İSTANBUL'DAN BİR KESİT...
ALİ İZZET ORAL

ALİ İZZET ORAL

İSTANBUL'DAN BİR KESİT...

12 Kasım 2018 - 11:14



Zincirli kuyudan başlayarak  Sarıyer  istikametine   giderken   yolun  sol    tarafında  ağaçlık  alanı  bol  olan  yüksek  duvarlı  bir  bölge  görürsünüz,  kapısında  HER  CANLI  BİRGÜN  ÖLÜMÜ  TADACAKTIR  yazar ,  burası  Zincirli kuyu  mezarlığıdır .  Genelde  İstanbul  kent burjuvazisinin  son  ikametgahlarından en önemlisidir  burası .  Her  babayiğide  nasip olmaz burda yatmak, aslında nasip  olmayan  sadece  mezarlık değildir  benim söylemek istediğim , nasip olmayan  Büyükdere caddesinin  rantından nasiplenmektir , son  on yıldaki  ketsel rantsal  değişimin  ve  ithal ikame  sermayenin  geçirdiği  küresel  gelişmeye  dikkat  çekmek için  bu  başlagıcı  yaptım .

1970  li  yıllardan  beri  bilirim büyükdere  caddesini , sol  tarafı  Şişliye   sağ  tarafı  ise  Beşiktaşa  bağlıdır , caddeyi  hiç sapmadan  devam  ettiğinizde  oto  sanayi bölgesini  ve  TEM  yolu  girişini  geçerseniz , sağ  tarafta  harp akademilerine ulaşırssınız,   işte  tam  o noktadan  itibaren  Sarıyer  sınırları  başlar.

70  li  yıllarda  caddenin  sol  tarafı  fabrikalar  bölgesiydi , hatırladığım  kadarıyla  PHİLİPS , RENAULT , ECZACIBAŞI , ROCHE ,FAKO , BİLİM İLAÇ  fabrikaları ile  bunların bir arka parelelinde ise  orta ve küçük ölçekli işyerleri bulunuyordu. Caddenin  sağ tarafı ise  yüksek askeri erkanın , üst  düzey  bürokratlarla  bankacıların  ve  fabrikatör sıfatı taşıyan  sermaye  sahibi  burjuvaların  yerleştikleri  konut alanıydı . Bölge  sınıfsal çelişkilerin  en yoğun yaşandığı  bir bölgeydi . sol tarafta  emek sömürüsü  ve işçi örgütlenmeleri  yoğun bir ivmeyle  yükselirken , sağ  tarafta  çılgın bir  tüketim yarışı  ve  batı tipi  özenti bir  yaşam biçimi  son  hızıyla  sürmekteydi .  Bahsettiğim tarihlerde  bu  satırları kaleme  alan ben , DEVRİMCİLİK  kavramıyla  yeni tanışmış  ve  SINIF  ÇELİŞKİLERİ  nin  farkına yeni varmaya başlamış  bir  lise  öğrencisiydim . Bu  nedenle  bölgedeki  her  toplumsal olaya  ve  bölgedeki  her değişime  sınfsal  bakmayı , her gelişimi  diyalektik bir  gözlemle  tahlil etmeyi metod haline  getirerek  yorumluyordum, bu  yazıyı   kaleme almayıda  bu  nedenle istedim  ve  böyle  yorumlamaya  gayret  edeceğim .

Günümüzde  büyükdere caddesinden her  geçişte  o  fabrikaları  arar  gözlerim , o fabrikaların  paydoslarında  heycanla  dağıtığımız  İŞÇİ  ARKADAŞ  diye  başlayan  bildirileri  anımsarım , o  fabrikaların  bahçelerindeki  GREV  ÇADIRLARI nda  sabaha  kadar  beklenen  nöbetleri  yaşarım   yeniden ,   hele  o  muhteşem  16  HAZİRAN  gününü  hatırlamamak  mümkünmüdür , nasılda  boşalıvermişti o fabrikalar bir anda , nasılda  akmışlardı  caddeye  oluk oluk  ve nasılda inliyordu  ortalık  SENDİKA  HAKKIMIZ  SÖKE  SÖKE  ALIRIZ diye , birleşivermişlerdi Sarıyer tarafından gelen  kibrit  ve  tuğla fabrikası işçileriyle , Beşiktaştan  gelen  austria  tütün  işçilerini  karşılamaları ise  muhteşemdi .  Tüm  bunları  düşünürken  caddenin  sağ tarafındakilerin  evlerinin  penceresinden  dehşetle  bakışları  geldi  gözlerimin önüne , onların  tek  derdi  evlerine , bahçelerinde duran arabalarına  bir  zarar gelmemesiydi ,  kavrayamıyorlardı  bütün  bu  olanları, neden  bu  işçiler  yürüyorlardı  bağırarak , sendika  ne  demekti, grev neydi  ve  tanklar ve askerler neden üstüne üstüne  gidiyorlardı  bu  işçilerin. Tabiiki  o güne  mahsustu bu  bilinmezlikler ve  korku dolu endişeler . Sonraki günlerde  kavradılar meseleyi onlarda kendilerince , tüm bu  olanlar KOMONİST lerin  ve servet  düşmanlarının kışkırtmasıydı , bu  işçileri  ANARŞİT   yapmıştı  sendikacılar  ve  öğrenciler. Okullarında  çocukları  , komşuda  karıları ,fabrikalarında , garnizonlarında ,bankalarında  kocaları , hepsi  böyle düşünüyorlardı , çünkü  böyle  yazıyordu gazeteler ve böyle söylüyordu radyoda devlet  büyükleri .

Sonraki  günlerde yaşam  dahada siyasallaşarak devam etti  tüm çelişkileriyle  büyükdere caddesinde , garip  şeylerde olmuyor değildi hani  mahallelerinde  , zaman zaman  genelde bodrum katlarda oturan öğrenci evleri  polis tarafından sabaha karşı gün doğmadan basılıyor , öğrenciler götürülüyordu , kimi geri dönüyor kimi kayboluyordu , fabrika çıkışlarında  polis arabaları tutuyordu fabrika önlerini , girişte ise tüm işçiler üstleri başları aranarak sokuluyordu içeriye , resmiye benziyen kıyafetleriyle bellerinde silahlarıyla TOSUNCUKLAR  dikiliyordu kapılarda  güvenlik olarak . İşte böyle bir günün sabahında  tüm ülkede  olduğu gibi , tüm İstanbulda olduğu gibi  büyükdere caddeside  çevrilmişti  tanklarla  ve güvenlik güçleri  tutmuştu  köşebaşlarını .  Ülkede  huzuru  yeniden tesis etmek için  ordu  yönetime  el  koymuştu .

Büyükdere  caddesinin  sağ  tarafındaki  üreten  , alınterleriyle  artı değer yaratanlar  endişeli  ve  huzursuzdular , sendikaları kapatılmış   sendikacıları ve işçi liderleri tutuklanmıştı , toplu sözleşme görüşmeleri bıçak gibi kesilivermişti. Hergün  bir arkadaşları  gözalltına alınıyor ve  haber alınamıyordu  bir daha . Düşük  ücretle  çalışan  yeni işçiler  alınıyordu  fabrikalara  ve  seslerini  çıkaramıyorlardı , baş vuracakları  hiç bir  mercileri  kalmamıştı . 

Caddenin  sol  tarafındakiler  ise  çok  mutlu  ve  huzurluydular .  Apartmandaki  öğrencilerden  ve  onların  gelip giden  arkadaşlarından kurtulmuşlardı , çocuklarını  güven  içinde  okula  gönderebiliyorlardı , evlerini  ve  arabalarını  servet  düşmanlarından  koruma  endişesi  taşımıyorlardı , çarşıda  pazarda  gurup  halinde  dolaşan o işçi  guruplarıylada  karşılaşmıyorlardı artık , kendileride  kocalarının  iş  yerleride  güven  altındaydı , yaz  tatillerindede , avrupa seyahatlerindede  evleri barkları güven altındaydı ve Allah  ordumuzdan  razı olsundu  , devlete zeval vermesindi . 

Oysaki  çarklar  göründüğü  gibi  değildi  yaşadığımız  coğrafyada  , önce  iş  kanunları , çalışma yasaları değişiyordu , sermayeden  yana  düzenleniyordu  her şey , devlet başkanı olan zat  elindeki  kuranı kerimle  ülkeyi karış karış dolaşıyor ve habire  imam hatip liseleri açıp imanlı  gençlikten  dem  vuruyordu , asmayıpta  besliyelimmi diyor  ve  habire  asıyordu  gençleri .

Yasa yapıcılar , sermayenin  tahakkümü ve uluslararası işbirliği  yasalarını  hayata geçirmenin alt yapısını hazırlıyorlardı, sanayi ürünleri ithalatına alan açılıyordu böylece rant  birikiminin  oluşmasını  sağlayan kanallar genişletiliyordu. Globalizm denilen  emperyalizmin yeni makyajlı  yüzü  ve  ithal ikameci politikalar  çağdaş  politikalar diye  yutturuluyordu  Türk  milletine.

Tüm bu alt yapılardan sonra darbeciler anayasalarınıda yaptılar, dayattılar ve kabul  ettirdiler , daha sonraki  süreçi  ise  hepimiz  yaşayarak  öğrendik , bu arada  BOP  eş başkanlığınada sahip olduk çok şükür  ve  attık  postamızıda  delikanlıca ONE  MİNUTE  diyerek  ve  şimdi  PATRİOT larımızda  oldu hamdolsun , sadece  bir Suriyeye  birde  ODTÜ ye giremedik  şimdilik .

Biz yine  dönelim büyükdere  caddemize  ......

Büyükdere caddesinin  sol  tarafında  fabrikalar  yok  artık , hepsi  önce  satıldı  sonrada  yıkıldı , şimdi yerlerine  küresel  sermayenin  tapınakları  olan   moda  deyimle  söylersek  AVM  ler yapıldı , rezidanslar  dikildi  ,  banka  binaları  gökyüzüne  uzanıyorlar  bulutlara  kafa tutarcasına , dünyanın  bütün markaları  yarışıyor  birbirleriyle , yürüyen merdivenler tüm alımlarıyla müşterilerini taşıyorlar salınarak , satılan  malların % 90 ı ithal , TM damgalı mal arıyorsanız  mahalle pazarlarına çıkacaksınız bir zahmet. Restoranlarına da yabancı diliniz yoksa girmeyiniz sakın,  yada risottonuzu  nasıl istediğinizi sorduklarında  ne  diyeceğinizi iyi belleyin kafanızda ,

Caddenin  sağ  tarafındakilerinde  çok  mutlu  olduğunu  söyleyemeyiz  aslında . Onların da başı  belediyelerle  ve  mütahitlerle  dertte , hem binalar çok eskidi  hemde  kentsel dönüşüm  kafa koluna gelmekten korkuyorlar, ha  unutmadan söyleyeyim  mahallenin tek yazlık sinemasıda banka yapıldı bu arada,  sonrada  el-kaide  bombaladı orayı , şimdi onarıldı  üstelik 5  katta  fazla yapılarak  Massimov mudur  nedir o na otel oldu  şimdilik. Caddenin  kalabalıklığındanda  çok  rahatsızlar , kent dışı villa sitelere  taşınmanın  hesabı içindeler  ve  özlemekteler  eski  günleri  hemde  işin  kötüsü  büyükdere  caddesinin  tek  değişmeyeni olan  HER CANLI BİRGÜN ÖLÜMÜ TADACAKTIR  yazısına  baka  baka.....


GÜNDEM OTUZBEŞ İHA ABONESİDİR