TAHSİN GÜZEL

TAHSİN GÜZEL


İŞLEM TAMAM!

11 Temmuz 2018 - 23:14

Seni başkan yaptırmayacağız dediler, O, başkan oldu.

Muhtar dahi olamazsın dediler, O, başkan oldu.

Erdoğan, 12 Aralık 1997’de davet üzerine gittiği Siirt’te miting sırasında “Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker” mısralarını okumuştu.

Öte yandan Siirt’teki konuşmasında, “her devrin Firavun ve Nemrutları olduğunu, bunun karşısına çıkacak Musa ve İbrahim’lerin engelleri aşarak pislik dolu yolları temizleyeceğini” söylemiş ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılanmaya başlanmıştı. Sonuçta mahkeme, 21 Nisan 1998 tarihinde Erdoğan’ın “halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçunu işlediği gerekçesiyle 1 yıl hapis cezasına çarptırdı.

O oldu, şu oldu, bu oldu… Nihayet 24 Haziran 2018 ve %52.6 irade ile başkan oldu. 

Bir çırpıda hükümet kuruldu ve bakanlar yeminini etti, görev teslim törenleri derken devletin mesai başlamış oldu.

Ya eski düzen, hele birde koalisyon günleri olsaydı neler olacaktı?

Asker ya da asık suratlı bürokrat kökenli bir Cumhurbaşkanı hükümeti kurmaları için parti liderlerini kabul edecek, parti liderleri kendi aralarında istişareler yapacak, en az oyu alan parti diğerlerine kök söktürecek, seçmenleri için ‘arpalık’ isteyecek.

Hükümet programı hazırlanacak, okunacak, lehte aleyhte konuşmalar, kavgalar derken iş güven oylamasına gelecek. Güven oyu alırsan ne ala, alamazsan her şey sil baştan…

Ben başbakan, sen bakan sen şu derken aylar geçecek, elbette her zaman olduğu gibi bu kısır döngüde ülkeyi bürokratlar yönetecek. Onlar için bakan gelmiş gelmemiş hiç önemi yoktu, nasıl olsa bir dalga dubara ile bakanları kendi dümen sularına getirirlerdi, bizde ülkeyi oy verdiğimiz siyasetçiler yönetir sanırdık.

Tabi olarak askerde kendi işini bırakıp olanları izler ve herkes acaba ordu ne der diye gözlerini dört açar kulaklarını gelecek sese çevirirdi, asker karışmadan olur mu hiç?

Peki, 24 Haziran’dan sonra ne oldu?

Kapalı kapılar ardında iş bitirmeden, kulisler yapılmadan yok, motel buluşmaları yok milletvekili transferleri falan filan olmadan hoop her şey bir kararname ile bitti…
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile bakanlık sayısı 16’ya indi, bakanlıklar birleşti, idari işlerin görev tanımları yapıldı ve devlet çoktan mesaisine başladı bile.

Bu arada müzmin muhalefet CHP ise hala protesto mesaisi içerisinde. Allah aşkına sizin başka bir işiniz yok mu? Sizin derdiniz ülkeyi değil CHP’yi yönetmek. Kapalı devre televizyon yayını gibisiniz, kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz. Dokuz seçimdir yenilgilerinizi iç kavgalarla, kurultaylarla kamufle etmeye çalışıyorsunuz.

Genel başkanınız yenileceğini kabullenmiş, başka birisini (M.İnce) Cumhurbaşkanlığına aday gösteriyor. Rakibiniz Recep Tayyip Erdoğan ise çoktan kararnameleri hazırlamış, bakanları dahi kafasında belirlemiş, sadece neticeyi bekliyor.

Sahi ya, sizin şu 'Merkez Türkiye' vizyonuyla oluşturmayı düşündüğünüz, Anadolu'ya 'mega kent' kurulması ve 2.2 milyon kişiye iş imkanı sağlamayı vaat ettiğiniz projeniz ne oldu? Zira Sayın İnce hiçbir mitinginde ve programında bundan bahsetmedi de bizde merak ettik.

Vallahi laf para yapsaydı,,, hitapları güzel çok güzel konuşan değer verdiğim Orhan Boran ve Halit Kıvanç Türkiye’nin değil dünyanın en zengin adamı olurdu, bu mahalde ben de zenginler arasında yer bulurdum, boş lafı bırakın icraata bakın, proje üretin...