ALİ İZZET ORAL

ALİ İZZET ORAL


CHP'Yİ TÜKETMEK...

22 Ağustos 2019 - 09:34 - Güncelleme: 25 Ağustos 2019 - 21:53



Her CHP'linin "partili olma"sının bir nedeni vardır mutlaka...
Her üye, partili olma tercihini bir neden sonuç ilişkisine dayandırmak zorundadır...

Ülkenin somut koşulları bizlerin somut çözüm yollarını yaratacak politik çözümlere kafa yormamızı gerekli kılıyor...

Parti programında anlatılan çözüm önerileri ülkenin temel sorunlarıyla ne derece  örtüşüyor, parti sözcüleri söylemlerinde bu programa ne ölçüde bağlı kalıyor, partinin iktidarda olduğu Belediyeler bu proğramı ne ölçüde pratiğe geçiriyor, parti programını hayata  geçirecek olan kadrolar nasıl tespit ediliyor, geçmişin sağcı kadro liderleri 1923 ve 1960 ruhuna karşı 1946 ruhu diye ortaya çıkmış olan ABD Mandacılığının ülkemizdeki uygulayıcıları CHP'ye hangi nedenle eklemleniyor, niceliğin niteliğin önüne geçmesi doğru politikamıdır?
İktidar her türlü tavizi vererek mi alınmalıdır?

"Benim 2 büyük eserimden biri CHP"dir" diyen Atatürk'ün ilkelerinden taviz vermeden mi alınmalıdır? Önce bunun tespitinde netleşilmelidir... Politik taktikler, davranışlar ve ittifaklar buna göre yapılmalıdır... Kitle bağları bu anlayışla kurulmalı ve güçlendirilmelidir  diye düşünmekteyim...

Partinin program inşa edeceğine değil, programın partiyi inşa edeceği gerçeğinden hareket eden birisi olarak  söylüyorum ki; parti programı kitabi bir metin değildir, esas olarak bir eylem programıdır...

Parti üyelerine nasıl düşüneceklerini, nasıl eylemselleşeceklerini anlatır...
Fakat  öncelikle bu program ile örgüt arasında güçlü iletişimler kurması ve önderlik yapması gereken yönetici kadroların, parti programıyla ilgisi ve ilişkisi olmayan söylemlerde bulunduklarını görmekte, demeçlerini okumaktayız... TBMM'de ve  önemli komisyonlarda, ki buna anayasa komisyonunu özellikle katabiliriz, parti sözcülerinin program dışı ve birbirleriyle çelişen tavırlar sergilemeleri, örgütümüzün motivasyonunu da  lumsuz etkilemektedir.

Ben, "iktidara sağdan oy getirerek ulaşabilirim, bunun içinde sağın eski isimlerini parti listelerinden aday göstermeliyiz" düşüncesini de katılmıyorum...
Bu kendi iç çelişkilerini giderememiş ve düşün birliğini sağlayamamış görüntümüze eklersek, oy beklediğimiz kitlelere nasıl güven vereceğimiz meçhuldür!
Siyasal partilerin kendi dışındaki siyasal organizasyonlarla ve siyasal partilerle seçim ittifakı yapmaları ile onların kadro öncülerini kendi partimize eklemlemek aynı şey değildir... İttifaklarda belli ilkelere dayanmalıdır  ve bu kırmızı çizgilerimizden taviz vermeden, gelenek ve kuruluş prensiplerimizden ayrılmadan yapılmalıdır.

Elbetteki hedef iktidardır... Salt seçim kazanmak hemen iktidar olmamızı sağlamaz... Önce hükümet olursunuz, sonra parti programınızı bir bir, aşama aşama hayata geçirirsiniz, kadrolaşırsınız ve o kadrolarla programınızı uygulayarak, yasal düzenlemelerinizi yapar ve iktidar kapısını açarak ilerlersiniz...

İktidarı ele geçirmiş hiç bir siyasal hareket gösteremeyiz ki teorisiyle pratiği örtüşmemiş de iktidar olmuş.. Hiç bir siyasal hareket gösteremeyiz ki, sınıfsal ve siyasal ittifaklarını ilkeler bazında kurmadan iktidar olmuş...

El yordamıyla kurulan günü birlik beraberlikler iktidar yolunda karşımıza engel olarak çıkma potansiyelini her zaman muhafaza ederler... Bunları en baştan engellemek bu beraberliklerin, hangi konularda ittifak edildiğinin ilkelerini belirlemek ve bunları kendi kadrolarına anlatmak, düşmanın bertaraf edilmesinde kimlerle ne kadar ve nereye kadar yürüneceğini yönetici kadrolara ve kitle tabanımıza belletmek en güvenli lojistik teçhizatımız olmalıdır.

Aksi takdirde tüm çabalarımız boşa gidecek, kazandığımız seçim başımıza dert olacak ve muhalefet günlerimizi mumla arattıracaktır...

Başarısız, kendi içinde sorunlarını çözememiş, hizipsel kavgalarından kurtulamamış, ideolojik birliğini kuramamış ve seçim başarısını iktidar olmaya dönüştürememiş, beceriksiz bir parti konumuna düşmenin tahribatı, muhalefette kalmaktan çok daha fazla olacaktır . 

İktidara giden yolun taşları henüz muhalefetteyken döşenmelidir... Bu taşlar döşenirken elimizdeki pusula tam bağımsızlık ve gerçekten demokratikliği işaret etmelidir... Bu pusula  Gazi Mustafa Kemal Atatürk pusulasıdır... Anti emperyalist olmayı işaret eder... Anti cemaatci olmayı işaret eder... Misak i Milliyi işaret eder... Lozan'ı işaret eder... Şeyhleri, dervişleri reddeder... Kuvay-i Milliyeyi işaret eder... Hattı müdafa yoktur, sathı müdafa vardır der... O sathı müdafa ki, günümüzde fabrikaları, tarlaları, üniversiteleri, kadınları, gençleri, tecrit hücrelerini, işkencehaneleri ve adalet kurumlarını da kapsamalıdır...

Her türlü soygunun, yalanın, talanın önünü kesmelidir... NATO'nun ordusunu tasfiye edebilecek, Mustafa Kemal'in ordusunu kurabilecek güce erişeceğimizi söylenebilmelidir. Orta yolculuk terkedilmeli, sosyalist enternasyonalin arap baharını demokrasiye geçiş diye yutturma politikasının tuzağına düşülmemelidir...
Dış politikamızın ABD kuyrukçuluğundan kurtarılacağı ve yurtta  barış, dünyada barış ilkesine yeniden kavuşturulacağı deklere edilmelidir... Ezilen ve sömürülen ülkelere örnek olmuş, emperyalizmi yenilgiye uğratan ihtilalci bir ruhun kurduğu kurtuluşun partisi CHP, 68 ruhunun çağdaşlığıyla harmanlanarak ve 1960 Anayasası ve  27  Mayıs İhtilali konusunda düşürüldüğü darbeci kompleksinden de sıyrılarak benliğini açıkça ortaya koymalıdır... Bunu yapabilmek için elindeki "Altı Ok"a sıkı sıkı sarılmalıdır... 2. Cumhuriyetçılk gibi, globalizm gibi, ılımlı islam sempatizanlığı gibi küresel demokrasi gibi neo liberal tuzaklara set çekmeyi başarabilmeli, ben her kes için varım gibi ucu açık ve soyut sloganları terkedip, ezilenler için var olduğunu, sömürülenlerin partisi olduğunu, ulusal birliğin her türlü ırkçılığı red ettiğinin bilincini programında önemle  belirtmeli ve örgütüne bunu kesinlikle kavratmalıdır benimsetmelidir...

Yukarıdaki satırlarda belirtiğim ilkeler partimizi her türlü işgalden, truva atlarının gizli planlarından, ırkçı ve şövenist tehlikelerden, emperyalizmin çağdaşlaşma maskesi takmış işbirlikçilerinden ve küresel sermayenin tuzaklarından koruyacak ilkelerdir. Bunlar bence her CHP'linin olmazsa olmazları olmalıdır
aksi takdirde, günlük değişen ve birbiriyle çelişen politikalar bize iktidarı değil, tükenişi getirecektir.

Şiarımız her şeye rağmen iktidar değildir, ilkelerimizle, bayrağımızla, onurumuzla... DEMOKRATİK HALK İKTİDARIDIR...