ALİ İZZET ORAL

ALİ İZZET ORAL


EMPERYALİZM RÖVANŞI ALIYOR MU?

05 Haziran 2019 - 18:41



Atatürk diye bir lider çıktı, hesaplarımızı yüz yıl geriye erteledik demişlerdi... 2019'un 19 Mayısı'nda yüz yıl doldu.


1938'den bu yana, yüz yıldır planlarını sinsi sinsi yürüterek günümüze dek içten ve dıştan ülkemizi teslim aldılar...
Ülkemiz henüz askeri işgal altında olmamakla birlikte işgal koşullarını aratmayan ekonomik ve siyasal işgal altındadır...

Günümüz ülke koşulları göstermektedir ki;

Ülkemiz, LOZAN ile geçersiz hale getirdiğimiz SEVR anlaşmasının hükümlerine adeta teslim olmuştur... 
                  
Ordunun tasfiye planlarından tutun da, yer altı ve üstü kaynaklarımızı özgürce kullanamamaya ve çiftçimizin ne ekeceğine karar verememeye ve sanayimizin yönlendirilmesine kadar tamamen dışa bağımlı bir hale getirilmiş durumdayız...

Ülkemiz toprakları silah ile değil ama, tapu satışıyla el değiştirmekte, yerli sermaye diye bildiğimiz burjuvalarımız ise fabrikalarını ve tesislerini bankalarını yabancılara satarak ülkeyi terk etmektedirler...

1938'den bir süre sonra Milli Kemalist politikalardan vaz geçilmesi 1946'dan bu yana zaten başımıza bela aldığımız NATO ve ikili askeri anlaşmaları da göz ardı etmezsek, göreceğiz ki 53 yıldır uygulanan politikalar ülkemiz tamamen sömürgeleştirmiştir...

Günümüzdeki çaresizlik ve çürümüşlüğün beraberinde getirdiği iflasın tek sorumlusu AKP'dir demek, 
işin kolayca inkarı olur... .

AKP'nin 17 yıllık iktidarı döneminde uyguladığı siyasi ve ekonomik yaptırımlar, DSP - MHP -  ANAP koalisyon döneminin çıkardığı yasaların ve 50. hükümet olan DYP - CHP ve SHP koalisyon hükümetinin onayladığı Gümrük Birliği ve yabancılara toprak satışı ile özelleştirme serbestliği gibi; T. Çiller, D. Baykal ve M.Karayalçın'ın onayladığı yasalardır...

Dünya Bankası ve İMF tarafından ve tüm siyasi partilerin de onayıyla Türkiye gönderilen KEMAL DERVİŞ'in 
hukuki alt yapıyı hazırlamasıyla da 17 yıllık AKP iktidarı sürecinin uygulamaları yapılmıştır...

Demek istediğim odur ki; içinde bulunduğumuz bu çıkmazdan hiç kimse kendini soyutlayamayacağı gibi hiç bir siyasi parti ve adamı masum değildir .

24 Ocak 1980 kararlarıyla ve bu kararların rahatça uygulanması için yapılan 12 Eylül 1980 darbesiyle Türkiye nin kapıları emperyalizme sonuna kadar açılmıştır... Ulusal ve milli olan ne varsa terk edilmiştir .
                               
KİT ler ve tüm ulusal işletmelerimiz yabancı sermaye yepeşkeş çekilmiştir... 

Neo liberallerin ve yerli işbirlikçilerinin Türkiyeyi işgal planları sırasında rahat bir alan bulabilmeleri
ve muhalefetle karşılaşmamaları için de Ulusalcı ve Atatürkçü unsurlar başta CHP'den olmak üzere siyasetten tasfiye edilmiş ve yerlerine SOROS'cu kadrolar yerleştirilmiştir .

 Deniz bitmiş, kara görünmüştür...

Bir süredir ABD ve AB ile çatışılıyormuş görüntüsü göstermelik bir palavradır... 

Partilerin arasındaki Bizans surları arasına sıkıştırılmış ve küreklerinin ise PKK ile FETÖ'ye çektirildiği 
bir İstanbul kayıkçı kavgası ise kurgulanmış bir SOROS planıdır.

Tüm bölücü unsurlar ve iş birlikçilik iş bölümünü yapmış olan siyasi partiler, şu anda ne Ege ve Akdeniz kıta sahanlığını ne de Kıbrıs ve 12 adalar derdinde değildirler... Hepsi İstanbul Belediye seçimi sonrasında
hayata geçirilmesi konusunda talimat aldıkları ve proğramlarına koydukları, neo liberalizmin yeni lokması YEREL ÖZERKLİK VE EYALET SİSTEMİ'ni beklemenin siyasi orgazmını yaşamaktadırlar .