GAZİ KESKİN

GAZİ KESKİN


8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ…!

06 Mart 2020 - 14:55

 

 

                                                          


Kadının gerek toplumdaki yerinin belirlenmesi , gerekse, hak ve özgürlükler açısından nasıl değerlendirilmesi, sosyal ve ekonomik yaşamdaki yerinin ne olması, insan olma, hukuk ve İnsan Hakları gibi evrensel değerler içerisinde görülmesi için toplumumuzun eğitim ve kültür düzeyi belirleyici olacağından, bu gün içinde bulunduğuz yapı pekte yadırganmamalı.

Önemli olan, bu ve buna benzer tespitleri yapmak değil, önemli olan çağdaş hukuk devleti yaratma mücadelesidir. İşte o zaman hem İleri demokrasinin inşasından, hem insan haklarından hem de eşitlik ve Özgürlüklerden söz edebiliriz. Her ne kadar, ülkemizin sosyo-kültürel yapısı kadınlarımızın önündeki sorunların kaldırılmasında engel teşkil ediyorsa da, bu engellerin aşılması için kadınlarımızın gerekli mücadeleyi veremedikleri bilinmektedir. En büyük nedeni ise, eğitimsizlikleri ve Feodal düşünce zincirlerinden kendilerini kurtaramadıklarıdır. Bu fotoğrafta ülkemizdeki toplumsal yapıyı net bir şekilde göstermektedir.

Ancak: Toplumumuzun, kadına bakış açısına tarihsel açıdan baktığımızda, diğer toplumlardan daha fazla önem verdiğimizi görüyoruz.

“Hacı Bektaşi Veli” hazretleri, yedi yüz yıl önce,
“Kadınlarına değer vermeyen toplumların ilerlemesi mümkün değildir.”  

Yine Gazi Mustafa Kemal, “ …Bir sosyal topluluk, yani bir ulus kadın ve erkek denilen iki tür insandan meydana gelmiştir… mümkün müdür, toplumun bir parçası ilerlerken, diğerinin geri kalmasını hoş görelim ?..” demiştir.

Geçmişe baktığımızda, İslamiyet öncesi toplumda saygın ve özgür değerlere sahip olan kadınlarımız, Müslümanlığın kabulünden sonra, toplumsal değer kayıplarına uğramıştır. Nedeni de, ülkemizin İran ve Arap kültüründen olumsuz etkilenmesidir. Tarihte ise, Ana-erkil yapıdaki kadın, etkin halde iken, Ata-erkil topluma geçildiğinde, etkinliğini erkeklere bırakmış ve bu durum günümüze kadar devam ede gelmiştir. Yeni Çağdaş Dünyaya baktığımızda, 1857 yılının 8 MART’ında,  Newyork’ta 40 bin kadın dokuma işçisinin, çalışma şartlarının düzeltilmesi için, “ GREVE” gitmiş ve polisle çatışmaları sonucu 129 işçi kadın çıkan çatışma ve yangın sonucu hayatlarını kaybetmiştir.
Ve 1915’de Dünyanın  bir çok ülkelerinin kadın kuruluşları Danimarka’nın başkenti olan KOPENHANG’ta bir araya gelerek 8 MART’I  “dünya kadınlar günü” olarak ilan ettiler. 1975 yılında da Birleşmiş Milletler, 8 Mart'ın dünya kadınlar günü olarak kutlanmasını kabul etmiş ve onaylamıştır.

Bizde ise, 1923 Cumhuriyetin ilanından sonra kadının durumu ele alınmış ve 1934 yılında da “EŞİT” görme anlayışı ile “SEÇME VE SEÇİLME” hakkı yasallaşmıştır. Günümüzde her ne kadar insan hakları savunucuları, kadını ezmenin, taciz etmenin, şiddete maruz bırakılmasının insan hakları ihlalleri arasında  görüyorsa da, Kapitalist sistemin sömürü anlayışı, feodal gerici anlayışlarla pekişince, kadın üzerinde eşitsizlik ve sömürü katmerleşmektedir.

Kısacası;
Kadın üretim demektir. Kadın yaşam demektir. Onlar, bazen eşimiz,bazen arkadaşımız,
Bazen kavga yoldaşımızdır.
Ancak, günümüzde özelliklede bizim gibi ülkelerde “KADIN” hala ikinci sınıf bir vatandaş muamelesi görmekte, ezilmekte sömürülmekte ve cinayetlere kurban gitmektedir. ”NAMUS” kavramı bireye özgü bir kavramdır. Saygı duyulmalıdır. Sevgiyle, saygıyla günlerini kutlamak içimizden gelmiyor. Kadınlarımız, gerçek anlamda özgürlüklerine, eşitliğe, insan haklarına kavuştuklarında, Onları sevgiyel, saygıyla anacak ve günlerini Kutlayacağiz.
Onlara bakış açımızı anlatan bir şiir’i de sizlerle paylaşıyorum…
 

                   K A D I N…!

 

Kimi derki kadın,

Uzun kış gecelerinde,

Serip bir döşek gibi,

Yatmak içindir.

Kimi derki kadın,

Yeşil bir harman yerinde,

Dokuz zilli bir köçek gibi,

Oynatmak içindir.

 

Kimi derki hamur yoğurur,

Kimi derki çocuk doğurur.

 

Her ağızdan bir söz,

Kimi derki, ilk göz ağrım,

Kimi derki onunla dolu bağrım…

 

Kimi der ki,bunca yıldır yaşıyorum,

Hayalimdir…

Kimi derki boynumda taşıyorum,

Vebalimdir…

 

Ama, ne o, ne bu, ne şu,

Ne öyle, ne böyle,

Ne döşek, ne köçek,

Ne hayal, ne  vebaldir.!

 

O,  benim kollarım,bacaklarım,

Dudaklarım ve başımdır.

Yavrum, anam, öz kardeşim,

O, benim karım,

O benim kavga yoldaşımdır…

 

                        (Şiir. M.V Resimli AY dergisi Ocak 1931 sayı-9)