ABİT DURSUN

ABİT DURSUN


ONUR NE YANA DÜŞER USTA, DAVA NE YANA

23 Temmuz 2018 - 12:11

Vatandaş gönderdiği iletisinde diyor ki; ''Bak gördünmü imzalar 500'ü geçti. Şimdi ne yapacaksın?'' Sahte adla bana yazan vatandaş, yanıldığımı, öngörüden yoksun olduğumu ima etmeye çalışıyor. İnce'yi desteklediği kesinde, CHP'li mi işte orası tam bir muamma?

Malum bu aralar AKP'lilerin ilgisi de, desteğide bir hayli fazla Muharrem Bey'e... Mesela Ahmet Hakan adlı gazeteci neden -hemde canhıraç bir vaziyette- her yazısında İnce övgüsü yapıyor merak ediyorum doğrusu?

Ben CHP üyesi, delegesi filan değilim. Hiçbir bir zaman hiçbir organına aday olmadım. Ha hiç teklif gelmedi mi? Vekillik de dahil bir çok öneri aldım değişik zamanlarda. Kabul etmedim. Sadece CHP değil, aynı çizgide siyaset yapan başka yerlerden de geldi. Bir ara Ecevit'in DSP'sinden gelen teklife sıcak bakmıştım. Seçilme ihtimali yüksek bir yer önerilmişti Ankara'dan.. O aralar Bülent Ecevit, Gülencilerin ''Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan'' ödül aldı. Ben de vazgeçtim siyasete girmekten. Fetö'ye yüz sürüldüğü dönemlerde yazarı olduğum MK Dergisi kapak yapmıştı Gülen'i. Fethullah'ın ve mürütlerinin ne kadar aşağılık mahluklar olduklarını, vatan-millet düşmanlığında, iftira, kumpas vs. sınır tanımadıklarını ifşa etmiştik dergimizde... Hal böyleyken bu yapıyla sıcak ilişkileri olan bir liderin yanında bulunup, onun listesinden aday olmam söz konusu olabilir miydi?...

Dün olduğu gibi şimdi de bir beklentim yok. Benim derdim ülkemize dair... Tek kaygım gelecek nesillere bırakacağımız Cumhuriyetimizin yıkılmasına engel olmaktı... ve ne acı ve utanç vericidir ki bu duruma engel olamadık!... Avuçlarımızın arasından kayıp gitti aydınlığımız... Geçmişte ne çok hatalar yapıldı değil mi? Lanet olası koltuk sevdası, doyumsuzuk, aklı gölgeleyen kişisel hırslar... İşin bu noktaya gelmesini artık tek kelimeyle özetleyebiliyorum,yapılan işin adı İhanet!

Bireysel çıkarlar üzerine bina edilmiş, kimi gözlerin bir türlü asla doymadığı, doyurulamadığı İHANET!

Sayısız vekillik... birden fazla yerel başkanlık, meclis üyeliği... ya da İl, İlçe Başkanlığı yetmedi, yetmiyor! Doyuramadık aç gözleri, doyuramadık...

Benim derdim İnce değil! Mevcut CHP yönetimini defalarca eleştiren ve ne yapılması gerektiği konusunda sayısız yazıyı bıkmadan usanmadan yazan bir yazarım. Haliyle Kılıçdaroğlu'ndan bir beklentim de yok. Değerlerim söz konusu olduğunda ve o değerler üzerinden bir dayanışma gerektiğinde elbette yanında oldum destek verdim Kemal Bey'e.. Adalet Yürüyüşü'nde o sebeple onunla yan yana yürüdüm kızgın güneşin altında... Hukuksuzluğun tavan yaptığı bu canım ülkemde, Adalet Kurultayı'na o nedenle konuşmacı olarak katıldım, oraya gelenlerle paylaştım düşüncelerimi! Orada kayıt yapan CHP kameraları da tanıktır sözlerime, söylediklerime!

Benim üzümtüm ''ihanetin'' peşinden böylesine umarsız bir sürükleniş. Olağanüstü bir kurultay talep etmeden önce oturup her yönüyle ölçerek biçerek bir değerlendirme yapılıp, bir yol haritasının oluşturulması gerekmez miydi? Tüzük ve programda yapılması gereken değişiklik önerilerin, hala bir parça olsun umutları kalmış CHP seçmenine, parti örgütlerinin emektar üyelerine anlatılması çok mu zor? CHP'ninYakasını ''sağ siyasetten'' kurtarmak, kendi olmak gibi bir derdi yok mu sahi?

Kurtarıcı peşinden koşmaktan usanmadın mı ey halkım? Beyhude ömründe daha kaç mevsimi kıralan hayallerinin hüznüyle geçireceksin böyle? Bizler, çağdaş insanlar, ne ara aklımızı vestiyere asıp, '' mürit olmanın'' dayanılmaz hafifliğini yaşar olduk? Hani nerede kaldı ideallerimiz? Nerede kaldı ''filistin askısı''nda vucut bulan direnişimiz...

''Güneşe akın var akın, Güneşin zaptı yakın'' dizeleriyle örülü marşlarımız dudaklarımızdan savrulurken gökyüzüne... hadi söyle ve haykır bin kez tüm bunlar yalandı de!...

Haindi karanlıktı gece... köşe başlarında kurulan kalleşçe pusularda birer birer devrilirken yiğitlerimiz, hadi söyle yoldaş... yol arkadaşlığımız bir sam yeli gibi esip giden tatlı bir rüzgar mıydı?

Bizim için onur, boyuna asılan bir asker künyesi gibidir arkadaş... Asker künyesi, bir şehit olunca çıkar mehmetçiğin boynundan bir de terhis olunca...

Yolunu seç be kardeşim seç... hangisi olacak yolun? Ölene kadar taşıyacakmısın o künyeyi boynunda, yoksa yanaştığın ilk istasyonda atlayacak mısın haysiyet vagonundan?

Artık karar ver! Karar ver de vaz geç mechule giden bu garip ve nafile yolculuktan!...