ABİT DURSUN

ABİT DURSUN


ADI ELENİ'YMİŞ

09 Temmuz 2018 - 17:42

Ne genel siyasetteki yozlaşma, çürüme ve dibe vuruş, ne de yerel yönetimlerde hastalık haline gelmiş basiretsizlik... Sonunda tümünün yolu ihanet bulvarına çıkıyor nasıl olsa...

Yeşil...yeşilin her tonu... gözünüzün alabildiğince, uçsuz bucaksız, her yer yemyeşil...

Edirne... Kapıkulede pasaport kontrolünün ardından çıkış. Sonra da ver elini Sofya...

Yola çıkarken endişeliyim. Otobüs yolculuğu bu. 7-8 saatlik yolculuklarda bile perişan olurken tamı tamına 8 gece 9 gün... 5000 km'lik bu yolculuğu kaldırabilecek miyim? Bilmiyorum, kaygılıyım hem de çok...

Yol arkadaşlarımla ilgili bir endişem, sıkıntım yok. Yarıdan fazlası eşimin arkadaşı. 42 kişi, çoğunun yaşı 50 üstü, 37'si kadın... Sınıfın afancanları arkaya oturur misali, gurubun ''kaynatıcıları da'' arka koltuklara üs kurdu?

Turun Adı Balkan Turu. Organizasyonunu Urla Dostluk Derneği gerçekleştirmiş. Dernek Başkanı Rıfkıye Üstün. Zarif dost canlısı bir hanımefendi. Otobüs yolcularının çoğuyla tanışıyor. Daha evvel yurtiçi, yurtdışı birçok gezide bereber olmuşlar. Yolcular arasında kimi yöneticiler de var. Hepsi de nazik, sempatik kişiler. Eşim ve ben içlerinden sadece Nesrin- Metin Varol çiftini tanıyoruz. Sevgili Metin sanatçı kişiliğiyle gezinin vazgeçilmezi... Yine her zaman ki ışıltısıyla göz kamaştırıyor adeta....

Sofya yolu uzun. Haliyle biraz aktivite gerek. Tanışma faslı sonrası kimi yolcular yetenekleri ölçüsünde renk katmaya başlıyor seyahate... Metin Varol sesiyle, Fatoş Başol ise o eşsiz Karadeniz fıkralarıyla yolculuğun daha da keyifle sürmesini sağlıyorlar...

Sonunda Bulgaristan'ın başkenti Sofya'dayız. Rehberimiz eşliğinde kısa bir turun ardından serbest zaman... Bulgarlar asık suratlı insanlar. Gülümseyen tek bir insana rastlamadık diyebilirim. Bir soruyu ikinci kez tekrar ettirmiyor, yanıt vermek yerine de hemen sinirleniyorlar. Ancak akılı insanlar. Köklerine sap çıkmış, tarihi binalara dokunmamışlar. Başbakanlık binası bir başka ilginç özelliğe sahip. Altı Casino. Yani bildiğimiz kumarhane! Şaka gibi değil mi? Şehir içi ulaşım; toplu taşımacık üzerine kurulmuş. Her yer demir ağlarla örülü. Ancak tramvay setleri oldukça eski...

Rehberimizin verdiği saatte toplanma yerinde oluyoruz. Otobüse biniş ve tekrar yola koyuluş...Yine şarkılar, türküler... tüm yolcular dahil oluyor eğlenceye. Zaman zaman anılar devreye giriyor...Gözümü alamıyorum bitki örtüsünden... sanki her yanım yeşille kaplı bir masal dünyasındayım. Bazen uyur gibi oluyor, bazen ise gözümü alamıyorum o muazzam doğa harikasından kitlenip kalıyorum...

Elektronik bir cızırtıyla kendime geliyorum. Rehberimiz Esra mikrofonda... Otobüsün ön (üst) kısmına astığı haritadan gideceğimiz ve gezeceğimiz yerler hakkında ön bilgi veriyor. İlk durağımız bir Makedonya kenti olan Ohri. Konaklamalı kalacakmışız. Güne tekne eşliğinde göl turuyla başlıyoruz. Aman Tanrım rüyadayım sanki! Teknede ikram çayımızı yudumlarken güneşin ilk ışıkları yağmur damlaları gibi ruhumuza çiseliyor... Göl turu bitiyor, bu sefer şehir turu başlıyor... tarih kokuyor her yer... ve sonuna kadar çekiyorum içime. Şarabı meşhurmuş Ohri'nin. Almazsak olmaz tabi. İlave olarak Makedon rakısı, birası filan...

Türkçe bilen fotoğrafçıyı da unutmayın sakın... Sempatikliğinin yanı sıra Türk Lirası, Avro, Denar hepsini kabul ediyor. Fotoğrafım kalır diye endişe etmeyin. Yeter ki para olsun yanınızda...

Manastır Makedon şehirlerinin en kutsalı bana göre. Ülkemizin kurucu lideri, büyük önder aziz Atatürk'ün okuduğu Askeri İdadi de bu kentte... İçini gezerken bir tuhaf oldum doğrusu... Büyük kahraman Mustafa Kemal'e ait bir çok kalıntı ( elbise, kılıç vb) burada sergileniyor... Makedonlar öyle özen göstermişler, öyle sahip çıkmışlar ki... bizim memlekette reva görülenleri düşündükçe...

Başkent Üsküp, tüm tarihi dokusunu muhafaza etmiş. Şehirdeki turumuz konaklamalı olduğu için kenti tanımamız daha ayrıntılı oldu. Kiliseleriyle, heykelleriyle harika bir başkent... Her şehirde bir yerel rehber eşlik ediyor Esra'ya... Esra'nın Üsküp partneri kendi yaşlarında genç bir kadın... Balkan Türk'ü olarak tanımlandırıyor kendisini... Boşnaklarla arası pek hoş değil. Boşnakların Türkiye'yi Türkleri aslında sevmediğini, bu yüzden onlarla sık sık tartıştığını söylüyor...

Yolculuğumuz süresince, Kotor, Mostar, Kosova,Karadağ, Bosna- Hersek, Saraybosna, Belgrad, Sırbistan, Hırvatistan, Arnavutluk, Selanik, Kavala, Yunanistan gibi şehir ve ülkelerde ya konakladık ya da birkaç saatlik şehir turu yaptık... Şehir merkezlerinde tramwaylar, treyleybüsler harıl harıl çalışıyordu. İşte dedim medeni dünyanın toplum ulaşıma bakış açısı! Tren setleri oldukça eskiydi, bizde onları hurdacılar bile almazdı ama... kentler tertemiz, insanlar güleryüzlü ve mutluydu...

Rehber, kaptanlar, Urla Dostluk Derneği'nin Üye ve Yöneticileri, diğer yol arkadaşlarımız hepsi mükemmeldi... Ancak Selanik gecesi az daha kabusumuz oluyordu...

Akşam otele yerleşmiştik. Atamızın doğduğu evi sabah ziyaret edeceğimiz için akşam yemeğinden sonra gecelere akalım dedik...Eşim ve onun 8-9 arkadaşı ile birlikte sahile, kordona indik. Bir kafeye oturduk ve sempatik garsonumuz Eleni'ye içeceklerimizi tam sipariş etmiştik ki... hop nereden çıktığı belli olmayan iki çalgıcı başladı müziğe. Türkçe şarkılar çalıyorlardı. Bir ara bizimkiler de oynayarak eşlik ettiler onlara... ta ki bir arkadaşımıza ait çantanın yerinde yeller estiğini anlayıncaya kadar! Ara tara yok çanta. O arkadaşımız ve bir kaç kişi otel yolunu tuttu... Tat tuz kalmamıştı... sonrasında bizde kalktık, otel yoluna koyulduk...

Çanta yoktu otelde de... İçinde paranın yanı sıra pasaport da vardı- ki bu en önemlisiydi...Oysa rehberimiz gezinin başından sonuna kadar devamlı uyarılarda bulunmuştu hırsızlıklara karşı... Pasaportla parayı aynı cüzdanda bulundurmayın demişti...

Neyseki ertesi gün Büyükelçiliğimizin duyarlı davranışı sayesinde, arkadaşımız sabahın ilk ışıklarında geçici pasaportunu çıkarabilmiş ve bize Atatürk Evi'nde yetişmişti...

Selanik sonrası başka bir Yunan şehri olan Kavala'dayız. Kavala kurabiyesiyle ünlü bir sayfiye yeri. Ayrıca Osmanlıda Sadrazamlığa kadar yükselmiş Mehmet Ali Paşada buralı. Kavala bizim Bodrum, Çeşme gibi marinası lüks yatlardan geçilmiyor. Yolunuz düşerse sakın kalamar yemeyi ihmal etmeyin. Kalamarı oldukça meşhur. Dolaşma işini bitirdikten sonra sahilde sıralanmış restorantlardan birine çökün; donatın masayı. Uzo, salata, kalamar....

Dönüş yolculuğu başladı... Kapıkule'den başlamıştık Balkan yolculuğuna... başka bir kapıdan İpsala'dan girceğiz yurda...

İpsala Gümrük kapısındayız... Otobüsün yarıdan fazlası gümrükçü olunca işimiz kolaylaşıyor, kapı konrol muhabbete dönüşüyor. Sonra tekrar hareket ve yurdumuzun kıraç topraklarıyla yeniden buluşma... Yeşilin her tonuna koca bir elveda diyerek....

 

Not: 1. Tur Şirketinin adı AKADEMİ. Belli ki sahipleri işlerine hakimler. Turumuzun keyifli geçmesinde emekleri çok büyük. Ancak rehberimiz Esra'nın da emeğini, kimi yerlerde yaptığı usta dokunuşları da unutmamak gerek.

Tur organizasyonunu yapan kuruluş, URLA DOSTLUK DERNEĞİ. Başkanı Rıfkıye ÜSTÜN. Sırf gezi üzerine kurulmuş bir dernek değil. URLA EVİMİZ 4, en önemli Projeleri...

Dernek, Urla'da yaşayan yoksul ve yetenekli çocukların eğitimleri başta olmak üzere her türlü giderini üstlenmiş, onlara barınma olanakları sağlamış...

Merkezi Atlanta'da olan ve tüm dünyada 72 kuruluşun da üye olduğu DOSTLUK DERNEĞİ'nin amacı; değişik kültürleri tanımak ve ülke turizmine ve eğitimine katkı sağlamaktır. Ülkemizde; Friendship Force adı altında Ankara'da 2, Kayseri'de 1, Denizli'de 1, Bursa'da 1 ve İzmir'de 5 tane olmak üzere tüm Türkiye sathında 10 Şubesi bulunmaktadır.

Sanatçı gözüyle URLA, yine Urla Dostluk Derneği'nin hayata geçirdiği değerli Projelerden bir tanesidir.

Dünyanın bir çok yerindeki ailelerle dostluklar oluşturulmuş. Her yıl farklı ülkelerden ve şehirlerden insanlar ülkemize, eşsiz şehrimiz güzel İzmirimize konuk olarak geliyorlar, burada dernek üyelerinin evlerinde ağırlanıp, gezdiriliyorlar. Yapılan müthiş bir tanıtım anlayacağınız. Tabiki bizimkiler de gidiyor oralara, sayısız dostluklar kuruluyor, kurulanlar pekiştiriliyor...2018'e kadar; Biristol-İNGİLTERE, Memphis-ABD, Berlin-AlMANYA, Szekes fehervar- MACARİSTAN, Cape-town- GÜNEY AFRİKA, Wisconsin-ABD, Cornwall-ABD sadece bir kaçı...

 

...ve son söz;

yoksul ve zeki, olanakları olmayan çocuklarımızın geleceğine ışık olmak istiyorsanız ( ekonomik durumunuz da elverişliyse) DOSTLUĞA EL UZATIN. Güzel günler için Urla Dostluk Derneği ile buluşmanız dileğiyle...