İşte 2004 MGK'sındaki Gülen raporu

Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök tarafından 2004’te yapılan sunumda, ‘Sistemle ters düşmek yerine içten içe ele geçirici bir politika yeğliyor’ ifadeleri dikkat çekti.

İşte 2004 MGK'sındaki Gülen raporu
07 Kasım 2016 - 10:08

TBMM’de 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kurulan Araştırma Komisyonu’na sunulan, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök tarafından Haziran 2004 MGK’sına yapılan sunumda, “Hiçbir kuvvet tarafından geri adım atmaya zorlanamayacağı bir duruma ulaştığında, mevcut rejimi yıkarak yerine dini esaslara dayalı bir rejim kurma amacını ılımlı görünümü altında gizlemektedir” ifadeleri yer alıyor.

Humeyni anımsatıldı

Sunumda “Grup, ‘devlet içinde devlet’ özelliği göstermekte ve özellikle okulları, milli eğitime alternatif bir anlayışla yönetilmektedir” denilirken “Devlete karşı savaş vererek amaçlarına ulaşmanın yıpratıcı olduğunu bilerek sistemle ters düşmek yerine, onunla barışık ama onu içten içe ele geçirici bir politikayı yeğlemektedir” ifadeleri de var.

Sunumda, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkesine dönen Humeyni anımsatılarak, “İran’da şartlar hazırlandıktan sonra Humeyni’nin dönüşünün sağlanmasına benzer bir rolün Gülen için de planlanmış olabileceği değerlendirilmekte” denildi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, iktidarın, FETÖ ile mücadelede miladı Ağustos 2004 tarihli MGK kararı olarak alması gerektiğini açıklamış, dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök, hükümeti uyardıklarını ifade etmişti. Özkök’ün açıklamalarına tepki gösteren Başbakan Binali Yıldırım ise “Eski bir Genelkurmay Başkanı çıkıp diyor ki ‘2004’te uyardık.’ Ne uyardınız, karara bakıyoruz, ‘Nur cemaati ve hizmet hareketi izlenmelidir.’ Kırmızı çizgi, terör faaliyetinin başladığı gündür, o da 17 Aralık’tır. Hiç kimse eline silah almadıkça terör örgütü muamelesi göremez” ifadesini kullanmıştı.

‘Alternatif yapılanma’

İMAMLAR ŞEKLİNDE: Söz konusu grubun örgütlenme yapısı, devlete alternatif bir yapılanmadır. Bu yapılanma zirvede Gülen olmak üzere silsile yolu ile bireye kadar iner. Gülen İrticai Grubu’nun yurt içi teşkilatlanması bölge, şehir, esnafları organize eden imamlar ile ilköğretim ve lise düzeyinde öğrencilerle ilgilenen imam ve dershanelerden sorumlu rehberler şeklinde teşkilatlanmıştır.

DEVLET İÇİNDE DEVLET: Gülen İrticai Grubu ülke genelinde açmış olduğu 282 okul, 217 dershane, 250 yurt/pansiyon vasıtasıyla eğitim alanındaki faaliyetlerini sürdürmektedir. Grup, ‘devlet içinde devlet’ özelliği göstermekte ve özellikle okulları, milli eğitime alternatif bir anlayışla yönetilmektedir. Söz konusu okullarda görev yapacak öğretmenler grubun önde gelenleri tarafından seçilmektedir.

ASKERİ OKULLARA GİRİŞ: Askeri okullara giren öğrenciler hakkında yapılan güvenlik soruşturmalarında gruba ait dershanelerin sakınca teşkil etmesi üzerine, grupla özdeşleşmiş dershane isimlerinin değiştirilmesine veya askeri okullara giriş için hazırlanan bu gruba mensup öğrencilerin dershanelere kayıtsız olarak devam etmesine karar verildiği tespit edilmiştir.

İSLAM DİNİNİN TEMSİLCİSİ: Gülen, semavi dinlerin temsilcileriyle başlattığı diyalog vasıtasıyla Dünya Dinler Birliği adlı bir oluşuma zemin hazırlamakta ve İslam dininin temsilcisi temsilcisi olmayı hedeflemektedir. Grup, bu amaçları doğrultusunda ekümeniklik iddiası ile Lozan Antlaşması’nın ruhuna aykırı tavırlar sergileyerek, ülkemiz aleyhinde faaliyet gösteren Fener Rum Patriği başta olmak üzere, diğer dinlerin temsilcilerinin desteğini sağlamaya çalışmaktadır.

HUMEYNİ BENZETMESİ: Gülen İrticai Grubu’nun, Türkiye’nin sosyal, siyasal ve ekonomik koşullarına paralel olarak, yakın gelecekte en önemli dini grup olma özelliğini koruyacağı; Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında kilit bir yere sahip olan Türkiye açısından, İran’da şartlar hazırlandıktan sonra Humeyni’nin dönüşünün sağlanmasına benzer bir rolün Gülen için de planlanmış olabileceği değerlendirilmektedir.

Milliyet / Meriç Tafolar