ALİ İZZET ORAL

ALİ İZZET ORAL


CHP, İSTANBUL BELEDİYESİ VE AHMET İSVAN MODELİ

01 Ağustos 2019 - 14:53



CHP  Belediyecilik tarihi  1973  yılında yapılan yerel seçimlerle başlamıştı . o tarihlerde  Bülent Ecevit in ülke çapında  başlattığı halkçılık rüzgarı Belediyelerin CHP nin eline geçmesinde en büyük faktördü .


1973 yerel seçiminde İstanbul Belediye Başkanlığını o zamanların en yüksek oy oranıyla yüzde 63,6'lık oranla Ahmet İsvan kazanmıştı. Bu kazanım aynı zamanda bizim neslin Belediyecilik yaşamımında başlangıcıydı .

Günümüz Belediye Başkanları tarafından sıkça dile getirilen, seçilirsem parti rozetini çıkaracağım söylemlerinin tersine, Parti ilkelerine sıkı sıkı sarılarak ve partili kadrolarla donanarak belediyecilik yapılan bir dönemdi bu dönem. İşte bu özelliğinden dolayıdır ki; CHP Belediyeleri o dönem efsaneler yaratan başarılı bir dönem yaşamışlardı .  

Milliyetçi Cephe hükümeti nin tüm bürokratik baskı ve ekonomik kıskacına rağmen siyasi duruşundan taviz vermeden, bugün bile başarılı örnekleriyle anılan  Ahmet İsvan'ın yaptıklarını hatırlatmak istiyorum .

Adalet Partisi döneminden kalan tüm borçlar ödendi, belediyenin tüm mülkleri kamuya açıklandı, haksız olan tüm işgaller kaldırıldı, ulaşımla ilgili ilk birim kuruldu ve ciddi bir proje çalışması yapılarak ilk tercihli yol hayata geçirildi, şehiriçi ilk uygulama olan bu projeyle Taksim- Levent arasında uygulanan bu ilk tercihli yol  sayesinde 55 dakika olan ulaşım süresi bu mesafede 21 dakikaya düşürüldü, yolcu kapasitesi de bu sayede yüzde 50 artış gösterdi. Bu uygulama günümüzdeki tüm yer üstü ulaşım modellerininde ilk örneği olmuştur.

Günümüze kadar varlığını sürdüren İstanbul Halk Ekmek fabrikası yine Ahmet İsvan'ın ekmek tekellerine ve fırın mafyasına karşı halk desteğini alarak gerçekleştirdiği bir projedir .

Ahmet İsvan'ın uyguladığı Belediyecilik modeli aynı zamanda Kent Burjuvazisinin kent yağmacılığın son veren halkçı bir modeldir.
                             
Belediye binasının giriş katına  açtığı, Belediye Mallarına Tecavüz Sergisinde, kimlerin, hangi şirketlerin , hangi kurumların mallarına nasıl tecavüz edip yağmaladıklarını fotoğraflarla halka teşhir etmişti . 

Ahmet İsvan dönemini anlatırken bir iki örnek daha vereceğim, bunlardan biri Harbiye'de ki Divan otelinin arkasındaki 10 dönüm yeşil alanı demir parmaklıklarla çevirmiş olan Koç Holdingin elinden alarak, tüm baskılara rağmen park haline getirerek halkın kullanımına sundu .

Diğer bir örnek, Kadıköy Fenerbahçe de Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerinin işgal ettiği sahil şeridini yine tüm baskılara rapmen bunlardan temizleyip halkın kullanımına sundu .

Son olarak anlatacağım anekdotu ise çok önemsiyorum. Yer Taksim Meydanı, Gazinocular Kralı diye anılan Fahrettin  Aslan'ın Maksim gazinosunun üzerine yaptırdığı kaçak katlar ve ilaveler. 

Söz konusu inşaata yıkım kararı çıkınca tahmin ettiğiniz gibi İstanbul'un tüm kara paracıları, mafyası, medyası ve pezevenkleri yıkımı engellemek için devreye girmişlerdi. Tüm bu baskılara rağmen  Ahmet İsvan, yine halk desteğini arkasına alarak ve de çatıya bizzat çıkıp ilk kazmayı vurarak yıkımı başlatıyor  ve şunları söylüyordu,  ''Bu gün burada yıkacağımız sadece kaçak bir bina değildir. Bu binayla birlikte para bağışlayarak belediye yasaları karşısında dokunulmazlık kazanılabileceği düşüncesini yıkıyoruz. Bu bina ile birlikte paranın belediyede her kapıyı açabileceği düşüncesini yıkıyoruz. Bu bina yı yıkmakla halka gösteriyoruz ki Belediye de halktan yana bir yönetim var ve  Ankara da hakimler var.''

 Kör gözlere ışık, sağır kulaklara küpe olması dileklerimle...