toplantılara katıldığı, örgüt mensuplarını sık sık makamında ağırladığı, hakkında yukarıda belirtilen kişilerin  beyanların bulunduğu, ayrıca açığa alınması akabinde Büyükşehir Belediye başkanlığı odasında bazı evrakların gizlice çıkartıldığı anlaşılmış, bu doğrultuda alınan Bilgi Alma Tutanakları dosyasına eklenmiştir.
Şüpheli SAADEDDİN Yaşar AKSOY'un FTÖ/PDY terör örgütünün amaç ve hedeflerini benimsediği bu doğrultuda çok sayıda toplantılara katılarak terör örgütüne aidiyetini gösterdiği,Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin yasadışı örgüte kesintisiz, sürekli, uzun zaman devam eden, çeşitlilik gösteren bir yardımı olmuş ve bu eylemleri belli bir yoğunluğa ulaşmışsa bu husus o kişinin örgütle organik bağ içerinde olduğuna karine kabul edilir ve örgüt üyesi olarak  cezalandırılır.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre şüpheli SAADEDDİN Yaşar AKSOY'un bu şekilde  FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır. 
ŞÜPHELİ SAADEDDİN YAŞAR AKSOY'NUN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md.
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
5-Şüpheli Tevfik DİNÇER ;
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
Mersin Büyükşehir Belediyesinde Mali İşler Daire Başkanı olarak görev yaptığı, şüphelinin Mersin ilinde FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir İlhanlar Day. Tük. Mal. Paz., Ento İlaç Makine Müh. Peyzaj İnş. San., Sofia Tech, Esilay ve Orgun Gıda ile makamında bulunan sabit telefonla çaldırıp daha sonra İnternetten görüşme yaptığı, 15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün meydana geldiği gece boyunca kim oldukları tespit edilemeyen kişilerle internet üzerinden irtibat kurduğu,tespiti yapılmıştır.
Müşteki Halil Tuncay OKUR'un kollukta verdiği ifadede özetle;28/12/2015 tarihinde yapılan "Mersin Büyük Şehir Belediyesi Emkek Fabrikası personel çalıştırılması " ihalesine "HTO Temizlik ve organizasyon Ltd.Şti." adına en düşük teklifi vermesine rağmen daha yüksek fiyat veren "Nurba" adlı şirkete ,ihaleyi ,İhale Komisyonu başkanı şüpheli Tevfik DİNÇER'in vermesi nedenini sorduğunda şüpheli Tevfik DİNÇER'in hangi firma ile çalışacaklarına kendilerinin karar vereceğini söylemesi üzerine ,Halil Tuncay OKUR tarafından yapılan itiraz üzerine Kamu İhale Kurulu kararı ile ihaleyi kendilerinin aldığını, bunun üzerine Mersin Büyük Şehir Belediyesi Destek Hizmetleri dairesi başkanı şüpheli Tevfik DİNÇER'in kendisini çağırması üzerine geldiğini ve şüpheli Tevfik DİNÇER'in kendisine hitaben "her nekadar KİK te ihaleyi kazansanızda bu kararı uygulamayacağım yazık bir de harç yatırmışsınız" şeklinde söylemine karşılık Halil Tuncay OKUR'un bu hususun yasal olmadığını belirttiği bunu üzerine şüpheli Tevfik DİNÇER'in "Yasa da biziz Devlette biziz" şeklinde söylemesi üzerine Halil Tuncay OKUR'un Mersin Büyük şehir Belediyesi genel sekreteri şüpheli Haluk TUNÇSU'nun yanına giderek durumu anlatttığı şüpheli Haluk TUNÇSU'nun ise özel kalem müdürü Hüdaverdi AYDOĞDU ile telefon görüşmesi yaptıktan sonra Halil Tuncay OKUR'a hitaben "Siz CHP lisininz siz bu belediyede ihale alamazsınız boşu boşuna yorulmayın " şeklinde söylediği, Halil Tuncay OKUR kendisini yaptığı araştırma sonucunda "Nurba" adlı şirketin FTÖ/PDY terör örgütü adına faaliyet yürüttüğünü öğrendiğini ve bu şirketin 4 aylık süre için 610.000TL ye ihaleyi aldığı oysa kendisinin yetkili olduğu şirketin 1 yıllığına aynı işi 1000.000TL.ye yapacakları yönünde teklif verdiğini,buna rağmen FTÖ/PDY terör örgütü adına faaliyet yürüttüğünü öğrendiği şirkete ihaleyi veren şüpheliler Haluk TUNÇSU ve Tevfik DİNÇER'in FTÖ/PDY terör örgütüne hizmet ettiğini belirterek adı geçen şüphelilerden şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/46239 SR.sayılı soruşturma dosyası içeriğine göre MERULAŞ AŞ. isimli şirket hakkında TC.Sayıştay başkanlığının 27/09/2016 tarih ve 34720 sayılı raporu düzenlendiği bu rapor doğrultusunda 2016/46239 SR.sayılı soruşturma dosyası ile "ihaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat karıştırma " eylemleri ile ilgili olarak soruşturma başlatıldığı anlaşılmış olup kanıt olarak bahsi geçen soruşturma dosyasının onaylı örneği mevcut dosya içerisine alınmıştır. Adı geçen soruşturma dosyasında da şüpheli olan Tevfik DİNÇER "mali hizmetler Daire Başkanlığına bağlı birimlerde idari ve mali sürdürülebilirlik kapsamında mali hizmetler biriminin tüm fonksiyonları için hizmet alımı ihalesi"   adlı ihalede mevcut soruşturma  dosyasında  da şüpheli olan Erkan KARAASLAN 4734 sayılı KİKanunun 4 maddesinde yar alan danışman tanımına  aykırı aynı zamanda Mersin BŞB MERULAŞ AŞ.yönetim kurulu üyesi olduğu sözkonusu ihalede komisyon başkanı olan şüpheli Tevfik DİNÇER'in eyleminin ihaleye fesat karıştırma oluşturduğu belirtilmiş olup hakkında FTÖ/PDY terör örgütüne finans sağlaması nedeniyle soruşturma yürütülen şüpheli Erkan KARAASLAN'a ihaleyi vererek FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır.
    Tevfik DİNÇER’in ikametinde yapılan aramada;
1 Adet WD ibaresi bulunan WXC1A9131508 seri nolu hard disk,
1 Adet 2GE3K39U seri nolu hard disk,
1 Adet JUDSU ibaresi bulunan flaş bellek
1 Adet CD,
Metal Gri Renkli A1466 Model C1NQ92UBG944 seri nolu laptop, 
Beyaz ve Gri Renkli Kingston Marka üzerinde Data Traveler G3 ibaresi bulunan 4GB lık flaş bellek, 
Bir adet Siyah Renkli Microsoft marka 02202 -523-6133456-61506 DID nolu flahs bellek
Bir adet kırmızı renkli 8990029300522817985 N181179 64 KB sim kart 
Bir adet lexar Premium series 64 GB ibaresi bulunan hafıza kartı 
Bir adet canik marka T6472-16BC0082 seri nolu tabanca bu tabancaya ait 099616 nolu silah taşıma ruhsatı 
150  adet MKE yapımı 9x19 çapında tabanca fişeği  bu tabancaya ait 2 adet şarjör   
Bir seagete marka 9RYZM5BA serinolu harkdisk 
Bir adet siyah renkli  CRDZERGLİDE marka 16 GB SDC760-0166 seri nolu flash bellek 
Bir adet smart tab model STC16 remium seri onlu tablet 
Bir adet 53324943-903-179 sayılı evrak 
Bir adet ihale süreç öncesi rapor formu başlıklı evrak 
Bir adet beyaz renkli TÜBİTAK ibareli RR192833724 seri nolu e imza meteryali 
Bir adet sandisk marka SDCZ36-004G seri nolu flash bellek 
Bir adet siyah renkli flash bellek 
Bir adet Toshıba marka WWANIMEI 356906050287552 seri nolu laptop
Bir adet gri renkli IPHONE marka A1524 model 352062065766606 İME nolu telefon (Emine DİNÇER’E ait )
Bir adet gold renkli İpone marka A1634 model FCCIDBCG-E2944A ibareli cep telefonu (teyfik DİNÇER’e ait )
Bir adet Teyfik DİNÇER’e ait beyaz renkli samsung marka 357376055851086 İME nolu telefon telefona takılı vaziyette Vodafon ibareli sim kart ve Micro HCS32 GB ibareli hafıza kartı  
Bir adet Semiye İNAL’ a ait siyah renkli samsung marka 358536047598660 İME nolu cep telefonu ve bu telefona takılı vaziyette AVEA ibareli sim kart 
Bir adet Ahmet İNAL’ e ait siyah renkli samsung marka 356506067024766 İME nolu cep telefonu  bu telefona takılı vaziyette Vodafon marka sim kartı 
Bir adet beyaz renkli İPad marka DMPNKSESG5NT serinolu tablet 
Bir adet Teyfik DİNÇER adına kayıtlı S01891222 nolu pasaport
Birden dokuza kadar numaralandırılmış doküman ele geçirilmiş olup dijital malzemelerin incelemelerinin yapılması siber suçlar şube müdürlüğünde devam ettiği anlaşılmıştır.
    DOKÜMAN İNCELEME VE TESPİT TUTANAĞI
    02/08/2016 tarihinde şüpheli Tevfik DİNÇER 'in evinde yapılan aramada elde edilen kareli defter yaprağı üzerine el yazısı ile yazılan dokümanın CMK. 122. Maddesine göre yapılan incelemelerinde; 
    02.08.2016  şüpheli Tevfik DİNÇER 'in evinde yapılan aramada elde edilen kareli defter yaprağı üzerine el yazısı ile yazılan doküman incelendiğinde, 1-) TEPEKENT GİRİŞ ÇIKIŞLARI İLE İLGİLİ OLAN KONU 2-) CORCHER HAKEDİŞİ İLE İLGİLİ OLAN KONU 3-) ARASÖZ DOLUM NOKTASI İLE İLGİLİ OLAN KONU 4-) TEVFİK BAŞKANIN BURHANETTİN KOCAMAZA RADOR EDİLMESİ 5-) DIŞ EKİP İLE İLGİLİ KONULAR 6-) TEVFİK BAŞKAN İÇİN KONUŞULAN SÖZLER 7-) FATİH BEYİN BAŞKANN ADINI KULLANARAK PERSONELLERİ TEHDİT ETMESİ 8-) ALİ KARABEY VE ARASÖZ OLAYI 9-) SÖFÖRUNUZ VE YANINIZDAKİ KÖSTEBEK ELEMALAR, şeklinde maddeler halinde notlar alındığı tespit edilmiştir.
Değerlendirme;Yukarıda belirtilen ,müşteki Halil Tuncay OKUR'un anlatımları ile,MERULAŞ AŞ.isimli şirket hakkında TC. Sayıştay başkanlığının 27/09/2016 tarih ve 34720 sayılı raporu düzenlendiği bu rapor doğrultusunda 2016/46239 SR.sayılı soruşturma dosyası ile  ihalede komisyon başkanı olan şüpheli Tevfik DİNÇER'in  hakkında FTÖ/PDY terör örgütüne finans sağlaması nedeniyle soruşturma yürütülen şüpheli Erkan KARAASLAN'a ihaleyi vererek finans sağladığı, Örgütle organik bir bağ içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olarak yardım fiili gerçekleştiriliyorsa suç örgüte yardım suçu değil örgüt üyeliği suçudur. Örgüte bir kere dahi bilerek yardım edilmesiyle suç oluşur.
    Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin yasadışı örgüte kesintisiz, sürekli, uzun zaman devam eden, çeşitlilik gösteren bir yardımı olmuş ve bu eylemleri belli bir yoğunluğa ulaşmışsa bu husus o kişinin örgütle organik bağ içerinde olduğuna karine kabul edilir ve örgüt üyesi olarak  cezalandırılır.
Anayasayı ihlal suçu ile, anayasa düzenini ortadan kaldırma veya bu düzenin uygulanmasını önleme gibi neticelerin meydana gelmesi önlenilmek istenilmekle birlikte, suçun varlığı için bu neticelerin doğması aranmamış, eyleme salt teşebbüs edilmesi yeterli görülmüştür. Başka bir deyişle, korunan değerin önemi ve tehlikenin ağırlığı dolayısıyla, bu değerleri cebren değiştirmeye teşebbüs edilmesinin doğuracağı tehlikenin dahi cezalandırmayı gerektirdiği kabul edilmiştir. Yargıtay da bu görüşle aynı nitelemede bulunmuştur.
Suç: Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edilmesi biçiminde işlenmektedir.
Yargıtay, Anayasal düzeni ortadan kaldırmayı amaçladığı çeşitli eylemleriyle belirlenmiş bulunan kimi suç örgütlerinin amaçları doğrultusunda işlediği cebir ve şiddet içeren muhtelif eylemlerin bu suçu oluşturacağını kabul etmektedir. Örneğin kimi Yargıtay kararlarında, failin mensubu bulunduğu silahlı örgütün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasını zorla değiştirip, yerine başka bir ilkeye dayalı bir sistem getirmek şeklindeki amacına yönelik olarak gerçekleştirdiği silahlı saldırı, güvenlik güçleriyle çatışmaya girilmesi, yağma, kişinin kaçırılıp sorgulanması, araç yakma ve öldürmeye teşebbüs, eylem yapılacak kişilerin eylemi yapacak olan kişilere gösterilmesi.. v.b eylemlerin, 309. maddedeki suçu oluşturmaya yerli ve elverişli olduğu kabul edilmiştir.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre 15 Temmuz 2016 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kümelenmiş ve Milli Güvenlik Kurulu Kararıyla da terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu, asker elbisesi giymiş hainler ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine darbeye teşebbüs etmek suretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs suçunu işleyen FTÖ/PDY terör örgütü üyelerinin de işlenen amaç suça katıldıkları anlaşılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik unsurunun oluştuğu üç güçten yönetim gücünü temsil eden Hükûmetin ortadan kaldırılmasına veya böyle olmamakla birlikte görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edilmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suç tanımında da, Anayasa düzeninin temel organlarından biri olan Hükûmetin ortadan kaldırılmasına veya görevlerinin engellenmesine yönelik teşebbüse ait icra hareketlerini tam suç gibi cezalandırılmaktadır. 
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre 15 Temmuz 2016 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kümelenmiş ve Milli Güvenlik Kurulu Kararıyla da terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu, asker elbisesi giymiş hainler ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine darbeye teşebbüs etmek suretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işleyen FTÖ/PDY terör örgütü üyelerinin de işlenen amaç suça katıldıkları anlaşılmıştır.
Şüpheli Tevfik DİNÇER'in  FTÖ/PDY terör örgütüne üye olma ve bu şekilde Anayasayı ihlal ve hükümete karşı suç işleme eylemlerini işlediği analşılmıştır. 
ŞÜPHELİ TEVFİK DİNÇER'İN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 309/1, 312/1, 314/2, 53, 63 md.
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    6-Şüpheli Mehmet Özgür SANAL;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
    Mersin Büyükşehir Belediyesinde başkan vekili olarak görev yaptığı, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Mersin ilinde faaliyet gösteren Ekinci İnşaat, Ento İlaç Mak. Müh., Salt Cam Sahibi Mekin Merter SALT, Ram Petrol, Barbarossa Otelinin sahibi Hüseyin ÇALIŞKAN ile irtibatlı olduğu, irtibatını sabit telefonu çaldırıp kapatarak internet üzerinden yaptığı görüşme ile sağladığı, bu irtibatlar neticesi temin edilen paraları Mersin İdman Yurdu Spor Kulübü üzerinden Kuryeler vasıtası ile FETÖ/PDY terör örgütüne himmet olarak gönderdiği,tespiti yapılmıştır.
    TC.Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26/09/2016 tarih ve 58354 sayılı yazıları ekinde gönderilen elyazısı ile yazılan ihbar mektubunda "Mersin BŞB'nden 02/08/2016 tarihinde gözaltına alınıp daha sonra tutuklanan Mehmet Özgür SANAL (Büyükşehir Başkan Vekili), Tevfik DİNÇER (Mali İşler Daire Başkanı) bu iki şahsın çok yakını ve belediyeden devamlı el altından iş verilen bunların gizli kasası olan ülkü ocakları Mersin eski il başkanı Alican Özbayrak isimli şahıstır. İncelendiğinde anlaşılacaktır. Sosyal medya hesapları da incelendiğinde dahi bunlar açık saçık bellidir" şeklinde belirttiği anlaşılmıştır.
    Şüpheli Mehmet Özgür SANAL’ın üzerinden yapılan aramada;
-1 Adet Beyaz renkli Kamu SM-Tübitak ibareli ACR38T P/N ACR38T-D1 S/N:RR192-1213850ROH Scompilon ibareli kapaklı Flash Bellek
-1 Adet Kapağında 0682 ibaresi bulunan İPHONE 6 siyah renkli telefon, elde edilerek el konulmuş olup dijital incelemelerin devam ettiği anlaşılmıştır.
Değerlendirme;FTÖ/PDY terör örgütüne himmet olarak  paraların Mersin idman yurdu spor kulübü üzerinden transfer edildiği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen ihbar mektubu içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütüne finans sağladığı, Örgütle organik bir bağ içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olarak yardım fiili gerçekleştiriliyorsa suç örgüte yardım suçu değil örgüt üyeliği suçudur. Örgüte bir kere dahi bilerek yardım edilmesiyle suç oluşur.
    Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin yasadışı örgüte kesintisiz, sürekli, uzun zaman devam eden, çeşitlilik gösteren bir yardımı olmuş ve bu eylemleri belli bir yoğunluğa ulaşmışsa bu husus o kişinin örgütle organik bağ içerinde olduğuna karine kabul edilir ve örgüt üyesi olarak  cezalandırılır.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre şüpheli Mehmet Özgür SANAL'ın FETÖ/PDY terör örgütüne finans sağlama ve terör örgütüne üye olma eylemlerini işlediği anlaşılmıştır.

ŞÜPHELİ MEHMET ÖZGÜR SANAL'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 6415 SK'nun 4/1, TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    7-Şüpheli Hüdaverdi AYDOĞDU;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
    Mersin Büyükşehir Belediyesinde Belediye başkanının özel kalem Müdürlüğünü yaptığı, geçmiş tarihte Ento İlaç Mak. Müh. İnş. Peyzaş San. Tic. Ltd. şirketi sahibi Seyit ÖZANANAR Tarsus İlçesinde yapılan ihalede, irtibat sağladığından dolayı kendisine 20.000 TL verildiği, bu parayı FETÖ/PDY terör örgütüne aktardığı, şeklinde istihbarı duyumların olduğu, özel kalem bütçesine ayrılan örtülü ödenekten Örgüte Müzahir şirket olan Esilay isimli firmadan şirkete finans sağlamak için araç kiraladığı, ayrıca avukat olan eşi Zahide Azra AKIN AYDOĞDU ve kendisinin bu firmadan avukatlık vekaleti taşıdıkları,tespiti yapılmıştır.
    Müşteki Halil Tuncay OKUR'un kollukta verdiği ifadede özetle;28/12/2015 tarihinde yapılan "Mersin Büyük Şehir Belediyesi Emkek Fabrikası personel çalıştırılması " ihalesine "HTO Temizlik ve organizasyon Ltd.Şti." adına endüşük teklifi vermesine rağmen daha yüksek fiyat veren "Nurba" adlı şirkete ihaleyi ,İhale Komisyonu başkanı Tevfik DİNÇER'in vermesi nedenini sorduğunda Tevfik DİNÇER'in hangi firma ile çalışacaklarına kendilerinin karar vereceğini söylemesi üzerine ,Halil Tuncay OKUR tarafından yapılan itiraz üzerine Kamu İhale Kurulu kararı ile ihaleyi kendilerinin aldığını,bunun üzerine Mersin Büyük Şehir Belediyesi Destek Hizmetleri dairesi başkanıTevfik DİNÇER'in kendisini çağırması üzerine geldiğini ve Tevfik DİNÇER'in kendisine hitaben"her nekadar KİK te ihaleyi kazansanızda bu kararı uygulamayacağım yazık bir de harç yatırmışsınız" şeklinde söylemine karşılık Halil Tuncay OKUR'un bu hususun yasal olmadığını belirttiği bunu üzerine Tevfik DİNÇER'in "Yasa da biziz Devlette biziz" şeklinde söylemesi üzerine Halil Tuncay OKUR'un Mersin Büyük şehir Belediyesi genel sekreteri şüpheli Haluk TUNÇSU'nun yanına giderek durumu anlatttığı şüpheli Haluk TUNÇSU'nun ise özel kalem müdürü Hüdaverdi AYDOĞDU ile telefon görüşmesi yaptıktan sonra Halil Tuncay OKUR'a hitaben "Siz CHP lisininz siz bu belediyede ihale alamazsınız boşu boşuna yorulmayın " şeklinde söylediği,Halil Tuncay OKUR kendisini yaptığı araştırma sonucunda "Nurba" adlı şirketin FTÖ/PDY terör örgütü adına faaliyet yürüttüğünü öğrendiğini ve bu şirketin 4 aylık süre için 610.000TL ye ihaleyi aldığı oysa kendisinin yetkili olduğu şirketin 1 yıllığına aynı işi 1000.000TL.ye yapacakları yönünde teklif verdiğini,buna rağmen FTÖ/PDY terör örgütü adına faaliyet yürüttüğünü öğrendiği şirkete ihaleyi veren şüpheliler Haluk TUNÇSU ve Tevfik DİNÇER'in FTÖ/PDY terör örgütüne hizmet ettiğini belirterek adı geçen şüphelilerden şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
    Şüpheli Hüdaverdi AYDOĞDU kollukta avukat huzurunda verdiği ifadesinde özetle;........ FETÖ/PDY terör örgütüne hiçbir şekilde maddi yardımda bulunmadığını.  .. bu örgüte yardımcı olmak isteyen kişilere de aracı olmadığını. ESİLAY isimli şirketi, avukatlık yaptığı dönemlerde avukatlığını yaptığı için bilidiğini. Kendisinin avukatlığı bıraktıktan sonra bu görevi eşinin devam ettirdiğini. Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Özel Kalemde Kullanılmak üzere tam olarak hatırlamadığı ancak 2014-2015 yıllarında 3 ay süre ile 7 ya da 8 araç bu şirketten (FTÖ/PDY terör örgütüne müzahir iltisakı bulunan ESİLAY turizm şirketi) ihale usulü ile kiralandığını. ....   Bahsettiği (ESİLAY TURUZİM) adlı firmanın sadece 3 aylık dönem ihalesini kazandığını. Ayrıca kendisinin ve eşinin bu şirketten avukatlık ücretlerini  alamadıkları  için bu şirketin avukatlığını bırakmak zorunda kaldıklarını belirtmiştir. 
    Şüpheli Hüdaverdi AYDOĞDU’nun ikametinde yapılan aramada;
-1 Adet Samsung S4 ekranı kırık cep telefonu, bu telefona takılı avea 64 kb ibareli sim kartı,
1 Adet Samsung S5 marka 353812/06/084104/07 imei nolu cep telefonu, ve bu telefona takılı Turkcel 64 k ibareli sim kartı,
1 Adet Samsung marka NP900X40AD1TR seri nolu laptop bilgisayar,
1 Adet Otokar ibareli 2 GB Flash bellek,
1 Adet Samsung marka E2FWJJHG90F27D seri nolu 1 TB harici bellek,
1 Adet Samsung marka CE0168 seri nolu tablet,
1 Adet Acer marka LPAR0X0709111E9902000 seri nolu Laptop bilgisayar, 
1 Adet Samsung S4 367962/05/864468/3 imei nolu ekranı kırık cep telefonu, 
1 Adet IPAT marka DMPNQA68GSWQ seri nolu tablet ve tablete takılı üzerinde Turkcel 64 K 120928LK38252 seri nolu sim kartı,
1 Adet üzerinde targus marka deri tablet kılıfı ele geçirilmiş olup dijital materyallerin incelemesinin siber suçlar şube müdürlüğünde devam etmektedir.
    Değerlendirme;  Yukarıda belirtilen müşteki Halil Tuncay OKUR'un anlatımları kolluktaki ifadesinde FTÖ/PDY terör örgütüne müzahir taşıma şirketi olan "ESİLAY" adlı şirketten Mersin BŞB adına üç ay süre ile 7-8 araç kiralayarak FTÖ/PDY terör örgütüne finans sağlanmak suretiyle yardım ettiği ,Örgütle organik bir bağ içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olarak yardım fiili gerçekleştiriliyorsa suç örgüte yardım suçu değil örgüt üyeliği suçudur.Örgüte bir kere dahi bilerek yardım edilmesiyle suç oluşur.
    Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin yasadışı örgüte kesintisiz, sürekli, uzun zaman devam eden, çeşitlilik gösteren bir yardımı olmuş ve bu eylemleri belli bir yoğunluğa ulaşmışsa bu husus o kişinin örgütle organik bağ içerinde olduğuna karine kabul edilir ve örgüt üyesi olarak  cezalandırılır.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre şüpheli Hüdaverdi AYDOĞDU'nun FETÖ/PDY terör örgütüne finans sağlama ve terör örgütüne üye olma eylemlerini işlediği anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ HÜDAVERDİ AYDOĞDU'NUN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
  6415 SK'nun 4/1, TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
  02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet,  Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    8-Şüpheli Fuat KURT ;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
    YÖK Başkanlığı Hukuk Müşavirliği tarafından, İçişleri Bakanlığına gönderilen Vahap UÇAR isimli şahsın "Sayın Bakanım Efkan Ala" başlıklı, "bakanım Mersin Büyükşehir Belediyesinde çalışmakta olan Şb. Md. kadrosunda çalışmakta olan Fuat KURT bu kişi paralel yapı ile çalışan kişidir, 2012 yılında da oğlu Muhammed KURT polis yapmıştır. Bu kişi halen paralele çalışmaya devam etmektedir, bilgilerinize arz ederim” şeklinde şüpheli hakkında İhbarda bulunulduğu, şüphelinin Mersin Büyükşehir Belediyesi'nde İnsan Kaynakları Ve Eğitim Dairesi Başkanlığında İşçi İlişkileri Şube Müdürü olarak görev yaptığı, daha önce Adana ili Ceyhan ilçe Belediyesi'nde çalıştığı, (2) çocuğunun olduğu, Muhammed Egemen KURT isimli oğlunun Hatay Polis Meslek Yüksek Okulu öğrencisi iken 2013 yılında öğrencilik ile ilişkisi kesilmiş Hatay Polis Okulunda işçi olarak işe başladığı, tespiti yapılmıştır.
    Fuat KURT’un ikametinde/üzerinde yapılan aramada;
- (1) adet siyah renkli TOSHİBA marka 3940006639a seri nolu tablet bilgisayar 
- (1) adet beyaz renkli iphone A1387 model cep telefonu 
- (1) adet beyaz renkli SONY xperia cep telefonu 
- (1) adet üzerinde Akdeniz Bölge Komutanlığı arması ile sarı işleme bulunan lacivert renkli şapka 
- (1) adet B43856536G seri nolu 1 ABD doları ele geçirilmiş olup dijital materyallerin incelemesinin siber suçlar şube müdürlüğünde devam etmektedir.
     ELDE EDİLEN MALZEMELERLE İLGİLİ YAPILAN TESPİTTE; 
    TESPİT TUTANAĞI
     02/08/2016 tarihinde yakalanarak gözaltına alınan;Şüpheli Fuat KURT 'un Menteş Mah. 2507 Sokak Balkar Apt. No:27 kat:7/7 Yenişehir/MERSİN sayılı  evin de yapılan aramada elde edilen  B 43856536 G seri nolu 1 adet bir (1) Amerikan Dolarının;
    FETÖ PDY terör örgütünün kurucu ve yöneticisi M. Fethullah Gülen tarafından örgüt içerisinde faaliyet gösteren kişilerin örgüt içerisindeki hiyerarşide görevleri ve konumları ile ilgili olarak Amerika Birleşik Devletlerinden gönderdiği ya da şahısların kendilerine verdiği 1 ABD dolarının kullanıldığı bu 1 ABD dolarında ki harflerin örgüt içerisinde faaliyet gösteren şahısların “ Bereket ve işlerin yolunda gitmesi amacıyla” ve örgüt içerisindeki üyelerin konumlarını ve görevlerini gösterdiği analaşılmıştır..
    Şüpheli Fuat KURT'un müdafii hazır olduğu halde verdiği ifadede özetle;Benim kesinlikle FETÖ/PDY ile ilişki ve irtibatım yoktur. 2005 yılında kızım Özşen KURT üniversite hazırlık sürecinde Mersin ilinde bulunan o dönemde başarılı olduğunu duyduğum için Işık dershanesine gitmiştir, polislik sınavına girmiştir fakat kazanamamıştır. Daha sonra final dershanesine gönderdikten sonra 2. Yılda polisliği kazanmıştır. Oğlum Muhammed Egemen KURT da Işık dershanesine gitmiştir ancak yaklaşık 1 -2 ay süre içinde dershaneden çıkışını yaparak Final Dershanesine geçiş yapmıştır. Kızım Şuan Adıyaman ilinde Trafik Tescil Şube Müdürlüğünde görev yapmaktadır. Kızımın eşi de Adıyaman ilinde polis memurudur ancak hangi birimde çalıştığını bilmiyorum.
    İkametimde yapılan aramada elde edilen 1 ABD doları bana aittir. 2012 nisan ayında kızımın düğünü olmuştu. Düğünde oynayanlara atmak için yaptırmış olduğum 1 dolarlar vardı. Bunları kullandım. Bunlardan 1 tanesi cebimde kalmış ben de onu hatıra olarak sakladım,şeklinde beyanda bulunduğu,
    Değerlendirme;Şüpheli Fuat KURT'un yukarıda belirtilen kanıtlardan 1 ABD dolarının yapılan ev aramasında ele geçirildiği söz konusu doların,örgüt içerisindeki hiyerarşide görevleri ve konumları ile ilgili olarak Amerika Birleşik Devletlerinden örgüt yöneticisi şüpheli M.Fetullah GÜLEN 'in gönderdiği ya da şahısların kendilerine verdiği ,bu şekilde örgütsel aidiyet ve bağ kurulduğu,
Vahap UÇAR adlı kişinin ihbarında"Sayın Bakanım Efkan Ala" başlıklı, "bakanım Mersin Büyükşehir Belediyesinde çalışmakta olan Şb. Md. kadrosunda çalışmakta olan Fuat KURT bu kişi paralel yapı ile çalışan kişidir.şeklinde bildirimde bulunduğu konuları hep birlikte değerlendirildiğinde şüpheli Fuat KURT'un FETÖ/PDY terör örgütü ile bağ kurduğu ve üye olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ FUAT KURT'UN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
9-Şüpheli Aşkın GÜNAY;
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet yapılanması) faaliyetleri kapsamında; FETÖ/PYD terör örgütünün Mersin ilinde  faaliyete geçirdiği MEKADİM (Mersin Kültürler Arası Diyalog ve Düşünce Merkezi Demeği) adlı dernekte üyelik kaydının olduğu, ancak kendini gizlemek adına bu dernekteki üyelik kaydını sildirdiği, Mekadim Derneği Genel Sekreteri İsmail ELMACI bağlantılı olduğu,FETÖ/PYD terör örgütü güdümünde faaliyet gösteren okulların etkinliklerine katıldığı, terör örgütünün faaliyetlerini övücü mahiyette konuşmalar yaptığı, tespitleri yapılmıştır.
    Aşkın GÜNAY’ın evinde yapılan aramada;
1 adet Samsung marka 358476051582625/01 İMEİ nolu cep telefonu ve telefona takılı vaziyette Turkcell 64K 15003230873014 ibareli sim kart ve Sandisk 8 GB ibareli hafıza kartı
1 adet Datatraveler 4GB G3 Kingston ibareli flaş bellek
1’den 47’e kadar numaralandırılan CD-R ve DV-R
1 adet LG marka 359747050482325 İMEİ nolu cep telefonu ve bu telefona takılı vaziyette AVEA marka 89902860341698894647E12K ibareli sim kart
1 adet Samsung marka 358918057748882/01 İMEİ nolu cep telefonu ve bu telefona takılı vaziyette Turkcell ibareli sim kart ve Linkmicro SD HE 8 GB hafıza kartı
1 adet Phılıps marka AY100748010287 seri nolu Hard disk
1adet Toshıba marka YA0/57660 seri nolu Laptab bilgisayar
1 adet Toshıba marka 39H000648A ibareli tablet bilgisayar
1 adet Asus marka E30KOCY100762 ibareli tablet,ele geçirilmiş olup dijital materyallerin incelemesinin siber suçlar şube müdürlüğünde devam etmektedir.
    **02.08.2016 günü 2016/34689 sayılı soruşturma gereği gözaltına alınan ve Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından açığa alınan şüpheli Aşkın GÜNAY hakkında sosyal medya üzerinde  yapılan araştırmalar aşağıya çıkartılmıştır;
    3 Ocak 2014 tarihinde Mekadim -Mersin Kültürarası Diyalog Merkezinde- konuşma yaparken Aşkın GÜNAY isimli şahsın çekilen resminii https://www.facebook.com/mekadim33/photos/a.671806236192426.1073741828.656621081044275/671806536192396/?type=3&theater url adresinde Mekadim’e  ait Facebook sayfasında paylaşıldığı görülmüştür.
    ŞÜPHELİ AŞKIN GÜNAY'IN, MERSİN VALİLİGİNCE FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ KAPSAMINDA KAPATILAN MEKADİM İSİMLİ DERNEĞİN FAALİYETLERİNDE KONUŞMA YAPIP AKTİF ROL ALDIĞI GÖRÜLMÜŞTÜR.
    Şüpheli kolluktaki müdafii ile verdiği ifadesinde üzerine atılı eylemi kabul etmemiştir.
    Değerlendirme;Örgütün geçmiş tarihlerde Mersin ilinde  faaliyete geçirdiği MEKADİM (Mersin Kültürler Arası Diyalog ve Düşünce Merkezi Demeği) isimli dernekte üyelik kaydının bulunduğu ancak daha sonra kaydını sildirdiği, bu dernek içerisinde faaliyet yürüttüğüne dair Tespit yapılarak tutanak dosyasına eklenmiş olup,Örgüte ait okulların düzenlediği etkinliklere katıldığı,yukarıda tespit edilen fotoğraflar birlikte değirlendirildiğinde şüpheli Aşkın GÜNAY'ın FTÖ/PDY terör örgütü tarafından kurulan MEKADİM adlı derneğe üyelik kaydının bulunması ve söz konusu dernek etkinliklerine katılarak örgüt aidiyetini göstererek örgüte üye olduğu anlaşılmıştır.

ŞÜPHELİ AŞKIN GÜNAY'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md.
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    10-Şüpheli Mustafa YALIN;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığında imar işlerinde sorumlu müdür olduğu, Belediyeye ait 2/B arazileri ve yörede imara açılacak araziler üzerinde tasarruflarda bulunarak,elde ettiği Rantın bir bölümünü FETÖ/PDY terör örgütüne himmet olarak aktardığı tesbitleri yapılmıştır.
    Mustafa YALIN’ın ev ve üzerinde yapılan aramada;
    1 adet Asus marka 25502010102001400004 seri nolu Dizüstü bilgisayar
1 adet Asus marka bilgisayar kasası içerisinden S13UJIKQB08356 seri nolu hard disk
1 adet LG G4 marka 352334071497843 İMEİ nolu cep telefonu ve bu telefona takılı vaziyette Turkcell marka sim kart 
1 det LG G4 marka 359871066539439 İMEİ nolu cep telefon ve bu telefona takılı vaziyette Turkcell 64K 1307070202247 nolu sim kart
1 adet Samsung marka 353976/05/852163/08 İMEİ nolu cep telefonu 
1 adet samsung marka 356176/03/291856/5 İMEİ nolu cep telefonu ve bu telefona takılı vaziyette 1102080081016 ibareli hazır kart (sim kart) bu telefon takılı vaziyette Kingmxs12 MB micro SD hafıza kartı 
1 adet Samsung marka 357962058827536/01 İMEİ nolu cep telefonu 
1 adet Samsung marka 359041/05/538043/01 İMEİ nolu cep telefonu ve bu telefona takılı vaziyette AVEA 128 KB ibareli sim kart 
1 adet HP9Y93QBC00467X seri nolu Samsung marka diz üstü bilgisayar 
1 adet M Multia 015 ve Mersin Büyükşehir ibaresi bulunan flaş bellek
    Üzerinde yapılan aramada;
1 Adet KINGSTON marka üzerinde DTSF9 ENEL ibaresi bulunan 8 GB USB bellek,ele geçirilmiş olup dijital materyallerin incelemesinin siber suçlar şube müdürlüğünde devam etmektedir.
    Değerlendirme;Belediye içerisindeki örgüt mensupları ile birlikte hareket ederek Belediyeye ait 2/B arazilerini ve yörede imara açılacak araziler üzerinde tasarruflarda bulunarak örgüt mensuplarına müzahir iş adamlarına rant sağladığı birlikte paylaştıkları, örgüte himmet olarak aktardığı yönünde bilgiler elde edildiği,bu şekilde terör örgütüne maddi destek sağlamak suretiyle terörün finansmanı eylemini işlediği ancak,bu suçun meydana gelebilmesinin ön koşulu yardımın örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmadan yapılmasıdır. Örgütle organik bir bağ içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olarak yardım fiili gerçekleştiriliyorsa suç örgüte yardım suçu değil örgüt üyeliği suçudur.Örgüte bir kere dahi bilerek yardım edilmesiyle suç oluşur.
    Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin yasadışı örgüte kesintisiz, sürekli, uzun zaman devam eden, çeşitlilik gösteren bir yardımı olmuş ve bu eylemleri belli bir yoğunluğa ulaşmışsa bu husus o kişinin örgütle organik bağ içerinde olduğuna karine kabul edilir ve örgüt üyesi olarak  cezalandırılır.
    Yukarıda belirtilen açıklamalara göre şüpheli Mustafa YALIN'ın FETÖ/PDY terör örgütüne finans sağlama ve terör örgütüne üye olma eylemlerini işlediği anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ MUSTAFA YALIN'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 6415 SK'nun 4/1, TCK'nun 314/2, 53, 63 md.
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    11-Şüpheli Hüseyin Ozan ÇETİN; 
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
    Mersin Büyükşehir Belediyesinin Taşeron Personel Alımlarında FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir kişilere referans olduğu, Belediyenin Üniversite öğrencilerine verdiği parasal destekli yardımda terör örgütü yanlısı çocuklara öncelik verilmesinde rol aldığı,tespiti yapılmıştır.
    Hüseyin Ozan ÇETİN’in evinde yapılan aramada;
 1 Adet IPONE S5 marka 351987065011176 imei nolu cep telefonu ve bu telefona takılı Turkcell hazır kart ibareli sim kartı,
1 Adet Sony Xperia marka 359775052407487 imei nolu cep telefonu ve telefona takılı Turcell Sim plus 64 ibareli sim kartı,
1 Adet Kırmızı renkli Nokia 5230 model 351514043065502 imei nolu cep telefonu,
1 Adet Lenova marka CBG0915375 seri nolu kendi beyanına göre arızalı Laptop,ele geçirilmiş olup dijital materyallerin incelemesinin siber suçlar şube müdürlüğünde devam etmektedir.
    Değerlendirme;Mersin Büyükşehir Belediyesinin Taşeron Personel Alımlarında FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir kişilere referans olduğu, Belediyenin Üniversite öğrencilerine verdiği parasal destekli yardımda terör örgütü yanlısı çocuklara öncelik verilmesinde rol aldığı ,buşekilde FTÖ/PDYterör örgütünün stratejisi çerçevesinde örgüte yardım ederek örgüt adına suç işleyerek örgüt üyesi olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ HÜSEYİN OZAN ÇETİN'İN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2,53,63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma    
    12-Şüpheli Fatih AYDIN;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında, söz konusu terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından görevden uzaklaştırıldığı,tespiti yapılmıştır.
Fatih AYDIN’ın ikametinde/üzerinde yapılan aramada;
(1) Adet Pıetro Beratta Gardone marka X38088A seri numaralı tabanca, bu tabancaya takılı vaziyette (1) adet Şarjör, Şarjöre basılı vaziyette (15) Adet dolu fişek,
(1) Adet Acer marka 0107898349892942 seri numaralı Laptop bilgisayar,
1’den 4’e kadar numaralandırılmış CD – DVD,
(1) Adet üzerinde MEYVE RİSALESİ isimli el kitabı,
(1) Adet Nokia marka 1208 Model 351970/03/879713/9 Imei numaralı Cep telefonu,
(1) Adet Nokia Marka 1101 model 357957700/3494406/9 Imei numaralı Cep telefonu,
(1) Adet Nokia marka 3310 model 350987/20/665123/8 Imei numaralı cep telefonu,
(1) Adet CTVE Marka 304009030052958 Imei numaralı cep telefonu, bu telefona takılı vaziyette 1 GB Micro marka hafıza kartı,
(1) Adet Sony Ericson marka 35593200/4389313 seri numaralı cep telefonu,
(1) Adet LG Marka 904 NMYSH95658 seri numaralı 320 GB kapasiteli harici Hard Disk,
(1) Adet Sony Ericson marka 35462501-006242-6 seri numaralı cep telefonu, 
(1) Adet Samsung marka GT18190 model 356098/05/814012/4 seri numaralı cep telefonu, bu telefona takılı vaziyette 89902860321257571091012 K seri numaralı sim kart, aynı telefona takılı vaziyette 16 GB Hafıza kartı,
(1) Adet samsung marka GT 19515 model 355847/06/370066/5 Imei numaralı Cep telefonu, bu telefona takılı vaziyette (1) Adet 89962860395136203365E2OLTE seri numaralı sim kart, aynı telefon üzerinde Sandisk marka 32 GB Hafıza kartı,
(1) Adet General Mobil marka 4G model 251754071495276 seri numaralı cep telefonu, bu telefona takılı vaziyette (1) Adet Avea marka 64 Kb sim kart,
(1) Adet Samsung marka GTC3510 model 35945/03/637652/7 seri numaralı cep telefonu, bu telefona takılı vaziyette (1) Adet 89902860321301724274T12K seri numaralı sim kart, 
(1) Adet Fatih AYDIN adına düzenlenmiş, 099581 Seri numaralı silah taşıma ruhsatı,ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği ,rapor sonucu daha sonra dosyasına gönderilecektir.
Şüpheli kollukta müdafii huzuru ile verdiği ifadesinde "...Ben hiçbir terör örgütü içerisinde yer almadığım için, bu terör örgütü hakkında bilgiye sahip değilim. Bununla ilgili hiç kimseden bir bilgi ve görevlendirme almadım. 
Ben bu örgüt içerisinde yer almadığım için, örgütün yapılanması, mensupları kimlerdir, bilmiyorum. Büyük Şehir Belediyesi içerisinde böyle bir yapının olup olmadığını bilmiyorum şayet var ise o şahısların kimler olduğu hakkında bilgi sahibi değilim. Hatta meslek hayatımda bu konuyla ilgili bunlarla bağlantılı olan kişileri çeşitli kanallardan deşifre etmeye çalışarak ihbar ettim. Ben bu cemaatten hayatım boyunca nefret ettim hatta adı geçtiğinde bunlara küfür ettim. Bunların dershanesine gitmedim, gazetesini okumadım,  bunların hiçbir ortamında bulunmadım........Ülkemizi bu duruma getiren, birlik ve bütünlüğüne kast eden FETÖ/PDY terör örgütü ve onun aşağılık lideri olan Fethullah Gülen ile ilgili bu güne kadar ne 17-25 aralık öncesi ne de sonrası ilişki ve irtibatım olmamış, yukarıda ifademden anlaşılacağı üzere bu terör örgütü ile mücadele etmiş ve bunların mağduriyetine uğramış bulunmaktayım.şeklinde beyanda bulunarak Üzerine atılı eylemi işlemediğini belirtmiştir.
Değerlendirme;Şüphelinin FTÖ/PYD terör örgütü lider ve yöneticisi olan Fetullah gülen'i aşağılayıcı ifade kullanması örgütle bağlantısının olmadığını cemaatten nefret ettiğini ,gazetelerini okumadığını,okullarına gitmediğini belirterek inkar ettiği bu hususların deşifre olmamak için bu şeklide ifade verilmesini örgüt lideri ve yöneticisinin talimatı olduğu gözetildiğinde yasa dışı FTÖ/PDY terör örgütüne aidiyetini göstermesi nedeniyle şüphelinin FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ FATİH AYDIN'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2,53,63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    13-Şüpheli Sinan YILDIRIM;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
    15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında, söz konusu terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından görevden uzaklaştırıldığı,tespiti yapılmıştır.
Şüpheli Sinan YILDIRIM’ın ev/üzerinde yapılan aramada;
Bir Adet Nokia Marka 358616/04/729919/4 Seri Numaralı Cep Telefonu TELEFONA TAKILI
BİR ADET 64 kb İBARELİ 89902860310667478096 E12K SERİ NOLU SİM KARTI TELEFONA 
TAKILI ÜZERİNE Mikro SD ibaresi bulunan hafıza kartı 
1 adet SANDİSK marka hafıza kartı,
1 adet AVEA 64 Kb ibareli 89902860365227749287112K seri numaralı SİM kartı
1 adet üzerinde SEGATE ibaresi bulunan SID13SDL seri numaralı 1 Tb hardisk
2 adet Vestel marka 15011845 ve 10095829 seri numaralı siyah renkli tablet,ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği ,rapor sonucu dahasonra dosyasına gönderilecektir
Şüphelinin kollukta müdafi hazır olduğu halde verdiği ifadesinde özetle;...ben hiçbir terör örgütü içerisinde yer almadım. FETÖ/PDY terör örgütü hakkında hiçbir bilgiye sahip değilim. Bu örgütün eleman kazanma şekli olarak üniversitede okuduğum yıllarda Ülkü Ocaklarında bulunduğum zamanlarda cemaat adı altında toplandıklarını duyardım. Bu şekilde eleman kazandırdıklarını düşünüyorum...Ben hiçbir şekilde bu terör örgütüne maddi ve manevi  yardımda bulunmadım. Zaten dünya görüşü olarak benim fikirlerime yaşam tarzıma tamamen terstir. Benim şu an burada gözaltında bulunma sebebim, benim görev yaptığım Mersin Büyükşehir Belediye Zabıta Daire Başkanı eskiden Tarsus İlçe Emniyet Müdürü olan Yaşar AKSOY olabilir....Benim FETÖ/PDY terör örgütü ile kesinlikle bir ilişkim yoktur. Şimdiye kadar cemaatin, ne dershanesine, ne okuluna gittim. Bunların ne gazetesini, ne dergisini alıp okudum. Bu cemaate hiçbir zaman sempati duymadım. İfademin akışında da belirttiğim gibi dünya görüşüm gereği ve yaşam tarzım olarak tamamen terstir. ..Üzerime atıl olan hiçbir suçlamaları kabul etmiyorum.şeklinde beyanda bulunmuştur.
    Değerlendirme;Şüphelinin FTÖ/PYD terör örgütü ile bağlantısının olmadığını cemaate sempati duymadığını ,okullarına gitmediğini belirterek inkar ettiği bu hususların deşifre olmamak için bu şeklide ifade verilmesini örgüt lideri ve yöneticisinin talimatı olduğu gözetildiğinde yasa dışı FTÖ/PDY terör örgütüne aidiyetini göstermesi nedeniyle şüphelinin FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır.

ŞÜPHELİ SİNAN YILDIRIM'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    14-Şüpheli Murat TÜRKİLİ ;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında, söz konusu terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından görevden uzaklaştırıldığı, tespiti yapılmıştır.
Murat TÜRKİLİ’nin ev/aracında yapılan aramada;
    Ev Araması
38 Adet Cd/Dvd
130 Adet 9*19mm Çapında Üzeri Mke İbareli Dolu Fişek
1 Adet Ufuk Kitap Yayınevlerine Ait Yazarı Fetullah Gülen Olan “Din/Kent Ve Cemaat” İsimli Kitap
1 Adet Samsung Marka  “Hxmu050da/G222 İbaresi Bulunan Siyah Renkli Taşınabilirharici Bellek
1 Adet Lg/G4 Marka “359871-06-616610-0 İmei Numaralı Cep Telefonu Ve Bu Cep Telefonuna Takılı Vaziyette 4,5 Simkart 8990280395146748147 Seri Numaralı, Yine Aynı Telefona Takılı Vaziyette Üzerinde Toshiba Exceria 32gb İbaresi Bulunan Sd Kart
Araç Araması 
1 Adet Yeşil-Beyaz Renkli Kingston İbareli 2gb Flash Bellek,ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği ,rapor sonucu dahasonra dosyasına gönderilecektir.
ELDE EDİLEN MALZEMELERLE İLGİLİ YAPILAN TESPİTTE; 
FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu gerekçesi ile 02/08/2016 tarihinde yakalanarak gözaltına alınan; şüpheli Murat TÜRKİLİ 'nin, Tozkoparan Mahallesi 87051 Sokak No: 11 İç Kapı No: 6 Toroslar/MERSİN adresinde yapılan arama neticesi elde edilen; 1 Adet Ufuk Kitap Yayınevlerine Ait ALİ BULAÇ tarafından kaleme alınan Din-Kent ve Cemaat Fethullah  Gülen Örneği isimli İsimli Kitabın yapılan incelemesinde;
Bahse konu kitabın 7 bölümden oluştuğu, son 4 bölümünde ağırlıklı olarak FETÖ/PDY terör örgütü elebaşısı Fethullah GÜLEN’ in hayatına yer verildiği, Fethullah GÜLEN tarafından yazılmış olan Sonsuz Nur isimli kitap ile yine Fethullah GÜLEN’ i övücü ve sahiplenici birçok kitaptan alıntılar yaparak Fethullah GÜLEN ve örgütünün düşünce ve fikirlerini savunduğu, kitapta Fethullah GÜLEN’ den hocaefendi olarak bahsedildiği, 
Sonuç olarak, bu kitabın FETÖ/PDY terör örgütü elebaşısı Fethullah GÜLEN’ i övücü ve sahiplenici nitelikte olduğu, okuyucusuna  Fethullah GÜLEN’ in düşüncesi ve ideolojisinin benimsetmeye çalıştığı, örgüte müzahir şahısları etkileme, örgüte eleman kazandırma faaliyetlerine hizmet etmek amacıyla kaleme alındığı değerlendirilmektedir.     Düzenlenen Kitap İnceleme ve Tespit Tutanağı dosyasına eklenmiştir. 
Şüphelinin kollukta müdafi hazır olduğu halde verdiği ifadesinde özetle;..Ben şimdiye kadar bunların toplantılarına katılmadım. Gazetelerine veya dergilerine abone olmadım. Yaptıkları hiçbir etkinliğe dâhil olmadım. Bunlara görevim esnasında veya başka şekilde yardımcı, ayrımcılık gibi bir şey yapmadım. ..Bahsi geçen kitabı 2015 yılı Ramazan ayında Belediyenin kurduğu Ramazan Sokağında Düzce Belediyesine ait kitap satılan yerde almıştım. Fethullah Gülen’in yaptıklarını, gizli işlerini ortaya koyan ve bunların anlatıldığı kitap olduğunu düşündüğüm için aldım. Ancak bu tarihe kadar bu kitabı hiç okumadım.şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Değerlendirme;Şüphelide ele geçirilen kitap gerekse de FTÖ/PDY terör örgütüne üye olmadığını beyan etmesi ,gazetelerine abone olmadığını belirterek inkar ettiği bu hususların deşifre olmamak için bu şeklide ifade verilmesini örgüt lideri ve yöneticisinin talimatı olduğu gözetildiğinde yasa dışı FTÖ/PDY terör örgütüne aidiyetini göstermesi nedeniyle şüphelinin FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ MURAT TÜRKİLİ'NİN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    15-Şüpheli Sait Koralp ÖZKUT ;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında, söz konusu terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından görevden uzaklaştırıldığı,tespiti yapılmıştır.
Sait Koralp ÖZKUT’un ikametinde;
- siyah renkli kenarları yıpranmış Samsung marka 35636304043250 imei numaralı cep telefonu, 
- bordo renkli samsung marka AZNF93LB70014BL ibareli laptop bilgisayar,
- 20 adet DVD ve CD,
- siyah renkli çevresi deforme olmuş samsung marka 353812064340889 imei numaralı cep telefonu ve bu telefona takılı vaziyette avea 64 KB ibareli sim kart,
- 1 adet transcend 16 GB micro SD ibareli hafıza kartı,
- 1 adet beyaz renkli samsung marka GT-I9300 model 356633050708427 imei numaralı cep telefonu, bu telefona takılı vaziyette turkcell simplus 64 ibareli sim kart,
- 1 adet ön camı sol üst köşeden kırık çatlak beyaz renkli Asus marka tablet PC,
- 1 adet Sandisk marka SDHC kart 4 GB ibareli hafıza kartı,,ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği ,rapor sonucu dahasonra dosyasına gönderilecektir
Şüpheli Sait Koralp ÖZKUT'un müdafi huzurunda kollukta verdiği ifadesinde özetle; ...Benim öğrencilik yılları ve çalışma hayatım boyunca FETÖ/PDY ile hiçbir şekilde ilişkim ve bağlantım olmadı. Bu örgütün çalışma şekli ve yapısı hakkında hiçbir bilgiye sahip değilim.Demokratik bir sistemle iktidara gelen bir siyasi partiyi ve devleti silah zoruyla ve zorbaca ele geçirmeye çalışan hain FETÖ terör örgütünü lanetliyorum. Ayrıca bu hainler yüzünden 1 haftadır ailemden uzak kaldığım için kendilerini lanetliyorum kendilerinden davacı ve şikâyetçiyim. “ Şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Değerlendirme: Devleti silah zoruyla ve zorbaca ele geçirmeye çalışan hain FETÖ terör örgütünü lanetlediğini belirterek inkar ettiği bu hususların deşifre olmamak için bu şeklide ifade verilmesini örgüt lideri ve yöneticisinin talimatı olduğu gözetildiğinde yasa dışı FTÖ/PDY terör örgütüne aidiyetini göstermesi nedeniyle şüphelinin FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ SAİT KORALP ÖZKUT'NUN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    16-Şüpheli Mustafa Koray GÖKÇÜL;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında, söz konusu terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından görevden uzaklaştırıldığının tespiti yapılmıştır.
Mustafa Koray GÖKÇÜL’ün ikametinde yapılan aramada;
-1 Adet Samsung Marka GT-N7000 model 351823059596387 ımei nolu cep telefonu,
-1 Adet Samsung marka R52G70PSH1V seri nolu tablet,
-1 Adet POLPAD marka C504 model 31082B0692 seri nolu tablet,
-1 Adet Nokia marka 1600 model 353651013528578 ımei nolu cep telefonu,
-1 Adet toshiba marka 8GB 144914ZA257RARG31S seri nolu flaş bellek,
-1 Adet EXPER marka E5128 model NKE5128QC001C00058 seri nolu dizüstü bilgisayar ,ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği ,rapor sonucu dahasonra dosyasına gönderilecektir
Şüpheli Mustafa Koray GÖKÇÜL'ün müdafi huzurunda kollukta verdiği ifadesinde özetle; ...Benim yaşamım müddetince FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir şekilde Öğrencilik hayatım, sivil yaşantım ve 8-10 yıllık polis meslek hayatım boyunca bu terör örgütü içerisinde bulunmadım hiçbir dergisini okumadım hiç yayın organına gazetesine abone olmadım hiçbir kuruma bağışta bulunmadım para vermedim benim meslek hayatım boyunca hukuk işlerinde çalıştım..... Ben kesinlikle FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde yer almadım. Ben vatanını milletini seven memleket milliyetçisi biriyim." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Değerlendirme; Yaşamı müddetince FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir şekilde Öğrencilik hayatı, sivil yaşantısı ve 8-10 yıllık polis meslek hayatı boyunca bu terör örgütü içerisinde bulunmadığını hiçbir dergisini okumadığını hiç bir yayın organına gazetesine abone olmadığını hiçbir kuruma bağışta bulunmadığını para vermediğini belirterek inkar ettiği bu hususların deşifre olmamak için bu şeklide ifade verilmesini örgüt lideri ve yöneticisinin talimatı olduğu gözetildiğinde yasa dışı FTÖ/PDY terör örgütüne aidiyetini göstermesi nedeniyle şüphelinin FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ MUSTAFA KORAY GÖKÇÜL'ÜN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    17-Şüpheli Ali SELÇUKOĞLU;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
    15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında, söz konusu terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından görevden uzaklaştırıldığı,
Ali SELÇUKOĞLU’nun ikametinde yapılan aramada;
(1) Adet Western Digital marka SN:WMAT11619109 seri numaralı 320 GB kapasiteli Hard disk,
(1) Adet üzerinde Homatech Premium TAB7/PS marka 8 GB tablet,
(1) Adet Sayı:12242 – 29 Temmuz 2016 tarihli Güney isimli Günlük Bağımsız siyasi gazete, 
(1) Adet Sayı:2339 – 29 Temmuz 2016 tarihli Yeni Güney isimli gazete, 
(1) Adet Sayı:4324 – 29 Temmuz 2016 tarihli Mersin İmece isimli gazete,
 (1) Adet Sayı:6869 – 28 Temmuz 2016 tarihli Mersin Turkuaz isimli gazete, 
(1) Adet Sayı:3334 – 29 Temmuz 2016 tarihli Mersin Frekans isimli haber gazetesi, 
(1) Adet Nokia marka X2-01 model 356256/046455513 Imei numaralı cep telefonu,
(1) Adet Reşit HAYLEMEZ tarafından kaleme alınan Işık yayınlarına ait MÜ-MİNLERİN EN MÜMTAZ ANNESİ HAZRETİ AİŞE isimli kitap, ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği, rapor sonucu daha sonra dosyasına gönderilecektir
Şüpheli Mustafa Koray GÖKÇÜL'ün müdafi huzurunda kollukta verdiği ifadesinde özetle; ...FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde bulunmadığı için örgüt hakkında bilgi sahibi olmadığını, kendisinin örgüte ait evlerde ve yurtlarında kalmadığını, Dershanelerine gitmediğini, Öğrenci evlerini ve öğrenci faaliyetlerinin nasıl olduğu hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, kendi çocuklarını da bu dershanelere göndermediğini.... Işık yayınlarına ait MÜ-MİNLERİN EN MÜMTAZ ANNESİ HAZRETİ AİŞE isimli kitabı ne zaman aldığını hatırlamadığını, bu kitabı eşinin okuması için kadınlara yönelik olduğunu düşünerek aldığını, bir kısmını da okuduğunu, başka bir amaçla almadığını beyan ettiği,
Değerlendirme: Kendisinin örgüte ait evlerde ve yurtlarında kalmadığını, Dershanelerine gitmediğini, Öğrenci evlerini ve öğrenci faaliyetlerinin nasıl olduğu hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, kendi çocuklarını da bu dershanelere göndermediğini belirterek inkar ettiği bu hususların deşifre olmamak için bu şeklide ifade verilmesini örgüt lideri ve yöneticisinin talimatı olduğu gözetildiğinde yasa dışı FTÖ/PDY terör örgütüne aidiyetini göstermesi nedeniyle şüphelinin FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ ALİ SELÇUKOĞLU'NUN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    
18-Şüpheli Serdar ARSLAN;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
Mersin Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi olduğu, Belediyeye ait 2/B arazileri ve yörede imara açılacak araziler üzerinde tasarruflarda bulunarak, yöredeki FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir iş adamlarına Nuh Yüksel GÜNGÖR, Hakan GÜNGÖR ve Mekin Merter SALT ile birlikte hareket ederek Rant elde ettiği, elde ettiği Rantın bir bölümünü FETÖ/PDY terör örgütüne himmet olarak aktardığının tespit edildiği,
Şüpheli Serdar ARSLAN'ın müdafi huzurunda kollukta verdiği ifadesinde özetle; .. FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişki ve irtibatının  olmadığını Bundan dolayı 15.07.2016 tarihinde yapılan darbe girişimini kimin tertip ve planladığı konusunda bilgisinin olmadığını. Hiçbir şekilde himmet ya da başka bir şekilde yardımda bulunmadığını. Çocuklarını eğitim kurumlarına göndermediğini. Eğitim kurumlarının ne olduğunu bilmediğini, bu örgüte her yönüyle karşı olan biri olduğunu, siyasi görüş olarak tamamen her türlü terör örgütüne karşı olan siyasi görüşe sahip olduğunu” beyan ettiği,
Değerlendirme; Mersin Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi olduğu, Belediyeye ait 2/B arazileri ve yörede imara açılacak araziler üzerinde tasarruflarda bulunarak, yöredeki FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir kişiler ile birlikte hareket ederek Rant elde ettiği, elde ettiği Rantın bir bölümünü FETÖ/PDY terör örgütüne himmet olarak aktardığı, ,bu şekilde terör örgütüne maddi destek sağlamak suretiyle terörün finansmanı eylemini işlediği ancak,bu suçun meydana gelebilmesinin ön koşulu yardımın örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmadan yapılmasıdır. Örgütle organik bir bağ içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olarak yardım fiili gerçekleştiriliyorsa suç örgüte yardım suçu değil örgüt üyeliği suçudur.Örgüte bir kere dahi bilerek yardım edilmesiyle suç oluşur.
    Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin yasadışı örgüte kesintisiz, sürekli, uzun zaman devam eden, çeşitlilik gösteren bir yardımı olmuş ve bu eylemleri belli bir yoğunluğa ulaşmışsa bu husus o kişinin örgütle organik bağ içerinde olduğuna karine kabul edilir ve örgüt üyesi olarak  cezalandırılır.
    Yukarıda belirtilen açıklamalara göre şüpheli Serdar ARSLAN'ın FETÖ/PDY terör örgütüne finans sağlama ve terör örgütüne üye olma eylemlerini işlediği anlaşılmıştır.

ŞÜPHELİ SERDAR ARSLAN'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 6415 SK'nun 4/1, TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    19-Şüpheli Yasin ÜNAL;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında, söz konusu terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından görevden uzaklaştırıldığının tespit edildiği,
Şüpheli Yasin ÜNAL’ ın ikametinde yapılan aramada;
CASPER marka TW8TFCSE09401005 seri numaralı notebook,
samsung marka SZSMB551N124800 seri numaralı laptop,
1 adet cod-slzm CODEGEN marka harici hard disk,
1 adet siyah renkli NETPA marka flash bellek,
12 adet CD,
9 adet MKE yapımı 9 mm fişek,
1 adet LG marka 35799107040831 İMEİ numaralı cep telefonu, telefona takılı vaziyette 8990286039 seri numaralı sim kart,
Fetullah Gülen tarafından yazılmış İnsanlığına İftihar Tablosu Sonsuz Nur isimli kitap, 
2 adet ağustos 2012 ve nisan 2012 tarihli sızıntı dergisinin ele geçirildiği, ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemeleri devam etmediği,rapor sonucu daha sonra dosyasına gönderilecektir.

Şüpheli Yasin ÜNAL’ ın ikametinde yapılan aramada elde edilen malzemelerle ilgili yapılan tespitte; 
02/08/2016 tarihinde yakalanarak gözaltına alınan  Şüpheli Yasin ÜNAL'ın Limonlu Mahallesi Ecevit Sokak No: 23 İç kapı No: 1 Erdemli/MERSİN adresinde yapılan arama neticesi elde edilen; 
Görüntüleri dosya içerisinde kolluk fezlekesinde mevcut 1 adet Nisan 2012 tarihli Yıl:34 Sayı:399 SIZINTI isimli dergisi, 1 adet Ağustos  2012 tarihli Yıl:34 Sayı:403 SIZINTI isimli dergisi olduğunun tespit edildiği,  bu dergilerin NİL yayınlarına ait SIZINTI dergileri olduğu ve FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir yayın yapan dergilerden olduğu tespit edilmiştir. 
Değerlendirme; Şüpheli Yasin ÜNAL'ın evinde yapılan aramada ele geçirilen ve FETÖ/PDY terör örgütü çizgisinde yayın yapan ve örgüt üyeleri tarafından okunulan bu şekilde örgüte aidiyetini gösteren 2 adet Sızıntı dergisi ile FETÖ/PDY terör örgütünün lider ve yöneticisi Fetullah Gülen tarafından yazılmış İnsanlığına İftihar Tablosu Sonsuz Nur isimli kitap ele geçirildiği, bu şekilde şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütününü üyesi olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ YASİN ÜNAL'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    20-Şüpheli Mahmut CANATAN  ;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında, söz konusu terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından görevden uzaklaştırıldığının tespit edildiği,
Şüpheli Mahmut CANATAN'ın ikametinde yapılan aramada;
Samsung marka 358916054988311 imei numaralı cep telefonu, telefona takılı vaziyette 89902860395136 seri numaralı sim kart.
sony marka afc t3913503 ibareli cep telefonu, telefona takılı vaziyette 89902860371363268587t12 k avea sim kart,
mersin büyükşehir belediyesi meski ibareli 16 gb silver ibareli flash disk,
sn:wcayu3594411 seri numaralı 320 gb hard disk,
3 adet cd,
2 adet video kaset,
ıphone marka ıc-579c-e23808 seri numaralı cep telefonu ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği, rapor sonucu daha sonra dosyasına gönderilecektir
şüpheli mahmut CANATAN'ın müdafi huzurunda kollukta verdiği beyanında özetle; ...FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağının olmadığını, hem belediyede hem de emniyet teşkilatında bulunduğu sürece bu şahıslar ile mücadele ettiğini, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişki ve irtibatının olmadığını, FETÖ/PDY terör örgütü ile ortak noktasının olmadığını, kendisine yönelik olarak iftirayı (FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarını kast ederek) bu şerefsizlerin attığını düşündüğünü, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, bunlardan davacı ve şikâyetçi olduğunu beyan ettiği,
Değerlendirme; FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağının olmadığını, hem belediyede hem de emniyet teşkilatında bulunduğu sürece bu şahıslar ile mücadele ettiğini, FETÖ/PDY terör örgütü ile ortak noktasının olmadığını, kendisine yönelik olarak iftirayı (FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarını kast ederek) bu şerefsizlerin attığını düşündüğünü belirterek inkar ettiği bu hususların deşifre olmamak için bu şeklide ifade verilmesini örgüt lideri ve yöneticisinin talimatı olduğu gözetildiğinde yasa dışı FTÖ/PDY terör örgütüne aidiyetini göstermesi nedeniyle şüphelinin FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ MAHMUT CANATAN'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    21-Şüpheli Dalyan YALÇIN;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih, 2016/6 Esas, 2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
15/07/2016 günü FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında, söz konusu terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından görevden uzaklaştırıldığının tespit edildiği,
ELDE EDİLEN MALZEMELERLE İLGİLİ YAPILAN TESPİTTE; 
Tespit :1
DOKÜMAN İNCELEME VE TESPİT TUTANAĞI
 02/08/2016 tarihinde şüpheli Dalyan YALÇIN 'ın evinde yapılan aramada elde edilen 1’den 5’e kadar numaralandırılan dokümanların CMK. 122. Maddesine göre yapılan incelemelerinde; 
02.08.2016  Dalyan YALÇIN isimli şahsın evinde yapılan  aramada çıkan 1’den 5’e kadar numaralandırılan dokümanın incelendiğinde, çok sayıda isim ve telefon numaralarının yazıldığı tespit edilmiştir.
Tespit :2
TESPİT TUTANAĞI
 02/08/2016 tarihinde şüpheli Dalyan YALÇIN 'ın Çağdaşkent Mahallesi 93108 sokak Barajcılar  Sitesi No: 3 iç kapı no:43 Toroslar/MERSİN sayılı  ikametinde yapılan aramada elde edilen B50862242C  seri nolu ve G46003300F seri nolu 2 adet 1( bir ) Amerikan Dolarları resimlenerek aşağıya çıkartılmıştır.
02.08.2016  Dalyan YALÇIN (T.C.18778110722) isimli şahsın evinde yapılan aramada elde edilen dolarların, B50862242C  seri nolu ve G46003300F seri nolu 2 adet 1(bir)  Amerikan Doları olduğu tespit edilmiştir. 
Tespit :3
TESPİT TUTANAĞI
 Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/34689 soruşturma nolu kararına istinaden 02/08/2016 tarihinde Çağdaşkent Mahallesi 93108 sokak Barajcılar  Sitesi No: 3 iç kapı no:43 Toroslar/MERSİN sayılı adreste ikamet eden şüpheli Dalyan YALÇIN 'ın evinde yapılan aramada  FETÖ/PDY terör örgütü elebaşına ve bu örgüt güdümünde yayın yapan dergiler ve   kitap ele geçirilmiş olup, bahse konu kitap ve dergiler, resimlenerek aşağıya çıkartılmıştır.
02.08.2016 günü Dalyan YALÇIN isimli şahsın evinden yapılan aramada FETÖ/PDY Terör Örgütü güdümünde yayın yapan (4) adet Timaş Yayınları faklı tarih ve sayılarda Zaman Ailem dergisi, (4) adet faklı tarih ve sayılarda Sızıntı isimli dergi, (1) adet Nesil Yayınları Peygamberimizin Örnek Ahlakı isimli kitap, FETÖ/PDY terör örgütü elebaşı tarafından yazılan Nil Yayınları tarafından basılan Sonsuz Nur 1 isimli kitaptan oluşan toplam 2 adet kitap ve 8 adet dergi olduğu tespit edilmiştir.
Değerlendirme; şüphelinin evinde yapılan aramada FETÖ/PDY terör örgütü lider ve yöneticisinin terör örgütü üyelerine örgüte bağlı olduklarını gösteren (2) adet 1 ABD doları ele geçirildi, yine FETÖ/PDY terör örgütüne bağlı yayın evleri tarafından çıkartılan terör örgütü çizgisinde yayın yapan sızıntı adlı dergilerden ele geçirildiği,
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik unsurunun oluştuğu üç güçten yönetim gücünü temsil eden Hükûmetin ortadan kaldırılmasına veya böyle olmamakla birlikte görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edilmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suç tanımında da, Anayasa düzeninin temel organlarından biri olan Hükûmetin ortadan kaldırılmasına veya görevlerinin engellenmesine yönelik teşebbüse ait icra hareketlerini tam suç gibi cezalandırılmaktadır. 
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre 15 Temmuz 2016 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kümelenmiş ve Milli Güvenlik Kurulu Kararıyla da terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu, asker elbisesi giymiş hainler ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine darbeye teşebbüs etmek suretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işleyen FTÖ/PDY terör örgütü üyelerinin de işlenen amaç suça katıldıkları anlaşılmıştır.
Şüpheli Dalyan YALÇIN'ın  FTÖ/PDY terör örgütüne üye olma ve bu şekilde hükümete karşı suç işleme eylemlerini işlediği analşılmıştır. 
ŞÜPHELİ DALYAN YALÇIN'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 312/1, 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    22-Şüpheli İlknur DEĞER DUMAN;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
Mersin’ de Özel İdarelerin kapanması ile adı geçen şahsın Mersin Büyükşehir Belediyesine geçtiği, burada Şube Müdürü pozisyonunda olduğu, Özel İdarede görevli bulunduğu sırada, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olduğu gerekçesi ile bir müddet açığa alındığının tespit edildiği,
Şüpheli İlknur DEĞER DUMAN'ın ikametinde yapılan aramada;
- üzerinde kitaplar 31 ibareli karton kutu içerisinde 1 adet 16 nisan 2005 sayı 123 AİLEM ibareli dergi,
- üzerinde buket y odası 39 ibareli karton kutu içerisinde gri renkli CONCORD SİLVER EDİTİON model C-701/16GB ibareli tablet pc,
- 14 adet CD ve DVD,
- üzerinde buket y odası 37 ibareli kutu içerisinde siyah renkli TREKSTOR ibareli DM5133, 000001840011904 seri numaralı taşınabilir bellek ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği, rapor sonucu daha sonra dosyasına gönderilecektir
Yapılan aramada elde edilen malzemelerle ilgili yapılan tespitte; 
DERGİ İNCELEME VE TESPİT TUTANAĞI
Şüpheli İlknur DEĞERDUMAN'ın 02/08/2016 tarihinde Deniz Mahallesi 49232 Sokak Şelale Sitesi G Blok No:11G iç kapı no:9 Mezitli/MERSİN adresinde yapılan arama neticesi elde edilen; 
Tespit görüntüleri dosya içerisinde kolluk fezlekesinde mevcut 1 adet 16 nisan 2005 sayı:123 AİLEM isimli derginin ele geçirildiği,
Derginin 38 ve 39. sayfasında;
FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir yayın yapan medya araçlarından birisi olan zaman gazetesi ile birlikte satılan dergilerden olduğu, FETÖ/PDY terör örgütünün lider ve yöneticisi Fethullah GÜLEN’in fotoğraflarına, yazılarına yer verildiği,  Fethullah GÜLEN tarafından yazılan ve toplatma kararı bulunan SONSUZ NUR isimli kitaptan alıntılar yapıldığının tespit edildiği,
Şüpheli İlknur DEĞER DUMAN'ın müdafi huzurunda kollukta verdiği beyanında özetle; "... FETÖ/PDY isimli örgütle bir bağlantım olmadığından örgüt üyelerinin kendi aralarında nasıl iletişime geçtiklerini ve haberleştikleri konusunda bilgim yoktur.... Taşınırken de eşyaları sarmak maksadıyla koli ve gazete satın aldım. Evimde bulunan  dergide bu sarmak için aldığım gazetelerin arasından çıkmış olabilir. Ben kesinlikle zaman gazetesine üyeliğim olmamıştır. Bizim evimize bu gazete kesinlik girmemiştir. Bu derginin evimden çıkmış olması benim ev taşımadan önce paketlemek amacıyla toptan olarak aldığım gazetelerin içerisinden çıkmıştır. Ben 4-5 adet koli şeklinde bağlı vaziyette gazete almıştım.
Bana yöneltilen suçlamaları kabul etmiyorum. Benim FETÖ/PDY terör örgütüyle uzatan yakından herhangi bir bağlantım yoktur..." şeklinde beyanda bulunduğu,
Değerlendirme; Şüpheli evinde yapılan aramada ele geçirilen FETÖ/PDY terör örgütü lider ve yöneticisinin yazılarının bulunduğu terör örgütü ile bağlantılı derginin bulunması, ifadesinde zaman gazetesine üyeliğinin olmadığını, terör örgütü ile bağlantısının olmadığını belirterek inkar ettiği bu hususların deşifre olmamak için bu şeklide ifade verilmesini örgüt lideri ve yöneticisinin talimatı olduğu gözetildiğinde yasa dışı FTÖ/PDY terör örgütüne aidiyetini göstermesi nedeniyle şüphelinin FTÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ İLKNUR DEĞER DUMAN'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
23-Şüpheli Erkan KARAARSLAN;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
Mersin Büyükşehir Belediyesinde Danışmanlık Hizmetleri adı altında, görev yaptığı, bu kapsamda, Kendi isteği doğrultusunda Mersin Büyükşehir Belediyesine şüpheli Tevfik DİNÇER ve Fatih Murat AYDINLI’ yı yerleştirerek ihaleleri kendisinin yönetim kurulu üyesi olduğu MERULAŞ A.Ş. şirketine (adrese teslim ihale) yaptırılmasını sağladığı,  bu yolla FETÖ/PDY terör örgütüne finans sağladığı, şüphelinin 20 kez yurt dışına çıktığı ve (nereye gittiğinin tespitinin güç olması nedeniyle) bu seyahatlerinde Pegasus Hava yolunu kullandığının tespit edildiği,
Şaban DEMİRTAŞ'ın 17/08/2016 tarihinde kollukta verdiği beyanında özetle; "Ben 2014 yılında Aydın Büyükşehir Belediyesi ASKİ Genel Müdürlüğü İhale biriminde göreve başladım. Çalıştığım dönem içerisinde bazı usulsüzlüklerin olduğunu tespit ettim. Bu usulsüzlüklerin organize bir şekilde devam etmesinden ve devletin zarara uğratılmasından rahatsız oldum. Hatta bu konuyla ilgili olarak Aydın Belediyesinde usulsüzlüklerle ilgili devam eden bir soruşturmada Mülkiye Başmüfettişi Tahsin AKSU’ya detaylıca ifade verdim. Vermiş olduğum ifadelerimin ve ekinde verdiğim belgelerin arkasındayım. İşe başladığımda Erkan KARAARSLAN isimli şahıs Aydın Belediye Başkanının danışmanlığını yapıyordu. Daha sonra ASKİ Genel Müdürlüğünün açmış olduğu danışmanlık ihalesini Erkan KARAARSLANIN muhkem isimli şirketi aldı. Benim daha sonradan öğrendiğim resmiyette kendi adına kurulmamış, ancak herkes tarafından Erkan KARAASLAN’a ait olduğu bilinen BEKAD, E-YÖNTEM, GLOKAL gibi Pravan şirketler üzerinden danışmanlık işi almıştır. Bu şirketler aldığı ihalede hiçbir taahhüdü yerine getirmediği halde hizmeti yerine getirmiş gibi haksız ödemeler almıştır. Bu şahıs kendi ticari işlerini belediyede takip ettirmek, ihaleleri kendi Şirketlerinin almasını sağlamak üzere belediye bünyesinde etkili makamlara kendi adamlarının yerleştirilmesini sağlamıştır. Bu şahıslar Önder YEĞEN Eski Genel Sekreter, Ahmet Uğur CEBECİ Eski yGenel Sekreter, Bülent BOZBAŞ Genel Sekreter Yardımcısı, Vural ŞAHBENDEROĞLU Eski Genel Sekreter Yardımcısı, Nermin CANYURT Aski Genel Müdür Yardımcısı, Figen ŞENOĞLU Bilgi İşlem Daire Başkanı, Aygün KEÇECİ Destek Hizmetler Daire Başkanı, Metin ERDOĞAN İnsan Kaynakları Daire Başkanı, Hakan OLKAÇ Su Kanalizasyon İşletme Daire Başkanı ve Muharrem ŞANLI İMAR AŞ. Genel Müdürü isimli şahıslardır. Zaten bu şahısların bir kısmıyla akrabalık ilişkisi vardır. Bu şahsın Mersin İl Emniyet Müdürlüğünce FETÖ/PDY soruşturmasında gözaltına alındığını öğrenince bu şahıs ile ilgili bildiklerimi anlatmak için geldim. 
    Aydın Büyükşehir Belediyesinde bu denli Büyük çaplı yolsuzlukları yapabilecek bir insanın arkasında bir Terör örgütünün olması kaçınılmazdır. Bu şahsı sosyal medya hesaplarından yurtdışına sıkça gidip geldiğini biliyorum. FETÖ/PDY terör örgütüne maddi kaynak aktarımı yapmış ise bunu bankalar aracılığı ile değil yurt dışı gidişlerinde yaptığını düşünüyorum. Bu şahsın FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu birçok belediye personelince konuşuluyordu.  Hatta Figen ŞENOĞLU FETÖ/PDY terör örgütünün faaliyetleri ile ilgili olarak gözaltına alındığını biliyorum. Ayrıca Ahmet Uğur CEBECİ’nin de FETÖ/PDY içerisinde aktif olduğunu duydum. Aynı şahsın Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde de danışmanlık yaptığını duydum.” Şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Haldun Haşmet AYSAN’ın 16/08/2016 tarihinde kollukta alınan ifadesinde özetle; “Ben adresini verdiğim yerde ikamet ederim. Mersin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube müdürlüğünde halen gözaltında bulunan Erkan KARAARSLAN isimli şahıs tarafından  yönetilen organize suç örgütü Türkiye’ deki bir çok yerel yönetim kurumları ve kuruluşlarında FETÖ/PDY yapılanmasında olduğu gibi yapılanma gerçekleştirdikleri ve bu kurum ve kuruluşların kamu kaynakları üzerinden haksız kazanç elde ettikleri ve kamu zararına sebep oldukları gibi FETÖ/PDY kapsamındaki iş adamlarını, şirketleri, firmaları finanse ettikleri  ve bu şahıslar hakkında  örgütlü suçlar kapsamında işlem yapılması için bu yapı hakkında bildiklerimi ayrıntı olarak Mersin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube müdürlüğüne sunulmak üzere tarafımdan hazırlanan toplam 20 sayfalık yazıyı ve eklerinde bulunan belgeleri size teslim etmek istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu ve kendisinden teslim alınan ve dosya içerisinde mevcut MERSİN EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, TERÖRLE MÜCADELE ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜNE SUNULMAK ÜZERE BAŞLIKLI  Haldun Haşmet AYSAN tarafından yazılan 16.08.2016 tarihli ve Haldun Haşmet AYSAN imzalı  toplam 20 (yirmi ) sayfalık şikayet dilekçesi ve eklerinde yer alan;
Ek-1 Son 1 yılda ne yaptık başlıklı 3 sayfalık liste,
Ek-2 2014/61267 ihale kayıt numaralı 1 sayfalık  belge,
Ek-3 2015/23803 ihale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-4 2015/21855 ihale kayıt  numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-5 2015/40548 ihale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-6 2015/50342 ihale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-7 2015/26063 ihale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-8 2015/26063 ihale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-9 2015/24356 İhale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-10 2015/24177 İhale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-11 2015/38631 İhale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-12 Türkiye Sicil Gazetesi 8625 sayılı 1 sayfalık belge,
Ek-13 Resmi gazete 29129 sayılı 6 sayfalık belge,
Ek-14 Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 8681 sayılı 1 sayfalık belge,
Ek-15 Türkiye Ticaret Sicil gazetesi başlıklı 8874 sayılı 1 sayfalık belge,
Ek-16 Entegre Atık Değerlendirme  geri dönüşüm ve bertaraf tesisleri ile düzenli depolama sahası yapımı bakımı ve işletilmesi işi yaptırılacaktır başlıklı 1 sayfalık belge,
Ek-17 2014/98860 İhale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-19 2014/116655 İhale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-20 2015/26063 ihale kayıt numaralı 1 sayfalık  belge,
Ek-21 2015/23803 İhale kayıt numaralı 1 sayfalık belge,
Ek-22 Aydın Cumhuriyet Başsavcılığına yazılmış 07.10.2015 tarihli 13 sayfalık Dilekçe ve Aydın Cumhuriyet Başsavcılığına yazılmış 3 sayfalık ek dilekçe, 
Ek-23 Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 8955 sayılı 1 sayfalık doküman,
Ek-24 Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 8994 sayılı 1 sayfalık doküman
Ek-25 Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 9004 sayılı 1 sayfalık doküman
Ek-26 Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 9067 sayılı 2 sayfalık doküman
Ek-27 Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 9065 sayılı 1 sayfalık doküman,
Ek-28 Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 9098 sayılı 1 sayfalık doküman,
Ek-29 Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 9126 sayılı 1 sayfalık doküman,
Ek-30 13/03/2015 tarihli Mersin Büyük Şehir Belediyesi İç Genelge konulu 4 sayfalık belgeleri teslim etmiş olduğu,
Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2016/46239 soruşturma sırasına kayden yürütülen soruşturma dosyası içerisinde bulunan T.C. Sayıştay Başkanlığının 27/09/2016 tarih 34720 sayılı rapor kararına göre; Cumhuriyet Başsavcılığımızın mevcut 2016/34689 sayılı soruşturma dosyasında şüpheli konumunda bulunan Mersin BŞB başkanlığından genel sekreter sıfatıyla satın alma olurunu veren şüpheli Haluk TUNÇSU, yine ihale komisyonu başkanı aynı dosyada şüpheli Tevfik DİNÇER'in Mersin BŞB'si "Mali Hizmetler Daire Başkanlığına bağlı birimlerde idari ve mali sürdürülebilirlik kapsamında mali hizmetler biriminin tüm fonksiyonları için danışmanlık hizmeti alımı" ihalesinde şüpheli Erkan KARAARSLAN'ın yönetim kurulu üyesi olduğu MERULAŞ A.Ş. Ye ihaleyi verdikleri ve ödeme yaptıkları,
Yine Sayıştay raporuna göre yaklaşık maliyete teklif veren kuruluşların ve yüklenici şirket olan Mersin BŞB Mersin Ulaşım Toplu Taşıma İşletmeciliği San. Ve Tic. A.Ş. (MERULAŞ A.Ş.) yönetim kurulu üyesi olan şüpheli Erkan KARAARSLAN'ın etkili olduğu ve en önemlisi ihale konusu hizmetin zaten hiç alınmadığı yönünde güçlü bir kanaat oluştuğunu, söz konusu işe ilişkin olarak 13/02/2015 tarihinde yaklaşık maliyet belirlenirken bu tarihten sadece 13 gün önce kurulmuş (30/01/2015 tarih ve 8748 sayılı ticaret sicili gazetesinde duyurulan) ve danışmanlık konusunda yeterliliği/uzmanlığı belli olmayan "Glokal İmar İnşaat Organizasyon Eğitim ve Danışmanlık A.Ş."ne davet gönderilmesinin dikkat çekici olduğu, yukarıda uzunca ismi belirtilen ihalenin 4734 sayılı KİK ve Danışmanlık Hizmet Alımı ihaleleri uygulama yönetmeliğinde belirtilen usul ve esaslara göre iş tanımının yapılmaması, işe ilişkin sözleşme dosyasında yer alan tek isim olan şirket sahibi Osman ÇOLAK'ın anılan hizmeti verecek bilgi, deneyim ve yeterliliğinin olmaması ve buna ilişkin ihale dosyası içerisinde bir belgenin bulunmaması, ödeme emri belgeleri ekinde hizmet alımının yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması karşısında, yaklaşık maliyetin belirlenmesi ve ihalenin yapılmasında Mersin BŞB MERULAŞ A.Ş yönetim kurulu üyesi şüpheli Erkan KARAARSLAN'ın ihalenin alımında etkili olduğunun tespit edildiği, 
Söz konusu Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/46239 SR sayılı ve mevcut dosyamız içerisine onaylı örneği alınan soruşturma dosyasında MERULAŞ A.Ş.'nin Büyükşehir Belediyesi adına açtığı ihaleyi alan Glokal İmar İnş. adlı şirketin kurucusu olan Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2016/46239 sayılı soruşturma dosyasının şüpheli Osman ÇOLAK'ın müdafi huzurunda vermiş olduğu beyanında özetle; şüpheli Erkan KARAARSLAN'ın Glokal İmar İnş. İsimli şirketin mali danışmanı aynı zamanda teyzesinin oğlu olduğunu, mevcut dosyamızın şüphelisi Tevfik DİNÇER'i Mersin BŞB'ne şirketinin danışmanlık hizmeti vermeye başlamasından bu yana tanıdığını, Mersin BŞB de çalıştığını bildiğini, 2015 yılı Mayıs ayından yıl sonuna kadar makale, fikir ve düşünce ile ilgili aralarında telif hakları sözleşmesi bulunduğunu, şüpheli Tevfik DİNÇER'e bu iş karşılığında şirket hesabından aylık 20.000,00 TL para ödediğini, Mersin BŞB'ye ait MERULAŞ A.Ş.'ye verilen danışmanlık hizmetini Glokal İmar İnş. İsimli şirket adına teyzesinin oğlu olan ve MERULAŞ A.Ş.'nin de yönetim kurulu üyesi olan şüpheli Erkan KARAARSLAN'ın verdiğini, bunun dışında kendi şirketinin şüpheli Erkan KARAARSLAN aracılığıyla vermiş olduğu danışmanlık hizmetinin kimlere verildiği konusunda bilgisinin olmadığını, sahibi olduğu şirketin de şüpheli Erkan KARAARSLAN'ın sadece sözleşmeli danışmanı olduğunu, yapmış olduğu hizmet tutarının %60'ını şüpheli Erkan KARAARSLAN'a ödediğini ve şüpheli Erkan KARAARSLAN'ın MERULAŞ A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu bilmediğini, bunun dışında Sarıyer Belediyesine, Aydın BŞB'ne, Aydın ASKİ ve Aydın Efeler Belediyesine danışmanlık  hizmeti verdiğini beyan ettiği,
Değerlendirme; Yukarıda ifadeleri belirtilen Şaban KARAKAŞ, Haldun Haşmet AYSAN ve Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2016/46239 SR sayılı soruşturma dosyasının onaylı örnekleri hep birlikte değerlendirildiğinde şüpheli Erkan KARAARSLAN'ın "İhaleye Fesat Karıştırma, Edimin İfasına Fesat Karıştırma" eylemleri ile elde ettiği gelirleri FETÖ/PDY terör örgütüne aktardığı, bu aktarımlarında yurt dışına giderek götürdüğü, bu şekilde terör örgütüne maddi destek sağlamak suretiyle terörün finansmanı eylemini işlediği ancak, bu suçun meydana gelebilmesinin ön koşulu yardımın örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmadan yapılmasıdır. Örgütle organik bir bağ içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olarak yardım fiili gerçekleştiriliyorsa suç örgüte yardım suçu değil örgüt üyeliği suçudur.Örgüte bir kere dahi bilerek yardım edilmesiyle suç oluşur.
    Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kişinin yasadışı örgüte kesintisiz, sürekli, uzun zaman devam eden, çeşitlilik gösteren bir yardımı olmuş ve bu eylemleri belli bir yoğunluğa ulaşmışsa bu husus o kişinin örgütle organik bağ içerinde olduğuna karine kabul edilir ve örgüt üyesi olarak  cezalandırılır.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre şüpheli Erkan KARAARSLAN'ın FETÖ/PDY terör örgütüne finans sağlama ve terör örgütüne üye olma eylemlerini işlediği anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ ERKAN KARAARSLAN'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 6415 SK'nun 4/1, TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 11/08/2016
 U.İ.Y.M
 Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
24-Şüpheli Hüseyin VURAL;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
Şüphelinin örgütün gizli haberleşme programı olan BYLOCK programını kullandığının tespit edildiği,
Şüphelinin ikametinde/üzerinde/aracında yapılan aramada; 
1 Adet ASUS marka siyah renkli 357588062298826 ve 35758806298834 İmei numaralı cep telefonu ve bu talafona takılı 05060659446 numaralı SİM kart 
1 Adet Şahsın eşi Nurhayat VURAL’a ait Nokıa marka 355520056257653İmei numaralı telefon ve telefona takılı 05394804930 numaralı SİM kart
1 Adet Samsung marka S2DVJ9G2702388 SERİ NOLU 500 GB harddisk
1 Adet Toshıba marka GD0897945 Seri numaralı dizüstü bilgisayar
1 Adet Vertabin marka siyah renkli 16 GB flaş bellek
Mersin Büyükşehir Belediyesi amblemli beyaz not kağıdına yazılmış BAYLOK BANKASYA ibaresi bulunan ve arka tarafında G-504294 ve silinmiş 05312847057 notları bulunan kağıt parçası
Şüpheliye ait 33 D 9189 plaka sayılı araçta yapılan aramada;
1 Adet Kingston marka DTSEG ibareli 8 GB metalik renkle flaş bellek ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği, rapor sonucu daha sonra dosyasına gönderilecektir.
Değerlendirme; Şüpheli Hüseyin VURAL'ın Mersin BŞB'de itfaiye şoförü olarak çalıştığı, FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşmede kullandığı BYLOCK adlı programı kullandığı, bu şekilde örgüte aidiyetini göstererek FETÖ/PDY terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ HÜSEYİN VURAL'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 27/09/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
25-Şüpheli Hasan Serkan SARI ;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
Şüphelinin örgütün gizli haberleşme programı olan BYLOCK programını kullandığının tespit edildiği,
Şüpheli Hasan Serkan SARI'nın ikametinde/üzerinde yapılan aramada; 
1 Adet Grundıg marka 1Y5000120002230601 seri numaralı dizüstü bilgisayar,
1 Adet 8990029300845450134 seri numaralı sim kart
1 Adet Princo marka 700 MB/80 Min  “Serkan Sarı-3” ibareli CD,
1 Adet Nokıa marka 2330c modeli 520253/51/04129918 ımeı numaralı cep telefonu Ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği, rapor sonucu daha sonra dosyasına gönderilecektir
Değerlendirme; Şüpheli Hasan Serkan SARI'nın Danıştay Başkanlığının yemekhanesinde çalıştığı, FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşmede kullandığı BYLOCK adlı programı kullandığı, bu şekilde örgüte aidiyetini göstererek FETÖ/PDY terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ HASAN SERKAN SARI'NIN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 28/09/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    26-Şüpheli Cahit TAŞ;    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
Şüphelinin örgütün gizli haberleşme programı olan BYLOCK programını kullandığının tespit edildiği,
Şüpheli Cahit TAŞ'ın ikametinde/üzerinde yapılan aramada; 
1 Adet Asus marka D7NOCV37744628B seri numaralı arka kapağı olmayan dizüstü bilgisayar
1 Adet HTC marka 356821055747637 İmei numaralı cep telefonu ve bu telefona takılı vodafone marka 8990029300787603484 seri numaralı Sim Kart
1 Adet Sandisk marka 8 GB Micro SD fotoğraf makinası hafıza kartı 
1 Adet Avea marak 128 KB 89902860312937120003E14sp seri numaralı Sim Kart ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği, rapor sonucu daha sonra dosyasına gönderilecektir
Değerlendirme; Şüpheli Cahit TAŞ'ın MESKİ'de sayaç kontrol memuru olarak çalışırken 2009 yılında emekli olduğu, FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşmede kullandığı BYLOCK adlı programı kullandığı, bu şekilde örgüte aidiyetini göstererek FETÖ/PDY terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmıştır
ŞÜPHELİ CAHİT TAŞ'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 27/09/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
    27-Şüpheli Sami YALDIZ;
    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
Şüphelinin örgütün gizli haberleşme programı olan BYLOCK programını kullandığının tespit edildiği,
Değerlendirme; Şüpheli Sami YALDIZ'ın Mersin Yenişehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğünde 2005 yılına kadar taşeron işçi olarak çalıştığı ve 2005 yılında ise kadrolu işçi olarak çalışmaya devam ettiği, FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşmede kullandığı BYLOCK adlı programı kullandığı, bu şekilde örgüte aidiyetini göstererek FETÖ/PDY terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ SAMİ YALDIZ'IN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 27/09/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma


28- Şüpheli Hüseyin NAMLI; 
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
Mersin ilinde FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde faaliyet yürüttüğü, daha önce Mersin Fen Lisesi Müdürü olduğu, bu dönemde okul öğrencilerini terör örgütü güdümünde faaliyet yürüten öğrenci evlerine yönlendirdiği, daha sonraki dönemde, Mersin Büyükşehir Belediyesine Ulaşım Daire Başkanı olarak atandığının tespit edildiği,
Şüpheli Hüseyin NAMLI'nın ikametinde yapılan aramada;
LG marka siyah renkli 356418060448978 imei numaralı cep telefonu, telefona takılı vaziyette Türkcell 128 K 1230030554467 seri nolu sim kart,
1 adet sony XPERİA marka siyah renkli 4170B-PM0270 seri numaralı cep telefonu,telefona takılı vaziyette 1 adet vodafone marka 89900293007472721235247244 seri numaralı sim kart, 
1 adet 2GB micro SD hafıza kartı,
1 adet siyah renkli T50 model cep telefonu, telefona takılı vaziyette 1 adet TÜRKCELL SİMPLUS 64 ibaresi yazılı sim kart,
Casper marka bilgisayar kasası içerisinden, WESTERN DIGITAL marka WCAV10145587 seri numaralı 250 GB hard disk.
1 adet Schedule masters themastersch ibareli flash bellek,
1 adet WENTTO marka 3503547103766028 ve 350354710376036 imei numaralı çift sim kart girişli cep telefonu, telefona takılı vaziyette Türkcell simplus marka 1201110223570 seri numaralı sim kart, 
1 adet NOKIA marka 1203-2 model 354185030694054 imei numaralı cep telefonu, 
1 adet Samsung marka beyaz renkli 358534044002661 seri numaralı tablet ele geçirilmiş olup Dijital materyaller Siber suçlar şube müdürlüğüne gönderilmiş olup incelemelerin devam ettiği, rapor sonucu daha sonra dosyasına gönderilecektir.
Şüpheli Hüseyin NAMLI'nın müdafi huzurunda kollukta verdiği beyanında özetle; ... FETÖ/PDY terör örgütü ile kesinlikle ilişki ve irtibatının olmamasına rağmen gözaltına alındığını, böyle bir örgüt ile anılmaktan dolayı onurunun kırıldığını, Terör örgütü mensuplarının tespiti ve yakalanması halinde çekmiş olduğu sıkıntılardan dolayı kendilerinden şikâyetçi olduğunu beyan ettiği,
Değerlendirme; şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde faaliyet yürüttüğü, daha önce Mersin Fen Lisesi Müdürü olduğu, bu dönemde okul öğrencilerini terör örgütü güdümünde faaliyet yürüten öğrenci evlerine yönlendirerek FETÖ/PDY terör örgütüne eleman kazandırdığı, bu şekilde kendisinin de FETÖ/PDY terör örgütüne üye olduğun anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİ HÜSEYİN NAMLI'NIN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 314/2, 53, 63 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
29-Şüpheli Habibi KÜÇÜK ve Can KÜÇÜK'ün müştekilere yönelik tehdit eylemleri;
1- Şüpheli Habibi KÜÇÜK'ün Müşteki/Tanık Mustafa GARS' a yönelik eylemi;
Müştekinin vermiş olduğu beyanı ile ilgili şüpheli Haluk TUNÇSU'nun kayınbraderi olan yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüpheli Habibi KÜÇÜK tanık müşteki Mustafa GARS'ın işyerine gelerek Mustafa GARS'a hitaben “Haluk TUNÇSU’nun kayını olduğunu, ablasının kocası olduğunu, isminin Habib KÜÇÜK olduğunu, Anakara Ulucanlar, Mamak, K. Maraş illerinde cezaevinde yattığını, Haluk TUNÇSU hakkında ifade vermişsin, eğer yaptığıysa cezasını çeksin, ama öyle bir insan değil, Haluk’u tanıyor musun” şeklinde konuştuğunu bu konuşma içeriğinde ceza evlerinde yattığını belirtmesi nedeniyle, Mustafa GARS'ın şüpheli Habibi KÜÇÜK'ün sözlerini tehdit olarak algıladığını beyan ederek şikayetçi olduğu anlaşılmıştır.
2- Şüpheliler Habibi KÜÇÜK ve Can KÜÇÜK'ün Müştekiler Yaşar Celal ARSLAN ve Hasan DÜNDAR'a yönelik eylemleri;
A) Müşteki Yaşar Celal ARSLAN beyanlarında özetle; Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin KOCAMAZ'a yaklaşık 08/09/2016 tarihinden yaklaşık 8-9 ay kadar önce Fetullahçı yapılanma ile ilgili yazılı olarak bilgi verdiğini, verdiği bu bilgiler doğrultusunda 15/07/2016 tarihinde yapılan darbe girişiminden sonra şüpheliler Erkan KARAARSLAN, Haluk TUNÇSU'nun tutuklandığı, bunun üzerine Haluk TUNÇSU'nun kayın biraderi şüpheli Can KÜÇÜK'ün Haluk TUNÇSU ile ilgili kendisinin haber verdiği, bu nedenle Haluk TUNÇSU'nun tutuklandığını söyleyerek 07/09/2016 tarihinde müştekiye ait 0 533 433 79 57 numaralı GSM hattına şüpheli Can KÜÇÜK'ün kullandığı 0 507 582 61 56 numaralı telefondan arayarak müştekiye yönelik ölümle tehdit ve hakaret içeren sözler söylediğini, telefonunun şarjı bittikten sonra telefonun kapandığını, aynı gün tekrar telefonunu şarj edip açtığında şüpheli Can KÜÇÜK'ün 0 507 582 61 56 numaralı telefonundan müştekiye 07/09/2016 4 adet SMS gönderdiği. Bu mesajların; "senin peşindeyim veledi zina",  "sen zavallı bir piçsin", "ama senin a...na koyacağım", "şimdi evinin önüne gelecem. Sen paralelci ipnesin" şeklinde olduğu, (buna ilişkin müştekinin rızası ile telefonunda bulunan mesajların ekran alıntısının bir sureti dosyasına eklenmiştir)
    Müşteki Yaşar Celal ARSLAN'ı şüpheli Haluk TUNÇSU'nun diğer kayın biraderi olan şüpheli Habibi KÜÇÜK 08/09/2016 tarihinden yaklaşık 10-15 gün önce Mersin ili metropol iş merkezi civarında karşılaştıklarında "bunları hep siz veriyorsunuz. Liste vermişsiniz" şeklinde söylediği, yine belirtilen 08/09/2016 tarihinden 3 ay önce de İsmet IŞIKLAR adlı bir kişi ile şüpheli Habibi KÜÇÜK haber göndererek diğer müşteki Hasan DÜNDAR ile müşteki Yaşar Celal ARSLAN'ın belediyenin (Mersin BŞB) merdiveninden dahi çıkamazsınız şeklinde haber gönderdiğini, şüpheli Habibi KÜÇÜK'e sorduğunu, şüphelinin cevap vermediğini belirttiği ve şüpheliler Habibi KÜÇÜK ile Can KÜÇÜK'ten kendisine yönelik tehdit ve hakaret eylemlerine yönelik şikayetçi olduğunun anlaşıldığı,
B) Müşteki Hasan DÜNDAR beyanlarında özetle;  FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak eylemi ile ilgili şüpheli Haluk TUNÇSU'nun tutuklandığı, Haluk TUNÇSU'nun tutuklanmasına müşteki Hasan DÜNDAR ve diğer müşteki Yaşar Celal ARSLAN'ın Mersin BŞB'na verdikleri dilekçe ile olduğunu düşünen şüpheli Can KÜÇÜK 07/09/2016 tarihinde kendisinin kullandığı 0 507 582 61 56 numaralı telefondan müşteki Hasan DÜNDAR'ın kullandığı 0 533 211 33 78 numaralı telefonu arayarak Mersin BŞB'de düzenlenen FETÖ/PDY yapılanması ile ilgili ihbarı müştekinin yaptığını ve bundan dolayı müştekiyi öldüreceğini, ana avrat sinkaf edici hakaret edici sözler söylediği, buna ilişkin telefon ekran alıntılarının müşteki rızası dahilinde alınarak dosya içerisine konulduğu, şüpheli Habibi KÜÇÜK'de enişteleri şüpheli Haluk TUNÇSU'nun tutuklanmasına neden olarak gördüğü müşteki Hasan DÜNDAR'ı Whatsapp uygulaması üzerinden 0 539 828 84 93 numaralı telefondan göndermiş olduğu mesajda "Hasan bizim ailedeki Fetöcülerin listesini Yaşarla beraber yapın da gidelim teslim olalım Fetöcüymüşüz de haberimiz yokmuş Hasan la yaşar biliyorlarmış" şeklinde tehdit içeren yazılı ileti gönderdiği, müştekinin şüpheli Habibi KÜÇÜK'den şikayetçi olduğu,
Şüphelilerin alınan beyanlarında müştekilere yönelik eylem ile ilgili olarak üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri,
Şüphelilerin müşteki beyanları ve dosya içerisinde mevcut cep telefonu ekran alıntılarında belirtildiği şekilde şüphelilerin müştekilere yönelik atılı Ölümle Tehdit eylemlerini işledikleri anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİLER HABİBİ KÜÇÜK VE CAN KÜÇÜK'ÜN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 106/1.1.Cümle, 53 md
 SUÇ TARİHİ
 19/09/2016
 U.İ.Y.M
 Ölümle Tehdit
30- Şüpheli Mehmet TÜRKMEN; 
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih,2016/6 Esas ,2016/12 Karar sayılı kararı ile vurgu yaptığı; Örgüt yöneticileri ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri, gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin çoğunun kod isim kullandığı, üyelerin kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile üyelerinin bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu bu nedenle, "sosyal çevre araştırması" yapılması yönündeki gerekçesi doğrultusunda kollukça yapılan araştırmaya göre;
FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet yapılanması) faaliyetleri kapsamında; FETÖ/PYD terör örgütü doğrultusunda faaliyet yürüttüğü, şahsın 17 Aralık sürecinden önce örgütünün Tarsus yapılanması içerisinde faaliyet yürütmekte iken Mersin Valiliğinde görevlendirildiği, Mersin İl Demekler Müdürlüğünde şef olarak görev yaptığı, şüphelinin Mersin İl Demekler Müdürlüğü'ne örgüt tarafından özel olarak yerleştirildiği, örgütün Mersin ilinde diğer derneklerle kurmak istediği irtibata yardımcı olduğu, bu derneklerle çıkacak sorunlar ve oluşacak olumsuzluklar konusunda örgüt mensuplarına yardımcı olduğu, daha sonra Mersin Valiliği Bilgi İşlem Şube Müdür Vekili olduğu, o dönemlerde Mersin valisine ve Mersin valiliğine gelen çok gizli bilgilere rahatça erişme imkânının olduğu, şüphelinin Mersin iline geldikten sonra FETÖ/PDY terör örgütünün Mersin il yapılanmasının Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Sorumlusu/Abisi/İmamı olarak faaliyet göstermeye başladığı, Kom Şube Müdürlüğünde FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde faaliyet gösteren memurlar ile günübirlik toplantılar düzenleyerek gezi adı altında örgütsel faaliyetlere katıldığı, Kom Şubede yer alan Polis Memurları ile birlikte tekne turuna çıkarak personelin terör örgütüne olan örgüt bağlılığını artırmaya çalıştığı, Mersin Emniyeti Güvenlik Şube Müdürlüğünde çalışan bazı polisler ile de irtibatlı olduğu, 17 Aralık sürecinden sonra şahsın deşifre olması ile birlikte Mersin Valiliği tarafından Mezitli Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyetinde görevlendirildiği, daha sonra Mersin Büyükşehir Belediyesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına bağlı olarak faaliyet göstermekte olan Proje Yönetim Müdürü olarak atandığı, şahsın Mersin Büyükşehir Belediyesine atanmasının, daha önceki yıllarda Mersin ili Yenişehir Kaymakamı olarak görev yapan, tutuklu Vali Yardımcısı Eyüp Sabri KARTAL 'ın devreye girdiği, Kayseri Vali Yardımcısı iken Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne Genel Sekreter olan şüpheli Haluk TUNÇSU'nun aracılığıyla şüpheli Mehmet TÜRKMEN'e referans olduğunu,
FETÖ/PDY terör örgütünün faaliyetleri kapsamında Nevşehir ili Kozaklı ilçesinde faaliyet gösteren Roza resort thermal hotel'de 08/09/2011- 29/03/2012- 30/11/2012 tarihleri arasında eşi Ayşe TÜRKMEN ile birlikte otel kayıtlarının olduğu,
Mersin BŞB teftiş kurulu başkanlığının 11/10/2016 tarihli raporuna göre şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in Bank Asya'da aktif bir şekilde hesap hareketlerinin bulunduğunun tespit edildiği, 
Şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin tespit ve ifadeler;
1- Şüpheli Ahmet ŞAHİN'in müdafi huzurunda yapmış olduğu 29/07/2016 tarihli fotoğraf teşhisinde ve alınan beyanında; Şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in Tarsus kaymakamlığında memur olarak görev yaptığını ve Tarsus ilçesindeki tüm komiser yardımcılarının olduğu gruplardan sorumlu abi olduğunu ve Mehmet TÜRKMEN olarak teşhis ettiğini, şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in grupta sohbet yaptığını, televizyona CD takılarak örgüt lideri ve yöneticisi F.GÜLEN'in hizmet hareketinin yaptığı okullar, okullarda yapılan faaliyetlerini belirterek Türk dilini tüm dünyaya yaydıklarını anlatarak grubun sorumlu kişisi olduğunu, yine kendisine şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in FETÖ/PDY terör örgütü çizgisinde yayın yapan gazete ve dergilere abone olma noktasında baskı yaptığı yönünde beyanlarda bulunduğu,
2- Gizli tanık TERAZİ'nin Cumhuriyet Başsavcılığımız huzurunda vermiş olduğu 28/01/2016 tarihli ifadesinde; şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in mezitli kaymakamlığında görev yaptığını, ev toplantılarında ders verdiğini, Mersin KOM şubede çalışan ve yapılanmaya mensup polis memurlarının abisi konumunda olduğunu, şüphelinin 2013 yılı içerisinde Mersin KOM Şubede görevli yapılanma mensuplarını Silifke ilçesi taraflarına yat gezisine götürdüğünü beyan ettiği,
3- Şüpheli Yusuf KURNAZ'ın 27/08/2016 tarihinde müdafi huzurunda vermiş olduğu ifadesinde; şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in polis gruplarından sorumlu kişi olduğunu, kendisini grup başına sorumlu olarak atamak istediğini, kendisinin kabul etmemesi üzerine Durdu Mehmet BAYINDIR adlı polis memuru ile Mehmet TÜRKMEN'in görüştüğünü, şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in Tarsus kaymakamlığında memur olarak çalıştığı dönemde tüm komiser yardımcılarının olduğu gruplardan sorumlu abi olduğunu, daha sonra Mersin Valiliğine tayin olduğunu, sohbetlerde abilik yaptığı yönünde beyanda bulunduğu,
Şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in dosya içerisinde mevcut excel tablosundan alınan belgeye göre FETÖ/PDY terör örgütünün kullanmış olduğu gizli haberleşme programı olan BYLOCK programını kullandığının anlaşıldığı,
Şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in 15/07/2016 tarihinden sonra kaçak konumunda bulunduğu, şüpheli hakkında FETÖ/PDY "silahlı terör örgütü yöneticisi olmak" eyleminden nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden CMK 94 maddesi gereğince yakalama emrinin çıkartıldığı ancak şüphelinin henüz yakalanamadığı,
Değerlendirme; şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in yukarıda belirtilen ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan şüphelilerin ifade ve teşhisleri, gizli tanık anlatımları, gizli haberleşme programı olan BYLOCK programını kullanması, sohbet grubundaki kişilere talimat vererek onları yönlendirmesi ve sohbet grubu içerisindeki kişilere görev vermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunması, örgütsel faaliyetlerin icrasında harekete geçiren veya durduran olarak rol oynadığı gözetilerek,
Anayasayı ihlal suçu ile, anayasa düzenini ortadan kaldırma veya bu düzenin uygulanmasını önleme gibi neticelerin meydana gelmesi önlenilmek istenilmekle birlikte, suçun varlığı için bu neticelerin doğması aranmamış, eyleme salt teşebbüs edilmesi yeterli görülmüştür. Başka bir deyişle, korunan değerin önemi ve tehlikenin ağırlığı dolayısıyla, bu değerleri cebren değiştirmeye teşebbüs edilmesinin doğuracağı tehlikenin dahi cezalandırmayı gerektirdiği kabul edilmiştir. Yargıtay da bu görüşle aynı nitelemede bulunmuştur.
Suç: Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edilmesi biçiminde işlenmektedir.
Yargıtay, Anayasal düzeni ortadan kaldırmayı amaçladığı çeşitli eylemleriyle belirlenmiş bulunan kimi suç örgütlerinin amaçları doğrultusunda işlediği cebir ve şiddet içeren muhtelif eylemlerin bu suçu oluşturacağını kabul etmektedir. Örneğin kimi Yargıtay kararlarında, failin mensubu bulunduğu silahlı örgütün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasını zorla değiştirip, yerine başka bir ilkeye dayalı bir sistem getirmek şeklindeki amacına yönelik olarak gerçekleştirdiği silahlı saldırı, güvenlik güçleriyle çatışmaya girilmesi, yağma, kişinin kaçırılıp sorgulanması, araç yakma ve öldürmeye teşebbüs, eylem yapılacak kişilerin eylemi yapacak olan kişilere gösterilmesi.. v.b eylemlerin, 309. maddedeki suçu oluşturmaya yerli ve elverişli olduğu kabul edilmiştir.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre 15 Temmuz 2016 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kümelenmiş ve Milli Güvenlik Kurulu Kararıyla da terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu, asker elbisesi giymiş hainler ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine darbeye teşebbüs etmek suretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs suçunu işleyen FTÖ/PDY terör örgütü üyelerinin de işlenen amaç suça katıldıkları anlaşılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik unsurunun oluştuğu üç güçten yönetim gücünü temsil eden Hükûmetin ortadan kaldırılmasına veya böyle olmamakla birlikte görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edilmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suç tanımında da, Anayasa düzeninin temel organlarından biri olan Hükûmetin ortadan kaldırılmasına veya görevlerinin engellenmesine yönelik teşebbüse ait icra hareketlerini tam suç gibi cezalandırılmaktadır. 
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre 15 Temmuz 2016 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kümelenmiş ve Milli Güvenlik Kurulu Kararıyla da terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu, asker elbisesi giymiş hainler ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine darbeye teşebbüs etmek suretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işleyen FTÖ/PDY terör örgütü üyelerinin de işlenen amaç suça katıldıkları anlaşılmıştır.
Şüpheli Mehmet TÜRKMEN'in  FTÖ/PDY terör örgütü yöneticisi olma, bu şekilde Anayasayı ihlal ve hükümete karşı suç işleme eylemlerini işlediği analşılmıştır. 
ŞÜPHELİLER MEHMET TÜRKMEN'İN ÜZERİNE ATILI EYLEM VE UYGULANMASI İSTENEN YASA MADDELERİ
 SUÇ
 TCK'nun 309/1, 312/1, 314/1, 53 md
 SUÇ TARİHİ
 02/08/2016
 U.İ.Y.M
 Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme
Yukarıda anlatılan gerekçelere göre şüphelilerin üzerlerine atılı FTÖ/PDY terör örgütüne üye olma eylemlerini işledikleri evrak kapsamında anlaşılmakla;
İSTEK:
1-Şüphelilerin Yargılanmalarının Türk Milleti adına Mahkemenizde yapılarak,
2-Şüphelilerin üzerlerine atılı ve kanıtlanan eylemlerine uyan yukarıda değerlendirme kısımlarında ayrıntılı olarak belirtilen sevk maddeleri gereğince AYRI AYRI CEZALANDIRILMALARINA,
3-Yargılanma giderlerinin CMK 324 ve devamı maddeleri uyarınca şüphelileri ayrı ayrı YÜKLETİLMESİNE,
4-Şüpheliler hakkında TCK53.maddesi gereğince ayrı ayrı güvenlik tedbirlerine HÜKMEDİLMESİNE,
5-Şüphelilerin tutuklulukta geçirdikleri sürelerin TCK 63 maddesi gereğince ayrı ayrı MAHSUBUNA,
Karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur. 02/12/2016 
       

                                                                                             

Mersin Cumhuriyet Savcısı
                                                                                                                                                       e-imzalı 
NOT
1-657 sayılı Devlet Memurları  Yasasının 131/son maddesi   uyarınca iddianamenin  kabulünden sonra Gizlilik Kararının  kaldırılmasıyla Mersin Valilik makamına gönderilecektir.
2-Şüphelilerden ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi yapılmasını müteakip rapor ayrıca gönderilecektir.