TAHSİN GÜZEL

TAHSİN GÜZEL


HAYDAN GELEN HUYA GİDER!

05 Şubat 2017 - 23:00


 

Benim ihtisas alanım; kamu nitelikli esnaf teşkilatlarındaki saltanat sürdüren ve yolsuzluk yaptıkları halde kamuoyu önüne çıkıp merkez cami imamı rolü üslenen ve her fırsatta esnaf adına fetvalar veren, malumlar ama; bugün yeni anayasa ve bu yasayı bahane ederek bir kaşık suda fırtına koparanlar olacak konum… 

“Haydan gelen huya gider” sözü, günlük hayatımızda, kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar anlamını yükleyerek kullandığımız bir sözdür.

Bu ülke haydan gelmedi ki huya gitsin... Ayrıca kolay da elde edilmedi... Her karış toprağında ecdadın kanı vardır; Hayırcılar haydan’cı, Evet’çiler huydan’cı da değildir...

Referandum yapılır halk kararını verir; ‘Hayır’ da çıksa, ‘Evet’ de çıksa herkes buna saygı gösterir, birinin diğerini aşağılama, diğerine hakaret etme hakkı da yoktur. Bu davranış ikna etme yöntemi hiç değildir! Her fert istediği gibi kararını verir...

Bir avuç azınlığın, ihtilallerle demokrasiyi askıya alıp halk iradesini hiçe sayarak hazırlattıkları ve silahın gölgesinde halka sundukları anayasaya bu güne kadar nasıl uyulup/uygulandıysa, halkın yüzde altmış beşinin iradesiyle tecelli etmiş siyasetçilerin ittifakıyla hazırlanan bu yasa da halka sunulacak bunun kararını da halk verecektir... Hayır çıksa da uyulacak, evet çıksa da uyulacak ve uygulanacaktır...

Hal böyle iken sosyal medyaya bakıyoruz, bazı beyinsizler bu milleti kamplara bölecek öyle edepsiz sözler sarf ediyor ki, neredeyse milletin % 65’i hain ilan edilip, devleti satmakla suçlanıyor.

Hazırlanan on sekiz maddelik bu anayasa, haydan gelen huya gider sözüyle çelişiyor. Yaratılan her canlının yaratıcısı Allah, demokrasilerde kanunların hazırlayıcısı Meclis, kararı verecek olan da halktır, halk yoksa devlet de yoktur. Aslında Hay’ dan Gelen Hu’ya gider, cümlesinin aslı Yüce Mevla’mızın “Hayy” ve “Hu“ sıfatları, doğan her canlının Allaha döneceği düşüncesidir.

“Haydan gelen huya gider” sözüne bambaşka anlamlar yüklendiği gibi; bazı zümreler de, hazırlanan bu yasaya farklı anlamlar yüklüyor. Ülke elden gidecekmiş sanılıyor ve öyle lanse ediliyor; sonuç olarak Evetçi hain, Hayırcı ise vatan kurtarıcısı ilan ediliyor.

Bu anayasa da halk eliyle devlete dönecek, devletin bekası, milletin huzur ve istikrarı için kullanılacaktır.

Kanaatimce 1960 ve 1980 ihtilali Anayasa'larından daha kötü olmayacak, eksikleri olsa da icrada kim iktidar olursa olsun hizmet açısından elini güçlendirerek, halk iradesinin gücünü artıracaktır; felaket tellalcılarının düşündüğünün aksine…

Halkı kamplara bölmeye, kargaşa yaratmaya çalışanları anlamak mümkün olsa da; siyasileri anlamak pek mümkün değil. Ana muhalefet partisi genel başkanı ve bazı vekilleri komisyon çalışmalarına katılıp katkıda bulunmak yerine, bu yasa kan dökmeden çıkarılamaz, asarız keseriz niteliğindeki ifadeleri büyük bir talihsizliktir, ayrıca bazı felaket tellallarında cesaretlendirmektedir…

Bu beyler demokrasiden söz edip halk iradesini her fırsatta dile getirirken ne oldu da AK Parti ve MHP’nin aldığı % 65 oy, CHP’nin yüzde % 25 oyundan daha değersiz görülmeye başlandı.

Kendi görüşlerini haklı gören başkalarının görüşlerine saygı göstermeyen kesimin aktörü Sayın Kılıçdaroğlu, katıldığı bir TV programında bu anayasa ile ilgili; “Bu yasa çıkmaz! Nedeni ise bu halkın seçtiği milletvekilleri ikinci sınıf vatandaş olacak, onun için halk buna müsaade etmez” diyor, milletvekillerini seçen bu halk anayasayı onaylarsa ne olacak?

Milletvekilleri ve Hayırcılar ikinci sınıf, Evetciler birinci sınıf vatandaş mı olacak?

Değişmesi istenmeyen mevcut sistemde noter Cumhurbaşkanı bütün atamalarda hükümetin uygulamalarına imza atar ama hiçbir sorumluluğu yoktur dahası verdiği kararlardan dolayı da yargılanamaz. On sekiz maddelik bu yasada ise tam tersine attığı her imzadan olduğu gibi icraatlarından da sorumludur.  Yasanın içeriğinden bihaber felaket tellallarının göz ardı ettiği de budur.

Devlet, Cumhuriyet, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milletvekilli hepsi halk için vardır ve halkın üstünde değildir; demokrasinin gereği, ‘hayır’ çıkarsa ‘evet’ çiler, evet çıkarsa ‘hayır’ cılar uyacaktır ve saygı gösterecektir. Ben ‘Evet’ çiyim ve ‘Evet’ diyorum, ‘Hayır’ diyenlere de saygı duyuyorum. Hiçbir ferdin bu düşüncemden dolayı beni eleştirmek adına çizmeyi aşma hakkı yoktur. 

Her fırsatta ‘düşünce özgürlüğü’ kavramını bize hatırlatanların kendisi gibi düşünmeyeni hainlik ve yalakalıkla suçlamaya hakkı yoktur. Bizler, CHP grup toplantısında kürsüden cüppesiyle konuşan, Ankara Tandoğan meydanında yine cübbesiyle ‘ordu göreve’ pankartı taşıyan, güvenlik kuvvetlerimizin terörle mücadelesini sekteye uğratmak için ‘barış bildirileri’ imzalayan akademisyenleri de gördük. Eğer ortada hain ve yalaka akademisyen arıyorsanız tam da bunlardır. 

Deniz Gezmiş'in idamına, milletvekillerinin büyük kısmı ‘Evet’ demiş ya da çekimser kalarak gizliden gizliye bu idamları onaylayan, şimdilerde ise Deniz Gezmiş’i anan; 900 milyon dolar miras bırakan merhum Fidel Castro’ya hala ‘emekçi’, ‘halkçı’ , ‘özgürlükçü’ ve ‘devrimci’ diyecek kadar pusulasını şaşırmış bir CHP’nin bizlere ne ‘EVET’i ne de ‘HAYIR’ı anlatmaya hakkı yoktur!