ABİT DURSUN

ABİT DURSUN


BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ

04 Kasım 2019 - 11:43

Uzun bir süredir yazmıyorum.Yazacak bir şey olmadığından mı? Hayır! Elbette yazacak çok şey var... Ancak demokratik olmayan bir ülkede yazmanın, çizmenin çok ağır bedelleri var! Bugüne de ait değil bu durum. Yıllardır böyle...

Şimdi ki kuşak bilmez, eskiden TCK'nın bir meşhur 141-142'si vardı. Bu maddeler üzerinden düşünen kim varsa hapse tıkıyorlardı. Bu maddeler üzerinden hapse girmemiş aydın kalmadı bu memlekette! Nazım Hikmet'ten Uğur Mumcu'ya, Rıfat Ilgaz'dan Aziz Nesine.... Yazan çizen, gazeteci, siyasetçi, sendikacı... kim varsa, kendileri için kimi tehlikeli görmüşlerse bu maddeler üzerinden yargıladılar (!) ve uzun yıllar cezaevlerinde tuttular!

Sonra gün geldi, ABD'nin '' yesil kuşak'' projesini hayata geçirmek için Özal eliyle 163 de pakete dahil ederek 141-142 yi kaldırdılar!

Burada ki amaç elbette özgürlüklerin önünü açmak değildi! Ya da düzelteyim kimi özgürlüklerin önünü açmaktı! Eski TCK'nın 163. maddesi özetle laikliği koruyan, tarikat-cemaat örgütlenmelerini bir nebze olsun engeleyen bir maddeydi. 163. maddeyi sorunsuz kaldırabilmek için 141-142. maddeleri aydınların önüne ''yem''olarak attılar. Tabi ülkenin saftirk sol-liberal kesimi hemen de zokayı yuttu. O yıllarda Turan Dursun, İlhan Arsel gibi çok az sayıda ki aydını '' yapmayın, etmeyin hata yapıyorsunuz, bu yolla yapılacak bir değişiklikle laiklik büyük zarar görür'' dediler, uyardılar ama dinlenmedi...

Sonradan olanları, tüm yaşananları yeniden burada yazmaya gerek yok sizler zaten biliyorsunuz. 141-142'nin kalkmasından epeyde uzun olmayan bir zaman zarfında onlardan daha ağırları, beterleri TMY'ler ( Terörle Mücadele Yasası ) eliyle günlük hayatımıza sokuldu! Oyle ki gün geldi 141-142'leri arar olduk nerdeyse...

Şimdilerde en moda olanı ''Cumhurbaşkanı'nın manevi şahsiyeti...'' en ufak bir eleştiride hop yargıç ( muhtemelen de eski bir iktidar mensubu) karşısında buluyorsunuz kendinizi!

Hapis cezası olmazsa bu kez tazminat cezası sizi hapse girmekten beter ediyor! Anlayacağınız bugünlerde yazı yazmak için maddi durumunuzun da bir hayli iyi olması lazım! Hani hapis tamam, dert değil de, lakin ev halkını nasıl aç bırakalım?

Tabi bu yaptığım kara mizah bir ölçüde... duramayıp yazıyoruz yine, başımıza bin dert geleceğini bile bile... Ne yapalım aydınların kaderi bu belki de... ''sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...''

Bu yazı da değinmek istediğim konu başka idi... İzmir'de İBB'de ortaya konmak istenen bir oyunla ilgiliydi değineceklerim... Başkan Tunç Soyer'e dönuk bir komplonun kokusu var havada. ASLINDA İŞ KOKUYU DA AŞMIŞ! İş adamı-bürokrat-siyasetçi eliyle oluşturulan bir ''bermuda şeytan üçgeni''ne dönüşmüş!

Her bir gurupta yer alanların hesapları farklı amaçları aynı, Tunç Soyer'i yemek! Ben bu işin mümkün olmadığını, böyle bir hamle halinde Tunç SOYER'in onların midelerine oturacağını düşünüyorum! 1- Tunç Bey başkanlıkta daha yılını bile doldurmamış, yani halk nezdinde kredisi oldukça yüksek. 2- Tunç SOYER, bugüne kadar KÜLTÜR-SANAT çevrelerinde iletişimi en güçlü yerel yönetici! 3- Hem yerel hemde Ulusal medyada önemli bir desteğe sahip! 4- Bir önceki başkandan daha fazla çalışanın desteğine sahip! Kuşkusuz işi zor! Reform yapılması gereken bir yapıyı değiştirmek! Başkan naif bir isyan. Yumuşak bir geçiş olsun istiyor gördüğüm kadarıyla! Geçen günlerde ki görüşmemde de edindiğim izlenim odur ki, içtenliğinden ve naif yaklaşımından zerre bir değişiklik olmamış. Çok mutlu oldum. Ancak şu da bir gerçek, çürümüş yapılar da güçlü değişimler hep ''DEVRİM''le olagelmiştir! Tunç Başkan İzmir tarihine belki de Türkiye tarihine damga vurmak istiyorsa vakit geçirmeksizin bir reorganizasyona gitmelidir bence... İşe de KOCAOĞLU döneminde haksız ve adaletsiz bir biçimde yerleri değiştirilen bürokrat ve çalışanlarının durumlarını ele almakla başlamalı! Ayrıca bu konu da her türlü bilgi akışı sağlanır kendilerine. Yeter ki istensin ve geçmişte yapılmış onca haksızlık giderilmek istensin!

''Filler tepişir, çimenler ezilir'' sanırım IBB kumpasında ilk güme gidecekler, ''küçük bürokratlar'' olacak! Fazla heyecanlanan ve gaza gelenler... farkında ya da değil ''tetikçi'' olarak kullanılanlar!

Bu hafta İstanbul'da Uluslararası TÜYAP KİTAP FUARI'NA katılacağım. 7 ve 8 Kasım günlerinde imzalayacağım kitaplarımı. Yer Berfin Yayınları; Stand No: 361 G

Biz yazarlar kitaplarımızı imzalarken bir çeşit meditasyon yapıyoruz aslında...

Okurla buluşuyor, söyleşiyor, farklı zaman tünellerinden geçiyoruz...Onun için bize çok iyi geliyor!

İzmir'den gittiğim için İstanbul'da yaşayan dostlarımla da görüşme imkanım oluyor. Bazen uygun olanlarla zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamadığım, tadı damağımda kalan akşamlar yaşıyorum. İstanbu seyahatlerimde kimi zaman da bizim TBP'den ( Toplumsal Bellek Platformu) dostlarla buluşuyor, derleşiyoruz... Sağolsun Sevgili Canan Kaftancıoğlu bizi bir araya getirmişti yıllar önce... Sonra siyasete girdi CHP'de hep üst düzey görevlerde bulundu. En son İstanbul İl Başkan'ı olarak İstanbul'un makus talihini yendi. 25 yıllık bir saltanata son verdi. Tabi bu da karşılıksız kalmadı, iktidar cezayı kesiverdi hemen. 7 yıl önce yazılmış twitlerden 10 yıla yakın bir hapis hükmünü verdi majestelerin mahkemesi!

Türkiye burası... burada aydın olmak kolay değil! Yazımın başında da belirttiğim gibi, ceza yasaları değişir ama aydınların, bu ülkenin vicdan sahibi insanların kaderi hiç değişmez. Onlara biçilen yazgı ya mapusluk ya ölümdür!...

Cüzdan sahiplerinin ise attıkları zarlar hep düşeş gelir... ta ki gök kubbe onlarında başlarına yıkılana kadar....

İsatanbul dönüşü belki de İzmir'in ''bermuda şeytan üçgeni '' konusunu biraz daha detaylandırabiliriz kim bilir?