AYNI HAMAM AYNI TAS (MI) ?




Yaklaşık ilk 30-40 günü tebrikleri kabul etmekle geçirdiler. Tamam işin tabiatı bu diyelim geçelim... Hadi şu sosyal medya merakını haddinden fazla abartmalarına da göz yumalım..Şu şov boyutuna taşınan ''tasarruf'' açıklamalarının ise hiç yanından geçmeyelim...Yahu kardeşim seçimin üzerinden geçeli yaklaşık 3 ay oldu, ve elimizde dişe dokunur neniz var?

İzmir'in yeni seçilen yerel yöneticilerinden bahsettiğimi anlamışsınızdır sanırım. Gözlemlediğim hiçbirinin ciddi bir hazırlık yaparak göreve gelmediğidir!

Ciddi hazırlıktan kastım şudur:

 

  1. Temel projelerini seçim öncesinde deklare edersin kamuoyuna.

  2. Açıkladığın bu projeleri yürütecek bürokrat isimleri yine seçim öncesi paylaşırsın oy istediğin seçmenle.

  3. Her alan için bir kaç isim de olabilir. Örneğin Fen İşleri Müdürü ya da Daire Başkanı için çoklu aday önerisini yaparsın. Yani bilsin kardeşim millet sizin Fen'in, Kültür'ün, Ulaşımın vs. başına kim veya kimleri düşündüğünüzü...

    Belediyelerde öyle atamalar yapılıyor ki akıllara ziyan! Kimi yerlerde iş zıvanadan çıkmış! Kiminde zerre devlet tecrübesi olmayan çoluk-çocuk (- ki birden fazla ve çok önemli müdürlükleri de onlara bağlayarak) Başkan Yardımcılığı görevine getirilmiş, kimi yerlerde ise öyleleri Başkan yardımcılıklarına getirilmiş ki... adeta kuzu kurda teslim edilmiş!


Aslında durumun böyle olacağı baştan belliydi. Bir çoğunun tek gün devlet tecrübesi olmadığı gibi anlaşılan '' burunlarından da kıl aldırmıyorlar.'' Öyle olmasa meslek örgütleri olsun, bu kentin akil insanları olsun, sivil platformları olsun bir yerlere danışırlar, uygun doğru düzgün ve ''liyakat esaslı '' atamalar yaparlardı. Yine çoğu Başkan, en azından emirleri altında çalışan memurlar içerisinde beraber çalışacağı bir ''değere'' ulaşırdı...

Düşünün bir İlçe belediyemizde tüm müdürler görevden alınıyor. Yeni görevlendirilen müdürlerin hepsi ise dışarıdan! Oysa daha önceki başkanda CHP'li! İşin daha vahimi görevden aldığınız bir başkan yardımcısını, müdürü servislerde düz bir pozisyonda görevlendiriyorsunuz!

Eğer bir gün kamu görevinde bulunsaydınız, yanınızda yağcı sınıfından olmayan ''kamu deneyimli'' bir adem olsaydı, bu yaptığınız işlemlerin ne büyük psikolojik yıkıma yol açtığı konusunda bir parça bilginiz olurdu! Lütfen şu şişkin egolarınızı da biraz indirin!

Eğer ciddi bir hazırlık içinde olsaydınız, daha aday iken aday olduğunuz belediyenin çalışanından az- çok bilgi sahibi olur, hangisi ile yola devam edeceğiniz, hangisini iç kaynaktan veya hangisini dış kaynaktan temin edeceğinizi belirlemiş olurdunuz! Seçildiğinizde de etrafınıza dolan ''yalakalar'' tayfasından değil, liyakat sahibi, dürüst ve onurlu kişilerden kadronuzu kurardınız!

Şimdilik başkanların ve atadıkları bürokratların isimlerini yazmıyorum ama sadece şimdilik. Nedeni ise ''Büyük Başkanın'' atamalarını da bekliyor olmam... ve bir de tabi ki biraz icraat görme isteğim. Ön yargı içinde değilim. İsteyen yerel yönetici davet eder, yaptığı işleri anlatır, bizim üzerinden kamuoyu ile paylaşır düşüncelerini...

Ama basın danışmanlarına bakınca böyle bir durumun çoğunda da hayata geçeceğinden kuşkuluyum! Çünkü Başkan göreve başladığında danışmanının ilk işi başkanını basın temsilcileriyle buluşturmak olmalıdır. Bu şehirde bir avuç medya ve onun temsilci var! Davet edersin yazarını, sahibini-yöneticisini tanıştırırsın başkanınla.

Ama bunlara gerek yok değil mi? Nasıl olsa kokuşmuş bir düzen var ve öyle gitsin! Belediyelerin basın büroları her gün güzellemeler yapsın... Kendini medya (!) kabul eden kimi yerlerde ''kes-yapıştır''la gazetecilik yaptıklarını sansınlar! Alan memnun, veren memnun! Arada çıkıntılık yapanlar olursa bazılarını ''duygusal sebeplerle'' rotasına koyarsınız... hala çıkıntı olmaya devam eden olursa onları da ''bir şekilde'' yörüngeye girer!

Bugüne kadar böyle gelmiş olabilir... Ama bundan sonra böyle gitmeyeceği kesin! Artık toplumda derin bir uyanış sözkonusu! En muktedir olana bile kafa tutulduğu, karşı konduğu bir döneme giriyoruz. Korku duvarları paramparça oluyor. Her haber anında sosyal medyada. Yani göz boyama döneminin sonuna gelindi...

Bu şehrin yerel yöneticilerinin yapmaları gereken şey ilk başta; namuslu gazeteceleri ''yemlikler''le karıştırmadan onlarla düzgün bir iletişim içinde olsunlar. Aradıklarında telefonlarına çıksınlar! Merak etmeyin ve endişe etmeyin bir talepleri olacak diye... sadece haber için aramışlardır sizi...

Önerim ve kamu adına isteğim, çalışanlarına mensubu oldukları ''siyasal akımın'' ilkeleri doğrultusunda davranışlar sergilesinler. Emeklerine, hak ve hukuklarına gerekli özeni, saygıyı göstersinler! Liyakat sahibi kişiler aynı zamanda onurlu kişilerdir... Onlar sizin kapınızı aşındırmazlar. Siz onları bulacaksınız! Çünkü sizden önceki reis bir biçimde onları incitmiş olarak köşelerinde sessizce bekletilmektedirler. Eğer ben öncekinden farklıyım diyorsanız, Farkınızı göstermelisiniz tüm çalışanlarınıza! Yoksa sizde öncekilerin yanında yerinizi alırsınız en geç beş yıl sonra!