TAHSİN GÜZEL

TAHSİN GÜZEL


BU NASIL KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRIDIR?

11 Şubat 2018 - 11:10

2017 yılının başlarında bir rapor yayınlanmıştı. Rapor özü itibariye kamuoyuna şöyle bir bilgi veriyordu: 2017 yılı itibariyle Sayın Cumhurbaşkanına son altı yılda hakaret gerekçesiyle 3 bine yakın dava açılmış. Bu sayı Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu günden bu yana tüm cumhurbaşkanlarının açtığı hakaret davalarının toplamından bile fazla. Kaldı ki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açmış olduğu hakaret davalarının içeriği bakımından bir eşi benzeri dahi yok.

Üstelik hem diktatör dediler hem de hakaret edip saldırdılar…

Belki hatırlayanınız olacaktır, ANAP genel başkan yardımcısı merhum Ekrem Pakdemirli yine merhum Demirel’e bırakın aile efradını sahsının adını dahi vermeden sadece “Çankaya’daki Şişman” tanımlaması yaptı diye tam 100 bin lira tazminat ödemeye mahkûm edilmişti.

Oysa günümüzde bırakın siyasetçiyi ciğeri beş para etmez STK temsilcileri, sözde aydın entel dantel sanatçı bozuntuları, gazetecisi, televizyoncusu bil cümlesi koro halinde üstelik ima ile değil adını dahi vererek Devletimizin Cumhurunu ve aile efradını Anayasada geçen “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.” Ve “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” maddelerine sığınarak ve sanki hakaret etme hakkı verilmiş sanarak bu edepsizlikleri yapıyor.

Bunun gibilere de haklı olarak Sayın Cumhurbaşkanı davayı açıyor.

Buraya kadar anlattıklarım düşünce özgürlüğüyle tanımlanamayacak düpedüz hakarete maruz kişileri savunmak içindir.

Birde başlarını kuma gömüp, temsil ettikleri kurumların (örneğin Oda, Birlik ve benzeri STK’lar) gayri meşru uygulamaları yanında kurum kesesinden yaptıkları hovardalıkları, kanunsuz uygulamalarını eleştirip yazdığım için kişilik haklarına saldırı yapıyormuşum, bu nedenle de davalar açıyorlar…

Ey kendilerini kral sanan zevatlar, başta esnaf olmayan ve oturduğu koltuğu fiili işgal eden İzmir Birlik Başkanı! Korumana ve himayene aldığın ve onlarca disiplinsiz işlere teşebbüs ettirdiğin Birlik disiplin kurulu Başkanın aynı zamanda, İzmir Ayakkabıcılar Odası başkan olan zat size sesleniyorum.

Açtığınız o davalardaki hangi iddialar kişilik haklarınıza saldırıdır? Sizler hesap verebilirliğin zorunlu olduğu makamları işgal ediyorsunuz, yaptıklarınızdan ötürü üyelerinize, kamuoyuna ve siyasi erke açıklamada bulunmak zorundasınız. Bunu da öyle 15-20 dakikada mikrofondan okuyarak yapamazsınız. Yüreğiniz yetiyor ise bana cevap verirsiniz.

Yönelttiğim isnatları beğenmiyor ve kabul etmiyor isen Anayasadan kaynaklanan bir hakkın var, düzeltme ve cevap hakkını kullanırsın, olur biter…

Ben boş adam değilim, tecrübeliyim, bilgimi edindim, belgelerimi topladım ve buna dair kanaatlerimi kaleme aldım, gerektiğinde de kamuoyuyla paylaşırım. Bilgi edinme, kanaat ve ifade özgürlüğü düşünce özgürlüğünü oluşturur.

O kadar hassassanız başta idarecilik yapmayacaksınız yapacaksanız da kural ve kaidelere uyacaksınız, kanunsuz işler yapmayacaksınız, yapmaya devam ederseniz, hani şu dayandığınız Anayasanın ilgili maddelerine dayanarak ben de yazıyor ve sizleri eleştiriyorum hatta eleştirmekle de kalmıyorum, işlediğiniz suçlar nedeniyle, Devletin her birimine suç duyurusunda bulunuyorum.

Kamu ihalelerine ihtisas kurumu olarak bilirkişilik raporu veren bir Odanın başkanı, nasıl olurda İzmir Belediyesinden ayakkabı ihalesi alır? Kanunen bir engelde olmasa ahlaken uygun değildir.

Dahası Belediyeden ayakkabı ihalesi almış bir firma Belediyeye verilmek üzere ürettiği ayakkabıya, emsaline uygun olup olmadığı raporunu veren Odaya on bin lira bağışta bulunur? Ta Antakya’daki ihale işlerini yapan bir firma, Odayı yahut başkanını çok mu sevdi de bu bağışı yaptı?

Belediyenin elektronik ortamda duyurduğu ayakkabı ihalesini, organize olmuş bir sitede bir anonsla duyursan olmaz mıydı? Kaldı ki zorunlu aidatlarını ödemeyen esnafı adeta teşhir edercesine saat başı anons yaparak aidatlarını istiyorsunuz…

Kanunen bir engel olmasa da kamu kurumu niteliğinde bir kurumun başkanı olarak etikliğe ve ahlaka uymayan bu ihaleyi almanı eleştirmek hangi kişilik haklarına saldırıdır?

Baktın ki Antakyalı bir firma ihaleyi almış, başkanı olduğun odaya da olur raporu için on bin lira yapıyor, oh ne güzel; Ballı kaymaklı ekmek kadayıfı…

Esnafa attığın havalardan da haberim var. Tüm Belediye Başkanları senin arkadaşınmış, esnaftan tepki gelince hemen topluca bir mesaj, mesajı alan bazı firmalar Odaya gelince sen odaya üye değilsin, senin ekonomik durumun buna elverişli değil gibi ifadelerle savuşturuyorsun.

Bunu eleştirmek ve kamuoyunu bilgilendirmek mi kişilik haklarına saldırı?

Dahası da var, 1999 yılında İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile müşterek mesleki eğitimlerin verildiği okulda seçildiğin 2014 yılından bir yıl sonra eğitime son verildi. Oysa Belediyeden aldığın ayakkabı ihalesini (tam 25 bin çift) bu okulda piyasa bedelinin çok altında yaptırdın. Özel imalathane olarak kullanılan bu okula Birlik başkanının İzmir Kalkınma Ajansının yönetiminde olması hasebiyle bir milyon liraya yakın Devletin parasını aktarmasının yanı sıra daha çok yazacaklarım olacak…

Vicdan ve izan sahibi olan Devletin bütün kurumlarının bu konunun üstüne gitmesini, yapılan yanlışların hesabının sorulmasını kamuoyu adına buradan talep ediyorum etmekle kalmıyor buradan yazmak suretiyle ilgili bütün kurumlara bir zat suç duyurusunda bulunuyorum.

Unutulmamalıdır’ ki benim hiçbir kişinin ticaretiyle özel hayat ve şahsıyla hiç bir işim olmaz, ancak göreviyle ilgili yanlış görürsem yeri ve kariyeri ne olursa olsun kamu adına işim olur hesap da sorarım. Yazıma konu muhataplara tespit ettiğim yanlışları kamuoyu adına sormaya ve buradan yazmaya devam edeceğim…