CHP NEDEN KAYBETTİ?
ABİT DURSUN

ABİT DURSUN

CHP NEDEN KAYBETTİ?

02 Temmuz 2018 - 12:50

                                                                      

                                           Aslında seçim sonuçlarına ilişkin bir analiz yazısı yazmayacaktım. Özellikle kimi siyasilerin akla ziyan demeçlerini, anlı-şanlı yazarların, siyaset bilimcilerin açıklamalarını,yazdıklarını okuyup izledikten sonra...

                                           Sonra siz okurlardan gelen yoğun baskı, ''söyleyecek iki çift lafınızda mı yok'' serzenişleri bende ki karar değişikliğinin nedeni oldu.

                                           Seçim sonucuna ilişkin yapılan yorumlar bana Bizans'ın çöküş sürecini, o dönemlerde Papazlarca kiliselerde yapılan, ''Melekler dişi miydi erkek mi?'' tartışmalarını anımsattı. Üstelik bu tartışmalar da asırlar boyu sürmüş iyi mi?

                                           CHP bir kitle partisi olma hüvyetini git gide yitiriyor... ve en önemlisi en tepeden (Genel Bşk.dan) en aşağıya ( sade üyeye) kadar hiçbiri işin farkında değil!

                                           90'lı yıllardan başlayarak önce Kürtler terketti Parti'yi... sonra ödünsüz (radikal) laikler... bu seçimde de kısmi olarak ulusal solcular ve sosyalistler...

                                           70'lerin CHP'si hepsini içinde barındırarak yüzde 42 oyu aldı. (1977 seçimi)

Üstelik tüm söylemi ''sol değerler'' üzerineydi. Son durumu itibariyle CHP nasıldı?

1.) İki etnikçi siyasete göz kırptı, zaman zaman hasbihal oldu, ( Türkçü-Kürtçü) ama ikisinin tabanına da yaranamadı! Bu seçimde ulusal solculardan %3 İyi Parti'ye; sosyalistlerden ise % 4 HDP'ye oy kayması yaşandı.(  Böyle olacağını daha önce de bir kaç kez yazmıştım.)

2.)  Parti son yılarda gitgide LAİKLİK savunusundan uzaklaşır oldu. Bu da benim gibi laiklik hassasiyeti yüksek insanları  bir hayli rahatsız etti. Özellikle haddinden fazla dini söylemler, İlim yaymacı ( şeriatçı) Ekmelettin'i C.Bşk. adayı göstermeler... son durumda Kemalist Cumhuriyeti yıkmaya yeminli ''Milli Görüş''ün uzantısı bir Parti'yle ortaklık içine girmeler... ve yetmezmiş gibi o düşünceden milim taviz vermeyen ( şeriatçı düşünce sahibi) kimilerinin seçimlerde  aday gösterilmeleri...

3.) Bu seçim de dahil son yıllarda CHP listelerinde adı FETO'yla anılan kimi isimlerin yer almaları...

4.) CHP'nin ''Sağ siyaset'' ve popülist söylemlelerin esiri yapılması, yetmezmiş gibi bir de  gericilerle ''dinci söylem ve tutum'' yarışına girmesi.

5.) Solculuktan çoktandır vazgeçmiş olması. Emek, Barış, Özgürlük, Sömürüye karşı çıkma... gibi SOL DEĞERLERDEN uzaklaşır olması... Halka özellikle de gençlere dönük  söylemlerinde ne bir umut ne bir hedefi vardı... Mesela; yağmaya uğrayan ve Cumhuriyet birikimi  olan; Zirai Donatım Kurumu, Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, TEK, Çimento Fabrikaları vs gibi kurumları yeniden ve çağa uygun bir şekilde kurulacağını, hayvan ve tahıl ithal eden değil  tekrar ihraç eden ''üreten'' ve ''hakça bölüşen'' ülke olacağımızı, Eğitimde KÖY ENSTİTÜLERİ'Nİ günümüz koşullarına uygun bir şekilde yeniden daha güçlü bir şekilde kurulacağını söylemlerinde yer vermiyor olması...
6.) Bu ülkenin yağmacılarının sahada yeterince protesto edilememesi...

7.) Partinin bir ideolojik kimliğinin olmaması vs.

                                   Daha çok şey var aslında. Eminim ki burada yazamadığım bir çok şey de sizin aklınızda. Bunların her birinden uzaklaştıkça da CHP oy kaybetti. Hastalığı teşhis edip, tedaviye geçmek yerine palyatif çözümlerle idare ettiler. Kemal Kılıçdaroğlu- Muharrem İnce üzerinden gelecek inşaa etmeye kalktılar! Oysa sorun kişiler değil, ideolojikti! İdeolojik olduğu içindir ki Muharrem İnce, bir gece de ''aslan'' dan ''kedi'' ye dönüştü! Sakın aldanmayın ''İnceci''ler ile ''Kemalci''lerin kayıkçı kavgasına. Hepsinin derdi YEREL SEÇİMLER üzerine! Kim genel merkeze sahip olursa onlar belirleyecek adayları. Kavga rant kavgası. Rejim değişmiş umurlarında değil. Karanlık gelmesin diye canları kahpece ellerinden alınıp köşe başlarında katledilen AYDINLAR umurlarında değil! Sonra da siz  tüm bunları unutup, gidip Kemal Bey'in tabiriyle ''kuzu, kuzu'' (TIPIŞ TIPIŞ) oy vereceksiniz!  Zaten en hızlı Atatürkçü olarak, en hızlı ve tehlikeli şeratçı ve sol düşmanı Ekmelettin İhsanoğlu'na oy vermediniz mi? Hep yazarım ya müritlik böyle bir şey işte!
                                       CHP kan kaybetmeye kuşkusuz ki devam edecek. Çünkü aymazlıkta değişen bir şey yok. En büyük şokta İzmir'de yaşanacak! Birileri için İzmir, Türkiye kaybetmiş ne önemi var? Yeter ki  onların işi yürüsün! Düne kadar en ufacık bir etkinlikte bile sponsora karşı olanlar, sonra ne hikmetse o düşünceden vaz geçip, ''çağdaş belediyecilik (!)'' adına şehrin kalbine bir hançer gibi ''sancağı'' saplamadılar mı?
                                         Propaganda uzmanlarının hedefinden kurtulamadığınız sürece hep böyle eliniz böğrünüzde olacak. Her seçim hüsran...her seçim hüsran.... Siz ''mürit'' olmaya devam ettikçe sizi, yıllarca beğenip izlediğiniz televizyoncuya, elinizden düşürmediğiniz gazetenin yazarına  bir gece de düşman ettirirler de farkına bile varamazsınız!

                                          Bakın 2 Temmuz katliamında 25. yıla geldik. Hani CHP'nin son seçim ortağı Saadet Partisi'nin Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun Sivas Belediye Başkan'ı iken gerçekleşen Sivas Katliamının 25.yılı... Gerçi Temel dede (!) o yangını, can kırımını bir katliam olarak kabul etmiyor ya... olsun ne önemi var, yeter ki ortaklık olsun torba dolsun değil mi?

                                            Seçim öncesiydi Temel Karamollaoğlu'na gazeteci soruyor ekranda, Sivas olayları bir katliam mı diye? Temel dede ( CHP'lilerin tanımı) diyor ki; ''katliam diyemem. Üzücü bir hadise. Perdeler tutuşmuş... pencereyi açsalardı kurtulabilirlerdi...''  yani 33 can keyfe keder ölmüş. Vicdansızlık nasıl ve ne şekilde kamufle edilirse edilsin gerçeğin aydınlığında gün gelir açığa çıkar düzenbazlıklar! Saadet Partisi'nin ''akil heyeti''nde yer alan Şevket Kazan da bilindiği gibi Sivas katliamı canilerinin en ateşli avukatıydı zaten...
                                             İşin daha hazini ise, Alevilere , Alevileri ''8 saat boyunca canlı yayında'' yakan canilere hamilik edenlere, yine başında Alevi bir genel başkanın olduğu Parti üzerinden oy verdirttiler!!!
                                           ''Öğretilmiş çaresizlik'' işte böyle bir şey olsa gerek! Adama ''Stockholm sendromu'' yaşatırır da farkında olmaz! Ama biliyorum ki sosyal-demokrat ''mürit''ler kararlı bir biçimde ''durmak yok, yola devam'' diyerek kendi karanlıklarına doğru pupa-yelken gidecekler...
                                            Özgürlük anlayışı sadece ''balık-rakı''yla sınırlı sevgili İzmirlime gelince... umarım son kılçık boğazına takılmadan bir an önce ayılırsın....