PARTİCİLİK SEKTÖR HALİNE GELİRSE!
Reklam
ALİ İZZET ORAL

ALİ İZZET ORAL

PARTİCİLİK SEKTÖR HALİNE GELİRSE!

25 Ekim 2018 - 06:01



Particilik  elbette  bir  sektör  değildir  ve  olmamalıdır. Siyasi partiler demokratik rejimlerde tek örgütlenme biçimi olmamakla beraber, toplumsal örgütlenmenin ve iktidara talip olmanın en etkili aracıdır. Siyasi partilerin yönetimleri, yerel dinamiklerinde etkisiyle her il ve coğrafi mekanda farklı özellikler arzetmekte ve buna görede farklı yapılanmakta ve işlemektedirler. 

Ülkemizde 2820 sayılı siyasi partiler kanununun 6. maddesine göre her Türk vatandaşı istediği siyasi partiye üye olabilir ve istediği anda da çekilebilir. Üye kayıtları genellikle ilçe merkezlerinden yapılmakla birlikte, olağan üstü üyelik prosedürlerinide uygulayabilmektedirler... Örneğin CHP tüzüğünün 12. maddesi , AKP tüzüğünün 11. maddesi , MHP tüzüğünün 6. maddesi merkezden kayıt yapmaya olanak vermektedir. Bu. maddelerin üzerinde neden durduğumu yazının ilerki satırlarında anlatacağım .

Particilik diye bir meslek dalı yoktur... Particiler diye bir sektör de yoktur... Özellikle 12 eylülden sonra neo liberal politikaların sistemle siyaset arasında aracı kurumlara ihtiyaç duyması, organizasyon ve müşavir ünvanlı bir takım iş takipçisi tiplerin Özal döneminde ve ANAP iktidarında  ortaya çıkmasına ve palazlanmasına neden oldu... Bu tipler etki alanlarını genişletmek ve hızlı iş bitirmek için iktidara yakın olmayı geçerli bir metod haline getirdiler.. Bu duruş profesyonel partici tipleri ortaya çıkardı!

Hatta  bu işleyiş öyle hale geldiki aynı insanlar iktidara gelen partilerde hızlı bir sörf yapmaya başladılar ve bu giderek kanıksandı. Parti üyesi, delegesi ve yöneticisi olmaktan başka hiç bir özelliği olmayan bir takım insanların örneğin emlakçının, patatescinin, şöförün, kabzamalın ya feodalizmden ya da aracı şirketlerin finans gücünden aldıkları destekle, partilerde önemli yerlere hızla yükselip kariyer ve süratle genişleyip mülkiyet ve para sahibi oldukları olağan bir hale geldi. Hatta  bu tiplerin partide belirleyici konuma geldikleride siyasi hayatımızda yaşanan bir gerçektir. 

Particilerin nasıl bir toplumsal tabandan geldiği, nasıl sosyalleştikleri, sınıf atlama noktasına nasıl geldikleri, dejenerasyon ve yozlaşma sürecinde parti ilkelerinin nasıl devre dışına bırakıldığı ve bu parti bayrağı altında iş yapan rantçıların toplum ve parti  çevrelerinde iş bitirici adam ünvanına kavuşarak parti büyüğü sıfatını nasıl kazandıklarını araştırmaya kalksak; sanırım yüzlerce örnek bulmamız mümkün olacaktır...

Fakat, bunu yapmak tamamen sosyal antropoloji konusudur ve onların işidir. Biz işin mutfağına ve gözlemlediğimiz gerçekliklere bakarak; mahalle kahvesinden büyük kulübe jet hızıyla yükselenlere, varoş mahalleden gelip büyük spor kulübü yöneticiliğine hızlı sıçrama yapanlara, otoparkta  araba yıkamaktan jet sosyeteye yükselenlere, avize dükkanından turistik otel sahipliğine fırlayıverenlere motivasyon sağlayan parti mekanizmasının işleyişine bir bakalım...

Önce parti tepesinden sağlam ilişki yakalayacaksınız... Bu ilişki öyle basit ilişki değildir... Emek, özveri ve her türlü ilişkiye açık olmanız gerekiyor, sonra feodal desteğe ihtiyacınız olacak... Bunun için hemşehri ve akraba ilişkilerinizi güçlendirmeniz ve her gittiğiniz yerde sizi alkışlayacak sizi övecek bir güruhu yaratmanız gerekecek ve bunları zaman kaybetmeden, beklemeksizin partiye üye olmasını sağlayacaksınız, AKP'de iseniz 11. maddeyle, MHP'de iseniz 6. maddeyle, CHP'de iseniz 12. maddeyle bunu gerçekleştirebilirsiniz...

İşte tepelerde kurduğunuz ilişkiniz bunun  için çok önemlidir. Bu  organizasyonu sağlayabilirseniz ve üst yönetimlerlede olan ilşkinizi tüm yetenek ve marifetlerinizi kullanarak bir kongre süresine taşıyabilirseniz ki; ben başkanının veya genel sekreterinin çayını karıştıran, ayakkabısını parlatan, havlusunu tutan, otel odalarına her türlü servisi yapıp kapısında güvenliğini sağlayan çok adam tanıyorum ve bunların genel merkezlerin  ve il yönetimlerinin çok önemli mevkilerine geldiklerini ve milletvekili bile olduklarını biliyorum ve bundan dolayı da siyaset yapmadan,  politika üretmeden particilik yapanlara saygı duymuyorum... Tüm bu söylemlerimden şu sonucu çıkarmaktayım, katılır yada katılmazsınız .

Ne yazıktırki  ülkemizde particilik bir sektör haline gelmiştir...

Sermaye gerektirmeyen, uzmanlığa ihtiyaç duyulmayan ve vergisi olmayan bir sektördür bu...

Bakkallığı, manavlığı, pazarcılığı başaramamış adamların kendine çok çabuk yer buldukları ve sayın büyüğümüz oldukları bir sektördür bu...  Belediyelerimiz, meclislerimiz ve parti yönetimlerimiz bunlarla doludur. 

Bunları  küçük burjuva aydın ukalalığı olsun diye ve kimseyi küçümsemek veya bazılarına geçmişlerini hatırlatmak için yazmadım... Bunları 43  yıllık siyaset yaşamımda politika üretmek, siyaset yapmak ilkelerimin ve benim gibi düşünen insanların, particilik yapanlar karşısında yaşamakta olduğu sıkıntıyı sergilemek için ve bu basit çıkarcı işleyişin çarklarının kırılmasını sağlayacak birilerinin çıkması umuduyla siyaset yaşamının sadece  partilerde olmayacağını, başka alternatiflerinde bulunduğunu siyaset yaşamımın  son günlerinde belirtmeyi, genç nesillere anlatmayı görev saydım...

Siyaset  yapın, politika yapın... Fakat bunları yaparken particiliği meslek edinmeyin, geçim kapısı yapmayın. Bu niyette olanlarada asla geçit vermeyin, verenleri de affetmeyin...


GÜNDEM OTUZBEŞ İHA ABONESİDİR