twitter facebook google1
İzmir:
İstanbul:
Ankara:
Aydın:
Muğla:
       USD: 2.1322 EUR: 2.9507 GBP: 3.5741
Kadir SÜTÇÜ
kadir@gundemotuzbes.com

Küresel Isınma İle İlgili İnceleme ve Araştırma Yapanların Dikkatine

Nobel barış ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Oppenheimer'in depremlerle
gökyüzü arasındaki bağlantıyı görebilmesi için Türkiye'ye davet
ediyorum.

Ben bir öğretmenim. Öğretmen gözlem yaptığında, gördüğünü her şartta her ortamda

anlatmaya hazırdır.

Nobel barış ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Oppenheimer, BUGÜN'e çarpıcı
açıklamalarda bulunmuş. Sera gazı salınımının bu şekilde devam etmesi
halinde önümüzdeki 100 yıl içerisinde atmosferdeki ortalama sıcaklığın
6 derece kadar artacağını belirten Oppenheimer, "Bu, felaket demek"
demiş. Dünyanın her yerinden gelen 500'den fazla akademisyen küresel
ısınmayı İstanbul'da masaya yatırmış. Uluslararası bir konferans olan
'Global Conference on Global Warming' TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr.
İbrahim Dinçer'in başkanlığında 8-12 Temmuz 2012 tarihleri arasında
İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde
gerçekleştirmiş. Konferansın katılımcıları arasında 2007 yılında Nobel
barış ödülüne layık görülen Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Michael Oppenheimer da varmış.

Türkiye'de doğal afet riski açısından depremlerin ve kuraklığın ön
plana çıktığını hatırlatan Prof. Dr. Oppenheimer, "Bu iki
konu Türkiye'nin öncelikli problemleri"
demiş. Oppenheimer "Depremle
küresel ısınma arasında ilişki var mı"
sorusuna açıklık getirmiş.
Depremler ve küresel iklim değişikliği arasında bir ilişkinin söz
konusu olmadığını ifade eden Oppenheimer, "Sadece çok büyük buz
tabakalarının, olduğu yerlerde yer sarsıntısı yarattığını
söyleyebiliriz"
demiş. Ancak bu genel bir şey değil. Öte yandan örneğin
Türkiye için bunu söylemek imkansız diye konuşmuş.

Nobel Barış Ödüllü Bilim Adamı Prof. Dr. Oppenheimer'in Açıklaması Doğru Değil.

Küresel Isınma Hakkında

Türkiye'de 160.000 Gözlem Sonucunda Yapılan Bilimsel Açıklama

İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması
sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınma
deniliyormuş.

Bilimsel bilgilerin oluşturulmasında en temel öge gözlem ve deneydir.

Yönetim gücü, para gücü ve ünvan gücü v.s sebepler gözlem ve deney
sonuçlarını değiştirse, geciktirse bile  doğru yanlışa yer vermez bir
gün mutlaka ortaya çıkar.

Depremler olmazsa, gökyüzü masmavi görünür.

Güneş enerjisinin ısısından meydana gelen sıcaklığı dünyada yükselten
ve düşüren depremlerdir. Depremler güneş enerjisinin ısısının
sıcaklığına iki defa etki eder. Birincisi depremlerden önce sarsıntı
yaratacak fayın çıkardığı hava neticesinde oluşan rüzgar. İkincisi ise
depremlerden sonra sarsıntı ile meydana gelen rüzgar.

Her iki durumda da yeryüzündeki mevcut rüzgarın hızında artış olur.
Rüzgarın hızının artmasıyla atmosferde fırtına meydana gelir. Fırtına
sonucunda bulut oluşur. Sütçü bulutlarındaki su buharı yere düşer.
Yere düşen su buharı yükseklerde kar şeklinde görülür. Yağan kar
çevresindeki sürekli soğuma, buz tabakasını meydana getirir.

Eylüle kadar kuzey yarım küre, güneye göre güneşe daha dönüktür ve
daha çok güneş tarafından ısıtılır. Kuzey yarım küreyi soğutabilecek
büyük depremler ve artçılarıda olmazsa sıcaklık artışıyla beraber
buzullar erimeye başlar.

Bu durum 23 Eylül 21 Mart arasında tersine döner. Böylece kuzey yarım
küresindeki mevsimlere 21 Marttan başlayarak aşağıdaki isim
verilmiştir. İlkbahar, 21 Mart-21 Haziran; yaz, 22 Haziran-23 Eylül;
sonbahar, 23 Eylül-22 Aralık; kış, 22 Aralık-21 Mart. Güney yarım
küresinde mevsimlerin sırası tersine olup, İlkbahar 23 Eylülde başlar.

Mevsimler dünyanın kendi dönüşünün, güneşin etrafında döndüğü yörünge
ile aynı hizada dönmemesinden kaynaklanırlar. Böylece yeryüzünden
gök'e bakıldığında güneş dünyanın heryerinde farklı bir yükseklikte
gökyüzünden geçer.

"Kuzey-kışı" döneminde dünyanın Güneyyarımküresi güneşe doğru
yöneliktir, Kuzeyküresi daha az güneş ışığı alır. "Güney-kışı"
döneminde ise dünyanın Kuzeyyarımküresi güneşe yöneliktir ve kuzeyde
sıcak mevsimler başlar. Yani dünyanın Kuzeyyarımküresinde Yaz
başladığı zaman Güneyyarımküresinde (örneğin Güney Afrika yada
Avustralya'da)  kış başlar.

Büyük depremlerin hangi kürede hangi mevsimde olduğu ve artçılarının
devam edip etmemesine göre değerlendirildiğinde,
depremlerin küresel ısınma ile korelasyonu bulunmuş olur.

Ayrıca dünyanın kendi etrafında dönüşü sayesinde gece ve gündüz meydana gelir.

Gece ve gündüzün yoğuşma ve buharlaşma arasındaki bazı özellikleri:

Türkiye'de kış mevsiminin gecesinde saat 24:00 de yoğuşma en yüksek
düzeyde olurken,

yaz mevsiminin gündüzünün saat 12:00 de buharlaşma en yüksek düzeydedir.

Kış mevsiminin gündüzündeki yoğuşma ve buharlaşmadaki özellikler

ilkbahar ve sonbahar mevsiminin gecesine benzer.

İlkbahar ve sonbahar mevsiminin gündüzündeki yoğuşma ve buharlaşma özelliği

yaz mevsiminin gecesindekine benzer.

Yukarıdaki özellikler bazı verilerin alınmasında yardımcı oldu.

Depremler meydana geldikten sonra, gökyüzündeki yoğuşma ve buharlaşma bağlantı özelliği

Çıplak gözle gökyüzüne bakıldığında, yaz mevsiminin gündüzünün saat
12:00 sinde (havanın açık ve kapalı olmasına bakıldığında) meydana
gelen 2.0 büyüklüğündeki bir depremin merkez üssü ve çevresinde hiçbir
etkisi görünmezken
kış mevsiminin gecesinin saat 24:00 deki etkisi yaz mevsimindeki
etkisine göre tam tersi çok etkili olduğu görüldü.

Örnekler

12.04.2012 tarihinden itibaren 14.08.2012 tarihine kadar dünyada
büyüklüğü 7.0 ve üstü deprem olmadığı için Grönland buzulu erimiştir.

14.08.2012 tarihinde 7.7 büyüklüğünde Sea Of Okhotsk'daki deprem 611
km. derinde ve artçısıda olmadığı için erime hızlı bir şekilde devam
eder.

23.10.2011 tarihinde 7.2 büyüklüğünde meydana gelen Van depreminden
sonra 6 ay devam eden artçıları çevreyi soğutarak kış mevsiminin erken
gelmesini sağladı.

19.05.2011 tarihinde 5.9 büyüklüğünde meydana gelen Kütahya
depreminden sonra 1 ay devam eden artçıları çevreyi soğutarak yaz
mevsiminin geç gelmesini sağladı.

 Her kıtada bulunan buzulların oluşumunu anlamak kolaydır. Basit bir
gözlem yaparak tespit edilmesi mümkündür. Dünyada enlem rakamı
yükseldikçe buzullar oluşur. Ayrıca rakamı düştükçe ve yükseklik
rakamı arttıkça buzullar görülür. Buzullar kar yağışı ve soğuk hava
ile ilgilidir.

Buzulların oluştuğu yerlerdeki kar yağışı iki şekilde yağar.

1. Depremler öncesinde

2. Depremler sonrasında.

Takip ve tespit edilmesi ise çok kolaydır. Depremler buzulların
bulunduğu bölgeye yakınsa büyüklüğü küçülür. Uzaksa büyüklüğü artar.
Kar yağışının takip edilmesiyle depremler faktörünün kabul edilip
edilmemesi kolayca görülür.

Bu durumu görmek için ünvana gerek yok gözlem yapmaya gerek var.

Buzullara yakın ve uzak olan depremlerden önce ve sonra yağan karın
takip edilmesi yeterlidir.

(Koni ile kolayca görülür. Kar yağışı olan bölgeyi koninin merkezine
koyarak takip edin.)
 

Buzul oluşum faktörleri

1. Enlem: Ekvatora yaklaştıkça yok olur uzaklaştıkça artar.

2. Yükseklik: (Dünya güneşin etrafında dönerken) Ekvatora yaklaştıkça
yüksek olan yerlerde, ekvatordan uzaklaştıkça yükseklik azalır.

3. Depremler: Büyük depremler sıkça ve artçıları devam ettiğinde yada
buzul yakınlarında deprem fırtınası olduğunda.

 

Buzulların oluşumunu yada yüksek yerlerdeki yağan kar takibi yapılarak
büyük depremleri tahmin etmek:

Yeni buzul oluşumu yada yüksek yerlere sürekli yağan kar:

Depremler sonunda meydana gelmiyorsa büyük depremlerin olacağını işaret eder.

 

1998 yılındaki sıcaklık normalden 0.57 derece daha fazla olmuştur.

2012 yılındaki sıcaklık 1998 yılındaki normalin 0.57 derece sıcak
olmasını geçti mi?

Gelecek büyük felaketin habercisi magmadan çıkan enerjinin hava
sıcaklığına önceden etki etmesi olarak görülebilir mi? Öyleyse
karıncaları daha dikkatli takip etmek gerekir.

 

Özel Not:

Dünyadaki su dengesinin sağlanması depremlerin olması ve olmamasıyla
ilgilidir. Depremlerin olması halinde soğuma ile ilgili buzul
tabakalarını meydana getirirken,
küresel ısınma ise suların buharlaşmasının daha yüksek seviyede olması
yağışın az görülmesiyle dengenin sağlanmış olacağını düşünmekteyim.
Buradaki dengenin değişmesi halinde:

Dünya kara parçalarında büyük depremler üretir. Artçılarını devam
ettirir. Soğumayı yapar. Dengeyi sağlar.

Eğer denge bozulursa bir yer sular altında kalırsa:

Yeni kara parçası oluşması olur. Anadolunun ortaya çıkışı gibi.
Anadolunun yüksek yaylalarında midye kabukları bulunmaktadır.

Demek oluyor ki daha önceden Anadolu sular altındaymış.

 

Büyük depremlerin ve artçılarının meydana gelme tarihlerinin takip
edilmesi gerekir. Meydana gelen depremler sonucunda çıkan gazların
bitkilerde nasıl bir etki yaptığı görülür. Örneğin meyvelerin
çiçeklerini açma zamanında meydana gelen depremler çiçeklerdeki
döllenmeyi etkiler. Çiçek açma zamanına rastlayan bazı bitkilerin
meyve vermesi engellenmiş olur. Deprem olmadan önce yeryüzüne çıkan
gazlar bazı bitkilerin yapraklarını kuruttuğuda görülür.

 

Van depremi ve artçılarının devam ettiği süredeki Van ve çevresindeki
illerin 23 Ekim 2011 Nisan 2012 tarihleri arasındaki sıcaklığı, deprem
olmayan diğer yıllardaki sıcaklık ortalaması ve kar yağış ortalaması
istatistik verileri karşılaştırıldığında sıcaklığın yükselmesinde ve
azalmasındaki etkisi görülecektir. Büyük depremler ve artçılarıyla
küçük depremlerin deprem fırtınası güneş enerjisinden kaynaklanan
sıcaklığı daha çok etkilediği görülür.

 

Püf Noktası

Büyük depremlerin meydana gelmesiyle artçılarının devam etmesi halinde
mini mevsim değişiklikleri olur. Büyük depremler ve artçılarının sıkça
olması normal seyrinde giden sıcaklığı düşürür ve meteorolojik
olayları çoğaltır.

Büyük depremlerin ve artçılarının olmaması ise kuraklığı meydana
getirir. Meteorolojik olayları azaltır.

Yukarıdaki bilgiler gözlem sonucunda elde ettiğim bilgilerdir. Yabancı
kaynaklardan alınıp kapyala yapıştır yapılmamıştır.

Türkiye'nin sismolojik, jeolojik ve meteorolojik durumu dünyada hiç
bir ülkeye benzemez ve kıyaslanamaz.

Türkiye'nin bu durumları büyük bir inceleme ve araştırma sonucunda
ortaya çıkarıdı.

 

Depremler, atmosferdeki gazları temizler ve atmosferin hareketli
olmasını sağlar.

 

Kaynakları çok göstererek doğru bilinen yanlışlar gözlem yapıldığında
anlaşılır. Depremler ile küresel ısınma hakkında uzaktan yakından
ilgisi olanları gözlem yapmaya davet ediyorum.

Gözlem yapanlar, kimin doğru söylediğini görmüş olur.


2012 Meydana Gelen 7.0+ Büyük depremler
Sıra No   Tarih                 Büyüklük        Yer
1            01.01.2012         7.0                 Japan
2            10.01.2012         7.2                 Sumatra
3             02.02.2012         7.1                 Vauatu
4             20.03.2012         7.4                 Mexico
5             25.03.2012         7.1                 Chile
6             11.04.2012         8.4,  8.0          Sumatra
7             12.04.2012         7.0                  USA-CA
8             14.08.2012         7.7                  Sea of Okhotsk
(Artçısı Yok)

Kuzeyyarımkürede Buzulların erimesi hızlı bir şekilde Eylüle kadar devam eder.
Buzullara yakın 4.5+ depremler olursa erime son bulur.

Yukarıdaki depremselliğe göre dünyada meydana gelecek depremler karada
olduğunda küçük kıyamete hazır olması gerekir.

2005 yılında 7.0+ 10 deprem meydana gelmiş. Diğer yıllarda daha fazla.

28/08/2012 12:26

Yazarın arşivine ulaşmak için tıklayın
Yazarlar
Son Dakika