Üniversiteler Özgürmüş (!)
MUZAFFER BEKEN

MUZAFFER BEKEN

Üniversiteler Özgürmüş (!)

15 Ekim 2018 - 20:48

Tarih 14 Ekim, Erdoğan, Kayseri Erciyes Üniversitesinde akademi açılış yılında konuşuyor “Türk üniversitelerinin en özgür… dönemini yaşadıklarını biliyoruz” yanlış okumadığınız aynen böyle diyor ve devam ediyor “Türkiye’nin tüm renkleri, zenginlikleri üniversitelerimizde olmalıdır” dedikten sonrada ekliyor “terörü kutsamadığı sürece ne kadar aykırı olursa olsun üniversitelerimizde kendilerine yer vardır.”

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; “terör” kavramı ülkemizde ne yazık ki muhalif olmakla eşanlamda kullanılmaya başlandı. İktidarın politikalarına karşı sesinizi çıkardığınızda ya terörist ya da vatan haini olmakla hemen suçlanır olundu. Bu yüzden “terör”ün ne olduğu anlaşılmaz hale getirildi. Barış isteyen akademisyenlerin başına gelenler henüz daha belleklerden silinmedi, hepsi akademiden atıldı, birçoğu da tutuklandı.

Terörist” diye “terör örgütü” diye kavramlar icat edildi. “Terörist” veya “terör örgütü” olmaz.

Evet, olmaz.

Sağcı olsun, solcu olsun, dinci olsun, devrimci olsun hiç bir eylemci, hiçbir örgüt sadece terör eylemleri uygulayarak mücadele etmez. Ancak çeşitli mücadele yöntemlerinin yanında terör eylemlerini benimseyip uygulayan örgütler vardır.

Bu nasıl ayırt edilir?

Korku, panik, gelecek kaygısı yaratan eylem biçimleri terör eylemleridir. Ayırt edici tanım budur. Barış için açıklama yapmak, savaş veya operasyonlar dursun diye bildiri imzalamak terör eylemi veya terörü kutsama değildir. Terörü övmek, örneğin Ankara 10 Ekim katliamını meşru göstermek veya yüceltmek, yine kendilerine Kürdistan Özgürlük Şahinleri diyenlerin Ankara ve İstanbul’da bomba patlatarak insanların ölümüne neden olan eylemleri meşru göstermek, yüceltmek, eylemciyi kahramanlaştırmak terörü övmektir. Bu tarz eylemler terör eylemleridir ve şiddetle karşı çıkılmalıdır.

Terör kavramına kısaca açıklık getirdikten sonra üniversitelerin özgürlüğüne değinelim.

OHAL ilanından bugüne kadar kaç akademisyen üniversitelerden atıldı?

Bakalım, atılanların sayısı kaçmış?

OHAL kapsamında çıkarılan kararnameler ile toplan 2 bin 830 akademisyen üniversitelerden atılmıştır. Bu atılanların hepsi Fetö denilen örgütlenmenin “üyeleri” değildir. Hiçbir zaman Fetöcü olmayacak, Fetö düşüncelerine yakınlığı olmayanlarda muhaliflerde atılmışlardır.

Özgür üniversitede akademisyenin atılıp atılmayacağına iktidar değil, üniversitenin ilgili kurulu karar verir.

Bugün Türkiye üniversitelerinde demokratik özgür üniversite kriterlerinin hiç biri yoktur.

Mali ve yönetim olarak iktidardan bağımsız olmayan akademik özgürlüğü bulunmayan üniversiteler özgür değildirler.

Türkiye’nin bütün üniversiteleri iktidara biat etmiş durumdadır. İktidara ters düşecek hiçbir konuda bırakın araştırma yapmayı düşünce dahi açıklayamaz duruma getirilmişlerdir.

Üniversite değil ama yine bir devlet kurumu olan Ankara Tabiat ve Tarih müzesinden canlılara dair bilgi panolarında bulunan “evrim” kelimelerinin üstü kapatılarak “gelişim” yazılmıştır. Al sana özgürlük!!!!

İslam Türk ideolojisi bilim insanlarını sevmez ve her fırsatta onları itibarsızlaştırır, bu ideoloji sahiplerine bilim insanları değil âlimler gereklidir. Bilimciler ile âlimciler arasındaki en önemli farkta, bilimciler nesneler üzerinde çalışırlar, âlimciler ise bilimcilerin nesneler üzerinde elde ettikleri bulguları sulandırıp dini imgelerin kanıtlandığını iddia ederek dini referansla her şeyi değerlendirirler.

Akademisyenlerin kendi rektörlerini dahi seçemedikleri üniversitelerde özgürlük vardır denilebilinir mi?

Akademisyenine bile güvenmediği için ona seçme hakkı tanımayan anlayışın “milli irade” söylemi inandırıcı olur mu?