Hiç Biri Doğru Değil
MUZAFFER BEKEN

MUZAFFER BEKEN

Hiç Biri Doğru Değil

10 Ekim 2018 - 01:45

Ekonomik savaş açtılar”

Ekonomik komplo kuruyorlar”

Gezi’de yapamadıklarını, dolarla yapmak istiyorlar”

Kriz yok psikolojik”

Aşırı fiyat artıranları belediyeye bildirin”

Bu açıklamalar ayrı ayrı tarihlerde yapılan amaç içeren açıklamalar. Hepsi de birbirini tamamlayan bir bütün oluşturuyor.

Özellikle son açıklama ile halka “fiyat artışları dolar artışını bahane edenlerin fırsatçılığı, yoksa fiyatlar normalde artmıyor” denilerek ekonomik krizin olmadığı kanıtlanmak isteniliyor.

Birincisi; Bu iktidar “serbest piyasa ekonomisinden” yana değil mi?

İkincisi; Malların fiyatlarının belirlenmesi tamamen piyasaların kendi hareketliğine bırakılmadı mı?

Üçüncüsü; Narh denilen dönemin aşama aşama sona erdirilmesine kırk yıl öncesinden başlanmadı mı?

Yaşları ellinin üzerinde olanlar bilir. Örneğin yetmişli yıllarda sigara, çay, şeker ve petrol ürünlerinin fiyatını hükümet belirlerdi. Zamlı fiyatlar açıklanmadan önce satıcıların ellerinde bulunan malların stokları ilgili kuruma bildirme zorunluluğu vardı. Tekel bayileri ellerinde ne kadar sigara, alkollü içecek olduğunu, benzin istasyonları depolarında ne kadar benzin olduğunu bildirme zorunluluğu vardı.

Google “Narh” sözcüğünü yazıp taratın karşınıza şu çıkar “Tüketiciyi korumak ereğiyle, belli başlı, özellikle tüketim maddeleri için devletçe saptanan fiyat”

Devletin fiyat belirlemesinden vazgeçiyoruz, bundan sonra piyasalarda olması gereken fiyat neyse kendiliğinden oluşacak diyerek narh dönemine son verilmedi mi?

Bugünkü iktidar da “serbest piyasa ekonomisi”nin uygulayıcısı olduğunu daha AKP hükümet olmadan, büyük patronların villalarında yapılan toplantılarda Erdoğan açıklıyordu.

Serbest piyasa serbest piyasa” diye yaygara yapan liberallerin “aşırı fiyat artışlarını belediyeye bildirin” açıklaması sonrası neden sessizler?

Devlet artık hiçbir malın fiyatını belirleyemiyor, neredeyse bütün malların fiyatını o alanda kurulmuş piyasa kurallarına uyumlu işleyen üst kurullar belirliyor.

Elektrik fiyatlarını kim belirliyor?

Kısa adı EPDK olan, açılımı; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu.

EPDK aslında denetleyici kurum ama denetleme görevi piyasaya uygun olup olmadığı şeklinde. Örneğin petrol fiyatları “Akdeniz Çanağı” denilen Yunanistan, İtalya, Fransa ve İspanya’daki fiyatlar baz alınarak belirlenip belirlenmediğini denetliyor. Yani devlet tamamen devre dışı kalıyor.

Devletin fiyat belirlemede devre dışı bırakılması özelleştirmeyle başlamıştır.

Şimdi durum böyleyken, kimi kime şikayet ediyorsunuz?

Efendim şu market domatesi 7 TL’den diğer market 9 TL’den satıyor diye şikâyet etseniz bile hiçbir sonuç çıkmaz. Satıcı, o domatesi istediği fiyattan satma “özgürlüğüne” sahiptir. Domates fiyatlarını veya hıyar fiyatları yüksektir diyerek belediyeye şikâyet edin bakalım sonuç alabilecek misiniz? Mevcut yasalara göre belediyenin satıcının fiyatına müdahale etme hakkı yoktur.

Özellikle Cuma ve Cumartesi günleri medyada göstermelik yapılan haberlere bakmayın. Hele hele Gaziantep Şahinbey belediye zabıtasının pazarda satıcının domatesi aldığı fiyattan çok yüksek sattığını domatesin alış fiyatı ile karşılaştırarak satıcılara fiyat düşürtmüş olması birincisi algı operasyonundan öteye gitmez. İkincisi pazarcıların büyük bölümü sebze halinden ürünlerini alırlar. Kabzımalda sattığı ürüne fatura yazmak zorundadır. Alıcı/satıcı fazla para ödememek için domatese veya benzeri ürünlere ödediği fiyattan çok daha düşük fatura yazılır, böylece daha az KDV ödediğinden alıcı/satıcının cebinden az para çıkar. Şahinbey belediye zabıtalarının basınla paylaştığı faturadaki çok düşük fiyatın nedeni budur. Sebze halinde domatesin gerçek fiyatı aslında faturada yazılı olan değildir. Bu fiyatları öğrenmek çok basittir. Her ilin sebze hali fiyatlarını isterseniz Google’dan tarattırarak öğrenebilirsiniz. Örneğin İzmir sebze halinde 6 Ekim tarihinde salkım domatesin toptan kilogram fiyatı 3 TL’di. Markete geldiği zaman bu domatesin fiyatının 6 veya 7 TL olmaktadır. Ayrıca kardeşim sen bu domatesi 3 TL’ye almışsın 7 veya 9 TL’den satamazsın diye bir kural yoktur, yasalar karşısında da suç değildir. Belediye ancak gramaj denetlemesi yapabilir. Örneğin ekmeğin 300 gram olup olmadığını veya ambalajın üzerinde yazan miktar ile ambalaj içinde olan ürünün birbirini tutup tutmadığının denetimini yapabilir. Gerisi fasa fisodur.

Kısacası Türkiye kapitalist ekonomisi krize girmiştir. Fiyat artışlarının nedeni kapitalist işleyişin sonucudur. Önümüzdeki günlerde bu artışlar devam edeceğe benzemektedir. Klasik lafla söylersek mutfaklarda yangın daha da artacaktır. Ancak bu krizin sorumlusu kesinlikle emeğiyle yaşayan üretimde çalışan milyonlarca insan değildir, bu krizin sorumlusu kapitalist sistemi yönetenler ve aşırı kâr hırsını amaç edinmiş patronlardır. Ne yazık ki fatura emeğiyle yaşayan insanlara çıkarılmaktadır.

***

7 Ekim tarihli Cumhuriyet gazetesinde Emine Kaplan imzalı haber var ki evlere şenlik cinsinden. Başlık “Erdoğan’dan geri adım: Damat ters köşe”  haberin metni de tamamen Erdoğan’ın konuşmasından oluşuyor. Sanki saray beslemesi tv kanalları canlı yayın yapıyor.

Birincisi şu; Bu ülkede her hangi bir bakan, her hangi bir antlaşma veya görüşmeyi Erdoğan’ın bilgisi olmadan yapabilir mi?

İkincisi; Türkiye ekonomisini düzlüğe(!) çıkaracağına inandıkları ABD’li şirket olan Mckinsey ile antlaşma yapmaya damat karar verebilir mi?

Cumhuriyet gazetesi peki ne yapmak istiyor?

İpliği pazara çıkmış, kötülüklerle ünlenmiş ABD’li şirket McKinsey ile yapılan antlaşma toplum tarafından tepki ile karşılaşınca ki bunda CHP’nin açıklamaların önemli katkısı var, iktidar geri adım atmak zorunda kaldığı gerçek iken Cumhuriyet gazetesinin “Damat ters köşe” diye yazması kime destek oluyor.

Alev Çoşkun ve onunla aynı düşünenlerin gazeteyi ele geçirdikten sonra Cumhuriyet’in geldiği aşama bu.

 

 


GÜNDEM OTUZBEŞ İHA ABONESİDİR