İlker Başbuğ: 15 Temmuz'u askeri darbe olarak değerlendirmiyorum

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 15 Temmuz'u 'kalkışma' olarak nitelendirdi

İlker Başbuğ: 15 Temmuz'u askeri darbe olarak değerlendirmiyorum
01 Ağustos 2016 - 22:18 - Güncelleme: 02 Ağustos 2016 - 09:26

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 15 Temmuz'un bugüne kadar yaşanan darbelerle aynı havuzda olmadığını belirterek, "15 Temmuz'u bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum" dedi.

İlker Başbuğ, "Kanun Hükmünde Kararnameler'le (KHK) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yapısının bozulmasının doğru olmadığını ve TSK'nın yapısının zayıfladığını" dile getirdi.

Harp Okulları'nın kapatılmasını eleştiren Başbuğ, "Harp okulları Osmanlı'nın mirasıdır. Bunu Abdülhamit yapmadı. Türk ordusunun damarını kesiyorsunuz. Yapmayın bunu" ifadelerini kullandı.

CNN Türk'te yayınlanan Tarafsız Bölge programında Ahmet Hakan'ın sorularını yanıtlayan 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, darbe girişimine karşı koyan sivil ve güvenlik görevlilerinin şehit olduğu hususuna kendisinin de iştirak ettiğini söyledi.

Başbuğ, "TSK’ya sızan FETÖ unsurlarının askeri darbelerdeki gibi kendi başına bu hareketi yapmadığını" söyleyerek, “Kendilerine özgü hedef ve amaçları mı var? Dışarıdan bu hareketi yönlendirenlerin hedef ve amaçları var” diye konuştu.

15 Temmuz kalkışmasının askeri darbelere benzemediğini savunan Başbuğ, “15 Temmuz kalkışmasını bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum. Diğer askeri darbelere benzemiyor. Askeri darbe olarak tanımlanmasına sıcak bakmıyorum. Bu Gülen cemaatinin silahlı darbe hareketidir” dedi.

"Silah kullanan erler yargılanmalı"

Kandırılan erlerin darbeci kategorisine konulmaması gerektiğini ifade eden Başbuğ, fakat silah kullananların yargılanması gerektiğini de ekledi.

"AKP uyarılarımı dikkate almadı"

“Cemaatin TSK'ya sızması 70'li yıllara kadar gidiyor. Cemaatin asıl güçlenmesi Turgut Özal zamanında oldu” diyen Başbuğ, Bülent Ecevit’in de cemaate sempatiyle baktığını ifade ederek, “Erbakan rahmetlinin ise cemaatle mesafeli olduğunu görüyoruz” dedi.

İlker Başbuğ, cemaatle ilgili uyarılarının AKP iktidarlarınca dikkate alınmadığını, “Tehdit bugün bize, yarın size” dediği halde, kendilerine konuyu abarttıklarının söylendiğini ifade etti.

"Darbenin arkasında üç grup var"

Darbe girişiminin ana omurgasının Gülen Cemaati olduğunu ama toplamda üç grup olduğunu ifade eden Başbuğ, şöyle devam etti:

“15 Temmuz kalkışmasının arkasında planlayan, yöneten, kurgulayan ana isim Cemaat’tir. İkincisi büyük bir ihtimalle anında yapması gereken hareketi yapmayanlar, gecikenler, tereddüde düşenler… Bunlar cemaatçi mi hayır. Böyle bir grup da var bunların içinde. Üçüncü grup ise cemaatçi olmamasına rağmen buradan istifade etmek isteyen bazı insanlar olabilir.”

"15 Temmuz'da asıl hedef TSK'ydı"

"15 Temmuz'da dış destek vardı. Hedef Türk Silahlı Kuvvetleri'ydi."

"KHK'larla TSK'nın genel yapılanmasının bozulması doğru değil"

TSK'nin 200 yıllık yapılanmasını KHK'lerle değiştirilme ihtiyacını neden duydunuz, bunu çıkıp biri bana anlatsın. Sizin bu KHK'leri aldığınız konular TSK'nın genel yapılanmasını bozuyor. Emir komuta veya cunta darbesine yönelik önlemler alıyorsunuz. Kanun Hükmünde kararnamelerle TSK'nın yapılanmasının bozulması doğru değil."

"TSK komutası iyi sınav vermedi"

TSK komuta kademesinin de iyi bir sınav veremediğini söyleyen Başbuğ, “TSK niye tedbir alamadı, bu konu incelenmelidir” dedi. Başbuğ, darbe girişiminde yer alanlar için, “Ne olursa olsun adil yargılama olsun” dedi.

"Darbe planlanmasının basite alınacak bir durumu yok"

Darbe girişimini askeri açıdan başarılı bulup bulmadığı sorulan İlker Başbuğ, "Darbe planlamasının çok basite alınacak bir durumu yok. Çok geniş bir satha yayılmış bir organizasyonla karşı karşıyayız. Planlamayı pek hafife almayın. Ama uygulamada bazı eksikler, hatalar var mı var. Zamanın öne alınması vesaire" dedi.

"ABD, Gülen'i iade etmezse, demek ki kullanmaya devam edecek"

Başbuğ, darbe girişiminin hedefinin Türk Silahlı Kuvvetleri olduğunu, Fetullah Gülen’in kullanım süresinin bitip bitmediği sorusuna Başbuğ, “Onu zaman gösterecek, bilemem” dedi. İlker Başbuğ, “ABD Gülen’i iade etmezse demek ki kullanmaya devam edeceksiniz. Ederseniz demek ki kullanım tarihi bitti” diye konuştu. 

İlker Başbuğ, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Hududi’nin FETÖ mensubu olduğu konusunda ise şüphesi olduğunu söyledi.

İlker Başbuğ, şu an yapılan düzenlemelerin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gücünü zayıflattığını, Türkiye'nin güçlü TSK'ya ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

"Harp okulları Osmanlı mirasıdır"

Harp okullarının kapatılmasına da değinen İlker Başbuğ, "Harp okulları Osmanlı'nın mirasıdır. Bunu Abdülhamit yapmadı. Harp akademileri hayati önemdedir. Bunu anlamakta zorlanıyorum. Harp akademileri öğrencilerinin bir kısmı bu harekatın içinde yer almış. Sayın Cumhurbaşkanı'na suikast için giden özel tim mensuplarının büyük kısmı harp akademisi öğrencisi. Bu çocuklar maalesef, Cumhurbaşkanına yapılacak suikastin içinde yer almıştır. Bu kabul edilebilir bir şey değil, çıldırtıyor. Buradan hareket ederek, siz bu müesseseyi kaldırınca çözecek misiniz bu olayı. Türk ordusunun damarını kesiyorsunuz. Yapmayın bunu. Niye müesseseyi kaldırarak, bu sorunu çözebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? 

Askeri liseler kapatılıyor. Kapatılabilir mi? Yüzde yüz askeri liseler kalksın diyemem. Bana sorarsanız devam etmesinde yarar var diyorum. Askeri liselerde Türk milleti şunu bilsin, normal bir lise müfredatı neyse o olur. En iyi hali vakti iyi olanlar, çocuklarının askeri liseye gitmesini ister. Çünkü eğitim mükemmeldir. Dünya klasmanında öğrenciler var. Bu olayda Kuleli Askeri Lisesi öğrencileri işin içine girmiş ama çoğunun farkında bile olmadan olayın içine girdiğine inanıyorum. Dünyada çok örneği yok. Askeri liseleri kaldırdınız, Kuleli Askeri Lisesi Abdulmecit'in getirdiği bir lise. TSK'nın bir simgesidir. Yarın öbür gün otel yaparsanız, bizi yürekten yaralarsınız." diye konuştu.

"Kuvvetin Harp okulunun komutanından alınması olmaz"

"Harp okulları kapatılmıyor, Milli Savunma Üniversitesi rektörünün emir-komutasına bırakılıyor. Kara Harp Okulu, subay yetiştiriyor. Kara Harp Okulları, Kara Kuvvetleri'ne asker yetiştiriyor. Güvenmiyorsunuz Kara Kuvvetleri Komutanı'na, aman diyorsunuz, Harp Okulları, bunun emir komutasında olursa muzur işlemler olur, rektöre bağlıyorsunuz. Bunu polis akademisinde de yaptınız, ne oldu? Kaldırıldı. Kuvvetin harp okulunun o kuvvetin komutanından alınması olmaz. Kuvvet komutanları bu olaya karışmadı, ne günahı var?"

Dünyada askeri hastaneler yok mu? Var tabii ki. Şimdi diyorsunuz, GATA'da asker var, cemaate sızmaları önleyemedi. Sağlık Bakanı cemaat sızmalarını önlemiş mi ki? Askeri hastane ihtisas ister. Birliklerde doktorlar var. Bu da Osmanlı, askeri tıbbıyedir. Bu pek kabul görecek bir nokta değil. 

Gelelim jandarmanın İçişleri Bakanı'na bağlanması. Bu olabilir. Doğru mudur diye sorarsanız, ben tereddütlüyüm. Ama örneklere bakalım, jandarma zaten eğer siz jandarmanın bölgesini polis yaparsanız, gereği kalmaz. Jandarma polisin olmadığı yerde, polis görevi yapan kuvvettir. Jandarma ordu içinde mi kalmalı, bakanlık içinde mi kalmalı? Jandarma olmasaydı, Türk Silahlı Kuvvetleri terörle mücadelede başarılı olamazdı. Jandarma subaylarının hakkını ödeyemeyiz. Tipik örnekler mi, İtalya. Kime bağlı, Silahlı Kuvvetlere bağlı. Orduda da bir numaradır. Fransa, bize çok benzer. 2009 yılına kadar ordunun parçasıydı, İşişleri Bakanı'na bağladılar. Ama şimdi tartışıyorlar, yanlış mı yaptık diye."

"YAŞ'ın yapısının değişmesindeki amaç sayısal üstünlüktür"

Eski Genelkurmay Başkanı, YAŞ yapısı konusunda da şunları söyledi: Adalet Bakanı'nın YAŞ'la ne ilgisi var anlamadım. YAŞ da tarihi bir kurumdur. YAŞ'ın görev ve yetkisi nedir biliyor musunuz? YAŞ tayinlerle ilgilenmez. Terfiler tartışılır. YAŞ'ın tayinler konusunda yetki ve sorumluluğu yok. Terfiler bir de görev uzatmaları. YAŞ'ta Adalet Bakanı ne yapacak? Dışişleri Bakanı ne yapacak, anlamıyorum. İçişleri Bakanı düşünülebilir. Bu yapılanma, MGK yapılanmasının aynısı. Amaç ne, sayısal üstünlük. Sivil üyelerin sayısı artıyor. Terfide siz elinizi kadırdığınız zaman, sizin dediğiniz olur. YAŞ'ın yapısının değişmesindeki amaç sayısal üstünlüktür. 2012-2016 dönemi sorgulanmalıdır. Bazı arkadaşlarımız listeler verdik, dikkate alınmadı diyorlar. Terfi listesini koyuyorsunuz, bugün tutuklananların listesini koyuyorsunuz yüzde 70'lere oranla aynı isimler. Bunun hesabı sorulmayacak mı? Sorulmalı. Desinler ki, bize verdiler ama inanmadık, desinler. Ortada somut bir olay var. 100'ü geçti general-amiral tutuklamaları. Bu bilgiler verildi de, işlem yapılmadıysa ortada vahim bir durum var."