ABİT DURSUN

ABİT DURSUN

İNSAN OLMAK

03 Eylül 2018 - 16:25

4 Eylül 1990 günü İstanbul Koşuyolu'ndaki

evinin önünde, Hizbullah

adlı terör örgütünün silahlı saldırısı sonucunda

hayatını kaybeden Bilim adamı, Gazeteci-Yazar,

Turan Dursun’u, ölümünün 28. yıldönümünde

Büyük bir sevgi ve özlemle anıyoruz.

 

İNSAN OLMAK

 

İnsan olmanın ‘’olmazsa olmazı’’dır, başkalarından sorumlu olmak! Öyle yalandan değil, öyle türlü hesapların içinden geçip, türlü dolaplar çevirerek değil; öyle oluyormuş gibi yaparak hiç değil!

İnsan olmak; bir başka türlü sevmektir insanı! Yeri geldiğinde el uzatıp tutmaktır boşlukta ki o eli, düşmesin, kör kuyularda yitip gitmesin diye!

İnsan olmak; yaşamı ağaç gibi hürleştirerek, orman gibi kardeşçe kılmaktır.

İnsan olmak, ‘’Doğa’’ya duyarlı olmaktır.

İnsan olmak, ''Savaş''a karşı, ‘’ Barış’'tan yana olmaktır.

İnsan olmak, İlkeli olmak, tutarlı olmak, onurlu olmaktır.

İnsan gibi insan olmanın bir bedeli yok mudur bu yaşamda, bu dünyada? Olmaz mı? Elbette var, hem de nasıl? Canınızdan can alırlar, lime lime ederler etlerinizi... yetmez sevdiğiniz ne varsa alırlar elinizden… dikenli bir gül dalını bile size çok görürler! Canınızı alamazlarsa…canınızdan çok sevdiğiniz memleketinizden alıp fırlatırlar sizi uzaklara.

İnsan olmak; Cennet’i bu dünya da yaşatmak vaadiyle ruhunuza, sizi siz yapan değerlerinize karşılık verileni elinin tersiyle öbür yana itmektir.

Ölmek zordur! Başka insanlar için ölmek daha da zordur!

İnsan olmak; yeri geldiğinden başka insanlar için ölmeyi bilmek demektir!

4 Eylül 1990’da böyle bir İNSANI aramızdan koparıp aldılar. Aradan 28 yıl geçti. Sayısız hükümetler kuruldu, yıkıldı. Nüfuslar arttı, milyonlar milyarlara eklenerek. Acılar çoğaldı, zulümler arttı. Kaleler zapt edildi, tersanelere girildi, Hain ellerde Cumhuriyetimiz yıkıldı... Gitgide İNSANLAR eksildi, birer birer, bir daha, bir daha!...

Sonra sustuk hep birlikte; dudaklarımızı mühürledik, gözlerimizi kapadık, kulaklarımızı tıkadık, bekledik başka İnsanlar gelsin diye!

Daha kaç yıl ya da kaç yüzyıl bekleriz bilmem.

Oysa ben çok önceden böyle insanlardan birini tanıdım... Şimdi ise, 4 Eylül 1990’da benden, bizden koparılan o İNSANI ÖZLÜYORUM! Sımsıkıya özlemime sarılıp yatıyorum her gece, İNSANLIĞIMI unutmamak için!

‘’Yıl dokuzyüz doksan

Mevsim yazlardan sonuncusu

Yani Eylül’ün 4’üncü günü

Silahlar patlıyor, canlarım silahlar

Bir…

Bir daha.

Karanlıkçılar,

tüm aydınlanma düşmanları

bir kâbus gibi çökmüş ülkeme canlarım.

Bir kâbus gibi!...

Ak saçlı adamın başına yastık olmuş, Koşuyolu’nun kaldırımları

ağlamakta köşedeki söğüt

dalındaki serçe suskun, sanki matemde

Şehr-i İstanbul kan kokuyor

canlarım kan!

Aydınlığa inat, özgürlüğe inat

Bu sonyazın sıcağında saat 14’de.’’

Kaybettiğiniz bir sevdiğiniz için yazı yazmak zordur, hele o kayıp vakitsizce ise zordan da ötedir. Harfler parmaklarınızın arasından kayıp gider sonsuzluğa. Ama kaybettiğiniz; İnsan olmayı seçip sizin olmaktan çıkıp, milyonların olmuşsa eğer…

Orada susup dinlemeli o İnsanı, kulak kabartmalı ne diyor diye, kim bilir belki de bizden çoktan aldıkları bir şeyleri hatırlarız yeniden!... ‘’ En mutlu, coşkulu olduğum bir dönem. Yaşamayı çok seven bir insanım. Ama hiçbir zaman kendi yaşamımı öne çıkaracak kadar bencil olmadım. Söz konusu olan bir tek benim yaşamım. Başkalarınınki de var. Başka bir dünya kurulsun istiyorum.’’ Turan Dursun--