HALDUN HAŞMET AYSAN

HALDUN HAŞMET AYSAN


Haşmet Aysan'dan Kılıçdaroğlu'na: Ben de "Adalet" arıyorum...

27 Haziran 2017 - 15:57

“Abi Büyükşehir oluyoruz, seçim projelerimi yapar mısın” dedi.

“Aydın için elimizden geleni yaparız” dedim.

“Abi bu iş bedava olmaz bedeli neyse ödeyeyim” dedi.

“Aydın halkının istifadesi için yapılan projeler parayla olmaz” dedim.

“7. Katta benim makam odasına bitişik bir oda hazırlattım” dedi..

“Ben belediye çalışanı değilim, resmi kurum içinde çalışma yapmam doğru olmaz” dedim..

“Bütün sorumluluk benim, neticede bir proje odası oluşturuyorum” dedi…

“1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Haritasını duvara astır” dedim.

“Ne olacak o” dedi..

“Aydın için arazi kullanım kararları ve yatırım  alanları oradan belirlenebilir” dedim..

“İlk işimiz, Çiftlik jeotermal Sahası satılmasın bir sempozyum düzenleyelim” dedim.

Konuşmacıları, hatta yurt dışından bir Profesör arkadaşımızı bu iş için getirdim.

Ne ben, ne de konuşmacılar hiç bir kimse kör kuruş almadık.

“Abi, sempozyumda yapacağım açılış konuşmamı sen yazar mısın” dedi.

Kent ısıtması, sera ısıtması ve enerji için Büyükşehirde neden jeotermal  yazısı  hazırladım.

İşin doğru olduğunu anlayınca Çiftlik sahasını sattırmam diye savaş başlattı.

“Devletle kavga olmaz, bu yöntemin yanlış” dedim.

Dedim demesine de, Aydın Valisi ile yattı, Aydın Valisi ile kalktı.

* * *

“6360 Sayılı yasayı doğru anlamamışsın meclisten 56 köye hizmet götürme kararı almışsın” dedim.

“Yetki il mülki sınırlarını kapsıyor” deyince,

Yeni bir meclis kararı ile Aydın’ın tamamına hizmet götürmeye başladı.

Yaklaşan seçimlerde rakiplerine karşı en büyük avantajı sağladı.

“Mimar Sinan Mahallesi’nde yapımı devam eden Emir Sultan Camii için çimento verin” dedim

“Camiye çimento verirsek hakkımda soruşturma açarlar” dedi.

“6360 Sayılı Yasa gereği mabetlere her türlü yardım yapabilirsin” dedim.

Bunu duyunca gözleri yerinden fırladı, seçim öncesinde her camide temizlik seferberliği başlattı.

“Kış geliyor, sıcak suyla abdest alınması için  camilere güneş enerjisi kurun”  dedim.

Güneş enerjisi, klima, attan ısıtma kalorifer ve halı kaplama işlerini başlattı.

Böylece muhafazakar kesimin desteğini de sağladı rakiplerine fark attı.

* * *

“Kent Meydanı ihalesi mükerrer olarak ikinci kez ihale ediliyor” dedim.

“Hayır abi, ikincisi kent meydanı etrafındaki binaların cephe giydirme ihalesi” dedi.

“Farkında değilsin, ilk ihale ile ikinci ihalede 165 iş kalemi aynı, ikinci ihale için ayrıca meclis kararı lazım” dedim.

“Ne gerek var ona dedi..”

“Bak, bu binalar özel mülk, ihale bedelini kim ödeyecek, ihaleden önce meclis kararı almanız lazım” dedim.

* * *

Kitap basım ihalesi teklif mektuplarını Tahir Olçum’dan istedi.

“Sakın zarfları açma o ihale komisyonun görevi yoksa suç olur” dedim.

“Abi Büyükşehir’de birlikte çalışalım diyerek” zarf attı.

“Ben kamuda çalışacak olsaydım neden emekli oldum ki” dedim.

* * *

“Erkan’a (Karaarslan) usulsüz  paralar ödendiğini görünce, bak bunlar sana çok zarar verir” dedim.

“Abi, ne yapayım Genel Merkez gönderdi” dedi.

* * *

“Yaklaşık maliyeti 12 milyon TL olan Kent Meydanı’na 37 milyon TL ödemek  peşkeş çekmek” dedim.

“Abi vallahi haberim yok, Cemalettin ile Cengiz’in işidir” dedi,

Haberi olmadan belediyede sinek uçmazdı, yalan söylediğini anlamıştım.

* * *

Parmak arası terlik, kısa şortla bir şahıs başkanlık makamına girdiğini görünce “bu ne rezalet” dedim.

“Tanımadın mı o bizim Kent Meydanı’nı yapan Şahin (Kaya)” dedi.

Kuşadası TARİŞ, Aydın Tekstil, Pınarbaşı, Acarlar Bölge Hali Projeleri’nin animasyonlarını ve Kent Meydanı açılış konserini onun organize ettiğini  görünce “paçayı kaptırmış” bu dedim.

* * *

Birde ne göreyim,

Seçime ramak kala odasında, halen FETÖ’cü olmakla tutuklu bulunanlar  Mustafa Ancın, Abdülkerim Tikbaş, Şenol Tayfun ve Fetay Eliçelik ile toplantı yapmaz mı?

 O an karar verdim “kaç buradan Haşmet” dedim.

Kent Meydanındaki soygun dosyasını MHP, AK Parti ve “ADALETE” teslim ettim.

DAHA SONRA NELER YAZDIM NELER SÖYLEDİM…

“Yanlış istikamete gidiyorsun”,

“Yanlış adamlarla yolculuk yapıyorsun”,

 “Aman dikkat et adrese teslim ihaleler yapılıyor”,

“Belediye ve şirketleri hortumlanıyor” dedim.

* * *

Dediğim demişim bu… 

Meğer suç işlemişim. 

Öyle ya 3 yıldır ne çekti garip benden…

KENT MEYDANI İhalelerinde ihaleye fesat karıştı diye yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

KENT MEYDANI’NDA fazla para ödendiğini yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

ZAFER MEYDANI Kongre ve İş Merkezi ihale yolsuzluğunu yazdım, suç duyurusunda bulundum.

LED EKRAN ARAÇ Kiralama ihalesi yolsuzluğunu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

ADLİYE YERİ yolsuzluğunu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

EMAN KATI ATIK yolsuzluğunu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

LİTERA bilgi işlem yolsuzluğunu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

MADRAN su kaynakları yolsuzluğunu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

PROJE İHALELERİ yolsuzluğunu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

ERKAN KARAARSLAN danışmanlık ihaleleri yolsuzluğunu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

ASKİ Personel alım ihalesindeki yolsuzluğu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

AYBEL AŞ otopark yolsuzluğunu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

ASTİM Kavşağı ikinci kez ihale ediliyor usulsüzlük var diye yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

DOĞRUDAN TEMİN ihalelerindeki yolsuzlukları yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

KAÇAK MALİKANE yolsuzluğunu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

BAS BAS PARALARI BALDIZA ihalesindeki yolsuzluğu yazdım ve suç duyurusunda bulundum.

BAŞKA KONULARDA YAZDIM VE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM…

* * *

“2015 yılında uygulamaya konan kademeli içme suyu bedeli yanlış dedim”, dava açtım uygulama iptal edildi.

“2015 yılında uygulamaya konan Atık Su bedeli yanlış” dedim, dava açtım uygulama iptal edildi.

“2015 yılında uygulamaya konan aylık bakım bedeli yanlış” dedim, dava açtım iptal edildi.

“2016 yılı içme suyu bedeli yanlış” dedim dava açtım, reddedildi, konu İstinafta görüşülüyor.

“Yol Kenarı otopark bedeli almak yanlış” dedim dava açtım, reddedildi, Danıştay ta görüşülüyor.

* * *

2014 yılından beri hem yazdım, hem suç duyurusunda bulundum hem de davalar açtım…

Her defasında soluğu “Adliye Sarayı’nı ben yapacağım” dediği Aydın Cumhuriyet Başsavcılığında aldı.

Kendisi, 19 kurum avukatı, bu da yetmedi, 271 belediye çalışanı hakkımda suç duyurusu yaptı.

Her suç duyurusunda ya Efeler Polis Karakoluna ya da Emniyet Müdürlüğü’ne ifade vermeye gittim.

Tam, 78  günüm karakollarda ifade vermekle geçti.

Hiç birinde avukatım olmadı.

Allaha şükür hepsinden “kovuşturma gerek yoktur” kararları çıktı.

Beyaz TV’de programa katıldım kendisi ile birlikte 23 belediye çalışanı hakkımda suç duyurusu yaptı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da “Kovuşturmaya Gerek Yoktur” kararı verdi.

Durmuş’a  yazı yazdırdı, onu ihbar kabul etti ve hakkımda  suç duyurusu yaptı, Söke Cumhuriyet Başsavcılığı da “Kovuşturmaya  Gerek Yoktur” kararı verdi..

Bakın sonra ne oldu?

“Belediye’ye hakaret etti” diye bir savcı hakkımda iddianame hazırladı.

O savcı da FETÖ soruşturmaları kapsamında ihraç edildi ve tutuklandı.             

Daha ilk duruşmada beraat kararı verildi.

* * *

Dünkü sağlık memuru bugünün Genel Sekreter Yardımcısı Bülent’e (Bülent Bozbaş) “sünnetçi” dedik diye dava açıldı “Hakaretten” yargılandım 10 bin 200 TL para cezası verildi.

Kararın İptali için İstinaf başvurusu yaptım.

* * *

FETÖ hain darbe girişimi sonrası Sayın Cumhurbaşkanı’nın çağrısını talimat kabul ettim;

Gözaltı kararı verilen Erkan Karaarslan, Aydın ekibi, Özlem Çerçioğlu ve Aydın Belediyesi ile alakalı ne biliyorsam kendi imkânlarım ile gittiğim Mersin’de Emniyet Müdürlüğü’ne teslim ettim.

“Bu davada Tanık’sın” dediler, Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ifade verdim.

“Bir daha dinlemek istiyoruz, davet etsek  Mersin’e gelir misin” dediler.

Devletin bekası için her şeye “evet” dedik.

* * *

HUKUK YOLU İLE SUSTURAMAYINCA YÖNTEM DEĞİŞTİRDİLER.

Asılsız ve iftira nitelikli haberler yaptırarak sosyal medyada açtıkları fek hesaplardan paylaşıma başladılar. 

Gün geldi, “hem evli, hem nişanlı hem de sevgilisi var,  üçü bir arada” dediler,

Gün geldi, “Haşmet tatmin olamıyormuş” diye yazdırdılar.

Gün geldi “gey” dediler.

Gün geldi “arkadaşının karısını ayarttı, kendi karısını boşadı onunla evlendi” dediler.

Gün geldi, “boşanırken karsının malını, malı yoksa parasını aldı” dediler,

Gün geldi, “boşanırken karısının kardeşleri dövdü” dediler.

Gün Geldi, “Çine’de dayak attılar” dediler,

Gün geldi, “Fantasia Otel’de alem yaptı” dediler,

Gün geldi “rüşvetçi ve komisyoncu” dediler.

Gün geldi, “parayla silah ruhsatı sattı” dediler,

Gün geldi, “Bakanın arkadaşından 2 milyon dolar rüşvet istedi bakanlıktan kovuldu” dediler,

Gün geldi, “ASKİ’ye Genel Müdür olmak istedi” dediler.

Gün geldi, “Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne Genel Sekreter olmak istedi” dediler.

Gün geldi “sevgilisini belediyeye işe aldırdı” dediler.

Gün geldi, “sevgilisini belediyeye işe alınmayınca bu karalamaları yapıyor” dediler.

Gün geldi “belediyeden kovuldu” dediler,

Gün geldi, “FETÖ’den tutuklu Emniyet Müdürleri ile şifreli konuştu” dediler.

Gün geldi, “FETÖ’nün parası ile ev, araba, yazlık aldı” dediler.

Gün geldi, “FETÖ’nün Aydın Emniyet İmamı” dediler,

Gün geldi, “siyasetin fırıldağı” dediler.

Gün geldi “Dev Yolcu” dediler.

Gün geldi, “Kumpasçı” dediler.

Gün geldi, “Özlem ve Erkan düşmanı” dediler.

Gün geldi evimizi izlediler.

Gün geldi işyerimizin karşısında her gün 2 adam diktiler, geleni gideni fişlediler.

Gün geldi, kim selam veriyor ve konuşuyorsa onlara “ilişkinizi kesin” dediler,

Gün geldi, gittiğim cafe ve restaurantlarda fotoğrafımı çektirdiler.

Gün geldi iftira içerikli haberleri gazetede bastırarak köy köy AYBA personeli ile dağıttırdılar.

Gün geldi Hürriyet’te Yalçın Bayer’e hakkımda yazılar yazdırdılar.

Gün geldi, Durmuş Tuna, Nezir Çetin, Cem Celil Lale, Erdal Karakavukoğlu’na yazı yazdırdılar.

Gün geldi taşeron çalışanlara “işten çıkarmak tehdidi” ile aşağılık yazıları paylaştırdılar.

Gün geldi, her gün Osmanlı Torunu isimli aşağılık twitter hesabından her türlü iftirayı attırdılar.

Gün geldi, bu işler için belediye şirketlerinden müptezellere paralar akıttılar.

Gün geldi, bu işleri yaptırmak için ihaleler verdiler.

Bunlar içinde suç duyurusu dilekçesi hazırladım “ADALETE” teslim ettim

* * *

BU YÖNTEMLE DE BİR SONUÇ ALAMADI,

YİNE DURMADI, BU SEFERBAŞKA BİR YÖNTEME  GEÇTİ..

Bakın ne diyor…

“Haşmet Aysan bana çok zarar veriyor!

Kulağını çekin, susturun onu..”

“Adresini bilmiyoruz” diyorlar.

“O kolay, ASKİ’deki su abonesi dosyasından verecekler” diyorlar.

“Oturduğu sitenin girişinde güvenlik görevlisi var,

İçeri giren araçların plakası kaydoluyor kime geldin diye soruluyor her tarafta kamera var.

İçeri girmek ve keşif yapmak zor” diyorlar.

O’na da bir çözüm bulunuyor.

Kuşadası’ndan biri devreye giriyor.

“Arkadaşımın o sitede satılık evi var, ona bakmak bahanesi ile içeri girersiniz” diyor.

Keşif yapılıyor.

“Hala neden bitirmiyorsunuz” diye  telefonda fırça atıyor.

“Bitirin işini, kırın kolunu bacağını” diyor.

Bir müddet sonra “hala bu işi bitiremediniz” diye yine fırça atıyor...

“Telefonda fazla konuşmayalım,

Hafta sonu Çakırbeyli’ye gelin” diyor.

Muhtarlık binasında 4 kişi..

“Bir müddet sonra M…. hanım, M…. bey bize bira müsaade edin özel görüşme yapacağız” diyor.

“Yazıklar olsun size,

Bir işi bitiremediniz, elini kolunu kırmadınız susturamadınız” diyor.

“Başka bir suçtan dolayı hakkımızda serbest denetimlik uygulaması var,

Bu işi yaparsak o cezayı kaldığı yerden çekeriz süre bitsin gereğini yaparız” diye zaman kazanılıyor.

Daha sonra telefonlarını arayarak “bitirin bu işi” diye talimat vermeye devam ediyor.

“Biz bu işi yapamayız” diyorlar

Siz misiniz o işi yapmayan…

Önce sürülüyorlar, sonra belediye şirketindeki işlerine son veriliyor.

Oda yetmiyor,

“Siz benim gerçek yüzümü daha görmediniz sizi burada barındırmam” diye tehdit ediyor.

Bunların hepsi kayıtlı.

Bir suç duyurusu dilekçesi de bunun için hazırladık yine "ADALETE" teslim ettik…

* * *

AKLI BİR KENARA KOYMUŞ NEFSİNE UYMUŞ HIZ KESMİYOR..

Bu kez Osmanlı Torunu @ifşa 1453 twitter hesabı devreye sokuluyor.

KKTC hatlı telefondan gece yarısı benim telefon Watschap üzerinden aranıyor.

Bakın neler oluyor.

[00:00, 26.3.2017] +90 533 881 30 58: “Seni yakında öldürecekler.”                      

 [00:00, 26.3.2017] +90 533 881 30 58: “Senin yerinde olsam havlamayı bırakır yurt dışına kaçarım..”

[00:00, 26.3.2017] +90 533 881 30 58: “Seni uyarıyorum eceli gelen it cami duvarına işermiş.”                        

 [00:25, 26.3.2017] +90 533 881 30 58: “Bak arkadaş gel uğraşma bir insanlarla”                       

[00:34, 26.3.2017] +90 533 881 30 58: “Bak arkadaş ben bu işlerden tabi ki nemalanıyorum gel dur hem sana zarar gelmesin hem de para kazan.”                        

[00:42, 26.3.2017] +90 533 881 30 58: “Bak arkadaş benden söylemesi namusum şerefim üzerine yemin ederim Mersin’den 4 tane ülkücü seni Kuşadası'nda akyarlar sitesine gelip keşif yaptılar, Aydın Gar Kafe'ye takılıyor muşun, orada iki gün seni beklemişler gelmemişsin, bu pazartesi veya salı günü Aydın emniyette tanıdığın varsa sor Gar Kafe'ye hiç baskın yapmışlar mı?”

[00:48, 26.3.2017] +90 533 881 30 58:  “Samimi söylüyorum seni vurduracaklar”

 [00:49, 26.3.2017] +90 533 881 30 58: “Bak sana Sarıyer, Avcılar, Mersin, Aydın anlayacağın Erkan’la alakalı kim varsa düşman sana”

[03:07, 26.3.2017] +90 533 881 30 58: “Bırak bende para kazanayım sende kazan..”

Tam 4,5 saat WhatsApp’tan önce tehdit sonra anlaşma öneriyorlar.

Görüşme yaptıkları telefon KKTC’de kayıtlı..

Bunların hepsi telefonda kayıtlı ve Emniyet’te çözümlediler.

Bir suç duyurusu dilekçesi de bunun için hazırladık yine "ADALETE" teslim ettik…

Gördünüz mü “AYDIN” kimlere teslim edilmiş?

Bu iş, EFE işi değil ÇETE işi…

Sayın Cumhurbaşkanı,

Sayın Başbakan,

Sayın Adalet Bakanı,

Sayın İçişleri Bakanı,

Bende “ADALET” arıyorum…

Ben de mi yürüyeyim…