AK PARTİ ESNAF "BARON"LARINI TANIMIYOR MU?
TAHSİN GÜZEL

TAHSİN GÜZEL

AK PARTİ ESNAF "BARON"LARINI TANIMIYOR MU?

10 Aralık 2018 - 17:31

Türkiye yıllarca seçim sathına girildiği zaman bol keseden atma ev ve araba anahtarı dağıtma, diğer partiler ne veriyorsa biz iki kat daha fazla veririz modası yaratma, sivil toplum örgütlerini de kral yapma yöntemleriyle ömür tüketti. Dünya aya giderken Türkiye yaya gitmeyi seçti, zaman zaman demokrasiden vazgeçti ta ki Ak Parti iktidar oluncaya kadar.

Ak Parti iktidar oldu ama uzun zaman her konuda muktedir olamadı, "irtica geliyor laiklik elden gidiyor", "Cumhuriyet kaldırılacak şeriat gelecek" safsatasıyla epey bir uğraştı... Bu süreçte devletle kaynaştı halkla uzlaştı, kendini bu toplumun efendisi sanan bir kısım zümreyle uzlaşamasa da…

Zaman içinde hem iktidar hem de muktedir olundu, birçok gelenekleri yıktı, siyasi hafızalardan sildi, alışkanlıklar terk edildi, kendini hükümetlerden üstün gören sözde sivil toplum örgütlerine de 2005 yılında haddini bildirdi, idareciliği iş edinmiş sivil toplum örgüt başkanlarına siyasi yasak getirdi. Bu, Ak Parti hükümetinin ülkemiz açısından yaptığı en doğru ve en önemli bir hizmet olarak tarihe geçti.

2005 yılına kadar tabuları yıkmak için mücadele veren aynı Ak Parti ne yazık ki, temsil ettikleri kitlelere hizmet değil şahsi izzet ve ikballeri için çalışan, işsiz aşsız idareciliği iş edinmişlere tekrar seçilme haklarının verilmesi için bir çaba içine girdi.. Ramazan Can, Yusuf Başaran ve Recep Özer gibi üç Ak. Parti milletvekili hangi akla hizmet ediyorlar ise bilinmez TBMM bir önerge vererek bu engeli kaldırmak için devreye girdi...

Bu kurumlarda mafya düzeni hakimdi ve hala hakim, seçilme şartlarını taşımayan işsiz idareciliği iş edinmişlerin kanunlara kılıf uydurarak seçildikleri, Ülke genelinde de en az % 50'nin esnaflıkla bir alakası ve ticari bir faaliyetlerinin olmadığı, sadece maliye kaydı açık olup kagıt üzerinde esnaf göründükleri bir gerçekken...

Önerge veren Kırıkkale, Yozgat ve Isparta milletvekilleri bir iş yapacak ve 2 milyon esnafın duasını alacaklar ise, 300-500 idareciliği iş edinmişlere kıyak geçmek için değil zorunlu aidatla kaz gibi yolunan “İki “ milyon esnafın hakkını arasınlar, ayrıca zorunlu aidatın yanında işlem ve evrak gelirleri ile birlikte bir Bakanlığın bütcesine eş değer bütçelerin kimler için harcandığını araştırıp gerçekleri görsünler...

  1. Sayın Cumhurbaşkanımız farkında mı bilmiyorum ama maalesef o günlere bir dönüş ‘dün dündü bugün bugündür’ü bir özleyiş olduğunu yanlıştan da doğru bulunmaya çalışıldığını, yanlış üstüne yanlış yapılmaya çalışıldığının farkında değildir sanırım.

Ne zaman unutuldu bu zümrelerin krallıklarından söz eden, saltanatlarına dil uzatan, ideolojilerine ters düşen hükümetleri yıktıkları, Türkiye’nin ‘silahsız kuvvetleri’ olarak bırakalım Refah Yol hükümetine karşı yapılanları, 2004’de sayın Cumhurbaşkanının kendisine hitaben ‘Başbakana Mektup’ başlığıyla bütün gazetelere ilan verip bazı platformlarda kürsüye çıkarak sizi Başbakan yaptırmayacağız dediklerini.

Söz konusu "Beşli Çeteyi" ülkemizde otorite yapan, sivil toplum örgütleri yöneticilerini siyaset sahnesine dönüşlerinin yolunu açmak bu ülkeye yapılacak en büyük kötülük olacaktır, malum bazı partilerin arka bahçesi olacak, bazı örgütlerin iştahını kabartacaktır...

Beşli çetenin en basit esnaf teşkilatları ve esnaf kefalet kredi kooperatiflerinin bütçesi bir bakanlığın bütçesine eşdeğerdir... Türkiye’de en lüks saltanat ve en yüksek maaşlar da buradadır.

Kanunla aidat toplanılan bir esnaf teşkilatı yöneticisinin kendi kuruluşuna hayrı yok ki millete olsun… Kartvizit taşımaktan gayrı bir hevesi olmayan, sırf bunun için esnaf teşkilatı seçimlerine hazırlanandan yerel yönetimde ne gibi bir performans bekleyebilirsiniz?