ABİT DURSUN

ABİT DURSUN

KORKULU RÜYA

28 Eylül 2018 - 10:08

Yerel Seçimlerin iktidar ve muhalefet için ayrı ayrı anlamı bulunmaktadır. İktidar Partisi AKP ve onun lideri Tayyip Erdoğan, bugüne kadar başarı elde edemediği iki bölge de ( Ege-Güneydoğu) bu kez mutlak başarıya ulaşmak ve muhalif kaleleri tuzla buz etmek istiyor. Ege'nin uç beyi İzmir ise, Güneydoğu'nun ki Diyarbakır. Buralar muhalif kaldıkça asla mutlak bir hükümranlık söz konusu olamayacaktır. İzmir; uygarlığın, çağdaşlığın ve sevginin şehridir. Anadolu’nun diğer kentlerinden gelen dostlar şehrimize adım attıklarında bir toprağı öpmedikleri kalıyor. Bu bağlamda İzmir aynı zamanda; özgürlükler şehridir...

Şimdiye kadar Erdoğan ne yaptıysa, hangi takiyeyi denediyse netice alamadı. Aday belirlemeleri konusunda CHP'nin korkunç hatalarına rağmen... Atatürk'e müthiş bir sevdayla bağlı seçmen, önderine şaşı bakan Cumhuriyet yıkıcılarına bu seçimlere kadar itibar etmedi, kentin anahtarı vermedi!

Aslında Erdoğan ve AKP'nin İzmir'in "rant’’ gücünü elde etmek için belediyenin idari gücüne ihtiyacı yok. Öyle yasalar çıkardı ve uygulamaya soktu ki artık yerel yöneticilerin işlevi sadece sembolik düzeyde kalacak. İmardan kıyı düzenlemesine oradan kentsel dönüşüme kadar yetkiler önemli ölçüde merkezi hükümette! Son çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle de; belediyelere alınacak personelden yapılacak büyük kalem harcamalara kadar Cumhurbaşkanlığının iznine tabi. Öte yandan Sayıştay'ı var, İçişleri Bakanlığı var, var oğlu var...

Örneğin Büyükşehir Belediye Başkanları, kendilerinden sonra gelen ikinci ismi yani Genel Sekreteri yukarının onayı olmadan özgürce belirleyemiyorlar ya da gerektiğinde görev değişikliği yapamıyorlar!

Yıllar öncesiydi... Turgut Özal Cumhurbaşkanı olmuştu. Ama cihed-i askeriyeden ve muhalif kesimden özellikle de CHP'den büyük tepki vardı kendisine. O da tepkiler karşısında,''alışırlar, .alışırlar'' yanıtını vermişti. Bunun üzerine Teğmen Murat Şeref Baba'da, ''yolsuzluğa ve yobazlığa alışamadım'' başlıklı bir metini telgrafla Özal 'a göndermişti. Yine o tartışmaların yaşandığı sıralarda Özal Çanakkale'deki bir törene iştirak etmişti. O sıralar Çanakkale'nin (CHP ) genç bir Belediye Başkanı olan İsmail Özay o törende ayağa kalkmamış ve Özal'ı protesto etmişti...

Bir an için böyle bir olayın şimdi yaşandığını düşünün. O Teğmen ve Belediye Başkanı nerede olurdu? Başına hangi felaketler getirilirdi? Bunları nereden nereye geldiğimizi daha iyi anlamak ve kavramak için anımsattım sizlere! Bugün için ne kurumsal bir özerklikten söz edebiliriz ne de bireysel bir özgürlükten! Bugün, bindiğimiz felaket kayığıyla dümensiz ve yelkensiz bir şekilde kaderimizin açık denizinde, çarpıp yok olacağımız ölüm kayalıklarına doğru amansızca sürükleniyoruz!

Mart 2019 seçimleri, o bildiğimiz klasik yerel seçimlerin hiçbirine benzemeyecek. Erdoğan hükümeti terör gerekçesiyle Güneydoğu Bölgesi’nde yer alan birçok belediye başkanını görevden aldı. Artık çoğunu kayyumlar yönetiyor. Bu kayyumların HDP' ye değil de AKP'ye daha yakın olduğunu sanırım tahmin edersiniz. AKP atamayla elde ettiği bu yerel gücün ne kadarını bu seçimde elinde tutacak yaşayıp göreceğiz. Etnik hassasiyetle oy kullanan o yöre insanı büyük yerleşim yerlerinde yine siyasal iktidara geçit vermeyebilir. Lakin kimi küçük İl ve Kasabalarda durum farklı olabilir. Asker, polis ile korucu kimi aşiretlerin desteği ve sandık heyetleri üzerinde esen malum (!) rüzgârın etkisi nedeniyle ciddi miktarda ki belediye AKP'ye geçebilir.

Ülkenin batısına gelince… Belediyeler çoğunlukla CHP'nin elinde. İzmir ve civarında bulunan büyük İl ve İlçe yerel yönetimlerinin CHP'de olmasına ''merkez sağ'' seçmenin büyük katkısı oldu. Şimdi ise MHP, Cumhur ittifakını bir üyesi olarak AKP'nin yanında yer alıyor. Muhtemelen özellikle İzmir'de aday çıkarmayacak. Bununla birlikte önemli bir seçmen kitlesi de İYİ Parti'de! Yani burada İYİ Parti'nin tutumu önem kazanıyor. HDP İzmir'de 7 Haziran seçimlerinde ve son seçimlerde vekil çıkardı. Dalasıyla bu seçmen kitlesinin tutumu da önem kazanıyor. Büyükşehir için olmasa da kimi İlçe Belediye Başkanlıkları için pekala ''etnik hassasiyet'' üzerinden oy kullanabilir. HDP seçmenin böyle karar alması durumunda AKP adayına da CHP adayına da oy kullanabilir ve seçim sonucuna mutlak etkide bulunabilir.

Belediyelerin özerk yapıları önemli ölçüde kaldırıldı. Dolayısıyla iş yapma ve yönetme gücüde önemli ölçüde yok edildi. Her şey merkezi yönetiminin iki dudağı arasında! Siz CHP’ye oy verirken bunu da göz önünde bulundurun. Kullanacağınız oy sadece yerel hizmetlerin yerine getirilmesi için değil, aynı zamanda belki de daha fazla, onurunuz için, çocuklarınızın geleceği için verilmiş olacaktır. Verdiğiniz her oy ‘’biat’’ etmeyi, ‘’kul’’ olmayı ret etmek demek olacaktır!

CHP Genel Merkezi çok doğru süreç işletiyor. Bölge toplantıları oldukça verimli geçiyor. İzmir’deki toplantıya CHP Genel Bşk. Yrd. Oğuz Salıcı başkanlık etti. Yine İzmir İl Başkanı deniz Yücel’in mahalle sorumlularıyla yaptığı toplantılarda önemli. Adaylar konusunda da aynı özen gösterilmeli. Başarısızlar (Karabağlar, Konak, Balçova, Urla, Güzelbahçe vb.) gitmeli. Bir –iki başkan dışında ki büyük çoğunluğun başarısız olduğunu düşünenlerdenim. Aynı şekilde meclisler de yenilenmeli. İş takipçisi bir sürü at hırsızı kılıklı herif meclis üyesi!

Budanan ağaç daha gür filizlenir, yetişir! CHP bu seçimler vesilesiyle ‘’budama’’ mevsimine geçmeli, seçimlerden sonrada devam etmelidir!

Parti hırsızları, soytarıları hiçbir ideolojik vasfı olmayanları kendi içinden temizlerken; dürüst, ilkeli ve hayatı gericiliğe karşı emekten yana saf tutmuş değerlere kucak açmalıdır!

İşte o zaman büyür, gelişir ve mücadele merkezi olur!

Yoksa gerisi boş laftır!

 

 

 


GÜNDEM OTUZBEŞ İHA ABONESİDİR