BU DÜNYADA RAHAT YAŞAMAK İÇİN EMEKLİ ÇOCUĞU OLMAK LAZIM!

Güzelbahçe'de istediği kadar "tuz" koksun, Belediye Başkanı Mustafa İnce'nin yandaşı, candaşı, bir biri ardına yatırımlarını patlatıyor!


BU DÜNYADA RAHAT YAŞAMAK İÇİN EMEKLİ ÇOCUĞU OLMAK LAZIM!

 

 

 

ERTAN YILDIZ

Güzelbahçe'de istediği kadar "tuz" koksun, Belediye Başkanı Mustafa İnce'nin yandaşı, candaşı, bir biri ardına yatırımlarını patlatıyor!

Mustafa İnce & Mustafa  Günay (Emekli Trafik Polisi) dostluğu, 2009 seçimleri öncesinde "sponsorluk" anlaşmasıyla başlar... Trafik polisliğinden emekli olan Mustafa Günay, Narlıdere'den "doğru ata" oynayarak, 2009 seçimlerinde CHP adayı Mustafa İnce'ye hatırı sayılır bir para karşılığında sponsor olur... Seçimleri CHP adayı İnce kazanmıştır... Emekli trafik polisi kısa süre sonra Başkan İnce tarafından "Başkan Yardımcılığı" görevine getirilir... Narlıdere'de sönen bahtı Güzelbahçe'de kabak çiçeği gibi açan Mustafa Günay, bir anda Güzelbahçe'nin ve Belediyenin "omurgasını" oluşturur!..

Günay, lise diplomasıyla Başkan Yardımcılığı görevine getirilmiştir... Bu özel durum İzmir Valiliği Mahalli İdarelere yansır... Günay görevden alınır... Nasıl olduysa Günay bu defa bir yıl içinde Üniversite diplomasıyla Başkan Yardımcılığı koltuğuna tekrar oturtulur!.. GHM adlı inşaat şirketini 20'li yaşlardaki oğlu Onur Günay'a devir eder... Oğul Günay, Güzelbahçe Belediyesi'nden iş almasının yanında, yüzlerce "villa" inşaatına, iş takiplerine imza atmaya başlar...

Günay ailesinin başına Sayısal Loto'dan büyük kuş, Mustafa İnce konmuştur... Bu defa Narlıdere Belediyesi'nde yetkisiz asansör ruhsatlarına (Yukarısını göstererek) imza atan Ednan Arslan, Müfettişlerce "iş takipçiliği"nde suç üstü yapılarak yakalanır! Başkan Abdül Batur'da Ednan Arslan'ı seve seve Belediyesi'nden atmak durumunda kalır!... Cebine 40 Bin TL tazminat konulan Ednan Arslan'a CHP Güzelbahçe İlçe Başkanlığı koltuğu ayarlanır!..

İşinin uzmanları birer birer Güzelbahçe'de toplanırken, iş takibi ve imar konularına hız verilir! Halkın mutluluğu ve refahı için gözünü budaktan sakınmayan Belediye Başkanı Mustafa İnce, bir anda kendini "oluşumun" içinde bulur!

Son halka Narlıdereli Haritacı Aliekber Gül'de eklenince EKİBE, havada-karada, denizde-dağda bitirilecek işler için "Kare As" kurulmuş olur!..

EKİP, sanatsal işlere imza atmaya başlar... İşleri açıldıkça palazlananların sayısı artar ve EKİP'te kurumsal yapılanmalar gözlemlenmeye başlar... Haritacı Aliekber'e içeriden paslanacak işlerin başına da İmar Müdürü olarak Aliekber'in Narlıdere'deki ofisinden "özel" atama yapılarak, yollarındaki tüm kırmızı ışıkların ampülleri yeşil olarak değiştirilmiş olur!

EKİP üyelerini tutana aşk olsun!

Paranın haysiyeti şerefi bir yana, Mustafa Günay'ın "tapu koleksiyonerliği"ne başladığı bilgisi gelir!.. EKİP üyeleri ütopik değil, somut işlerin peşinde koşarken, kucaklarına düşenleri de pış pışlamaktan geriye kalmazlar!... Ednan Arslan, ilk devirdiği işten payına düşen ganimetle 1365 metrekare arsa içindeki villayı 31 Bin TL'den alarak, dünyanın ağına çıkmayı başarır!

EKİP toplu hücüm, bireysel paylaşım felsefesi doğrultusunda yol alırken, Mustafa Günay'ın oğlu Onur Günay'ın da rütbesi artar, "ruhsat çıkarma" karşılığı hizmet sektörüne dalmış olur! Babası Günay'ın önderliğinde hizmet sektörüne dalan küçük Günay, başlar kafe-restoran zincilerine halkalar eklemeye...

Baba Günay bir yandan tapu koleksiyonerliği, Mustafa İnce'nin Rüya Projesi Kültür Merkezi görünümlü AVM'ye malzeme tedarikleri, insanlık adına büyük annelere yüz, göbek gerdirme sağlık hizmetleriyle uğraşa dursun, oğul Günay'da Sevim Kurt'un evinin yolunu tutmakta, yaşlı kadına "sat burayı bana" demektedir! Bugünlerde tam sayfa gazete reklamları, yarım sayfa reklam-haberlerle karşımıza çıkmaktadır artık...

Yalı Balık adında açılan yeri oğul Günay, yaşlı kadından kökünden satın almıştır... Büyük ve ekonomik bu başarı öyküsünün izini sürdük... Yalı Balık adındaki yerde bir zamanlar kafeterya kiracısı varmış... Kiracı bu yere 1.5 yıl uğraş vermiş ruhsat alamamış...! (Verilmemiş) Kafe işletmecisi sosyal demokrat kabir azabı karşısında ettiği zararı sineye çekip, "Güzelbahçe ananızın ak sütü gibi sizlerin olsun" der... Bir yıl öncesinin emlak değeri 10-12 Milyon TL olan bu yer artık Günay familyasının olmuştur... Yanındaki bitişik kafede oğul Günay'ın ortak olduğu Milyon dolarlık bir yatırımdır... Tespitlerimiz doğrultusunda 20'li yaşlarda 20-25 Milyon TL'lik bir (Görünen) servetin sahibi olan oğul Günay'ın banka hesabındaki paralar ise bilinmiyor! Girdiği her bankada özel ilgi, alaka gören oğlul Günay'ın başarı öyküsü nerede nasıl sonlanır bilemeyiz ama, Günay familyası ve EKİP Güzelbahçe'yi yutsa doyacak gibi görünmüyor! Silkindiklerinde milyon dolarlar düşecek bu kişilere devlet ne zaman hesap sorar, Savcılık müessesi ne zaman harekete geçer de "nereden buldunuz" sorusunu yöneltir ise; oğul Günay için her yıl sünnet düğünü, takı merasimi düzenlenmiş olması gerekiyor! Yoksa bu yaşta bu kadar servet edinmenin devlet katına verilecek bir yanıtı olmalı diye düşünüyorum!

Oğul Günay aynı zamanda Güzelbahçe CHP ve İzmir İl CHP Gençlik Kollarının da gözde bir çocuğu! Sanırım İl Gençlik Kolları yönetiminde...

Size oğul Günay'ın şerefli partililik repertuvarından bir kesit sunacağım... Ömrü billah referans olarak kullanabileceği bu güzel öyküyü Yeni Asır gazetesinden Ali Eyce kaleme almış...

Buyurun: 

Güzelbahçe'de dayak mahkemedelik oldu

Giriş Tarihi:21.09.2014, 21:23  Güncelleme Tarihi:22.09.2014, 12:57

CHP'li iki kadın Cengiz ve Koşar'ın kendilerini darp ettikleri partililer ile onları azmettirdiğini iddia ettikleri Başkan İnce, hakim karşısına çıkarıldı

ALİ EYCE (HABER MERKEZİ)

CHP'li Leyla Cengiz ile Suzan Sultan Koşar'ın parti içi eleştrileri sonrasında uğradıkları saldırıyla ilgili Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce'nin de arasında olduğu 4 CHP'liye darp, hakaret ve azmettirme suçlamasıyla 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Güzelbahçe'de 2 yıl önce meydana gelen olayda, ilçe örgüt ziyaretleri için İzmir'e gelen dönemin Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin ve Genel Sekreter Bihlun Tamaylıgil'in katılımıyla düzenlenen toplantıda, Güzelbahçe Belediye eski Meclis Üyesi Leyla Cengiz ve Genel Merkez Kadın Kolları eski Komite Üyesi Suzan Sultan Koşar'ın düşüncelerini açıklaması gerginliğe neden olmuştu. CHP'li Belediye Başkanı Mustafa İnce'yi eleştiren Koşar, "Delege seçimlerinde bertaraf gibi oy toplayan bir belediye başkanımız var, Adnan'a oy yoksa size hizmet yok diye halkı tehdit eden bir belediye başkanımız var" demişti. 

CHP'li Leyla Cengiz ile Suzan Koşar, bu toplantının ardından eleştrilerinin yer aldığı kırmızı dosyayı Adnan Keskin'in arabasına bırakmak isterken bazı partililer tarafından darp edildiklerini öne sürmüştü. CHP'li iki kadın olaydan bir gün sonra polise başvurarak Başkan İnce, CHP Güzelbahçe Gençlik Kolları eski Başkanı Vural Gezer ve yardımcısı Onur Günay ile ilçe belediye eski meclis üyesi İsmail Kandemir'den ikayetçi oldu. İzmir Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın ilk duruşmasına sanıklar ve mağdurlar katıldı.

Küfür etti, yumruk attı

Olayı anlatan Leyla Cengiz, "2009 seçimlerinde CHP partisinden Güzelbahçe Meclis Üyesi seçildim. Olay günü örgüt toplantısı yapılmıştı. Biz parti içi eleştirilerimizi ve sorunlarımızı dosya olarak hazırlamıştık. Toplantı bitince Parti Genel Sekreteri Adnan Keskin'e vermek için aşağı indik. Diğer müşteki Suzan da yanımdaydı. Biz dosyayı arabasına bırakmak istedik. Bu arada eleştirilerimizden dolayı Kadın Kolları'ndaki görevlilerce hakarete uğradık. Parti büyüklerinden olan sanık İsmail'e 'Abi bir bakar mısın, bize hakaret ediyorlar' deyince, İsmail parmak sallayarak 'Sen dur, seninle görülecek hesabımız var' dedi. Bu arada sanık Onur da hışımla üzerimize yürüdü, küfür etti ve omzuma yumruk attı" dedi.

Bu sırada sanık Vural Gezer ile diğer şikayetçi Suzan Sultan Koşar'ın boğuştuğunu söyleyen Cengiz, "O sırada sanık Mustafa İnce de arabasına binmişti. Bu olayları gördü ama engel olmadı. Ben sanık Onur'un babası belediye başkan yardımcısı olduğundan, Başkan'la birlikte hareket ettiklerini düşünüyorum" dedi.

Diğer mağdur Sultan Koşar ise olayda kolundan yaralandığını ancak şikayetinden vazgeçtiğini söyledi. Savunması sorulan Güzelbahçe Başkanı Mustafa İnce ise olaylara tanık olmadığını, kavgayı görmediğini, kimseyi bu konuda azmettirmediğini söyledi. 

Annesi yaşındaki bir kadına küfür eden, yumruk atan oğul Günay, bugün CHP İl Gençlik Kollarında yer alıyorsa; referansı da kesinlikle babasının EKİP arkadaşı Ednan Arslan'dır... 

Bu yapı, her geçen gün "nasıl olsa devlet bize dokunmuyor" mantığıyla, paralel bir eylemin içinden ultra zenginleşiyorlarsa; bu Adalet anlayışını da sorgulamak Güzelbahçelilere, İzmirlilere ve CHP'lilere düşer! 

Haydi durmayınız... Aksırıncaya tıksırınncaya kadar yiyiniz ki; çıkarması kolay olmasın! 

Başkan Mustafa İnce'ye sormak lazım; yandaşınız, candaşınız için yarattığınız bu Güzelbahçe rant manzarasından memnun musunuz?

Bakın; yaptıkları istifledikleri, kapattıkları araziler bir yana; bir insan seçildiği günden beri kiralık makam arabasına biner mi? İnsanda birazcık da olsa vicdan kalmışsa; 7 yılda candaşı para kazansın diye yüzbinlerce lira makam arabası için icar öder mi?

Bu mudur sosyal demokrat anlayış? 

Bu mudur Atatürkçülük?

Bu mudur insanlık? 

Bu mudur CHP'nin toplumsal siyaset anlayışı? 

Bir tane adam yok mudur bu partide Güzelbahçe'de olup biteni araştırıp, sorgulayacak?

Bu Güzelbahçe'deki zihniyetle mi CHP Türkiye'yi yönetmeye kalkışacak?

Yarın bu EKİBE devlet "gelin buraya" dediğinde; kimden şiir okuyacaksınız Adliye, Mahpushane kapılarında? 

Yazık yazık... Hala çıkıp ortalıklarda "yolsuzluktan", "yetim hakkı yemekten" konuşmuyor musunuz; konuştukça da battığınızı görmediğiniz için daha da yazık değil mi?!

Bakalım... Edindiğiniz bu kadar haksız kazançlar, besleme medyanız, sizleri düşeceğiniz kireç çukurundan çıkarabilecek mi?

Yoksa fokur fokur kireç kuyusunda kaynayarak yok mu olup gideceksiniz?!

Zaman herşeyin ilacı...

Tez zamanda hakkınızda yazılan/yazılacak reçetelerinizle yüz yüze gelebilmeniz dileklerimle...

Not: Birde bu EKİP'teki insanlık anlayışına bakmakta fayda var diyorum... Geçtiğimiz ay Güzelbahçe'nin saygın simalarından ve yıllarca Güzelbahçe CHP İlçede Yöneticilik görevi yapmış, Köy Mallarını Koruma, Üretici Kooperatifi gibi yaşamı boyunca emekten yana olan İbrahim Kayran, elim bir kaza sonucu yaşamını yitirmişti... Deyim yerindeyse binlerce (Yaklaşık 2 Bin Kişi) insan İbrahim Kayran'a son görevlerini yerine getirerek uğurladı... Cenaze törenine ne CHP İlçe Başkanı Kazım Çam ne de Belediye Başkanı Mustafa İnce katılmadı... Kayran, CHP'li de olsa "onlardan" değil ya... Katılmadılar... Bireysel olarak CHP'li Meclis Üyeleri katıldı... Fakat, "bizden değil" diye cenazesine katılmayanlar sözüm ona Güzelbahçe Kent Konseyinin Kadın Kolu Başkanı varmış... Ve o kadının da cenazenin kalktığı günün akşamı 45'lik Plak adlı meyhanede yaş günü partisi varmış... Ve bu EKİP tam tekmil o partiye katılmışlar! Rakıların su gibi aktığı, göbeklerin atıldığı yaş günü partisi, gecenin ilerleyen saatlerinde sonlanmış... Bu EKİBİN insanlık anlayışı da ne güzel değil mi? Şimdi bu EKİP'le CHP'liler ne kadar öğünseler az değil mi? Bu arkadaşların insanlık anlayışına su katılır mı? Neden Gürsel Erol İzmir'e geldiğinde bu EKİBİ ziyaret ediyor? İnsanlıklarını görmek için değildir herhalde!