MUZAFFER BEKEN

MUZAFFER BEKEN


İttifaktaki Çatlağın Anlamı

25 Ekim 2018 - 05:46

AKP, İslam Türk’tür.

MHP, Türk İslam’dır

AKP, ümmetçiliği merkeze alan Türkçüdür ve Müslüman âleminin lideri olmak ister, Türklüğü zorunluluktan ileriye gelir. Kendi ideolojisini benimsemişler ile tek başına iktidar olmaya güçleri yetmediği için “Türkçü” olanlar ile ittifak yapmak zorunda kalmışlardır.

MHP de bu ittifakta kendi ideolojisi doğrultusunda siyasi kazanımlar elde etmek istiyor.

Burada bir yandan ideoloji bir yandan da bu ideolojinin karar vericilerin kişilikleri etkili oluyor.

MHP, hem kendi seçmen kitlesine hem de topluma sadece bir stepne olmadığını göstermek istiyor ama sanırım esas olarak ideolojileri gereği izledikleri politikalarda ayrışmayı gideremiyorlar.

Erdoğan, MHP’nin kitle desteğinin zayıflamış olmasını, İyi Parti’nin MHP tabanından aldığı oyları dikkate alarak yerel seçimlerde hezimete uğrama kaygısını kullanmak istiyor.

İlki af ile başlayan farklılık, süreç içinde aşılamayınca onun üzerine papazın serbest bırakılması, C. Kaşıkçı’nın ölümünden sorumlu olanların ellerini kollarını sallayarak memleketi terk etmesi ve yerel seçimlerde anlaşamamak ile birleşince siyasal zeminde oluşmuş olan ittifak çatırdadı.

Af konusunda İslamcılar, MHP’den farklıdırlar. İslamcılar kısasa kısas anlayışına sahiptir. Bireye karşı işlenmiş suçlarda af sorumluluğu devlette değil, mağdur tarafının tasarrufunda olduğuna inanırlar. MHP de ise böyle bir anlayış yoktur. O şu veya bu gerekçeyle devlettin tasarrufunda olduğuna hükmeder.

Papaz sorununda bu kadar yağıp gürlemeden sonra serbest bırakılmasını MHP’nin kabullenmemesinde siyasi olarak zarar görme değil, kazanımı söz konusudur. Çünkü ülkeyi yönetenin MHP olmadığını Erdoğan olduğunu toplumun bildiğini biliyor. ABD’den gelecek baskılar sonucunda uluslararası alanda itibar kaybı ve ekonomik zararın faturasının Erdoğan’a çıkarılacağının bilincinde olduğu için papazın serbest bırakılmasına karşı çıkıyor.

Ant sorunu da tamamen ideolojiktir. AKP, antı ırkçı, MHP ise birleştirici olarak görüyor. Kürt politikası gereği de andın geri gelmesi gerektiği inancında. Türklük yeminine sahip çıkarken hem “Atatürkçülerin” hem de Kürtlere karşı ittifak içinde olan milliyetçi güçlere de mesajını iletmiş oluyor. Yani MHP’nin tavrı sadece kendi seçmeni ile sınırlı değil, esas olarak Kürtlere karşı oluşmuş olan ittifak içinde yer alan AKP ile yanyana duran güçleri yanına çekmeyi içeriyor. İşte burası çok hassas olan.

Buradan kimileri yeniden barış masasına dönülme veya Kürt politikasının değişeceği ihtimalini çıkarıyor. Nitekim bu oluşmuş çatlaktan faydalanmak için HDP’de hemen yeniden barış masasına dönülsün açıklamasını yapıyor.

İttifak içinde meydana gelmiş olan bu çatlak derinleşir mi yoksa bu düzeyde kalır mı şu anda kestirebilmek zor. Yeniden ittifakın oluşması en azından kısa sürede olanaklı değil.

Önümüzdeki günlerde bu çatlak derinleşirse, ekonomik krizin etkisiyle de milliyetçi darbenin zeminini oluşturabilir. Böyle bir gelişme Erdoğan’dan kurtulmak isteyen emperyalistlerinde başlangıçta desteğini alır. Sonrası mı emperyalistlerin her zaman izlediği politikada olduğu gibi hele önceki, acil olan istedikleri gibi sonuçlansın sonrasına bakarlar…..

Unutulmasın cuntacıların 15 Temmuz darbe girişimi başladığında ABD’den yapılan ilk açıklamalar “başkan yakından izliyor” şeklindeydi. Darbe girişiminin başarısız olacağı anlaşıldığı gece yarısında Obama “demokratik yoldan işbaşına gelmiş olan hükümeti desteklediğini” açıklıyordu.

Türkiye bir yandan ekonomik kriz, bir yandan Suriye savaşı ve diğer yandan da içeride Kürt örgütlenmesine karşı izlediği politikaların etkisiyle siyasal bunalımına doğru yol almakta olduğunu söylersek abartmış olmayız.