ABİT DURSUN

ABİT DURSUN


Başkanlar bir yılı geride bıraktı... Çıkan tabloya bakılınca...

09 Haziran 2020 - 10:50 - Güncelleme: 09 Haziran 2020 - 12:31

                                                                                        
Koronavirüs adlı salgın hastalık ülkemizde ve dünyanın bir çok yerinde büyük yıkımlara yol açtı. Salgın sonrasında da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İlk ayak sesleri ABD’den duyulmaya tüm yeryüzüne yayılımaya başladı bile.Siyah tenli olduğu için polis tarafından taamüden öldürülen George Floyd sonrası  önce ABD sonra başta tüm   Avrupa olmak üzere Dünya karıştı.

                    Salgın Hastalık belli ki yeryüzüne yeni bir nizam verecek. Kapitalizm yüzyıllardır ‘’ insanlığa karşı işlenmiş’’ bir suçun baş aktörü adeta… Kapitalizmin yoksullastırıp açlığa makkum ettiği milyonlarca hatta milyarlarca insan, bir tokatta bu  salgından yedi. İşlerinden olan, küçük işletmelerini kapatmak zorunda kalan onca insan ne yapacağını bilemez bir halde serseri mayın gibi ortalıkta dolaşıyor. Sosyal patlama için en ufak kıvılcım yeterli…

                    Gelelim Türkiye’ye… Ülkemiz salgına Cumhuriyet tarihinin en güçsüz ve kırılgan bir döneminde  yakalandı. Bir yanda milyonlarca genç işsiz…. Diğer yanda ise gırtlağına kadar borç batağında debelenen koca bir halk… Normalde böylesi bir tabloyla karşılaşan bir toplumun ‘’yoksulun sümüğü’’ gibi asfalta yapışıp kalması gerekir. Ancak pek de böyle olmadı. En azından şimdilik. Tabi ki bunun iki nedeni var:. 1. Cumhuriyet Devrimi’nin TIBBIYE alt yapısı! Yıllarca Bu toprakların en zeki ve yetenekli çocukları hep TIP bölümünü liste başı yapmışlardır Üniversite tercihlerinde. Iyi yetiştiler. Bugün Prof. olan bölüm başkanlarının, klinik şeflerinin çoğu ya Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerin ya da onların ilk mezunlarının öğrencileridir. Bu güçlü altyapı bugün yüzbinlerce insanımızın hayatını kurtarmıştır.

                   2. Muhalif Belediyelerin olağanüstü performansı! Başını Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın çektiği bu etkili organzasyon, zaten salgına her yönüyle hazırlıksız ve adeta bitik’’ halde yakalanan iktidarı darmadağın etti. Mansur Yavaş bu süreçte tıpkı birOrkestra Şefi gibi yönetti muhalefetin Belediyelerini! Üstelik Ankara Belediye Meclisi’nin çoğunluğu iktidar blokundaydı ve sürekli bir engellemeye maruz kalıyordu…

                      Mansur Başkan sadece Belediye imkanlarını halka açmakla kalmadı. Uzun yıllardır unutulmuş olan ve bizi millet olarak biz yapan bir hasletimizi de hatırlatarak Ankara’lıları  harekete geçirdi. İMECE yöntemi tüm Anadolu da bilinen bir yardımlaşma türüdür. Kısaca,  olmayana yardıma ihtiyacı olana topluca el uzatma durumudur, İMECE.

                                    İktidar da böyle bir şey başlattı hemen. Ama güven yıpranmasına uğradığı için milletten bir karşılığını bulamadı! Sonra da muhalif yerel yönetimleri engellemeye çalıştı bu da tutmadı elbette.. Öyle ki iş geldi aş ocaklarının kapatılmasına kadar  dayandı…

                                             Aslında bu salgın bize ‘’sümenaltı’’ yapılmaya çalışılan kimi gerçeklere de ışık tuttu.. Hazine de zırnık paranın kalmadığını… Devlet aygıtının bir maskeyi dağıtamayacak kadar çürütülüp çökertildiğini… Belediye Başkanlarının gerçek performanslarının ne olduğunu….

                             Belediyeleri  bu süreçte yöneten  Başkanlar hakkında bir çok anket yayınlandı…
Yayınlanmayanlarda var… Ama hepsinde de  uzak ara Mansur Yavaş önde… sizinle isterseniz hem İl hem de İlçe bazında en son PİAR adlı araştırma şirketinin yaptığı bir araştırmayı paylaşayım.

1.) Mansur YAVAŞ  % 73.2  Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı
2.) Muhittin BÖCEK  % 64.0  Antalya  ‘’                 ‘’                  ‘’
3.)Özlem ÇERÇİOĞLU % 63.2  Aydın ‘’                   ‘’.                 ‘’
4.) Uğur ALTAY           % 58.6   Konya            ‘’         ‘’               ‘’
5. Ekrem İMAMOĞLU  % 57.2  İstanbul    ‘’                ‘’’          !!
6.) Zeydan KARALAR   % 56.9  Adana          ‘’            ‘’             ‘’i
7.) Yılmaz BÜYÜKERŞEN % 56.1 Eskişehir ‘’             ‘’              ‘’
8.) Tunç SOYER               % 55.8  İzmir            ‘’          ‘’             ‘’
9.)   Fatma ŞAHİN  % 55.6  Gaziantep    ‘’       ‘’               ‘’
10.)  Hayrettin GÜNGÖR  %54.0  K.Maraş     ‘’       ‘’      ‘’
 
Büyükşehirler böyle.. Bir de İlçe Belediyelere bakalım:
1.)Fatma Kaplan HÜRRİYET %  72.9   İzmit        Belediye Başkanı
2.) Şeniz DOĞAN                   % 70.5    Merkezefendi     ‘’
3.) Soner ÇETİN                    %  68.7     Çukurova           ‘’
4.) Hasan KILCA                   %68.1        Karatay             ‘’
5.) Abdül BATUR                  % 67.3       Konak             ‘’
6.) Kürşat E. ÖZCAN             % 66.7      Nazilli             ‘’
7.) Ahmet ATAÇ                   %  65.8      Tepebaşı          ‘’
8.) Turgut ALTINOK            %  63.7        Keçiören          ‘’
9.) S.Utku GÜMRÜKÇÜ      %  63.1      Çiğli                   ‘’
10.)Abdurrahman DURSUN %  62.6    Sultangazi        ‘’
 
 
                            Bu tablo beni bir yandan sevindirirken diğer yandandan oldukça üzdü…. Sevindirdi  çünkü onca engellemelere rağmen mahalif Belediyeler destan yazdı bana göre…

                            Aynı zamanda üzdü beni hem de nasıl! Koskoca İzmir…. Türkiye’nin 3. Büyük kenti… Hemen hemen nerdeyse tamamı CHP’nin elinde… ve üstelik Meclislerde de ezici bir çoğunluğa  sahip!
                           Ama gel gör ki Büyükşehirler de ilk 10 değerlendirmesinde 8. Sıra.. İlçelerde yine ilk 10’da  5 ve 9. Sıralar… Yakıştı mı?

Başkanlar düşünmeliler niye böyle oldu diye?
Ancak ben yine  birkaç şey söyleyiyim. Belli mi olur bir faydası olur belki de…
Bakın seçimlerin üzerinden neredeyse 1.5 yıla yakın bir zaman geçti. Ama hala ortada oturmuş bir kadro yapısı, bir yönetim aksiyonu yok Belediyelerde. Sürekli bir Bşk.yrd.ları’nın ve Müdür’lerin yerleri değişiyor!. Görevde olanlar yerlerini korumak için, onların yerlerine oynayanların ise ‘’altlarını oymak’’ için harcadıkarı eforun onda birini hizmete harcamıyorlar. Göreve getirilenlerin bir çoğu o kadar liyakatsız ve niteliksiz ki…  sayısız çalışanda ‘’ ondan benim neyim eksik?’’ düşüncesini doğuyor! Haliyle başlanıyor torpil aranmaya!  Bir Mühendis Kültür- Sanat’ın başına yine Daire Başkanı yapılırken, (  bünyesinde yeterince Kültür-ve Sanat insanı varken) adı bir çok ‘’yanlış’’ işlerle anıldığı için görevden alınıp ne yazık ki tekrar bir başka yere yine Daire Başkanı yapılan kişi de, daha üst bir görev için harıl para babalarını ve onun kankası kimi siyaset erbabını devreye sokmaya çalışıyor!

Yetiyor mu yetmiyor! Bir İlçe’nin üç günlük Başkan Yardımcısı hop oradan alınıp Daire Başkanlığına getiriliyor! Kardeşimizin daha Şeflik tecrübesi bile yok! Peki nasıl motive edeceksiniz diğerlerini? Onca yıl namusuyla çalışıp yükselmeyi bekleyenlerden nasıl bir performans bekliyeceksiniz? Haksızlık değil mi? oncaŞef’e Müdür’e? Pırıl Pırıl onca Mühendis yükselmeyi beklerken bu yapılanların anlamı nedir kuzum? İlçeler’e gelince…  onlarda pek parlak bir süreci yaşamadılar bu korona günlerinde…

Onlarla ilgili öyle şeyler geliyor ki  bize aman allahım! Yani pes valla!.. Şimdilik yerim kalmadı. Gelecek yazılara kaldı hepsi.

Bakın Beyler halk her şeyi görüyor!. Kör sersem sanmayın milleti! Ha bir de fazla güvenmeyin o beslediğiniz medya sürpüntülerine! Zamanı geldiğinde sizi ilk satan  onlar olacak merak etmeyin! Özel sohbetlerde yediğiniz herzeleri nasılda sizleri aşağılıyarak anlatıyorlar bir bilseniz! Bu çakalları asla yanınıza sokmazsınız! Onun için biraz toparlanın, liyakat üzerinden bürokrasinizi oluşturun…. Ve gerçekten vasıflı DANIŞMANla çalışın iş takipçileriyle değil!

Benim gibi yapıcı eleştir yapıp, yol yakınken sizi batataklıktan uzak tutmaya çalışanlara güvenin.
Oysa sizden başka bir şey istemiyoruz. Toplumun menfaatini koruyup kollayın yeter. O zaman hakkınızı nasıl teslim ederiz görün.

Dönüp bir bakın Mansur Yavaş nasıl bu kadar başarılı oluyor diye!...