ABİT DURSUN

ABİT DURSUN


KİMİ KANDIRIYORSUN İNCE

16 Temmuz 2018 - 20:56 - Güncelleme: 16 Temmuz 2018 - 21:21

O gece... evet o gece onbinlerce Sandık Kurulu Başkanı ellerinde ki mühürlü torbalarla İlçe Seçim Kurulları'nın önünde beklerken... '' Adam kazandı...'' mesajı düştü Küçükkaya'nın telefonuna...

İsmail Küçükkaya Fox Tv'de seçim programını sunuyordu Fatih Portakal'la... CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'ye mesaj atmış, birbiri ardına ekranlara yansıyan veriler hakkında düşüncesini sormuş. O zamana kadar ortalıklarda görünmeyen İnce'nin yanıtı da gecikmemiş: ''Adam kazandı!..''

Mesajı yayınlanınca da yavuz hırsız misali gazeteciyi suçladı... Sonra da; sanki en ağır hakaretleri Parti'sine, liderine, inandığını söylediği Cumhuriyet Devrimlerine sabah akşam hakaret eden Erdoğan değilmiş gibi, tüm adaylardan önce kutluyor Erdoğan'ı...

Havlu atışını Erdoğan'la arasındaki 10 milyonluk farka bağlıyor. Oysa mesele İnce ile Erdoğan arasındaki on milyonluk fark değil ki? Mesele Recep Tayip Erdoğan'ın 2. tura kalıp kalmamasıydı!... Ve YSK kesin sonuçları açıkladığında görüyoruz; AKP lideri sadece 1.330.823 oy farkı ile işi bitiriyor 1.turda... Bunun anlamı ise; 650 bin oyun yer değişirmesiyle seçimlerin 2. tura kalıyor olması demek! Yani 650 bin oy ''iç'' edilmiş olabilir mi? CHP seçmeni niye hop oturup hop kalkıyor? Neden İnce'nin balonu bir anda fıs diye söndü? İşin garibi, rejimin değişmesinde en büyük pay sahibi olan eski siyasiler ise hala utanmadan Muharrem İnce'nin etrafında halkalar oluşturabiliyorlar!... Peki her şey bu kadar açık seçik ise, İnce için hesap bilmiyor diyebilir miyiz?

Sahi İnce'ye yandaş medyanın ilgisi ( başta Ahmet Hakan olmak üzere) neden hep yüksek dozda seyrediyor? Yoksa İnce'nin asıl (kripto) görevi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2.tura kalmasını ENGELLEMEK MİYDİ?

Anlaşılan tezgah şöyle kurulmuş; AKP rejim değişikliğinin son aşamasında bir yol kazası yaşamak istemiyordu. Olur ya muhalefet işi 2. tura taşır, sonra da bunca yıl yıl ilmik ilmik örerek büyüttükleri rejim değişikliği hedefinde kendilerini ters köşe yatırabilirlerdi. Bunun için muhalefetten bir aday üzerine oynanmalıydı. Önce üzerinde gerekli kontrol sağlanmalı, sonra ellerindeki medya eliyle parlatılarak muhalefetin en güçlü adayı olması sağlanmalıydı. Üstelik böyle bir aday seçim sonuçlarını erkenden kabul ettiği taktirde Erdoğan karşıtlarının da sesi kesilmiş, itirazları son bulmuş olacaktı...

Böyle bir Projenin hayata geçip geçmediğini bilmem mükün değil! Ancak bir çok veriyi üst üste eklediğimizde bahsi geçen senaryonun pek de afaki olmadığını görüyoruz!

Yalnız bir kumpas kurulmuşsa eğer (CHP'ye) onun bir de ikinci ayağının olması gerektiğine inanıyorum. O muhalif aday için onca emek bir seçimlik verilmedi herhalde? İşbirliği niye kalıcı hale gelmesin?

Söz gelimi Ana Muhalefet Partisi'nin başına böyle bir aday getirilse milyonların kontrol dışına çıkmaları baştan önlenmiş olmaz mı?

Muharrem İnce belli ki bu işin peşini bırakmıyacak. Hırsı aklının önüne geçmiş.. Sara hastalığına tutulmuşcasına genel başkanlığı istiyor. Böylelerine acil şifa dilemekten başka bir şey elimden gelmez! Ancak Tayip Erdoğan ondan çok akıllı. En azından ne yaptığını biliyor ve yılarca kitlendiği hedefte mutlu sona ulaştı. İnce'nin çılgınlığa varan tutkusunu görünce onuda kurduğu oyuna dahil etmekte bir beğis görmedi. Önce onun CHP'nin adayı olmasını sağlamak için Abdulah Gül'ün adının piyasaya sürülmesini sağladı. CHP tabanından tepki geleceğini gayet iyi biliyordu. Sonra yandaş medya sayesinde Muharem İnce adını sürekli gündemde tutarak gerekli'' Kamuoyu baskısı''nı oluşturdu.

Aslında kurulan oyunu Kemal Kılıçdaroğlu da görmüştü. Ancak çift kıskaçla (içeri-dışarı) hareket edemez hale getirildiği için Muharem İnce'yi aday göstermek zorunda kaldı.

Sıra geldi son perdeye. Son perde ise tahminim MHP'ye yapılanın 2018 versiyonu olacak. Yani devreye medya+yargı girecek bir şekilde. Bu iki biçimle de olabilir. 1.) Baykal kumpasını Kılıçdaroğluna bağlayabilirler. 2.) Kongre sürecine yargı gölgesi düşebilir (!) . MHP'nin olağanüstü kongre sürecinde bu çok işe yaramıştı. Böylelikle Parti Bahçeli'nin elinde kalmıştı!

Eski milletvekilleri, eski belediye başkanları, eski örgüt yöneticileri... hepsi de İnce'ye destek vermek için sıraya girmişler. Ne hazin! İçlerinde sevdiğim kişilerde var...

İnanın onlar adına çok üzüldüm. Değer mi be abiler... değer mi? Bir çoğunuz birden fazla o ceylan derisinden yapılmış koltuklarda oturdunuz. İzmirli olanlarınızın en fakiri 2-3 milyon dolarlık yazlığında denize karşı soğuk içeceğini yudumluyor şu yaz sıcağında... neyin doyumsuzluğu bu kardeşim? İnce'de İnce diyorsunuzda başka bir şey demiyorsunuz! Hiç mi bir ilkeniz, hayata ait söyleyecek bir sözünüz kalmadı?

Eğer İnce CHP'ye Genel Başkan olursa biliniz ki TC'nin dönüşümü tamamlanmış olacaktır. Artık ''gelecek'' adına bir umudunuz bir amacınız kalmamış demektir. Çünkü CHP tam manasıyla ele geçirilmeden, rejimi değiştiren kafa hiçbir zaman huzur içerisinde yastığa başını koyamıyacaktır!...

 

NOT:

1.) Muharrem İnce yandaşları 16 Temmuz 2018 tarihi

itibariyle imza toplamaya başladılar. İzmir'in 52 delegesi var.

10 delege açıktan destek veriyor. 10-15 kadarda bekle-görücü var.

Eğilimleri İnce'den yana. Bunları da katarsak en fazla20-25 arası bir destek

söz konusu. Ben 15 günde yeterli sayıyı bulamıyacaklarını düşünüyorum.

Bu yönetimle yerel seçimlere gidilir.

2.) CHP'de yapılması öngörülen DEĞİŞİM, şahislar üzerinden değil, İdeoloji

üzerinden olmalıdır. Tüzük ve Proğram, DEVRİMCİ-SOL bir kitle Partisi'ne uygun

hale getirilmeli ve tüm teşkilat yapısı bu çizgi üzerinden yapılandırılmalıdır.

Aksi halde şahıslar üzerinden, sahte kurtarıcılar üzerinden yapılan her umut tacirliği,

yeni hüsranlara, yeni hayal kırıklıklarına yol açacaktır!..