Ekonomin Askerleştirilmesi
MUZAFFER BEKEN

MUZAFFER BEKEN

Ekonomin Askerleştirilmesi

25 Eylül 2018 - 00:26

Erdoğan pilot elbisesiyle katıldığı TEKNOFEST alanında konuşuyor “2003’te savunma sanayi ihtiyacımızın yüzde 20’si yerli imkanlarla sağlanabiliyordu. Başbakanlığım dönemimde bu alanı kişisel himayeme alarak büyük bir atılım başlattım. Tank, helikopter, insansız hava aracı gibi pek çok ürünün hazır alım projelerini iptal ederek, milli ve özgün model geliştirme çalışmaları başlattık. Halen ülkemizde 600’ün üzerinde savunma sanayi projesi yürütülüyor.”

Ülkeyi yönetenler ekonominin askerleştirilmesiyle neden övünür?

Dünyada hiçbir devlet ben burasını sömürgeleştireceğim, feth edeceğim diyerek savaşmıyor, bütün saldırgan devletler insanlık için, barış için silaha başvurduklarını açıklayarak savaşıyor. Örneğin ABD, Afganistan, Irak ve Libya’ya saldırırken terörü bitirmek ve demokrasiyi getirmek için savaştığını açıklıyor.

Dünyanın en büyük silah üreticilerinin bulunduğu ülke devletlerinin yöneticileri her ağızlarını açtıklarında ülke çıkarları ve anavatanlarını savunmak için silah, bomba, tank, top ürettiklerini açıklıyorlar. Sonra bu üretilen silahları, insan öldüren makineleri ona buna satarak birbirleriyle savaştırıp büyük paralar kazanıyorlar.

İki yüz yıldır savaş yüzü görmemiş İsveç Parlamentosunun kararıyla silahlanma, silah üretimi ve satışlarını izlemek amacıyla kurulan Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) 2011-2015 yılları arasındaki dünya silah ticareti raporundan öğreniyoruz ki silah ihraç eden ülkeler satışlarını yüzde 14 artırmışlar. En çok silah satan ülkeler sıralamasında ABD ve yeni emperyalist güç Rusya başı çekiyor. En çok silahta Ortadoğu ülkelerine satılıyor. Ortadoğu’da silah satın alan ülkeler sıralamasında Suudi Krallığı başta geliyor. Türkiye altıncı sırada yer alıyor.

ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya dünya silah ticaretinin yüzde 75’ni gerçekleştiriyorlar. İnsanlar birbirlerini ne kadar çok öldürürse bu ülkelerde o kadar çok para kazanıyorlar.

Bütün ülkeler silah sanayine “savunma sanayi” diyor. Hatta dünya ticaret literatüründe de “savunma sanayi” diye geçiyor. Oysa bu sanayilerin hiç biri savunma değil.

Ekonominin askerleştirilmesi demek, kesin alıcısı olan, başta kendi ülkesinin devleti, pazara mal üretmek demektir. Devletler insan öldürme makinelerini ülkenin ulvi (!) çıkarları uğruna alırlar ve üretici firmalara büyük paralar kazandırırlar. Bu silahların parası da dolaylı veya dolaysız vergiler ile halktan toplanır.

Silah üretimi insan yaşamını kolaylaştıran, güzelleştiren olmadığı gibi tersine insanları katleden bir özelliğe sahiptir.

Daha ileri teknolojide üretilen örneğin ev işleri yapan bir robot insan yaşamını kolaylaştırırken, silah, bomba, tank, top, tüfek, savaş uçağı tersine insanları yaşadıklarına pişman eder. Kimini yerinden yurdundan eder, kimini öldürür, kimini sakat bırakır.

 

Erdoğan’ın gurur duyarak, övünerek açıkladığı askeri ekonomik alana ilişkin sözünü ettiği hiçbir proje insan yaşamını kolaylaştırıcı ve güzelleştirici değildir. O üretilen silahlar kim bilir kimlerin canı alacaktır.