ABİT DURSUN

ABİT DURSUN


SAHTE KAHRAMANLAR

01 Ağustos 2018 - 10:41

Gelecekte bir genel ve başkanlık seçimi olur mu bilmem? Muhtemeldir ki olur.

Olur da nasıl olur işte orası muamma! Onca şey yaşandı, halâ da yaşanıyor. Çok gariptir ki kimsenin de akıllanmaya niyeti yok. Halk TV izle, Sözcü Gazetesi oku, çok gaza geldiğinde de milyonluk mitinglerde boy göster, işlem tamam. Yurdumun (Çağdaş ) insanı böyle yapılırsa memleket kurtulur, düzlüğe çıkılır sanıyor. Ne hazin ve elem verici bir durum!

Karanlıktan aydınlığa öyle kolay, zahmetsiz çıkıldığı nerede görülmüş? Bilinmez mi çiğnenmeden yutulan lokma miğdeye oturur? Emperyalizm her bunalıma girip, tıkandığında faşizmi devreye sokar! Ezdiği, dibine kadar sömürdüğü toplumların başkaldırısından ölümüne korktuğu için faşist diktatörleri iş başına getirir. Bu kimi zaman tepeden, kimi zaman ise ''halk desteği'' yaratılarak gerçekleştirilir!

Latin Amerika, Güneydoğu Asya, Orta Afrika ya da Ortadoğu... hiç fark etmez! Dünyanın neresinde olursa olsun yöntem aynıdır oysa, baskıla ve sustur! Kapitalizm varlığını sürdürebilmesi için ''faşizm''e mahkumdur! Yaşadığımız yer küreye hakim çok uluslu şirketler ahtopata benzerler. O çok ve güçlü kolları gezegenin her yerine erişir ve yok eder insanca yaşama isteğini...

Ülkemizde de çok sınadı devasa gücünü. Kimi zaman askeri darbeler eliyle, kimi zaman ise yetişmesine büyük emek harcayıp, koruyup kolladığı (gerici-faşist) kitleler eliyle...

Hep tali başarılar elde etti. Genel başarıya ise- son süreçlere kadar- öyle kolay ve hemen ulaşamadı. Nedeni ise, ülkemizin müthiş bir aydın birikimine sahip olmasının yanı sıra, Cumhuriyetçi, Sol-Sosyalist mücadeleci bir geleneğin bulunmasıydı.

Vatanımızın kurtarıcısı ve kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bu ulusun mücadele tarihinde; çok önemli bir ağırlığa sahip olması, başımıza gelen felaketle beklenenden çok daha uzun bir süreç sonunda buluşmamıza sebep oldu. Birer birer katledilen aydınlarımızın neredeyse tamamının Kemalist-Sol eksende yer alması, 68 Kuşağının önderi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Mustafa Kemal ve Tam Bağımsızlık yürüyüşü yapacak kadar Cumhuriyet Devrimleri'nin yılmaz savunucuları olması bu geçikmenin başlıca sebepleriydi...

78'liler yani 78 kuşağı, bu toprakların görmüş göreceği en acılı kuşağıdır! Çok ağır bedeller ödemiştir. Gençliklikleri heba olmuştur 78'lilerin! Sevmeyi, aşık olmayı bile yasak etmişlerdi kendilerine... Burada sağcı-solcu ayırımı yapmıyorum. Empeyalistler ve onların yerli işbirlikçileri, vatan -millet duygusuyla yanıp tutuşan Sağcı gençliği, kendisi için büyük tehlike gördüğü Solcu gençliğin üzerine sürerek iki tarafı da biribirine kırdırdırdılar. Böylelikle bir taşla iki kuş vurmuş oldular. Artık kendisine direnecek inançlı, idealleri için bir an olsun düşünmeden hayatından vaz geçebilecek bir gençlik kalmamıştı...

Aydınlara gelince... bir kısmını 12 Eylül Askeri darbesi öncesinde... bir kısmını 12 Eylül'ün o ağır karanlık günlerinde... kalan kısmını da 90'lı yılardan itibaren başlatılan ve sistematik olarak devam ettirilen bir çok kalleş pusuda birer birer yok ettiler! Böylece amaca erişilmiş ve tüm direniş noktaları da imha edilmiş oldu...

Daha sonra ki yılarda ne mi oldu? Ne olacak yazının başında ki oldu!

Kendisi apolitik olmuş ve tehlike arz etmeyen sularda yüzme becerisini kazanmış kimi anne-babalar, çocuklarını da kendilerine benzettiler uzun yıllar içerisinde! 68-78'in tersine; bencil, duygusuz kuşaklar yetişti birbiri ardına... Artık kendini kurtar ama nasıl yaparsan yap dönemi başlamıştı! 12 Eylül'ün ardından gelen kuşaklar da bir nevi evebeyinlerinin kurbanı oldular sanki...

Bir yazımda yazmıştım sanırım; Bizans'ın elinde kalan son şehir olan İstanbul (Kostantinapolis), o sıralar muhasara altına alınmış düştü düşecek, Şehir top ateşlerinin yakıcılığının altında tam bir kan deryası... Savaş tüm hızıyla sürerken içeride ki Papazlar ise halâ, '' Melekler dişi mi erkek mi?'' tartışmasını yapıyorlarmış!

Gelelim başta belirtiğim hususa; şekli hareket, akli hareketin önüne geçiyorsa mağlubiyet kaçınılmazdır! Yakamıza iliştirdiğimiz rozet ne kadar büyük olursa o kadar büyük Atatürkçü oluruz sandık... Anıtkabir'i ağlama duvarına çevirdik, her sene hemde birkaç kez utanmadan sıkılmadan Atatürk'ün huzuruna çıktık... Parti'ye oy verdik ama üye olmadık, Üye olduk ama delege azgınlığına bir türlü gem vuramadık!

Bir çırpıda unuttuk kayıplarımızı... Yaşı büyütülerek ipe çekileni, işkencede lime lime olup ama ser verip sır vermeyeni, tek kurşun atmadığı halde üzerlerine binlerce mermi sıkılarak (Kızıldere) katledilenleri, Saatlerce süren naklen yayınla yakılanları, katliamları... unuttuğumuz gibi, yetmedi onlardan bize kalan mirasa (canlı-cansız) sahip çıkmadık, yetmedi üstüne örseledik... örseledik!

Sahi neyi bekliyorsun daha? Seni ne sarsar, ne kendine getirir? Söyle de bilelim kardeşim? Ne zaman bırakacaksın şu şifa bulmaz müritliği? Bir kurumuş yaprak savrulup gittiğin ümitsizlik rüzgarından ne zaman kendini kurtararacaksın? Unutma, Cesaretin bittiği yerde eyyamcılık başlar!

Bir saat bile gözaltına kalmaktan korkan birinin peşine; çoluğunun, çocucuğun geleceğini takıp niye sürüklüyorsun meçhule doğru...

Sevgili kardeşim bak; ne zaman sahte kahramanların peşinde koşmayı bırakıp, gerçek gücün'' mücadele azminde'' yattığını anlarsın, işte o an kazanmaya yakınsın demektir!

Bedeli ödenmememiş hiç bir hak ve özgürlük yoktur!