''İNCE''SİZ BİR YOL ARAMAK
ABİT DURSUN

ABİT DURSUN

''İNCE''SİZ BİR YOL ARAMAK

05 Temmuz 2018 - 13:37

Gün cehalete övgü düzme zamanı! Bu günlerde CAHİL, her zamankinden daha mutlu ve gönençli! Cahilin ''cesareti'' ise en üst seviyede...

Seçim sonuçları üstüne gazetelerde, televizyonlarda yorum üstüne yorum yapılıyor... Cahilin yine ''bir yerleri'' okşanıyor! Neymiş, CHP, ''Erdoğan'ın kekli Kıraathane projesiyle alay etmiş, hor görmüş!'' CHP'lilerin empati yapmadığı söylüyorlar utanmazca! CHP daha ne yapsın? 90 yıllık ideolojisinden vaz geçti empati adına! Laiklik ne zamandan beri dillendiriliyor? Son yıllarda sağcı kalemşörler CHP'li yöneticilerin akıl hocaları oldu. Hatta kimileri daha ileri gitti- örneğin Ahmet Hakan gibileri- iç tartışmalara dahil olup-biraz daha ileri gitme cüretini gösterip- taraf tutmaya, karşı olduğu CHP yönetimine değil sadece... o partiye oy verenlere kadar vardırıyor hakaret eylemini! Peki Ahmet Hakan vs. gibileri hiç ömürlerinde bir kez olsun CHP'ye oy vermişler mi? Ne gezer! Ahmet Hakan Hürriyet'deki köşesinde (5Haziran 2018) Muharrem İnce'ye övgüler düzerken onun ''laiklik''ten bahsetmemesini takdire şayan buluyor!

Futbol oyununda bazı futbolcular (yetenekli de olsa) kendilerine oynarlar. Takım oyununu sevmezler böyleleri. Takım yenilmiş, yenilmemiş zerre önemli değildir onlar için. Bu tipler hep tirübüne oynarlar. Öyle hareketler yaparlar ki oyun içerisinde... gözlerini kırpmadan hocalarını, kimi takım arkadaşlarını ''arenada ki aslanların önüne'' atar gibi atarlar tarafların önüne!

Muharrem İnce ve onun gibiler de böyle ahlaklı (!) siyasilerdir işte! Onlar için vatan, vatandaş zerre önemli değildir! Aldığı yüzde 30 oyu kendi ''dehasına'' yorumluyor, seçim sonuçlarını ''nalıncı keseri'' gibi kendinden tarafa yontuyor İnce! Parti ile ( CHP= yüzde 22) arasındaki yüzde 7'lik farkın, (Sosyalistlerce) barajı aşşın diye HDP'ye, (mutsuz ulusalcılarca) İyi Parti'ye verilen oylardan kaynaklandığını bilmemesi, görmemesi olası mıdır oysa?

Biraz olsun toplama-çıkarma bilen bir kişi bile iki sonuç arasında ki farkın; ne Kemal Kılıçdaroğlu'nun başarısızlığından ve ne de Muharrem İnce'nin başarısından kaynaklanmadığını anlayabileceğine göre... neden İnce böyle ''algıda seçicilik'' yapıp kendini başarılı göstermeye çalışıyor?

Bunun bizim dilimizde, deyimlerimizde ki karşılığı ''şark kurnazlığı''dır!

Arşivleri açın, tarayın lütfen. Öyle çok geçmişe gitmeye de gerek yok. Seçim kararı ve seçim sonrasında ki İnce'nin söz ve eylemlerini gözden geçirin bir zahmet! Hele seçim gecesi yaşananları hiç pas geçmeyin! 50 bin Avukatla YSK önünde olacak bir İnce'den, sonra nerede olduğu bilinmezliğine... görev başında bulunan ve o görevi nedeniyle yazıştığı gazeteciyi yazdıklarını ifşa ettiği için suçlayan İnce'den... bir aile yemeği kapsamındaki bir buluşmayı; konuşmaların içeriğini kapsamından koparıp, daha sabahı beklemeden gazetecilere ileten bir İnce'ye... çelişkiler yumağına dolaşmış sürekli değişen ruh halleriyle biçare bir İnce'ye kadar... araştırın bakın neler var neler!...

Her şey bir tarafa yandaş medya niye bu kadar ilgileniyor Muharrem beyle sizce? Ya da delice bir başka soru: Son yılarda CHP'nin en doğru işi olan ''Adalet Yürüyüşü'' ve ''Adalet Kurultayı''nda İnce neredeydi?

Daha İnce'nin ADD Yalova Şube Başkanlığı serüvenine girmedim... Tıp kı bir çok şeye girmediğim gibi! Ancak şimdilik gerek görmüyor olmam ileride görmeyeceğim anlamına gelmez...

İnce kendine çalışıyor; bu daha önce de böyleydi, şimdi de böyle. Burası apaçık da... CHP doğru yolda mı? Elbette hayır! Hemde milyon kere hayır! Bülent Tezcan'ın seçim sonrası yaptığı açıklama ipin ucun kaçtığını gösteririyor zaten. Ne yapılmalı, nasıl düzeltilmeli dersiniz söyleyeceğim şu olur: Deveye sormuşlar ''neren eğri?'', o da demiş ki '' nerem doğru ?'' '

Daha önce yazdığım gibi CHP köklerine dönmeli ve kendi olmaya başlamalı. Toplum katmanları ile farklı kanatları olan, ''olmazsa olmaz'' kurucu değerlerini öne çıkaran, evrensel ilkelere değer veren enternasyonel bir Parti olmalı. Sol kimliğini öne çıkarıp, bu kimliğini söz eylemleriyle sıkça vurgulamalı!

Çünkü SOL; vicdandır...SOL, ahlaktır... SOL kamu ''yediemini''dir...SOL, Çevrenin hamisidir...Çünkü SOL, ''Ar''dır, Adalet'tir...Barış'tır,Bağımsızlık'tır...

Çünkü SOL kardeşlerim SOL, yeryüzünde yaşayan tüm canlıların korkusuzca yaşama hakkının güvencesidir!

Sizi hayata küstüren ve bu ülkeden çekip gitme duygunuzu tavan yaptıran son zamanların o çocuk tecavüz ve öldürümlerinin, en savunmasız hayvanlara yapılan vahşetin... ve kadın katliamlarının adreslerine bakın lütfen! Bu tüm insanlık dışılığın adresinde SOL'a ait bir iz var mı?

Cismi için sadece yaratık diyebildiğim bu yaşam düşmanlarına kol -kanat geren siyasetin rahmi neresidir sizce?

İslamcı Sağ siyasettin kollarına bırakılan bu zavallı memleketin sonu farklı ve başka olabilir miydi? Daha yaşanılası bir Ülke kurmaları mı beklediniz? Çocuklarımız, gençlerimiz için özgür bir gelecek mi düşlediniz?

Son söz de İzmir'e...

Çok önceden kaybetmiş ve kaybettiğini bir türlü görmek istemeyen bir yerel yönetici, nafile bir şekilde son hamlesini de yaptı. Gariptir ki elinden tuttuğu ''çocuk'' bile acımadı, ''bürütüs'' oldu, onu taca çıkardı! Memur ''reis''ler ise bu hal karşısında eminim ki valizlerini çoktan toplamaya başlamıştır!

CHP'nin bu yönetimi belirleyecektir yerel adayları. İnce öyle çok fazla İmza filan da toplayamaz. Öyle havalanan kimi ''İnceci'lerde birkaç gün içinde saf değiştirirler" güçlüden yana! Çünkü onların Belediye Meclis Üyesi, Başkanı olmak gibi daha büyük (!) dertleri var! Yani Bay Muharrem'in derdi neyse onlarınki de o!

Sonra ne mi olur? Bu kafayla gidilirse-ki öyle görünüyor bir şey olmaz! Adaylar ise; hepimizin her yerde, özellikle de CHP binalarında, orda burda sıkça karşılaştığımız tiplerden (!) seçilir! Sonra size de-her seçimde olduğu gibi- onları RANT YOLCULUĞUNA UĞURLAMAK düşer!

Belki de... belki de... benim ki bir umut işte... CHP yönetimi bu kez doğru bir iş yapar, hiç değilse şu yaşadığımız kenti bize bahşeder de... doğru düzgün birilerini aday gösterir... son kalemizde ki birkaç yılımızı da biraz olsun huzur içinde geçiririz!

Umut dedim ya... Duran saat bile günde iki kez doğruyu gösterirmiş!