SENDİKAL MÜCADELE BÖYLE OLUR!


               

                                            Geçtiğimiz hafta Tüm Yerel Sen'in 3. Olağan Kongresi'ndeydim. Ankara'da gerçekleşen kongre de yine bildik görüntüler sahnelendi. Bir yanda '' çıkar'' odaklı o her zaman ki malum   görüntüler... diğer yanda ise iyi niyetle ve büyük bir özveriyle yapılmaya çalışılan gerçek sendikacılık...

                                            Ankara'dan uzak olmak genelde oldukça dezevantajlıdır. Lakin Uzaklık İzmir'li Yerel-Sen'cileri pek etkilememiş. Oldukça hazırlıklıklıydılar. Bir kongrede ne yapılması gerekiyorsa hepsinin hazırlığını yapmış görünüyorlardı...

 Derslerini iyi ezberledikleri her adımlarında, her davranışlarında belli oluyordu. Bir keresinde çok iyi koordine olmuşlar. Özellikle delegeye yönelik olarak hazırlanmış ve  WhatsApp gurubu üzerinden yapılan görüşmeler, gurubu bir yandan dinamik tutuyor diğer yandan ise gurup aidiyetini en üst düzeye çıkarıyordu...

                                           Ama en önemlisi gençlerle yaş almışlar çok güzel harmanlanmış, gençlerin enerjisi ile yaş almışların tecrübesi adeta güzel bir çayın ''dem alması'' gibi aromatik tada dönüşmüştü...

                                          Uyumun  böylesi bir  üst seviyede oluşu da haliyle genel toplantının yapıldığı iki gün boyunca da her alana yansıdı. Öyle ki diğer gurubun delege sayısı 4 kat fazla olmasına rağmen Genel Merkez'e yakın delegelerce verilen çok önemli 2 tüzük değişikliği  önerisi reddedilmişti.

                                        İzmir 1 Nolu Şubeninin başını çektiği delegasyonun bir de Manifestosu vardı. Manifesto da; geçmişe kısa bir yolculuk yapıyor, çok önemli yaşanmışlıkları yeniden anımsatıyor... Bu anımsamalar üzerinden  sendikal mücadeleyi yürüten insanlar olarak duruşlarını, ilkelerini ve hedeflerini deklare ediyorlar! Malum bildik bir sözdür:'' Gideceği limanı bilmeyen bir gemiye hiçbir rüzgar fayda etmez'' Kongrenin 1. gününde ( Cumartesi ) tüm Delegasyona dağıtıldı ve eski Şube Başkanı olan ve mevcut yonetimde de yönetim kurul üyesi olan Bilal Altıner'in o mikrofonik sesiyle okuduğu manifesto-ki bana göre Genel merkez Kongresi'ne damga vurdu- niçin ve neden sendikal mücadelenin içinde olunmasının da bir haykırışıydı aslında...                                          

                                        Malum (!) çıkarlar üzerine kurulan birliktelikler eninde sonunda çökmeye mahkumdur. Ankara Şube Başkanı'nın mahalif delegelere yönelik son derece çirkin ve yakışıksız söylemi kendi delegelerinde bile çok büyük tepki aldı ve savundukları tüzük değişikli önergesi kendi üyelerininde katıldığı büyük bir çoğunluk tarafından kabul görmedi..

                                        Gariptir ancak bir tüzük kurultayında yapılacak kadar çok maddeli bir tüzük değişikliği öneri paketi Genel Kurul'a getirilmiş. Haliyle bir çok konuşma talebi de Divan tarafından kabul görmedi. Özellikle muhalifler bu konuda çok haksızlığa uğradı. Bu eksikliği bir nebze olsun eski Genel Başkan Dr. Hakan KIRAN gidermeye çalıştı. Hem Teknik Direktör, hem forvet hem kaptan olarak..

                                          Son derece özensiz, üzerinde zerre çalışılmamış tüzük değişikliği önerileri sürekli başta Hakan KIRAN, Bilal ALTINER olmak üzere sürekli İzmir 1 Nolu Şube Delegasyonunun duvarına çarpıp durdu...
                                           Delege sayısının düşürülmesi, yönetim organizasyonundaki ''Sekreterlik'' tanımının ''Başkan Yardımcı'' olarak değiştirilmesi gibi öneriler,İzmir 1 Nolu Şube, Balıkesir ve Tekirdağ Şubeleri'nin birlikte hareket etmesiyle ret edildi. Üye aidatların artırılması önerisine ise yine aynı sendikalarca çok karşı çıkılmasına rağmen Genel Merkez'i destekleyen delegeler tarafından kabul edildi. Böylece aidat artışının sorumluluğu da yeni seçilen yönetim ve onu destekleyen delegelerce üstlenilmiş oldu!... 

                                          Tüm Belsen Sendikası'nın Antalya Şubesi'nin Genel Kurul'unda ''Türk Bayrağı'' krizi yaşanmış.  Aslında alışık olduğumuz görüntüler bunlar ne yazı ki! Bu kafa, Koskoca KESK'i 1. sıradan aşağılara indirdi! Ama hala aynı zihniyette, o çürümüş ve  emek mücadelesini bölüp, parçalamaktan başka bir halta yaramayan anlayışta  israr ediliyor, ne hazin!...

                                          Ancak üzülerek söylemeliyim ki Tüm Yerel Sen'de de başka bir yanlışlığa tanık oldum. Örneğin, kürsüdeki hatip neden konuşturulmak istenmez ki?  En ufak eleştiriye bile aynı görüşü savunan ve aynı ideal peşinden koştuğunu idda eden insanlar tahammül göstermezse mevcut iktidara niye laf söylenir ki? Yoldaşlık kültüründen nasibini almamışlarla alanlarda hangi mücadele içinde olunabilinir?

                                         Muhalif Şubelerin oluşturduğu delege gurubunda yeni seçilen Genel Merkez yönetimiyle bu işin gitmeyeceği görüşü hakim. Sendikanın bırakın büyümesi, üyenin azalması yönünden kan kaybının yaşanmasının çok büyük olasılık olduğu şeklinde kimi değerlendirmeler yapılıyor...

                                         Haksız da sayılmazlar... Tüzük Kurultayı'da yapılması gereken değişiklikleri Olağan Genel Kurul'a getirme kurnazlığına düşen, bunu da eline yüzüne bulaştırıp tüzük numaralarını birbirine karaştırıp yanlış yazan ve her seferinde önergeleri gerisin geri Divan heyetince iade edilen bu acz içinde ki  yönetim nasıl başarılı olabilir, gelecek için nasıl umut vaat edebilir?

                                         Türkiye'nin dört bir yanından gelen delegeleri kendinden olan ve olmayan olarak ayırıp, uzak yollardan gelmiş insanları otel kapılarında bekletmek... en basit yemek organizasyonunda bile akla hayale gelmedik kurnazlıklar sergilemek hangi dayanışmayı güçlü kılar ki?

                                          Her şey bir yana yahu, insan düzenlendiği bir Kongre'nin adını bile yanlış yazıp sonra da o pankartı salonun göbeğine asar mı?

                                     İzmir 1 Nolu Şube, Yönetimiyle, delegesiyle, kardeşliğiyle, dayanışma ve mücadele kültürüyle tam not aldı bana göre! Birlikte hareket ettiği diğer şube delegeleri de aynı naiflikteydi. Ankara'lı olan Başkan adayı Tarkan AKÇAY ile diğer listenin başkan adı arasında geceyle güzdüz kadar fark vardı!

                                       Bir yazar olarak düşüncemi sorarsanız ufukta olağanüstü bir Genel Kongre görünüyor. Çünkü iki günlük bir toplandı da bile bunca hatayı yapanların bu işi uzun soluklu götüremeyeceği aşikar!

                                           Ne demişler,'' Ayinesi iştir kişinin, lafına bakılmaz!''