TAHSİN GÜZEL

TAHSİN GÜZEL


SİZE Mİ KALDI BU MEMLEKET MESELESİ?

27 Mart 2017 - 09:37

Gazetecilik kamu göreviymiş ve bu sorumlulukla yapılmalıymış, iyi de bizim ülkemizde böyle mi yapılıyor? Geneli tenzih ediyorum ama İzmir de kamu edebiyatı yapan bazı akıllı gazete tüccarları ve meşhur kalemleri böyle yapmıyor!

Bunlar ki milli ve manevi değerlerin sözde tek sahipleri, kanaat önderleri! Dahası etkili mayaları da var, her yere tutuyor, gölü bırakın deniz-deryayı tutuyor. Her kurumdan izzeti ikramı, reklamı alınca kamu yararı şirket yararına dönüşüyor; para olunca şan-şöhret sahibi de oluyor birden ağa paşaya dönüşüyorlar. Sonunda adı da gazetecilik oluveriyor.

Gömleğinin astarı olmayanlar kamu yararını düşünerek görevini yapmaya çalışıyor, çalışıyor da başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmiyor. Dolayısıyla ne ağası oluyor ne de paşası…  Adliyelerde ömür tüketiyor. Allahtan bu ülkede hala adam gibi hâkim Savcılar var da paçayı kurtarıyor.

Aralarındaki fark birileri yanlış yapanlardan kamu adına hesap soruyor; diğerleri dost olup sahip çıkıyor. Sahip çıkanlar izzeti, ikramlar yanında çuval dolusu para karşılığında reklam alıyor, diğerleri reklamdan ikramdan faydalanmak bir yana dayaktan zor kurtarıyor kendini…

Bu güne kadar ulusal bazı gazete ve dergiler başta olmak üzere birçok yerel ve internet gazetesinde yazdım, yazarlığım akıllı gazetelerde çok çok sürmese de… 

Uyanık akıllı gazete ve televizyon tüccarları, üç beş yazı ve televizyon programından sonra çeşitli bahaneler üretiyorlar. Nedir yazdığım konu? İlgi ve ihtisas alanım olan kamu niteliğinde kurulmuş Esnaf teşkilatları, Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifleri ve Belediyelerdeki keyfi uygulamalar. Yani Türkiye’nin kangren haline olmuş yolsuzluk ve kanunsuzlukları. Bu konular ki kulaktan dolma bilgiler değil bizzat şahit olduğum ve belgeleri elimde olan konulardır. Devleti yakından ilgilendirdiği gibi “İki milyon” esnafla birlikte top yekûn milleti de ilgilendirmektedir.

Bu güne kadar yazdığım gazete sayısı on beşin üstünde, katıldığım televizyon sayısı da sanırım bir o kadar. Uyanık gazete ve televizyon sahipleri Sayın Güzel senin gibi araştırmacı ve konuya vakıf olan aynı zamanda da cesur yürek yazarlara ihtiyaç var, gazetemin başköşesinde senin yerin; televizyonumuzun kapısı sana açık lütfen bu konuları nakış gibi işleyelim ve kamuoyunu bilgilendirelim derler. Üç beş yazım yayınlanıp, üç beş programda konular anlatılamaya başlayınca işler değişir. Belgeler ellerine geçer, benim orada yazarlık ve program sona erer, yazılarımın yayınlanmaması bir yana nakış gibi işlenecek konunun muhatapları o gazetelerin manşetlerinde, televizyonlarında kıytırık haberlerle vücut bulur, yolsuzluk yapanlara methiyeler düzülür. 

Tüccar gazetelerin isimleri yerin dibine batsın! Bu mahalde kamu yararı sevdalıları kervanda da olup da yayına ara veren ve yahut kapanan bir çok gazete var örneğin, Ege Manşet, Ege Haber, İş Dünyası ve Üretici Gazetesi gibi basılı gazeteler ile birlikte üç de ayrı internet gazetesi var, maalesef bu gariplerin de analarından emdikleri süt burunlarından gelmiştir.

Hala Donkişot olan ve yazılarımı yayınlayanlar var; bunlar dayak yerler, adliyede yargılanırlar, her türlü siyasi ve hukuki baskıya maruz kalırlar ama benim gibi akıllanmazlar, hâlbuki tüccar gazetecileri örnek alsalardı yatları da olur katları da…

Kötü komşu mal sahibi yaparmış belki akıllanırlar. Sırasıyla hala yazmaya devam ettiğim gazetelerin adı, Ege Lobisi, Gündem Otuzbeş, Gaze-temiz ve Ege Ekspres…

Bunlar ki akıllı abilerinden hiç ders almamışlar, belediyelerdeki kanunsuz uygulamaları, Esnaf Teşkilat ve Esnaf Kefalet Kredi Kooperatiflerindeki yolsuzlukları yazıyorlar, sözde kamuoyunu bilgilendiriyorlar, size ne kardeşim bu memleketin derdi sizi mi gerdi!?

Size ne A Belediyesindeki imar yolsuzluğu, Esnaf Birliği Uhdesinde bulunan fakir fukara esnafın ortağı olduğu Tedarik Şirketleri BESAŞ’taki yolsuzluktan, Esnaf Kefalet Kooperatiflerinin başındaki beylerin elli altmış bin lira maaş almasından?

Dostlar yayınlanan yazılarımın konusu benzer olsa da içerik farklı oluyordu ancak referandum bitinceye kadar, gazetecilerin başına gelenleri yazmak olacak. Aynı konuların başka bir yerlerde yayınlanmaması şartı olsa da dört yere de aynı yazıyı göndereceğim bir ay ben de tüccar yazar olmak istiyorum dolayısıyla bu süreçte uymuyorum kurallara...

Ege lobisi sahibi olan gazeteci arkadaşım Ahmet Kaplan, ulusal bir gazetenin ege bölge temsilcisi iken bu gün yargıya intikal eden tarihin en büyük teknik yolsuzluğu olan garip esnafın ortak olduğu BESAŞ konusunu manşet vermişti; takdiri teşekkürü bırakın başına gelmeyen kalmadı.

Gündem Otuzbeş’in sahibi gazeteci Ertan Yıldız, kamu adına İzmir de pazar yeri vurgunu ve bazı belediyelerde yapılan usulsüzlükleri kaleme aldığı için yediği dayak, aldığı tehdit yetmemiş, fincancı katırlarını ürküttüğü namlı şanlılar sayesinde tutuklanarak ceza evine girmiştir. Umarım bundan sonra meşhur olur! Akıllanır…
Gaze-temiz’in sahibi Nivent hanımefendi bazı belediye ve kamu kurumlarında yapılan usulsüzlük ve imar konusundaki tespitlerini kamuoyu ile paylaşıp adliyeye intikal ettirdiği için aldığı tehdit ve bazı kartondan kabadayıların hakaretine maruz kalmıştır. Başına bazı işler gelmesin diye orada yazmaya ara verdim.
Ege Ekspres gazetesinin sahibi Mutlu Tuncer’in bazı otorite gazetecilerin gazetecilik erkini kullanarak imara aykırı saraylarına ilişkin yazısı ve kamu nitelikli Esnaf Birlik ve Esnafın Şirketi BESAŞ’tan söz konusu kişilerin aldığı kıytırık ödülü tanıtım adına maya tuttu. ABD Doları bin lira iken üç yüz elli bin dolar reklam ücreti almalarını eleştirdi diye bu davranışı ceza evine girmedi de uzun süre gözaltında kalmasına yetti.

Bakın kamu adına gazetecilik yapmanın bedeline!!! Şahsen ben onlarca davaya muhatap oldum, kaldı ki bu güne kadar yazdığım her konu belgeli, iddia ettiğim her konu,  devletin ilgili kurumlarınca tespit edilmiş ve adliyeye intikal etmiş konulardır. Mağdur olan söz konusu bu gazetecilerin dile getirdiği çoğu konunun kaynağı ben ve elimdeki belgeler!

Bu serüven bir hayli dikkat çekici. Takipte kalın…