ERTAN YILDIZ

ERTAN YILDIZ


Erkan Karaarslan gerçeği ve CHP'li Belediye Başkanlarının çaresizliği!

15 Mart 2017 - 13:01 - Güncelleme: 15 Mart 2017 - 14:43


Fettullah Gülen ve tarikatını FETÖ/PDY Terör örgütü olarak açıklayan bizler değiliz...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti...

Erkan Karaarslan adlı şahsı da FETÖ'den tutuklayıp cezaevine koyan da bu ülkenin yargı organlarıdır...

Erkan Karaarslan'ın 100'ün üzerinde Belediyeye "danışmanlık" yaptığı bir gerçektir... Bu Belediyelerin yüzde 90'nını da CHP'li Belediyeler oluşturuyor...

Bu bilgiler çok özel değil, açık kaynaklardan, basından elde edilmiş bilgilerdir... 

Ayrıca; Erkan Karaarslan'ın kanuna karşı hile yöntemiyle Belediyelere şirket kurduğu da bilinen, açık kaynaklardan elde edilecek bilgilerdir... Belediyelere bu yöntemle kurduğu şirket sayısı da 70'in üzerindedir...

Erkan Karaarslan, "Sülün Osman"ın mektep görmüş 21. yüzyıl modeli olabilir...

İlişkili olduğu Belediyelere kurduğu şirketlerle, danışmanlık adı altında verdiği akıllarla, KAMU Denetimini zayıflatmayı keşfetmiş bir kişiliktir...

Erkan Karaarslan'a karşı ilişkili olduğu Belediyelere ve Başkanlarına bakarsanız; son derece cömert olduklarını görürsünüz! 

Erkan Karaarslan, onca Belediyeyi danışmanlık adı altında "otomatiğe" bağlarken; bu Belediye Başkanlarının bu denli cömert olmaları sizce düşündürücü değil midir?

Erkan Karaarslan'a FETÖ'cü adını bizler değil, Mersin Savcılığı koydu...

Erkan Karaarslan'ın FETÖ/PDY finans sağladığını da Mersin 7. Ağır Ceza Mahkmesi koydu...

Bakın Erkan Karaarslan'ın kabul edilen iddianamesinde suçu nasıl belirtilmiş: "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet"

Erkan Karaarslan, finansı nereden temin ediyor?

Kurduğu şirketler, iktisadi kuruluşlar üzerinden, Belediyelerden!

Erkan Karaarslan'ı 15 Temmuz Darbe Girişimi öncesine kadar yere göğe sığdıramayanlar kimlerdi?

Belediyeler ve Başkanları değil mi?

Erkan Karaarslan'a D22 (Doğrudan Temin) danışmanlık ihalesi veren Belediyelerin ne kadar olduğu şimdilik bilinmiyor!

Belediye şirketlerinin bilançosunu makyajlayan kim?

Erkan Karaarslan...

Darıca Belediyesi yetkilileriyle yaptığı toplantıda zaten kendisi açıklıyor... Videosu da YouTube'de yayında...

Devlet soyut bir kavramdır...

Bugün Devletin başında olanlar FETÖ'yü terör örgütü olarak açıklamışsa, bu ülke yaşayanlarını da bu örgüte karşı mücadeleye davet etmişse, üzerimize düşeni yapmak suç mu?

Velev ki; Recep Tayyip Erdoğan değil de Ekmeleddin İhsanoğlu olsaydı devletin başında...

Ve aynı çağrıda bulunsaydı...

Yerimizde mi oturacaktık?

15 Temmuz Darbe Girişimi, Ahmet Necdet Sezer ya da Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanlığı döneminde yaşanmış olsaydı, aynı şeyler de istenilmiş olsa, bu mücadeleye katkı koymayacak mıydık? FETÖ'yle mücadele ülkemizin en büyük meselesi değil mi? Kimlerin bu örgüt elemanlarıyla ilişkili olduklarını yazmak suç mu?  

Kaldı ki; Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday gösteren Yeni CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na o günlerde karşı çıkanlara kesilen faturalar ortadadır! Ekmeleddin İhsanoğlu'nu içine sindiren CHP'liler, bugün Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan'ı "diktatör" olmakla suçluyor!

Darbe gerçekleşmiş olsaydı; Erkan Karaarslan Maliye Bakanı mı olacaktı?

Onların bu ruh hallerini çok iyi anlıyor ve Kılıçdaroğlu'nun iki dudağının arasından çıkanlara karşı da neden boyun eğdiklerine de bir türlü anlam veremiyorum!

Milletvekili ve Belediye Başkanı olabilmenin yolu, Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun iki dudağının arasından geçmiyor mu?

Sayın Kılıçdaroğlu, dilediğini Milletvekili, dilediğini Belediye Başkanı yapmıyor mu?

İzmir'de kimlerin nasıl Belediye Başkanı yapıldığını bilmeyen kaldı mı?

Aday adaylığı döneminde; İzmir'de açılan Menkul Kıymetler Borsasını bilmeyen var mı?

Kimin hangi Borsacıya ne yatırdığı bilinmiyor mu?

Hangi aday adayı yanlış Borsacılara parasını yatırdıktan sonra; kalp krizi geçirdi?

Bunlar inkar etmekle geçiştirilecek konular mı?

Çürümüşlüğe, rezilliğe sessiz kalanlar, en az onlar kadar da sorumlu değil midir?

Borsacıların tedrisatından geçmiş mevcut bir Belediye Başkanı örneği (Örnekler) vereyim de; yazdıklarımıza birazıcık ışık tutsun: Belediye Başkanı olacak olan zat, deyim yerindeyse porno filmi çektiriyor! Kiralık kadına yaptırdıklarını kameraya aldırıyor! Kameran da Meclis Üyesi! Başkan, film çekilirken "iyi kadraj yap" diye kameramanı uyarıyor! (Kaseti izleyenlerin aktardıkları böyle.) Kaset yaklaşık 2 ay öncesinde etkili ve yetkili kişinin masasına konuluyor! Fakat, gereğinin yerine getirilmesi işi "Temizlik işi ihalesi" sonrasına bıraklıyor! 3 Yıllık ihale oluyor... Şimdi herkes mutlu! 

Başka bir örnek; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü... 7 Gün öncesi... Önemli bir kadın siyasetçinin oğlu, günlük kiralık bir evde, toplu fuhuş yaparlarken, polis baskınında yakalanıyor! Yerde belirteyim: Bornova! O önemli siyasetçi kadın, o Belediyede BANKAMATİK! Ciddi bir maaş alıyor her ay... Hatta kadın için öyle şeyler söyleniyor ki... Yazılacak gibi değil!  

Yeniden Erkan Karaarslan'a dönersek... 

Bana birileri çıkıp, Yeni CHP'nin Yerel Yönetimlere bakış açısını, modelini bir anlatsın... Yok ki... Haydi Yerel Yönetimleri geçelim; Kılıçdaroğlu döneminde yaşanılan genel seçimlerden geriye akıllarda "Aile Sigortası" denilenden başka kalan bir şey var mı? Çıksın birisi, CHP'nin ekonomik, sosyal, sağlık vb. politikalarını bir bir anlatsın! Evet anlatsın... Siz hala CHP'nin Cumhurbaşkanı adayının kimin önerdiğini, kimlerle masaya oturulduğunu, "Ekmek İçin" sloganıyla sokağa çıktığınızı açıklayamıyorsanız, yarın ana muhalefet değil, yavru muhalefet olursunuz! Ankara İl Başkanlığı Danışma Kurulu toplantısında; Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. sınıf öğrencisi, Gençlik Kolları üyesi, "Salı'dan Salı'ya, gazete manşeteleri okuyarak, muhalefet yapılmaz" dediğinde, derdest edilmedi mi? Bu mudur CHP'de gerçekleri haykırdığınızda başınıza gelecek olanlar?  

Erkan Karaarslan, 2014 seçimleri öncesi adaylara, sonrasında da Kılıçdaroğlu'nun da katıldığı Belediye Başkanları toplantılarında, Belediye Başkanlarına elbiseler biçmedi mi? Tıpkı Pentagon yazarı Samuel P. Huntington gibi... Huntington, kitaplarında 21. Yüzyıl Devlet Başkanlarının nasıl olmaları gerektiğini işliyordu... Erkan Karaarslan'da topladığı CHP'li Başkanlara, "böyle yönetmelisiniz" demiyor muydu o toplantılarda?

Erkan Karaarslan, o toplantılarda Belediye Başkanlarına şirketler kurulmasını, kamu denetimin nasıl zayıflatılacağının yolunu/yöntemini öğretiyor, öğütler verimiyor muydu?

Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay, telefonla katıldığı bir tv programında; "Erkan Karaarslan'ın Eskişehir, Kıbrıs toplantılarında Genel Başkanımızda vardı" demişti... Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, twitter hesabından Erkan Karaarslan'ın toplantısını fotoğraflı duyuruyordu...

Erkan Karaarslan'dan danışmanlık hizmeti almış onca CHP'li Belediye Başkanına soruyorum: İlçelerinizin boyu 1 santim de olsa büyüdü mü?

Sabah gazetesi Erkan Karaarslan'ın CHP'li Belediyelerden 1 Milyar lira danışmanlık parası topladığını manşetten yazdı... Bu kadar parayı oluk oluk akıttığınıza göre; haydi o zaman çıkarın ortaya somut bir şey koyun! Şunu yaptık, halkımızın hizmetine sunduk deyin! Var mı böyle bir şey? Yok!

Peki; Erkan Karaarslan'a bulaşmış olupta, borçlu olmayan bir Belediye gösterin bana?

O da yok!

Şimdi; o Belediye Başkanları kanuna karşı hile yöntemiyle kurulmuş şirketlerini nasıl savuncaklar?

Daha dün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun FETÖ'nün elinde "esir" olduğunu söyledi... Ardında da gelsin "anlatayım" dedi... İçişleri Bakanı Soylu, her halde bunları laf olsun torba dolsun diye söylemedi... Böyle bir şeyi yazmış olsaydım; varın siz başıma gelecek olanları hesaplayın!

Siz, 2014 yerel seçimleri öncesinde Belediye Başkan adaylarınızı, devamında seçilmiş Başkanları, şimdi FETÖ'den tutuklu Erkan Karaarslan'ın toplantılarına katılmasını sağlıyorsanız, bugün çıkıp savunacaksınızda!

Duydunuz mu hiç CHP yöneticilerinden birisinin çıkıp Erkan Karaarslan hakkında bir açıklama yaptığını?

İş Erkan Karaarslan gerçeğine gelince; her biri süt dökmüş kediye dönüyorlar! 

Hiç bir kimse kusura bakmasın, sayın Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye aşıladığı "Aşiret Kültürü"dür!

Bir yanda ağalar, diğer yanda marabalar!

Ve marabalar konuşmayacak, marabalar sorgulamayak, yaratılan ağalara biat edecekler!

Yok böyle bir anlayış! 

Geçen dönemin Karabağlar Belediyesi mağduru Ragıp Çiçen ne diyordu Kılıçdaroğlu'nun yüzüne Antalya hava alanı çıkışında: "Beni mahvettiniz!"

Peki, Çiçen'in arkasından pavyon fedaisi gibi koşanın o gün kim olduğunu yazmaya gerek var mı? Kardeşinin İzmir'de hangi ilçe Belediyesi'nden ne kadarlık uyduruk ihale aldığına bir bakın, yeterlidir!

İçişleri Bakanı, Sarıyer ve Aydın Büyükşehir Belediyelerine Erkan Karaarslan soruşturma izni verdi...

Arkasından kaç tane daha Belediye ve Başkanına adli soruşturmalar açılır orasını zaman gösterecek...

Fakat, çaresizlik içinde kıvranan Belediye Başkanları, dün olduğu gibi; "en iyi savunma saldırıdır" mantığıyla, besledikleri satılık kalemleri saldırıya geçirtip, aklanacaklarını sanıyorlar!

Yok öyle 3 kuruşa 5 köfte!

Lafa geldi mi "yetim hakkı" demesini bildiğiniz gibi; FETÖ'cü Erkan Karaarslan'a aktardığınız paralarında her kuruşunun hesabını vereceksiniz!

Türk Adaletine güvenimiz sonsuz...

Yüzlerce dava açıldı hakkımda... Bir tanesi dahi olsa ne yüz kızartıcı ne de şantajdan! Yazdıklarımın hepsi doğru ve hiç bir kimsenin de kaleme alacağı konular değildi... Ama, bir tanesi öyle bir çaresizlik örneği sergiledi ki; şantajcılığı tescilli bir gazetecinin paçavrasına sığınıp, kendisini aklamaya kalkıştı! Akıttığı paralar bir yana, kendisi halk içinde iki paralık olurken, o şantajılığı google'dan tescilli gazeteci, FETÖ'yü öğmekten gözaltına alındı! Belki de hala içeridedir! 

Başka bir örnek vereyim... Varlığı o ilçe Belediye Başkanını yalamaktan ibaret olan bir tanesi bakın avanta paraları nasıl indiriyor? İşin garibi, indirirken bunlar birbirlerini de kazıklıyor! O ilçe Belediyesine ağaç, çiçek satan bir yönetici... O sözde gazeteci komisyonunu almak için mesaj gönderiyor... Mesaj başka bir yöneticiye gidiyor: "Abi faturayı kestin, paraları cebine koydun. Hani benim 20 bin liram!" Şimdi; bu gazeteci müsfettesi bir faturadan 20 bin lira avanta alıyorsa, siz o faturanın naylon olmayacağına inanabilir misiniz? Bu müsfetteyi maalesef CHP'liler İzmir'de el üstünde tutuyor! Bırakın izmir'de aldığı gayrimenkulleri, şimdi Bodrum'da yazlık bile almış! Güle güle otursun! 

Yanılmıyorsam; bir peşkeş olayına İzmir'de tek karşı çıktığım için 30'nun üzerinde hakkımda dava açıldı... Başedemediklerinden dolayı annemden kalan evimi bile yıktılar... 3 Milyona satılıyordu... 3.5 yıl sonra 58 milyona satıldı... Neler önermediler ki yakalarından düşmem için... Darp ettirtiler, ses tellerime aldığım darbeler yüzünden bir hafta konuşamadım... Üzerime iki defa çiğneyin diye araba sürdürdüler... Şans eseri kurtuldum... Bir tanesi bilgimin dahilinde; 3 defa silahlı tetikçilerden zamanlama şansıyla kurtulmuşum!

Abartmıyorum; İzmir tarihinde hiç bu kadar kötü yönetilmemiştir!

İzmir, tarihinde hiç bu kadar vurgunun, talanın hedefinde kalmamıştır! 

Yazdıklarım ve verdiğim belgeli ifadeler doğrultusunda; hakkında onlarca soruşturma açtırdıklarımdan bir tanesi, alkolik olmuştu... Geçtiğimiz günlerde tansiyon hastası olduğunu söylemişlerdi... Şimdilerde de ereksiyon olabilme kabiliyetini yitirdiğini söylediler! Ne diyelim Allah sonunu hayırlı kılsın! 

Yakında birisinin daha gerçek yüzünü ortaya sereceğim... Beyler; hiç bir binanın temeli ve subasman katı, 3 defa anahtar teslimi ihaleye çıkar mı? Hırsızlık olur da bu kadarı da olur mu?

Belgeleri yakında gelecek... Bu bilgiyi ve belgeleri vereceğini söyleyen kişi de önemli bir siyasetçi... Bu sözü verdiğinde yalnız değildim... Belgeler de geldiğinde; İzmir'deki soytarıların yaptığı gibi; bu belgeleri o Başkanın önüne koyup, pazarlık mı yapmalıyım? Yoksa yazıp, kamuoyunu bilgilendirmelimiyim?

Doğru olan nedir?

Yazmak değil mi?

Bugüne kadar da bu çizgimden taviz verdim mi?

Hayır!

Geçtiğimiz yıl yine birisi şikayet etmişti... Adliyede ifade verirken; Savcı yazdıklarımı dehşetle okuduğunu söylemiş, ardında da "seni aramıyorlar mı" gibisinden sözlerle anlaşmıyormusun bunlarla demeye getirmişti!.. Bende "o yönde düşüncelerim olsaydı, buraya kent kartla değil, helikopterle gelirdim" demiştim! 

Her şeyden önemlisi; bu kadar çürümüşlüğün içinde, yöneticiyim diye geçinenlerden bir tanesi de olsa çıkıp, "bu kadar da olmaz" deyip, kulaklarını dahi çekemiyorsa, bu çürümüşlüğe onlarında ortak olduğunu düşünmüyor değilim! 

Erkan Karaarslan'ı yerel yönetimler üzerinde kim "Süpermen" olarak görüp, pazarlamışsa; olacaklara da katlanmak durumundadır! 

Ama şundan çok eminim; gelecek günler hiç de iyi görünmüyor!

Büyük paketin hazırlandığını düşünüyor/görüyorum! 

Ha bu paketin içinden kimler çıkar, kimlerin eline elma şekeri tutuştururlar, yakın bir zamanda göreceğiz! 

Güneş balçıkla sıvanmaz...

Yazdıklarım, yazacaklarımın teminatıdır...

Sahibinin sesi köpeklerin de havlama örgürlüğü vardır... 

At kemiği havlasınlar... 

Son Yazılar