ADEM BİRİNCİ

ADEM BİRİNCİ


MİLLİ İTHAL TARIM POLİTİKASI

16 Eylül 2017 - 14:00

2010 yılında başladığımız canlı hayvan ve kargas et ithalatımız son hızıyla devam ediyor.Bu hususta Avrupa liderliğimiz ve dünya ikinciliğimiz var.Ülkemiz hayvancılıkta kendi kendine yeterliliği çoktan kaybetti bile. Dışa bağımlılık her geçen yıl katmerleşerek devam ediyor.

Et ve Süt Kurumu’nun 2016 Sektör Değerlendirme Raporu’na göre, 2016’da büyükbaş hayvan ithalatı yüzde 125, küçükbaş hayvan ithalatı ise yüzde 59 arttı. İthalatın büyük bölümünü ise besilik ve kasaplık canlı hayvan oluşturuyor. Rapora göre, 2016 yılında gerçekleşen büyükbaş ithalatının çoğunluğu besilik olmak üzere; yüzde 37’si Uruguay, yüzde 16’sı Brezilya, yüzde 11’i Fransa’dan yapıldı. Damızlık sığır ithalatının yüzde 45’i Almanya,yüzde 19’u Avusturya, yüzde 12’si Çek Cumhuriyeti’nden sağlandı. Kasaplık sığır ithalatının ise yüzde 93’ü Brezilya’dan yapıldı. Ortalama her yıl 400-500 bin baş hayvan ithal ediyoruz.

TÜİK açıklıyor, Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi TUİK verilerini yorumluyor ve aktarıyor: “2010 yılında canlı hayvan ithaline başladığımızda, canlı sığırın tonu 6.350 TL idi. şimdi (2017) 13.682 TL’ye alıyoruz artık. 2010-2017 arasında et yüzde 115 daha pahalılaşmış.” Açıkçası ithalat eti ucuzlatmamış.Ortalama rakamlar bize, ithalata dayalı karın doyurmanın ucuz değil pahalı bir yöntem olduğunu ispat ediyor. Üstelik ithalat politikası, hayvan sayısının azalmasına neden oluyor. Hayvan sayısının azalması, fiyatların yükselmesini tetikliyor. İthalat ve dışa bağımlılık;susuzluğu gidermek için deniz suyu içmeye benziyor.

Hükümet,yerli üreticiyi koruyacak ve üretimi esas alacak politikalar yerine,besi işletmelerini iflasa sürükleyecek düşük gümrük vergisi ile sınırsız ithalatı tercih ediyor. Hükümetin öncelikli politikası haline gelen "ithalata dayalı tarım ticaret sistemi," ivedilikle terkedilmeli.Bu gidişle ülkede hayvancılık diye bir sektör kalmayacak.O zaman ithalatta bu kadar ucuz olmayacak.

Tarımın iyileşmesi ve gelişmesi için ayrılan bu kadar kaynağa ve bu güzelim cennet vatanın her türlü nimetine rağmen sektörde ilerleme sağlanamayıp; ithalata sarılmak bu ülkenin silinmeyecek yüzkarası bir ayıbıdır.

Şu an bu ithalat işinden; ne üretici, ne tüketici, nede kasap kazançlı. Sadece ithalat izni alan birkaç şirket ile bu şirketlere hayvan satacak yabancı şirketler kazanıyor. Şirketlerin dışında kalan tüm kesimler kaybediyor.

Global tarım şirketleri ve yerli işbirlikçilerine feda edilen bir Türk tarım ve hayvancılığı ile karşı karşıyayız.

Oysa tarımda uygulanmaya çalışılan “Milli Tarım Politikası” üretimin ve üretenin yani “milli” olanın cezalandırıldığı, ithalatın desteklendiği bir politika olmamalı.

Herşeyde olduğu gibi "Milli Ekonomi Modeli"nin başındaki "milli" kelimesini aşırtmakla bu işler olmuyor.Modelin sahibi,dünyanın elini öptüğü lider Prof.Dr. Haydar Baş'a geleceksiniz;el vereceksiniz,dinleyeceksiniz ve modeli uygulayarak dünyanın en zengin en müreffeh ülkesi olacağız.

Yoksa bu inatlık ve işbilmezlikle başımızı çok daha taştan taşa vururuz.