İSTANBUL ÜZERİNE
ALİ İZZET ORAL

ALİ İZZET ORAL

İSTANBUL ÜZERİNE

12 Mayıs 2019 - 09:03

  

               Taşı toprağı altındır diye başlanır söze ve devam edilir... İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır diye Şiirler yazılmıştır yedi tepesi üzerine, şarkılar bestelenmiştir güzelliklerine, İstanbul'u bilmeyen aşktan ne anlar diye güfteler seslendirilmiştir, her taşına bir acem mülkü feda edilmiştir İstanbul'un...

                 İktidarı ve tahtı ikbali için uğruna yüzlerce kelle alınmıştır saray avlularında, meydanlarında dar ağaçları kurulmuştur ibreti alem için, Yedikulesinden Topkapısına tüm zindanlarının vahşeti Metrisi ve Silivrisiyle geleneksel zalimliğini sürdürmektedir .
              
                   Meydanları caddeleri üniversiteleri fabrikaları ve tüm varoşlarıyla sınıf mücadelelerine önderlik yapmıştır İstanbul.  Kerhanelerini Amerikan askerleri için temizleyen görevlilere de, yankelere direnen orospulara d , Altıncı Filoyu kıble tutarak namaz kılanlara da, ABD askerlerini Dolmabahçe'den denize atan devrimcilere de tanıklık etmiştir İstanbul...

                   Kanlı pazarıyla, 16 haziranıyla, 1 Mayıs kutlamaları ve katliamıyla, Gazi mahallesi saldırılarıyla, Turan Emeksiz'iyle, Battal Mehetoğlu'suyla, Hüseyin Cevahir'iyle, Ulaş Bardakçı'sıyla, Abdi İpekci'siyle, Turan Emeçi'yle yüzlerce aydını ve devrimciyi bağrına gömmüştür İstanbul...  Zindanlarından özgürlüğe kazılan tünelleriyle Mahirlere, Ziverbey işkence köşkünde Talat Turan'lara, İlhan Selçuk'lara , Uğur Mumcu'lara kadar yüzlercesinin direnişine tanıklık etmiştir...

                     Zindanlarında insanların diri diri yakıldığı operasyonlarada, yüzlerce yarfısız infazada, ölüm oruçlarında kaybedilen onlarca canlarada, ayakkabısındaki delikle hatırlanan Hırant'ın  üzerine örtülen gazeteye de tanıktır İstanbul...

                      Mustafa Kemal'in boğazdaki işgal kuvvetleri gemilerine bakıp, "Geldikleri gibi giderler" dediği emperyalist güçlerin günümüzde bankaları, sermayeleri, küresel şirketleri ve NATO kuvvetleriyle ülkemize yeniden geldiklerinede ve yeni damat Feritlerle de işbirliği yapmakta olduklarına da tanıktır İstanbul...

                      Ulubatlı Hasa'ın surlara sancağı dikmesiyle dökülen kan, nice insanımızın kanıyla birleşerek İstanbul'un topraklarına ve boğazın sularına karışmıştır. Bu şehir güzellikleri kadar aldığı canlar, yıktığı yuvalar ve döktüğü kanlarla da anılacak kadar katliam şehridir ve acımasızdır, affedici ve yara saran tarafı yoktur... Ekmek aslanın ağzında yaşam köşe başı tuzaklardadır.

                        Organize işler sarmıştır dört bir tarafını, Kiliseleriyle, Cami ve Havralarıyla, Sinagokları ve bankalarıyla, para fonları ve istihbarat ajanlarıyla, holdingleri ve kültürleriyle, colalarıyla, viskileriyle, uyuşturucuları ve fuhuş ticaretiyle, AVM'leri ve rezidanslarıyla, çok yıldızlı otelleriyle kuşatmışlar ve teslim almışlardır bu kenti.. Toprakları, köprüleri, eğitim kurumları ile parsel parsel satılmaktadır İstanbul...

                          Manzarayı umumiye sadece bunlardan ibaret değildir elbette,  bu yazdıklarım hafızaları tetiklemek ve aysbergin görünen kısmını tazelemek içindi, aysbergin görünmeyen kısmınındaki organizasyonları teşkilatlanmaları, İstanbul'dan kalkan uçakların Dünyanın nerelerine indiğini, İstanbul yerel seçimlerini küreselci kan emici neocanların ve onların yerli siyaset sülüklerinin nasıl organize planları yaptığını, nasıl dizayn etme çabasında olduklarını ve pişirmeye çalıştıkları porsiyon porsiyon yutmaya hazırlandıkları İstanbul'u anlatacağım...

Şimdilik hoşcakalın, sevgiyle kalın...