Milli Maç sonucuyla Tahran sonucu aynı
MUZAFFER BEKEN

MUZAFFER BEKEN

Milli Maç sonucuyla Tahran sonucu aynı

10 Eylül 2018 - 09:41

Böyle başlık mı olur diyenler vardır şüphesiz. Millilerin maçını izlerken ve üzücü şekilde sonuçlandığına tanıklık yaptığım akşam bir yandan da Tahran zirvesi ile ilgili haber ve yorumları okuyordum. Erdoğan ile Putin’in karşılıklı “ateşkes” konuşmalarını okuyunca benzer bir sonuç oluştuğunu gördüm.

Olay şu:

İran televizyonunun canlı yayınladığından liderlerin haberi yoktu rivayetini bir kenara bırakırsak son anda Erdoğan’ın “ateşkes” talebine özellikle Putin’in verdiği yanıt ve buna destek çıkan Ruhani’nin tavrı.

Ruhani, Putin ve Erdoğan 12 maddelik basın bildirisi üzerinde konuşuyorlar. Sanırım Erdoğan son anda bir çıkış yaparak sonuç almak istiyor. Erdoğan “Burada ‘ateşkes’ ifadesi eğer yer alacak olursa bu yapılacak açıklamada çok daha isabetli olacaktır diye düşünüyorum. Nusra olsun, HTŞ olsun, hepsi için bir defa silahı bırakın, silahı bırakın ki buraya sulh gelsin. Bu çağrıyı zirveden yapmış olalım” diyor. Bunun üzerine Putin “Burada silahlı muhalifler yok..biz onların adına konuşamıyoruz. DEAŞ’ın teröristlerine saldırıları keseceklerine, silahları bırakacaklarına da onlar adına konuşamayız.” diyerek birçok çağrışıma neden olan yanıtı veriyor.

Erdoğan’ın “ateşkes” talebine Putin’in karşı çıkışına Ruhani de destek olunca sonuç milli maç ile aynı oluyor, Rusya kazanıyor.

İdlib savaşı kaçınılmaz aşamaya geldi. Tahran zirvesinden önce ufak ufak başladı zaten. Bütün taraflar “aman siviller zarar görmesin” diyor ama bütün savaşlarda da en çok zarar gören siviller oluyor. Bu yüzden biz savaşlar çözüm değildir diyerek sürekli barışa vurgu yapıyoruz.

Tahran zirvesi sonrası bütün televizyon kanalları, iktidarın politikası doğrultusunda yayın yapıyor. Türkiye’nin ne kadar haklı ve tutarlı politika izlediğinin topluma kabul ettirmek için Proflar, doçentler, uzmanlar, gazeteciler konuşuyorlar. Saray beslemesi gazeteler ise Tahran zirvesini Erdoğan’ın zaferi olarak yayın yapıyor.

İşte size 8 Eylül’de yayınlanan gazetelerden başlıklar.

Takvim “Erdoğan damgası”

Akşam “Başkan ateşkes istedi Rusya ve İran izledi”

Star “Dünyaya insani hassasiyet dersi”

Türkiye “Canlı yayında insanlık dersi”

Yenisöz “Cesur yürek Erdoğan’dan İdlib çıkışı”

Diriliş “Tahran zirvesine Başkan Erdoğan’ın ateşkes çağrısı damga vurdu”

8 Eylül akşamı HaberTürk’teki Gündem programının bir bölümünü izledim. Daily Sabah gazetesinden Merve Şebnem Oruç, elinde “maestoru çubuğuyla” haritanın üzerinde Heyet Tahir El Şam’ın İdlib’in batısına, küçük bir bölgeye sürüldüğünü, diğer bölgelerde ılımlı Suriyeli silahlı muhalifler olduğunu, yani “terörist” olmayanların olduğunu, bize yutturmaya çalıştı. Ancak reklamlardan sonra HaberTürk İdlib’te bulunan muhabirine bağlandı ve “İdlib’in büyük alanını Heyeti Tahir El Şam kontrol ediyor” diyerek, gerçeği gizleyen Daily Sabah’tan Merve Şebnem Oruç’u yalanlamış oldu. Ama kadın hiçbir şey olmamış gibi gayet pişkin pişkin oturmaya ve konuşmalara katılmaya devam etti. Kirlenmişliğin bu boyutuna tanıklık etmek çok üzücü..

Neredeyse bütün basının yazdığı İdlib’in yüzde atmışını kontrol eden Heyeti Tahir El Şam nasıl bir örgüt?

Çok ama çok kısa tarih bilgisi.

Tahir El Şam’ın doğduğu El Nusra 23 Ocak 2012 yılında kuruldu ve 2013 Nisan’ında El Kaideye bağlılığını tüm dünyaya duyurdu.

2016 yılına gelindiğinde Şam’ın Fetih Cephesi adını alarak El Kaide ile bir ilişkisinin olmadığını açıkladı.

Şam’ın Fetih Cephesi, kendisi gibi Suriye’de silahlı mücadele veren ve ideolojik olarak kendisine çok yakın olan diğer örgütlerle birlikte 8 Ocak 2017’de Heyeti Tahir el-Şam adında bir örgütlenmeye gitti.

Dünya kamuoyunun her tepkisinden sonra adını değiştirmesi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin El Kaide ve benzerleri terör örgütüdür değerlendirmesinden kurtulamadı. ABD ve Rusya, Heyeti Tahir el- Şam’ın El Kaide’nin uzantısı ve terör örgütü olduğunu açıkladı. Neredeyse bütün dünya, hadi kapitalist emperyalist devletler diyelim, Heyeti Tahir el-Şam’ı terör örgütü olarak kabul ediyor.

Türkiye’de 31 Ağustos 2018 tarihinde resmi gazetede Heyeti Tahir el-Şam’ın terör örgütleri kapsamına alındığını duyurdu. Yani yirmi ay sonra.

Astana sürecinde Rusya, İran ve Türk devletinin hem fikir olduğu çatışmasızlık bölgelerinde ateşkes kimleri kapsamıyordu?

Bu soruyu da Erdoğan, 29. 12. 2016 tarihinde Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Taçi ile yaptığı ortak basın toplantısındaki sözleriyle yanıtlayalım “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından terör örgütü olarak kabul edilen gruplar tabii ki bu ateşkesin dışındadır.” Yani iktidarın 31 Ağustos 2018 tarihinde terör kapsamına aldığını ilan ettiği ve İdlib’in yüzde atmışını kontrol eden Heyeti Tahir el-Şam ateşkes kapsamı dışında kalmaktadır.

Eee ne diyorsunuz?