Üçüncü Havaalanı İşçilerinin Direnişi
MUZAFFER BEKEN

MUZAFFER BEKEN

Üçüncü Havaalanı İşçilerinin Direnişi

17 Eylül 2018 - 14:57

Kendini gazeteci sanan Fatih Altaylı “4 yıl 3 aydır gıkını çıkarmadan çalışan işçiler, açılışa 5 hafta kala ‘ayaklandılar’ hem de sudan sebeplerle” (Haber Türk, 16. 09. 2018)

Saray beslemesi Türkiye gazetesi de “Havalimanında Gezi Filmi” manşetiyle çıkıyor. Ve üst başlığı da “Ayaklanma için bu defa işçileri kışkırtılar.” Şeklinde oluyor.

Gerek F. Altaylı, gerekse de Türkiye gazetesi mantık aynı “komplo bunlar” İşçilerin canı cehenneme!

Kayıtlı 31 bin işçinin çalıştığı ve çok büyük bir direnişin yaşandığı eylem saray beslemesi televizyonlar ve gazetelerde ne yazık ki haber olamıyor.

İslami Yeni Osmanlıcılık kapitalizmin ideolojisidir. Bu ideolojinin en önemli temsilcisi de Erdoğan’dır.

Türkiye’de vahşi kapitalizmi aratmayan uygulamalara tanıklık ediyoruz.

Türkiye adeta kaçak işçi cennetidir.

Atmışlı yıllarda mücadele ile kazanılmış birçok işçi hakları 12 Eylül darbeci generaller tarafından kuşa çevrilmiş, sonrası gelen hükümetler tarafından kullanılmaz hale getirilmiştir.

Sendikal örgütlenme ve grev neredeyse olanaksız durumdadır. Bir işyerinde çalışan işçilerin çoğunluğu sendikaya üye olsa bile burjuvazinin itirazının sonuçlanması için yaklaşık iki yıllık bir süre geçmesi gerekmektedir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açıkladığı 2018 yılının Ocak ayı rakamlarına göre bugün Türkiye’de toplam 13 milyon 844 bin 196 işçi bulunmaktadır. Bu rakamların kayıtlı olan işçileri kapsadığını belirtmek istiyorum. Kaçak işçiler bu sayıya dahil değildir. Sadece 4 milyona yakın Suriye’linin bulunduğunu ve bunların dörtte birinin çalışabilir olduğu varsayımından hareket edersek, diğer ülkelerden örneğin Ermenistan, Afganistan, Irak gibi gelenler ile birlikte yaklaşık bir milyon kaçak çalışanın olduğuna ulaşabiliriz.

Ermeni diasporasına kızan Erdoğan 2010 yılının Mart ayının 16’sında ne demişti “Bakın benim ülkemde, 170 bin Ermeni var; bunların 70 bini benim vatandaşımdır. Ama 100 binini biz ülkemizde idare ediyoruz.” Ülkemize yasa dışı yollardan gelmiş 100 bin Ermeni yaşamlarını devam ettirebilmek için her halde çember çevirmiyorlar, bir yerde, bir işte çalışıyorlar.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2018 yılında sendikalara üye işçilerin toplam sayısının 1 milyon 714 bin 397 olduğunu açıklamıştır. Bu rakamda işçi sayısının ancak yüzde 15’ine tekabül eder.

Üye dağılımları şöyledir;

Türk-iş 925 bin 39

Hak-iş 615 bin 301

Disk 149 bin 187

Birlik iş 381

Tüm-iş 336

Bağımsız sendikalara 24 bin 153

Hak-iş üyelerinin yaklaşık üçte biri belediye işçilerinden oluşmaktadır. Hizmet-İş’e üye sayısı 251 bin 122’dir. Bunu özel olarak belirtmenin nedeni Hizmet işe üyelik AKP’li belediyelerin bir lütufudur.

Türkiye’de en az sendikaya üye olunan alan inşaat sektörüdür. İnşaat sektöründe İnsan-İş, Devrimci Yapı İş ve Pak İnşaat İş olmak üzer üç sendika faaliyet gösteriyor. Bu sendikaların toplam üye sayıları 2014 yılında 740, 2015 yılında ise 564’tür. İnşaat sektöründe çalışan işçilere oranı yüzde 0.08’dir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yardımcısı Halil Etyemez’i 2018 yılında yaklaşık 2 milyon işçinin inşaat sektöründe çalışmakta olduğunu belirtmiştir. Demek ki resmi rakamlara göre her 5 işçiden biri inşaat sektöründe çalışmaktadır.

En çokta “iş kazaları” inşaat sektöründe olmaktadır. Olan aslında iş kazası değil cinayettir. Çünkü bütün önlemlerinin alınmış olmasına rağmen, önceden ön görülmeyen bir nedenin meydana getirdiğine kaza denir. Ama ülkemizde ne yazık ki kazaya neden olacak ya hiç önlem alınmamakta ya da çok az önlem alınmaktadır. Evet, Türkiye’de “iş kazalarında” en çok ölümler inşaat sektöründe olmaktadır.

Örneğin;

2015 yılında 184 işçi

2016 yılında 442 işçi inşaat sektöründe yaşamını yitiriyor.

Üçüncü hava limanı inşaatında kayıtlı 31 bin işçi çalışmakta olduğunu belirtmiştim. Çalışma koşulları oldukça ağırdır. Havalimanı bitirilip 29 Ekim’de açılışının yapılabilmesi için işçiler 12 saat çalıştırılmakta, sigortaları asgari ücretten ödendiği için maaşlarına ilişkin artı para elden ödenmektedir. İşçilerin bir kısmı inşaat alanındaki koğuş denilebilecek kötü koşullarda kalmakta, bir kısmı da yetersiz sayıdaki servisler ile balık istifi inşaata taşınmaktadır. Bu yolculuk ortalama iki saat sürmektedir.

Üçüncü havalimanı inşaatında resmi olarak 27 işçinin “iş kazası” sonucunda yaşamını yitirdiği açıklanmıştır. Ölümlü “iş kazasının” çok daha fazla olduğu söylenmektedir.

İnşaat İş Örgütlenme Sekreteri Yunus Özgür “İşçi ölümleri normalde zaten gizleniyor. 3. Hava limanı gibi dışarıya tamamen kapalı bir yerde kesin bilgiye ulaşmak çok zor” diyordu.

Hafriyat kamyon şoförü C. “Havalimanı işçi mezarlığıdır. Bugüne kadar 400 işçi öldü. Anadolu’dan gelen işçilere ise para verilerek susturuldu” diyor, bunları 12 Şubat 2018’de Cumhuriyet gazetesinden Mehmet Kızmaz’a söylüyordu.

Direnişin olduğu günlerde jandarmanın gece baskınıyla koğuşları basılarak gözaltına alınan 500 işçi ve diğer işçiler ne istiyor?

İşçilerin istekleri 15 maddeden oluşuyor.

– Eyleme katılan işçiler işten atılmayacak. Habersiz işten atılanların işe iade edilsin

– Servis sorununun çözülsün

– Yatakhaneler ve lavabo banyo temizliklerin düzenli yapılsın, tahtakurusu sorununun çözülsün

– Revir personelinin işçilerle ilgilensin, gerekli sağlık malzemelerinin temin edilsin, aşağılayıcı, ukala gibi davranılmasın

– Maaşların tamamı hesaba yatırılsın, elden maaş ödemesi yapılmasın

– Geçmişe dönük ödenmeyen ücretler ödensin

– İşçi ve formenler aynı yemekhanede yemek yesinler.

– Sorunlara sebep olan İGA yetkilileri görevden alınsın

– Basın karşısında maddeler okunsun

– İş cinayetleri çözülensin

– 6 aydır maaş alamayan arkadaşlara memlekette ödemeler yapılsın

– Yatak, yemek ve bayram ikramiyesi verilsin

– Serviste geçen süre mesai olarak kabul edilsin

– Selim Öztürk, Azerbaycanlı ekiplerin başındaki kişi mağduriyet yaratmıştır. İşten çıkarılsın

– İşçi kıyafetleri verilsin

(Duvar, 16 Eylül 2018)

Bu istemleri haklı değil mi?

Oldukça insani ve haklı olan bu taleplerin yerine getirilmesi gerekirken jandarmanın biber gazı ile saldırması ve 500 işçinin gözaltına alınması iktidarın nerede durduğunu, kimden yana olduğunu sanırım açıklıyordur.