PES DOĞRUSU
ABİT DURSUN

ABİT DURSUN

PES DOĞRUSU

14 Eylül 2018 - 12:12

Yerel seçimlere çok az kaldı artık. CHP'den aday olmayı düşünenler birer ikişer ortaya çıkmaya başladı. Kimi başkanlar yerlerini korumaya, kimileri ise onları indirip onlardan boşalacak koltuğa kurulmaya çabalayacak... Benim en komiğime giden adam birçok kez seçilmiş ama hala kalkmaya niyeti yok o koltuktan! Milletvekili de öyle Belediye Başkanı da öyle! Koltuğa oturan bir daha kalkmak istemiyor! Aslında bir yerde de kızmamak lazım bu türden siyaset erbabına! Çünkü hemen her yerde de durum aynı. Apartman yöneticiliğini üstlenen bile o görevden süresi dolduğunda çekilmezken, niye kızıyoruz ki siyasetçiye? Meslek birlikleri, sivil toplum örgütleri, odalar, borsalar... al birini vur ötekine! Hangisinde durum farklı? Bunun böyle olmasının tek sorumlusu kesinlikle vatandaşımız. Seçilene öyle bir itibar gösterip öyle bir el etek öpüyorlar ki seçilen de bunu görünce o da kendini ''tanrı tarafından gönderilmiş'' elçi zannediyor! Bir de işin içine  ''akçalı'' işlerden zenginleşme serüveni dâhil oluyor. Tabi Avrupa ülkelerinde böyle değil! En ufak bir görevi kötüye kullanma hallerinde yaptığına yapacağına pişman ediyorlar adamı. Zaten başarısız olan da ikinci seçimi bir daha göremiyor!

Bu işin getirisi o kadar büyük demek ki ana avrat birbirlerine düz gidiyorlar ama kalkıp birbirlerinin ellerini sıkıp yüzlerine bakabiliyorlar. Pes doğrusu!

Neyse biz gelelim seçimlere... Bu aralar bayağı bir seçim manyağına döndük Erdoğan sayesinde! Referandum, genel, yerel... Recep Bey'de kaybetmeyeceğinden emin ya... Gelsin seçim, gitsin seçim! Gerçi Saddam, Esat, Kaddafi, Mübarek gibi birçok başkan (!) da devamlı seçim yapıp %97 oranında başarı (!) elde ediyorlardı! O % 3'ü de seçimlerin ne kadar adil (!) yapıldığının kanıtı olarak kayıtlara geçsin diye bırakıyorlardı her halde!

Gerçi bizimkinin Allah’ı var haksızlık etmeyelim o % 52'yle yetiniyor, kanaatkâr bir başkanımız var çok şükür! Ya öyle olmasaydı? Halimiz nice olurdu değil mi?

Gelelim sadede... Belediyeleri sadece yerel hizmet veren birer kamu kuruluşları olarak görürsek çok yanılgıya düşeriz. Belediyeler bir nevi siyasetinizi en kolay yoldan halkla buluşturan birimlerdir. Genel iktidara oradan geçebilirsiniz ancak. Bu yüzden çok önemlidir. Doğru çalışırsanız, ne kadar küçük bir yerde olursanız olun, bu iletişim çağında yurdun her köşesindeki yurttaşa ulaşabilir onda sempati oluşturup kendinizi alkışlatabilirsiniz. Mesela Tunceli'nin Ovacık İlçesi'ni bilmeyen var mı? Peki, şimdi ki Belediye Başkan'ı Fatih Mehmet Maçoğlu'nun, o enfes projeleri, o alçak gönüllü ve örnek yaşam biçimi olmasaydı Ovacık İlçesini tanıyan, bilen sayısı bu kadar çok olur muydu? Elbette ki hayır!

Başkan Fatih Bey'in Komünist olması bile bir antipati oluşturmadı kamuoyunda!

Çünkü adam doğru işler yapıyordu. Belki de onun sayesinde Partisi yine birkaç küçük yerde de olsa yerel yönetimler kazanacak!

CHP Genel Merkezi Fatih Mehmet Maçoğlu gibi adaylar bulmalı! Onun gibi hem dürüst hem çalışkan olacak! Ama şu anda görevde bulunanların % 90 defolu!  Bunlar nedeniyle yaşanılan çirkinliklerin % 10'u bile haber olmuyor medyada! Buna rağmen olanları bile yeterince utanç verici!

Birkaç gün önceydi. Çok yakın dostum olan üst düzey bir CHP yöneticisi aradı, telefonda uzun bir süre sohbet ettik kendisiyle. İzmir'in kimi başkanlarını sordu, bende sadece sorduklarını değil sormadıkları hakkında da düşüncelerimi paylaştım kendisiyle. Bazıları konusunda elimizdeki bilgiler örtüştü. Ama bazıları hakkında ise benim gözlemlerimle Parti yöneticisi olan dostumun elindeki bilgiler taban tabana zıt düştü. Çok şaşırdı. Kendisine başarılı olarak lanse edilen bir başkan için, aslında  onun öyle olmadığını çok somut örneklerle anlattım. Arkasından başka şeylerden de konuştuk, dertleştik. Ve en kısa zamanda buluşmak üzere telefonu kapattık.

Sonra düşündüm bir süre. İzmir de yaşamadığı için haliyle yerel yöneticilerin icraatlarını bilmeyen bu Parti yöneticisini nasıl da doğru olmayan bilgilerle bu kadar kolayca yanıltabiliyorlardı? Bana sormasaydı, şüpheye düşmeseydi belki de o belediye başkanı hiç tartışılmadan yeniden aday gösterilecekti!

Bu yüzden CHP Genel Merkezi'nin işi çok zor! Aslında belki bir o kadar da kolay! Mevcut yönetimde çok iyi niyetli kişiler var! Yeter ki sağlıklı bilgilere doğru adresler üzerinden ulaşsınlar. Örneğin İzmir'in çok değerli saygın İsimleri var. Yıllardır bu kentin tarihini korumak için gece gündüz çaba sarf eden İzmir 'in gözbebeği aydınları bunlar! Çoğu siyasetin o kirli, öğütücü çarkının dışında kalmış! Ama kenti çok iyi biliyorlar ve seviyorlar. Konak Belediyesini git Orhan Beşikçi'ye sor. Çünkü o '' Basmane günlerinin'' yaratıcısı, emek vereni! Çoğaltabiliriz böyle örnek isimleri. Urla'yı Urla Dostluk Derneği Başkanı Rıfkıye Üstün'e sorun örneğin. Başkanlığını yaptığı dernekle o ve arkadaşları gece gündüz demeden çabalıyor, yoksul çocuklar için projeler üretiyorlar! Nice yoksul çocuk için evler açılıyor, onların ailelerine iş imkânları yaratılıp hayatlarını güven içinde idame etmeleri sağlanıyor! Topluma kazandırılan sayısız çocuk ve ailesi var! Bu ne muhteşem bir çaba değil mi? Urla'yı, böyle ulvi bir hizmeti gerçekleştirenlere değil de, kirin içinde riyayla harman olmuş siyaset esnafına mı soracaksınız?

Bu şehirde onurlu, kent bilincine vakıf çok değerli insanlar var. Gidin bulun onları gösterin. Onlar kabul etmiyorsa onlara sorun referans alın adayları için!

Eğer doğru hamleler yapılıp at hırsızları değil de ‘helal be’’ dedirtecek adaylar konursa sadece İzmir'de değil, tüm Türkiye sathında bunu gerçekleştirirse CHP oy patlaması yapıp AKP'yi şaşkın ördeğe döndürür. Aksi halde seçimden sonra sadece tabelası kalır!

Didim de bir başkan var adı Deniz Atabay. Gündem Otuzbeş’te adı sıkça  geçen bir kişidir. Ben bugüne kadar şahsıyla ilgili bir şey yazmadım. Kendisini tanımıyorum ama burnuma da pis kokular gelmiyor değil? Yine de yazmadım hakkında. Nasıl olsa sevgili Ertan sabah akşam yazıyor diye!

Ama son olayı bardağı taşırdı. Yapılan iş çok çirkin. İnsanın bırakın aynı Partilisine, Mücadele ettiği diğer Partilerin mensuplarına, adaylarına bile yapmaması gerekir!

Olay şu; Hasan Sani Güneş CHP Didim Belediye Başkan aday adayı. Belediyecilikte de oldukça deneyimli bir kişi.  Ankara'da, Mersin Büyükşehir'de ve daha birçok yerde üst düzey yöneticilik yaptı. Benim 40 yıldan fazladır tanıdığım bir arkadaşım, kardeşim. 70'li yılarda Ankara Sincan'da, Hasan Sani Halkevi'nin, bende Fatih'te Halk Odası'nın başındaydım. Çok kez birbirimize desteğe gittik o zor günlerde sırt sırta verdik...

Didim'den başkan aday adaylığına karar verince hareketli bir billboard (ilan panosu) yaptırır. İş yerinin önüne koyar, bir işi nedeniyle Didim'den ayrılır. Döndüğünde Billboard'ın yerinde yeller esiyordur. Sorar soruşturur yok. Sonra aklına belediye gelir. Zabıta Müdürü kesin bir dille '' Biz de yok, Büyükşehir'e sorun'' der. Sorar, onlarda kendilerinde olmadığını söylerler. Sonra tekrar zabıta yok, yok! Başkan Atabay'a yansıtır durumu. Atabay '' tamam, bakarız'' der. Ama bir netice çıkmaz. Bir, bir daha... Böylece nafile turlar sürer gider. Sonra Zabıta Müdürü, Sevgili Hasan Sani Güneş'e belediye hurdalığına bakmasını söyler. Hasan Sani belediye hurdalığında bulur panosunu, hem de paramparça edilmiş bir halde!

Şimdi ne diyelim bu rezillik silsilesine? Aynı Partiden rakibi bile olsa yoldaşının onca para vererek yaptırdığı bir reklam panosunu ondan habersiz aldırıp parçaladığına mı kızalım?

Yoksa günlerce hem kendisi hem o çakal müdürü salağa yatıp Hasan Bey'i dolaştırıp durmasına mı kızalım? Bu ne pespayelik ya? Yakışmıyor böyle adamlar Didim’e de CHP’ye de!

Deniz Atabay, bak kardeşim, sen ağzınla kuş tutsan bir daha Didim Belediye Başkanı olamazsın!   Sadece sen değil senin gibiler de temizlenecek bu Parti'den! Hasan Sani Güneş kardeşime de buradan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Umarım yürüdüğü bu yolda hedefine ulaşır.

İzmir İl Başkanı Deniz Yücel’e gelince;  Deniz Yücel çok hassas bir süreçte yaşı ve deneyimine göre inanılmaz bir başarı gösterdi! Kurultay macerasına geçit vermeyen tutumu tartışmasız takdire şayandır. CHP’nin yok olmasına kadar gidebilecek bir saçmalığın, arkasındaki gölgelere rağmen önüne geçebilecek bir cesareti göstermek her babayiğitin harcı değildir.  Bu cesaret İzmir’in genç İl Başkanında var. Bu yüzden ben onun yolunun açık, siyasetteki geleceğinin parlak olduğunu düşünüyorum. Tabi ki duruşunu bozmaz aynı dik duruşunu devam ettirirse!

İzmir'i güzel günler bekliyor. Ekim ayı içerisinde birçok şey açıklığa kavuşacak. Gelecek yazılarımda olacaklarla olmayacaklar konusunda daha ayrıntılı bilgileri paylaşacağım.

Son Yazılar


GÜNDEM OTUZBEŞ İHA ABONESİDİR